Fıkralar

 

Sevgili oğlum Temel,
Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yazıyorum. Artık, senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, insanların başına genellikle evlerinin 2 km. civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş; o yüzden taşındık. Sana yeni adresi veremiyorum çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler. Bu evde garip bir çamaşır makinesi var. Geçen gün içine 4 gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha o gömlekleri görmedim. Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki 3 gün sürdü; ikincisi ise dört gün. Benden istediğin yeleği postaya verdim, ancak halan, o koca düğmelerle paketin çok ağır olacağını söyledi; o yüzden düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin.
Sevgiler,
Annen Safinaz
NOT: Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum...

AYIP OLMAZ MI ?
Temel hastalanmış, doktora gitmiş. Doktor Temel' i muayene ettikten sonra yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse hastalığının iyi olacağını söylemiş. Temel kara kara düşünerek doktorun yanından çıkmış. Nereden bulacağını kimden isteyeceğini düşünürken aklına arkadaşı Dursun 'un karisi Fadime gelmiş. "O yeni doğum yapmıştı, rica eder sütünden içerim" diye düşünerek kapıya dayanmış. Kapıyı Fadime açmış, Temel "Dursun evde mi?" diye sormuş Fadime "yok" demiş. Temel utana sıkıla derdini açmış. Fadime de "N' olacak ula altı üstü bir kaç damla süt, hem sevaptır gir içeri demiş" Fadime memesini açmış Temel 'in ağzına vermiş. Temel memeyi emmeye başlamış. Temel emdikçe Fadime tahrik olmuş. Dayanamaz duruma gelmiş. Temel' e "Ula Temel başka bir şey de ister misin?" diye sormuş. Temel "Ayıp olmaz mi?" diye yanıtlamış. Fadime ihtiraslı bir şekilde "Niye ayıp olsun?" diye cevap vermiş. Temel "İyi öyleyse, ayıp olmazsa bir iki tane bisküvi ver, katıksız süt içilmiyor" demiş . .

BUYURUN
Gergedan ile karga uçağa biner. Karga hiç yerinde duramaz her yeri karıştırırken yukarıdaki kırmızı düğmeyi görür ve basar , az sonra hostes gelir karsısına "buyurun arzunuz nedir ?" diye sorar. Hiiiç der karga ibneliğine bastım. Hostes bozulur ama renk vermez kızarak ayrılır yanlarından. Gergedan dayanamaz o da basar. Aynı hostes yine gelir ve ne istediğini sorar. O da " ben de ibneliğine bastım " der. Hostes dayanamaz ve kaptana haber verir . Kaptan iki yolcunun da uçaktan hemen atılmasını emreder. Kabin kapısını açıp ikisini de atarlar. Gergedan büyük bir hızla ve şaşkınlıkla aşağıya doğru düşerken karga umursamaz bir tavırla yanına doğru süzülerek gelir. Gergedan: Yahu baksana düşüyorum kurtar beni bir şeyler yap der . Karga da " Uçmasını bilmiyorsun da niye ibnelik yapıyorsun der.

VAR MISIN İDDİAYA ?
Bir adam her gün bankaya çuval dolusu parayla gelip parayı yatırıp gidermiş. Bir gün banka müdürü dayanamayıp sormuş; "Kardeşim sen bu kadar parayı nasıl kazanıyorsun?"Adam cevaplamış, "Ben iddiaya girerim ve girdiğim hiçbir iddiayı kaybetmem,istersen seninle de bir iddiaya girerim." demiş. Müdüre bir haftaya kalmadan senin kıçında çıban çıkacak diye 100$'a iddiaya girer. Bir hafta geçer çıban çıkmaz ve müdür heyecanla adamı karşılar "Kazandım,kazandım!"Adam "Tamam ama bir kez kendi gözümle görmem gerekir. Müdür hemen heyecanla soyunur ve kıçını adama gösterir. O sırada bütün banka personeli camda hayretle ikisini seyretmektedir. Adam banka personelinin hepsiyle 1000$'a bahse girmiştir,bir haftaya kalmaz müdürünüze kıçını açtırırım...

ZENGİNLEŞİYOR
Genç bir anne ve 4-5 yaşlarındaki ufak kızı plaja gitmişler. Annesi şezlonga uzanmış, bikinileriyle sere serpe güneşlenirken kız da yanında kumla oynuyormuş. Derken kızın bir şey dikkatini çekmiş. Ve annesine dönerek, - Anne, anneee. - Efendim kızım? - Anne, bu amcaların mayolarının önünde ne var anne? Annesi önce afallamış, eee, kem kum dedikten sonra; - Amcalar paraları düşmesin diye mayolarının önlerine paralarını koyuyorlar kızım. Demiş. Kızı da he öylemi demiş ve kumla oynamaya devam etmiş. Sonra kız tekrar annesine seslenmiş; - Anne, annee.. - Efendim kızım? - Annee, su karşıdaki amca var ya .. - Eeeee? Ne olmuş kızım? - Sana baktıkça zengin oluyor da... '

TEMEL KİTAP YAZIYOR
Temel kitap yazmaya karar verir ve konu hakkında entel arkadaşlarına danışır. Biri din konusuna önem vermesini, biri aristokrasiyi unutmamasını, biri cinselliğin iyi prim yapacağını, sonuncusu da gizemli birşeyler olmasını söyler. Temel evine kapanır ve aylar sonra kitabıyla gelir. Kitabın adı "Kontesi Kim Titti". Arkadaşları şaşırır ama "Kontes" aristokrasi devrini yansıtır, "Kim" 'de bi gizem vardır ve tabi cinsellikte mevcuttur. Dini sorar tavsiye eden arkadaşı Temel'e. Temel de üzerinde biraz daha çalışıp dine de deyinmek için tekrar eve kapanır. Geri döner ve kitabını gösterir: "Allah Allah Kontesi Kim Titti".

