BİRBİRİNDEN İLGİNÇ VE NEŞELİ FIKRALAR-6

İŞ KIYAFETİ

İki İsveçli polis, Stockholm'de gece devriyesindeyken, caddenin ortasında çırılçıplak bir adam görmüşler. Tabii adamı "teşhir" suçundan hemen yakalamışlar ve karakola götürmüşler. Karakol amiri, kapkara saçlarından ve pos bıyıklarından Ortadoğulu olduğu anlaşılan adamı sorgulamaya başlamış :

 --  Adın ne? Nerede oturuyorsun? Hangi ülke yurttaşısın? Evli misin, bekar mısın? Adam sorulara teker teker akıllı-uslu yanıtlar vermiş. Evli olduğunu söylemiş. Bunun üzerine karakol amiri bir soru daha sormus :

 --  Peki kaç çocuğun var? Adam, "16" deyince amir yanındaki polislere dönmüş ve şu emri vermiş :

 --  Serbest bırakın! Teşhircilik falan yaptığı yok. Adam resmen "iş kıyafeti" ile geziyor...

                                               SENİ ÖZLEMLE BEKLİYORUM
New York sokaklarının karla kaplandığı günlerde ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde iş gezilerinde olan karı koca, Florida'da buluşup, yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede bir kaç gün geçirmeye karar verirler.. Kocası eşinden önce gider Florida'ya ve ertesi gün içinde eşine yer ayırttıktan sonra, ona bir e-mail gönderir. Fakat mesaj, adresi bir harf yanlış yazdığı için eşi yerine, bir gün önce ölen yaşlı bir papazın eşine gider. Papazın en az kendisi kadar yaşlı eşi bilgisayar ekranında mesajı okuyunca korkunç bir çığlık atar ve yere düşer. Zaten çok üzgün olan kadının bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve hemen herkes, yerde yatan kadına yardım için koşuşturmaya baslar. Kadıncağız bir sure sonra kendine gelir ve ne olduğunu soranlara bilgisayar ekranını gösterir. Ekrandaki mesaj ise aynen şöyledir: Sevgili karıcığım! Bugün buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili bütün işlemleri tamamladım. Sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok çok sıcak... Seni özlemle bekliyorum. Kocan... :-))

ŞEYTANA ÖDETMİŞ

Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış.. her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş: "Tanrım bize verdiklerin için sana şükürler olsun" ve ardından her seferinde de yan komşusunun sesi duyulurmuş:  "Tanrı yok kadııın Tanrı yok!!!"
Yaşlı teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş, öteki komşu da inadından her seferinde ona öyle bağırırmış.. neyse.. bir akşam, komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye kalkmış.. markete gidip bi sürü meyve sebze ekmek vs. alıp torbalara doldurmuş, yaşlı teyzenin kapısının önüne bırakmış... ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış ve sevinçle bağırmış:
"Sana şükürler olsun Tanrım, bu gönderdiğin yiyecekler için sana şükürler olsun!!!"
Ve ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:
"Tanrı yok kadııın Tanrı yok!!! O yiyecekleri ben aldııım!!!"
Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış:
"Yüce Tanrım sana ne kadar şükretsem azdır!!!! Hem bu yiyecekleri göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!"