HOT DOG
Günün birinde Temel ile Dursun Amerika'ya gitmişler. Karınları acıkınca bi dükkan görmüşler ve orada "Hot Dog" yazıyormuş. Oturup yemişler. Sonra anlamını merak etmişler. Sözlüğe bakmışlar: "Sıcak Köpek"miş. Temel hemen Dursun 'a sormuş: "Ula Dursun, sana köpeğin neresi geldi?"

SINAV
Temel, üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen gelmiş başına dikilmiş: - Temel hepsini yazı tura atıyorsun bitiremedin mi? Temel; - Hocam bir saat önce pitirdim; ama cevaplarimi kontrol edeyrum!

KARŞI KALDIRIM
Temel yolda gördüğü adama yanaşmış ve yorgun bir ifadeyle sormuş: "Hemşerum karşı kaldurum neresidur?" Adam eliyle yolun diğer işaret ederek, "Orası" demiş.
Temel cevabı duyar duymaz öfkeyle bağırmaya başlamış:
Penumla dalga mi geçeysunuz? Oraya gideyrum burayı gösteriyiler, buraya geliyirum orayı gösteriyiler?

NEDEN KOŞUYORLAR ?
Temel ile Dursun bir gün hipodroma at yarışlarını izlemeye gitmişler. Temel ilk defa at yarışı seyrettiğinden Dursun ona at yarışının nasıl bir şey olduğunu anlatır. Dursun:-bak Temel bu yarış sonunda birinci gelen ata ödül veriyorlar. Temel:-Peki o zaman arkadakiler niye koşuyor...

SAVAŞ
Karadenizli bir ihtiyar Çanakkale Savaşı sırasındaki kahramanlıklarını anlatıyordu.... Küçükler, büyük bir ilgi ile dedenin sözlerini dinlerken küçük Temel atıldı: "Dedecuğum arada bir diğer askerlere de ateş etmeleri için fırsat verseydun daa."

NANE ŞEKERİ
Baskında yakalanan fahişeler o kadar çokmuş ki karakola sığmamış. Dışarıda sıra olarak tek tek ifadeleri alınıyormuş. Yoldan geçen yaşlı bir nine sormuş. - Bu ne kuyruğu evladım! Kızlardan biri dalga geçerek - Nane şekeri kuyruğu nine! demiş gülmüşler. - İyi çok severim, ben de alayım... Sıra yaşlı kadına gelince polis memuru şaşırmış. - Nine sende mi yedin bu naneyi .... diye çıkışınca yaşlı kadın: - Ah !! Bende nerede o diş evladım. Ben sadece emiyorum...

YÜZME BİLMİYOR
Bir ülkenin bakanının gazetecilerle arası çok kötüymüş, ne yapsa medyaya yaranamıyormuş.
"Öyle bir şey yapayım ki şu gazeteciler mat olsunlar" diye düşünmüş ve bir açıklama göndermiş
-Yarın öğleden sonra denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.-
Ertesi gün bütün basın deniz kenarında toplanmış. Bakan da gelmiş ve gerçekten de denizin üzerinden
yürüyerek karşı kıyıya geçmiş. Ertesi gün gazetelerin manşeti: - Bakan yüzme bilmiyor!

DUA
İki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler.Cennetin kapısında Aziz Peter beklemektedir. Aziz Peter ilk adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın? - Ben rahiptim, ömrümü Tanrı'ya verdim, karıma sadıktım, her gün dua ettim,
insanlara yardım ettim, çocukları sevdim, der.- Çok iyi, der Aziz Peter, al sana cennetin gümüş anahtarı. İkinci adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın? - New York'ta taksi şoförüydüm, der adam. Çok iyi,al sana cennetin altın anahtarı.
Rahip bunu görünce öfkelenir. - Aziz Peter, nasıl olur bu? Ben ömrümü Tanrı' ya adamış bir insanım, bana gümüş anahtarı bu taksi şoförüne de altın anahtarı uygun görüyorsunuz? Aziz Peter gülerek: - Oğlum, der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu, bu adam araba kullanırken herkes dua ediyordu.

KAMYONCU
Zengin adam büyük bir heyecanla bir Ferrari almış, Daha ilk turunu atarken kırmızı ışığa rastlamış ve durmuş. Durmasıyla da arkadan hızla gelen bir kamyon güm diye vurmuş ferrariye. Adam sinirle inmiş arabasından, kamyoncu da inip hemen yalvarmaya başlamış: Aman abi, ben altı çocuk babasıyım, zaten çok az kazanıyorum, başka gelirim yok, ben ettim sen etme...
Adam da acımış ve affetmiş, bişey istemeden arabasına binip yoluna devam etmiş. İkinci ışıklarda tekrar bir güümm! sesi.
Adam yine sinirle inmiş arabasından, kamyoncu inmeden kafasını uzatmış: -Abi tamam devam et benim!

ZENCİ
10 zenci sihirli bir lamba bulmuşlar, lamba cini herbirinin bir dilek hakkı olduğunu söylemiş. Birinci zenci beyaz olmak
istediğini söylemiş, cin hemen onu beyaz yapmış. Bu sırada sonuncu zenci gülümsemiş. İkinci zenci de beyaz olmak istediğini
söyleyince sonuncu zenci kıkırdamaya başlamış. Üçüncü, dördüncü derken hepsi de beyaz olmayı istemiş ve bu süre içinde son
zenci gittikçe daha çok gülmeye başlamış. Sırası geldiğinde artık yerlere yatarak kahkahalar atıyormuş. Kendini tutmaya
çalışarak dileğini söylemiş: -Hepsini tekrar zenci yap!

EHLİYET RUHSAT
Adamın birini kırmızı ışıkta geçtiği için polis
durdurmuş, adamdan ehliyet ruhsat istemiş. Adam da
"yanımda yok, arkadaşın evinde içiyorduk, sanırım
fazla kaçırdım, biraz sarhoşum orada unutmuş olmam
lazım" demiş..
Polis dumur olmuş tabii..
Kırmızı ışık, alkol, ehliyet ruhsat yok...
Gitmiş komiserine durumu anlatmış...
Komiser gelmiş adama ehliyet ruhsat sormuş, adam
çıkartıp uzatmış hemen.
Komiser sasırmış tabiii...
Alkolmetreyi çıkarıp üfletmiş, adamda zerre alkol
yok...
sasırmış tabi..
"yaw memur bana sizin alkollü olduğunuzu ve
ehliyetinizin yanınızda olmadığını söyledi" demiş.
Bizim uyanık donmuş komisere..
"siz ona aldırmayın, pek iyi değil galiba.. birazdan
size kırmızı ışıkta geçtiğimi filan da söyleyebilir"

LAZER
Bir Türk askeri heyeti Amerika'ya davet edilmiş, kendilerine oradaki askeri tesisler ve modern silahlar tanıtılmış. Son gittikleri askeri üste Amerikalı yetkililer bizim subaylara lazerli silahları anlatmış:
-Bu gördüğünüz lazer dürbünüdür. Bu ise lazerlerle hedefini bulan son model füze sistemimiz. Şu ise önümüzdeki yıl silah piyasasına girecek olan lazerli top...
Heyette yer alan Karadeniz kökenli bir subay müdahale etmiş:
-Lazerli top bizde de var...
-Nasıl olur demiş Amerikalı yetkili, bu top henüz bizim ordumuzda bile hizmete girmedi. Sizde nasıl olur?
Vardı yoktu derken bizimkiler lazerli topu görmeleri için Amerikalıları Türkiye'ye davet etmiş. Kısa süre sonra bir Amerikan heyeti Ankara'ya gelmiş. Türkiye'de lazerli top bulunduğunu iddia eden subayımız, Amerikalıları almış Topçu Okulu'na götürmüş. Başında bir nöbetçinin beklediği birinci dünya savaşı'ndan kalma topu göstermiş.
-İşte lazerli top...
Amerikalılar gülmüş,
-Topu gördük de, demişler, lazer nerede?
-Hemen yanında, demiş bizimki, topun yanında nöbet tutan er, lazdır...

Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında : 
-Komutanım benim bir şikayatim var. 
-Söyle. 
-Mehmet onbaşı beni döğdi. 
-Git, ben onun cezasını veririm. 
-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi. 
-Anladım, git cezasını veririm. 
-Anama babama laf etti. 
-Git cezasını veririz dedik ya. 
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur. 
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım. 
-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin. 
Yüzbaşı : 
-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi.

Çok genç bir İngiliz subayı, general olan babasının yanında yaverdi, yaşlı bir albaya emri iletmekle görevlendirildi 
-Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına çekmenizi söylüyor, efendim, dedi. 
Yüzü moraran albay da şöyle dedi : 
-Demek öyle söylüyor!Peki anneniz ne diyor?!...

Yüzbaşı evin papağanına belli başlı kelimeleri ezberletmişti. Mehmet gel, Mehmet git, şunu yap, bunu yapma v.s... 
Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada.Evin yeni emir eri ortalığı silip süpürmekle meşgul görünüyordu.İçeriden MEHMED diyen sesi duyunca fırladı koştu : 
-Buyur, dedi ama arkası gelmedi . 
Tekrar işine daldı.Bir zaman sonra tekrar çağrıldı. Şaşırmıştı. Odada bu emri beklemeye karar verdi.Papağana gözü takıldığı anda da papağan "MEHMED" diye çağırmasın mı!Derhal hazır ol vaziyetine geçerek : 
-Buyur komutanım, dedi.Kusura bakma seni guş sandımdı.