                                                                ARABA GARAJDA KALSIN
Temel ile Fadime, tayinleri nedeniyle Erzurum'a taşınırlar. Malum, Erzurum bol kar yağan bir yer... Kar yağdığı bir gün akşam üzeri, Temel'le Fadime evde otururlarken Belediye hoparlöründen bir anons, 'Sayın sokak sakinleri, lütfen arabalarınızı sokağın sol tarafına park edin, sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecektir'. Temel, evden çıkar ve arabasını sokağın sol tarafına park eder. Ertesi akşam, yine Belediye hoparlöründen bir anons, 'Sayın sokak sakinleri, arabalarınızı lütfen sokağın sağ tarafına park ediniz, sokağın boş bırakılan tarafındaki karlar temizlenecektir'. Temel yine dışarı çıkar ve arabasını sokağın sağ tarafına park eder. Ancak bu arada kar yağmaya da devam etmektedir... Bunun sonucu olarak sokakların her gün temizlenmesi gerekmektedir.. Nitekim 3. günün akşamı yine bir anons, 'Sayın sokak sakinleri, lütfen arabalarınızı sokağın ....? tarafına park ediniz, sokağın diğer tarafındaki karlar temizlenecektir'. Ancak anons sırasında ses de bir kopukluk olduğu için ne Temel ne de Fadime arabaların sokağın hangi tarafına park edileceğini anlayamamışlardır. Uzun bir süre sokağın hangi tarafına park edecekleri konusunda tartışırlar ve bir türlü bir karara varamazlar. En sonunda Fadime, 'Ula Temel' der, 'Madem, arabanın sokağın hangi tarafına park edileceğini anlamadık, bugün de araba garajda kalsın, boşver anonsu...!

KİM ÖDEYECEK

Salamon tatilini geçirmeye gittiği köy civarında dolaşırken cüzdanını düşürmüştü. Cüzdan da 100 milyon lira para olduğundan, bu kayıp karşısında deliye döndü ve günlerce aradı, bulamadı. İzinden döndükten sonra bir köylü, cüzdanı bulduğunu haber verince salamon gidip köylüyü bulur ve cüzdanını alır. Ancak banknotları sayarken kaşlarının çatıldığını gören köylü merakla sorar.

-- Cüzdanındaki para 100 milyondan fazlamıydı?

-- Hayır, ama parayı kaybedeli 2 ay oldu, bu arada kaybettiğim faizleri kimden alacağım.

MASRAF KAPISI

İki deli, yolda buldukları eski bir direksiyona çok sevinirler. Kendilerine göre 160 km hızla yol aldıktan sonra, bir benzincinin önünde dururlar. Direksiyonu kullanan benzinciye yaklaşıp seslenir;

-- On milyon liralık. Süper olsun. 

Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra bağırır;

-- Gidin işinize be! Sizin civatalarınız gevşemiş. 

İkincisi araba kullanan arkadaşına dönüp der ki;

-- Gördün mü? Arabamız daha şimdiden masraf kapısı açmaya başladı bile.

BALIK DEĞİL ALIK

Delinin biri bahçenin duvarına oturup, elindeki oltanın ucunu sokağa sarkıtmıştı. Yoldan geçen biri sorar:

-- Orada balık mı tutuyorsun?

-- Hayır balık değil, alık tutuyorum.

-- Tutabildin mi bari?

-- Çoook... Seninle beraber 18 oldu. 

                                                             BÜTÜN DUALARIMIZ KABUL OLDU

Kasabanın birinde bir papaz ve onun iki tane papağanı varmış. Papağanlarda papaz gibi oldukça inançlı ve dindarlarmış. sabah akşam kafeslerinde oturup incil okuyup dua ederlermiş. Papazın cemaatinden bir kadınında 2 tane dişi papağanı varmış, papazın erkek papağanları ne kadar ahlaklıysa, kadının dişi papağanları da o kadar ahlaksızmış. Eve gelen misafirlerin önünde 'erkek istiyoooz!' diye bağırırlarmış. Kadın sonunda dayanamamış ve papaza akıl danışmaya gitmiş. Papaz da "Sen getir onları bana benim papağanların kafesine koyalım da ahlak öğrensinler biraz" demiş. Kadın da almış papağanları getirmiş, papazın evine daha kafese girer girmez dişi papağanlardan birisi "hey yakışıklı, iki tane ucuz fahişe ister misiniz kafesinizde" diye sormuş. Erkek papağanlardan biri ötekine dönüp "oğlum bütün dualarımız kabul oldu lan sonunda" demiş.

FIKRALARIN DEVAMI

SİZİN BİLDİĞİNİZ BÖYLE İLGİNÇ VE NEŞELİ FIKRALAR VARSA BANA E MAİL YOLUYLA ULAŞTIRIRSANIZ SAYFAMDA YAYINLARIM. GÜLMEYE İHTİYACIMIZ VAR BUNLARI HEP BERABER PAYLAŞALIM.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1