Fransa"da çok unlu bir lokanta. Bir hayır kurumu yararına bir gece düzenlenmiş, giriş oldukça pahalı.. Bizim Temel jilet gibi giyinmiş, 
sinek kaydı tas olmuş, kapıdakileri atlatıp, içeri 
sızmanın yollarını arıyor.. Bir bakıyor ki, top sakallı, asker kılıklı biri, kapıya yaklaşıyor. Elinde davetiye falan yok.. 
"Ajaaaeenn" (Fransız aksanıyla) diyor, kapı görevlisi iki büklüm eğilip selam veriyor. İçeri alıyor, top sakallıyı.. Az sonra bir top 
sakallı daha.. O da "Ajaaaeenn" diyor.. O da 
içeri.. Biri daha.. Biri daha.. Bizim sinek kaydı tıraşlı Temel, kendinden emin adımlarla kapıya 
yaklaşıyor. Davetiye soran görevlinin kulağına eğiliyor.. 
"Ajaaaeenn" diyor.. Görevli öfke ile bağırıyor: 
"Hadi ordan ulan.. Bu nasıl teşkilat?.. Sakalın bile yok!.." 
Temel pantolonunun fermuarını aşağı indirirken işaret ediyor: 
"Gizli Ajaaaeenn!.."

Efendim, minik bir köyde, evde kalmış bir kız yasarmış. çok yaslıymış.. Ve de hala bakire kalmakla fena halde övünürmüş.. Ölümün 
yaklaştığını hissedince, muhtara para bırakmış.. "Bu para ile bana mezar yaptır. Mezar taşıma da "Bakire doğdu, bakire yaşadı, bakire öldü" diye yazdır" demiş. Bir sure sonra da ölmüş.. Muhtar para ile cenazeyi kaldırtmış. Mezar taşını da, mermerci Temel"e ısmarlamış.. Bir Karadenizli"den beklenmeyecek kadar tembel Temel "Bunca yazıyı yazmak günler sürer" demiş içinden.. "Ben bunu özetlerim.." 
Muhtar bir hafta sonra, mezarlığa gelmiş ve mezar taşını okumuş: 
"Açılmadan geri iade!."

Abdülgaffar eve gelmeden önce meyhaneye uğrar ve bol bol içer, sarhoş olur, sonra eve giderdi.Bir gün karısı rest çekti : 
-Bugünden sonra eve geldiğin zaman anahtar deliğinden hohlarsın.Eğer ağzın içki kokarsa eve almayacağım. 
Abdülgaffar `ın birahane arkadaşı : 
-Bu iş çok kolay, iç içeceğin kadar.Sonra bir baş sarımsak ye.Onun kokusu içki kokusunu yok eder, dedi. 
Abdülgaffar öyle yaptı ve gece yarısı eve geldi.Anahtar deliğinden hohladı.Karısı dehşetle bağırdı : 
-Seni domuz herif seni!Ben sana arkanı dön de yellen demedim, hohla dedim...

Savaşın en kızgın anıydı.Cephede bombalar patlıyor, mermiler vızır vızır uçuyordu.Bu arada bir askeri hıçkırık tuttu.Yanındaki askere döndü hıçkırık tutan : 
-Heey, beni korkutsana biraz!...Korkut da hıçkırığım geçsin...

İdam cezalarında mahkum istediği ölüm tarzını seçebiliyormuş. Temel, AIDS ile ölmek istediğini belirtmiş. Şırıngayla HIV virüsü zerkedip sonra salıvermişler. Temel sevinç içindeymiş. 
-Aldattum onları, diyormuş. Kurtuldum sayılır. Şırınga yapılırken prezervatif kullandum.

Temel uyurken çişi gelir uyku sersemine yataktan kalkar
gider. Bir kaç dakika sonra telaşla yatak odasına gelir karısına: "Hanım kalk kalk ben erdim der. Karısı uyku sersemine: "Yat artık Temel" der. Temel bir telaşla yine der: "Hanım kalk ben erdim". Karısı kalkar anlat bakalım
nasıl erdin. Demin tuvalete gittim kapıyı açtım ışık yandı, çişimi yaptım kapıyı kapattım ışık söndü bende erdim. Karısı: Uf be temel yine mi buzdolabına işedin der.

UZAYLILAR
Diyarbakırlı birisi kamyonuyla Adana`da gidiyormuş. Radyo'dan bir anons duyulmuş : -Adana`da seyreden yolcularımız, şehrimizi kısa bacaklı, uzun kollu, kırmızı süratli ve cüce uzaylılar basmıştır ama onlardan korkmayınız ve dost olmaya çalısınız. Adam yoluna devam etmiş ve bir iki saat sonra adamın tuvaleti gelmiş . Bir çalı kenarına inmiş. Tam isini yapacakken çalı sallanmış. Bizim şoför önce ürkmüş ama radyo anonsunu hatırlamış veee : -Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak istiyem. Ses gelmemiş. Adam tekrar : -Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak istiyem. Yine ses gelmeyince adam bağırarak : -Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak istiyem. Çalının arkasından ürkek bir ses : -Urfalıyam, tir şoförüyem, sıçıyam.

KARNE
-Bir gün Hasan koşarak odaya girdi.Ve elindeki karneyi babasına uzattı.
-Babası karneye söyle bir göz attı..
-İyi bir is yapmışsın gibi,bu karneyi bana gösterebiliyorsun.
-Su karnenin haline bak.Beden dersinden başka iyi not var mi şunda.
-Ama babacığın kızma.Bu benim değil senin kitaplarının arasında buldum.
-Eski bir karnenmiş.

KORKUNUN NEDENİ
Kompartımanda tek basına yolculuk ediyordu. Birden kapı acildi ve cifte tabancalı biri;
Çabuk paraları!! sokul diye bağırınca, adam korkudan titreyerek cevap verdi:
-Kusuruma bakmayın ama meteliğim yok.
-Öyleyse niye titriyorsun?
-Yolcu güldü;
-Ben sizi kondüktör sanmıştım da!...

TABUTUN NERESİNDE
Sormuşlar Hocaya:
Cenaze taşınırken tabutun ne tarafında bulunulmalı, önünde mi,arkasında mı,sağında mı,solunda mı? diye.
Hoca söyle bir kasılmış cevap vermiş tabutun içinde bulunmayın da neresinde bulunursanız bulunun!

ANLAM
Hocaya sormuşlar Evliliğin anlamı nedir diye. Su cevabi vermiş hoca gündüzleri cifte hırlama geceleri cifte horlama.

TİRYAKI YOKSA
Bir köylü telaşla bir başka köylüye koştu :
-Bana bak, senin inekler sigara içer mi?
-Çıldırdın mi sen? inek sigara içer mi hiç?
-Öyleyse ahirin yanıyor, kardeşim.

ISLAK TEMEL
Temel her balığa gittiğinde ıslak dönüyormuş babasının dikkatini
çekmiş ve sormuş ula Temel sen paluktan hep ıslak doneyursun
nedendur daa.Temel cevap vermiş pabacuğum ben paluğa çıkınca sigara
içeyurum, baba e oğlum bunun ıslaklıkla ne ilcusu var demiş
Temel pabacuğum sigara bitunce denize atayirum sonsun diye de üstüne
basayurum onun için islanayurum.

HÜKÜMSÜZDÜR
Temelin eşi evden kaçar, Temel çok kızar ve gider kendine yeni bir eş bulur.
Daha sonra gazeteye ilan verir, yeni eş aldığımdan eskisi hükümsüzdür.

AVUKAT TEMEL
-Temel bir davada avukatlık yaparken yüksek sesle konuşuyordu...
Derken dışardan bir eşek anırmaya başladı.
-Hakim : -Biriniz konuşsun...Deyince Temel susar...Ve eşeğin anırması kesilince
-Hakim Temele buyur anlat ,der.
-Temel:
-Ne anlatayım ikumuzu da dinledun ver kararini.

HAŞERE İLACI
-Temel bir gün bol miktarda haşere ilacı içer...Koma halinde hastaneye kaldırılır.
-Komadan çıkınca doktor:
-Zorun neydi o kadar ilacı içtin...?
-Temel heyecanla inleyerek;Ben şoförüm yolda bir tabela gördüm.
-İçunüzdeki trafik canavarini öldürün yazayi....
-Bende öyle ettum..

MAKİNİST
Temel treni sürerken raylar üzerinde bir çocuk görmüş, yan tarafta da
piknik yapan 200 kişi, Temel insanları yada çocuğu ezecekmiş ve çocuğu
tercih etmiş ertesi gün haberlerde 201 kişi tren kazasında oldu haberi
duyulmuş polisler makinist temeli sorguya çekmişler temel olayı ve
kararını anlatmış ve eklemiş çocuğu ezeceydum oda kalabaliğa doğru
kaçunca hepsini ezdim.

BEBEK
Adamın biri misafirliğe gitmiş. Akşam olunca haliyle sormuşlar :
-Pardon arkadaş, demişler karı-koca. "Bizim odada mı yatarsın, bebeğin odasında mı, yoksa boş bir odada mı?
Adam düşünmüş :
-Karı-koca nın yanında yatılmaz, bebekte uyanır ağlarsa uykusu kaçacak, ben boş odada yatarım, demiş.
Sabah olunca adam elini yüzünü yıkamış, bir de bakmış çok güzel bir kız adama havlu tutuyor.
Adam:
-Kızım senin ismin ne? diye sormuş.
Kız :
-Bebek amcacığım ya sizin isminiz?...
Adam :
-Eşek kızım eşşşeeek...

RESİM
Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki bomboş kagığıdı görünce sordu :
-Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti.

HOO!!!
Doğu köylerinden birinde, kış kıyamette, adamın birisi ölmüş.Köylüler cenazeyi kızakla mezarlığa götürüyorlarmış.Ama daha mezarlığa varmadan, kızak da, öküzler de çamura saplanmış.Köylüler uzaktan öküzlere bağırmışlar çağırmışlarsa da, kimse çamura girmeyi göze alamamış.
O sırada, birisi, bakmış ki; dirilerden hayır yok, ölüye seslenmiş :
-Ulan, öldün öldün de, öküzlere bir "Ho!" diyemeyecek kadar mı öldün, mübarek?

KIZAMIK
Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...

KAZANAN KİM
Ağa ile ırgatı köyden kasabaya giderken...Bir ara ağanın aklına bir muziplik geldi :
-Bak, dedi, şu yol kenarında ineklerin bıraktığı tezekleri yersen...Bu arabamı da, atları da, koşumları da sana veririm.Senin olsun.
Irgat gıcır gıcır arabayı, atları, koşumları görünce, düşünmedi bile...Tezeğin hepsini yiyip bitirdi.
Kasabaya gittiler, alışveriş yaptılar, dönerken...Ağa birden düşünceye daldı."Muziplik derken, araba da, at da, koşumlar da gitti"diye :
-Bana bak, dedi, arabayı, atları, koşumları geri istiyorum.Kaça verirsin?
-Para filan istemem.Aldığım fiyata veririm,ağa...
-Yani?
-Yanisi şu ; Bak karşı kenarda duran tezekleri gördün mü?Sen de onları ye!Al arabayı, atları koşumları!...
Baktı başka çare yok, ağa da eğildi, zorlana zorlana yedi tezekleri...
Tam köye yaklaştıkları sırada ırgat gülmeye başladı kendi kendine...
-Ne gülüyorsun, diye sordu ağa, bir şey mi var?
-Nasıl gülmem, ağam?Biz yola çıkarken bu araba da, bu atlar da, bu koşum da senindi.Şimdi yine senin...Peki, öyleyse biz o tezekleri niye yedik?

ŞEMSİYE
Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?

DAHA ÇOK İSTİYOR...
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!

Temel üçüncü kattan aşağıya düşmüş.
Yanına gelenlerden biri "Ne oldu" diye sormuş.
O da "Pilmiyrum ben de şimdu celdum daa!" diye cevap vermiş.

BIRAKMIYOR
Temel ve İdris çalışmak üzere Amerika'ya gitmişler. Bir meydanda bir sene sonra buluşmak üzere vedalaşıp,iş kurmak üzere ayrılmışlar. Tam bir sene sonra Temel meydanda bir banka oturup beklemeye başlamış. Biraz sonra bir limuzin Temel 'in önünde durmuş. İçinden İdris inmiş. Hal-hatırdan sonra Temel İdris'e bu zenginliği nasıl elde ettiğini sormuş. İdris: - Bir tuvalet icat ettim. Giriyorsun. 1 dolar atıyorsun. Makine fermuarı indiriyor,aleti çıkartıyor,çişini yaptıktan sonra yerine koyup fermuarı kapatıyor. Temel tebrik etmiş. Bir sene sonra tekrar buluşmak üzere vedalaşmışlar. Bir sene sonra bu kez meydana önce limuziniyle İdris gelmiş. Temel'i beklemeye başlamış. Biraz sonra bu kez bir helikopterle meydana Temel gelmiş. İdris şaşkınlıkla bu zenginliği nasıl elde ettiğini sorunca ; Temel: - Ben de bir tuvalet icat ettim. Giriyorsun. 1 dolar atıyorsun. Fermuarı açıyor, aleti çıkarıyor, çişini yapıyorsun. 2 Dolar atmadıkça aleti bırakmıyor..!

HANGİSİNİ GETUREYİM ?
Temel karısından tabancasını getirmesini istemiş... (Getur tabancami efkârlandum, mermi atacağum) demiş. Hanımı tabancayı getirmiş ve Temel bir şarjör mermi atmış havaya...
Mermiyi attıktan sonra evden çıkıp giderken, silah seslerini duyup gelen bir polise rastlamış. Polis, (kim mermi attı burada) diye sormuş. Temel ben atmadım, benim tabancam yoktur dediyse de, polis (bu ev senin değil mi?) diye sorunca yalan söyleyememiş. (Ev benimdir ama silahım yoktur) demiş.
(Peki öyleyse) demiş polis, (madem silahın yoktur,buradan hanımına "silahımı getir" diye bağır) diye üstelemiş. Temel çaresiz (Fadime, silahımı getir) diye alçak sesle bağırmış. Temel 'i duyan Fadime cevap vermiş; (hangisini isteyisun daa...)

PATATES
FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya karar vermiş. Ve her gün üçer kişi çağırıp aralarından birini ajan olarak himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel' de katılmış. Yanında da bir İngiliz ve bir amerikan varmış. Bunlardan ilk olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir çuvalın bulundu boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini söylemişler. İlk önce İngiliz girmiş. 5 dakika sonra odaya giren bir yetkili gitmiş içinde İngiliz'in saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış. Hemen çuvalın içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngiliz'e ilk testi başarıyla geçtiğini söyleyip Amerikan' ı odaya koymuşlar. Amerikan' da aynı çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir tekme atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses gelmiş. Amerikan' ı da tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dakika sonra odaya giren aynı görevli gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama hiçbir ses gelmemiş. Bir daha atmış yine tık yok. Bir daha bir daha derken en sonunda çuvaldan cılız bir ses yükselmiş: " Patateeeeessssssssssssssss" .

PASO
Temel İstanbul'a gitmiş, dolaşıyor; bakmış ki kendisi belediye otobüsüne her binişinde para verdiği halde, bazı kimseler bir kart gösterip (paso) diyor ve para vermeden biniyorlarmış.
Temek uyanık davranarak cebinden çıkardığı herhangi bir kimlik cüzdanını şoföre gösterip (paso) diyerek içeri dalmış... Şoför Temel 'i çağırmış ve (o nedir ? ver bakayım onu .. ) diyerek Temel 'in rasgele cebinden çıkarıp gösterdiği evlilik cüzdanını elinden almış.
Bir de bakmış ki evlilik cüzdanı ve üzerinde Temel - Fadime diye yazıyormuş. Şoför Temel 'e dönerek (sen bununla ancak Fadime'ye binersin) demiş.

KILÇIK KAFAYI ÇALIŞTIRIR
Temel hamsi yerken kılçıklarını ayırarak özenle yan tarafa koymaktadır. Deniz ürünlerinin nasıl yeneceğini bilmeyen bir vatandaş yaklaşır ve kılçıkları göstererek: "Bunları niye ayırıyorsun" der.
Temel "bunlar insanın kafasını çalışturur, onun için onları ayiriyirum, gerekli olunca yiyecoğim" der. Adam kafasının çalışması için kendisine biraz kılçık vermesini Temel 'den ister.
Hamsi kılçıklarını zar zor yemeğe başlar, ama hiç memnun olmaz "Yahu bu kılçıklar hiç kafa çalıştırır mı?" diye Temel 'e sorar. Temel "bak gördün mi kafan çalışmaya başladı bile" der.

VESİKALIK
Temel birgün Dursun 'a gidip "Ya dursun senin makinen var bana 12 tane vesikalık gerekiyor çeker misin?" demiş. Dursun "Çekerim ama benim makine boydan çeker vesikalık nasıl olacak?" demiş. Başlamışlar düşünmeye. Dursun "Ya Temel sen sahile git, kumu kaz, içine gir, omuzlarından aşağısı görünmesin. Böylece vesikalık olur." demiş.
Tamam demiş Temel de. Sonra Dursun Temel 'e "Sen git çukuru kaz, ben geliyorum." demiş. Temel gitmiş 12 tane çukur kazmış. Dursun gelmiş, Temel 'in 12 tane çukur kazmasıyla dalga geçmiş ve şöyle demiş: "Salak niye 12 tane çukur kazdın! Ben 12 tane makine getirmiştim."

KEMENÇE
Temel gece yarısı evine dönerken bakar ki, adamın biri elinde testere ha bire bir evin pencere demirini kesiyor. Temel 'in çok garibine gider ve seslenir: "Ula ne edeysun?"
Adam irkilmesine karşılık soğukkanlılıkla cevap verir: "Görmeyimisun kemençe çalayrum."
Bu cevaba şaşıran Temel: "O ne biçim kemençe ki sesi çıkmayi" diye cevap verir. Adam da: "Bunun sesi yarın çıkacak" der.

ÖKSÜRÜK
Temel üşütmüştü... Çok fena öksürüyordu...Doktora gitti... Doktor, iğne yaptıktan sonra ertesi gün tekrar uğramasını söyledi.
Temel ertesi gün tekrar gitti... Nispeten daha az öksürüyordu.
Doktor; "Bugün öksürüğünüz daha iyi..." deyince;
Temel başını salladı ve "Tabii, bütün gece antrenman yaptım da ondan" dedi.

BİR DAKİKA
Temel Havayollarına telefon açmış ve karşısına çıkan hanıma: "Haçan teyyare buradan Amerika'ya ne kadar zamanda gider" diye sormuş... Telefona çıkan bayan o an meşgul olduğu için "bir dakika" demiş. Temel teşekkür edip telefonu kapatmış.

TABUT
Temel ile Fadime bir gün kavgaya tutuşmuşlardı. Fadime bir ara:
"Herif!, herif! Sen benum iyiluklerumi ödemek içun omuzlarunda taşımalisun beni" der.
Temel bu sözleri duyunca bir soluk alır, ve: "İnşallah kari, Tanrı bana o günleri de gösterur" diye cevap verir.

TAM ÜSTÜNE
Bir gün dadısı çocuğu yıkıyormuş. Haliyle ikisi de çıplak. Çocuk dadıya malum yeri göstererek sormuş: "orası ney" diye. Dadıda bozuntuya vermeden: "Küçükken oraya balta düştü öyle oldu" demiş. Çocuk da: "aaa tam da şeyinin üstüne düşmüş" demiş.

SU
Temel her gece yatarken başucuna 2 tane bardak koyuyormuş, biri su dolu,diğeri boş...
Bir gün karısı dayanamayıp sormuş: -ula temel ne eduysun bu pardaklarla?
-akşamları kalktığımda bazen canım su içmek istii bazen de istemii...

BOKU YEDİN
Bir adam uçağıyla Afrika üzerinde gezerken uçağı arızalanır ve düşer. Adam uçaktan sağ çıkar,
ama bir bakar ki bir grup vahşi yerli ona doğru koşmakta. "Eyvah, der içinden, Şimdi boku yedik!"
O anda içinde ilahi bir ses duyar: - Hayıır Evladım, boku yemediin! - Peki n'apıcam şimdi ben? -
Bak yerde bir mızrak göreceksin. Al o mızrağı en önde koşan renkli giysili adamın kalbine sapla.
Adam, sesin dediğini yapar, mızrağı alır ve renkli giysili yerlinin kalbine saplar. - Evladım, işte şimdi boku yedin!

5 DOLAR
Bir uçakta kurnaz bir avukat ve aptal görünüşlü bir sarışın yan yana düşerler. Avukat hem hatuna yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek için kadına oyun oynamalarını teklif eder. Kadın da kabul eder. Avukat oyunu anlatır: - Ben size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz. Sonra siz bi soru soracaksınız, ben bilemezsem size tam elli dolar vereceğim. İlk sorum şu: Ay ile Dünya arasındaki mesafe ne kadardır? Kadın tek söz söylemeden çantasından beş dolar çıkartıp adama verir. Sonra kendi sorusu sorar: - Bir tepeye üç ayakla çıkıp dört ayakla inen şey nedir? Avukat uzun uzun düşünür ama
cevabı bulamaz. Mecburen 50 doları çıkartıp verir kadına ve merakla sorar: - Peki cevap ne? Kadın tek kelime etmeden çıkartıp 5 dolar uzatır.

ÖRDEK
Ördeğin biri birgün bara gider ve sorar -ekmek var mı -barmen yanıtlar:"yok" -ekmek var mı -yok -ekmek var mı -yok birkaç kez tekrar eden bu konuşmadan sonra barmen sinirli bir şekilde ördeğin yakasına yapışır ve der ki -bir daha ekmek var mı diye soracak olursan seni gagandan duvara çivilerim! ördek sorar: -çivi var mı -yok -ekmek var mı?

NASA
NASA Mars'a adam gönderecekmiş. Sadece bir kişi gidebilecek, giden de
geri dönemeyecekmiş. İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar
isteyeceğini sormuşlar:
"1 Milyon Dolar" demiş ve eklemiş "MIT'ye* bağışlayacağım."
İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
"2 Milyon Dolar" demiş. "Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi
araştırmalara bağışlayacağım."
Üçüncü aday olan avukat aynı soruya "3 Milyon Dolar" diye cevap verince
yetkililer diğerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon
istediğini sormuşlar. Avukat yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
"1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de Mars'a
göndeririz."

GÖRMÜŞ
Kekeme ile bir arkadaşı yolda gidiyorlarmış.Kekeme,
birden atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
Arkadaşı sormuş :
-Neyi gördün mü?
-Ha...Ha...Harika bir ka...ka...kadın...Bir de
mi...mi...mini bir etek giymiş...
-Hani? Nerede?
-Se...Se...Sen ba...ba...bakana ka..ka..kadar
ma...ma...mağazaya girdi!
Biraz daha yürümüşler.Kekeme yine atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
-Neyi gördün mü?
-Şa...Şa...Şahane bir ara...ara...araba!
-Hani nerede?
-Sen ba...ba...bakana ka...ka...kadar geçti
git...git...gitti!
Daha yürümüşler.Kekeme yine atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
Ama arkadaşı bu sefer sinirlenmiş:
-Gördüm lan! demiş.Gördüm işte!
Kekeme de öfkeyle çıkışmış :
-Ma... Madem gördün de, ne diye bo...bo...boka bastın!

BİR DAKİKA
Bir adam tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş
"Tanrım, 1 milyon yıl senin için ne kadar bir suredir?"
Tanrı söyle cevaplamış
"1 milyon yıl benim için 1 dakika kadardır."
Adam sormaya devam etmiş
"Peki,tanrım 1 milyon dolar senin için ne kadardır?".
Tanrı cevaplamış
"1 milyon dolar benim için 1 pennydir"
Adam dayanamamış."Tanrim bana bir penny verir misin? " demiş.
Tanrıdan şöyle bir cevap gelmiş
1 dakika. "

Başçavuş, karargahtaki erlerin teftişiyle meşguldür, aniden üçüncü katın penceresinde hava almakta olan bir çift iri kalça gözüne çarpar.Merdivenleri dörder dörder çıkar, hışımla odanın kapısını açar ve bağırır : 
-Hangi sersem kıçını pencereye çıkardı! 
-Ben başçavuşum, der genç bir asker.Hava o kadar sıcaktı ki... 
-Ulan eşşoğlueşşek, ya general yoldan geçseydi N`pardın? 
-Ama geçti başçavuşum. 
-Peki , bir şey demedi mi ulan! 
-Dedi, başçavuşum, günaydın Başçavuşum, dedi.

Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır : 
-Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu. 
-O halde? diye yanıtlar başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin mi? 
-Şey...yani evet, başçavuşum. 
-İçinden hiç asker çıktı mı, ulan!

Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı : 
-Papandreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı...Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı...Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı... 
Başhekim bu işten hoşlanmış : 
-Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş. 
-Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor. 
Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı! 
-Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim...

Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel"in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karsılarına küçük bir delik çıkar. Temel: 
"Yatın yere, tavsan deliği !" 
Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavsan çıkar. avcılar hemen vururlar. 
Tekrar yürümeye başlarlar. Bir sure sonra büyükçe bir delik çıkar karsılarına. Temel : 
"Yatın yere, tilki deliği !" 
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. 
Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel : 
"Yatın yere, ayı ini !" 
Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. iyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin 
başında dururlar. Acemiler hep birden Temel"e bakar. Temel : 
"Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza !" 
Ertesi gün gazetelerde : 
"Dört avcı tren altında can verdi..."

Temel birgün bara gitmiş. Barmene "bana bir bira" demiş. Barmen Temel`e bir bira vermiş. Temel sormuş "Kaç para?" Barmen yanıtlamış ; "260.000 lira" Temel cebindeki bütün madeni onbin liraları çıkarıp 26 tanesini üstüste dizmiş. Tam barmen elini uzatmış paraları alacakken Temel elinin tersiyle paralara bi vurmuş. Paralar şangır şangır etrafa dağılmış.Barmen paraları yerden toplamış ama çok sinirlenmiş. 
Ertesi gün Temel tekrar bara gelmiş. "Bana bir bira" demiş.Barmen birayı vermiş. Temel sormuş "kaç para?" barmen "260.000 lira" Temel cebinden kağıt bir 500.000 lira çıkarıp barmene uzatmış. Barmen çok sasırmış fakat bir önceki günden Temel`e gıcık olduğu için paranın üstünü vermek için kasadan 24 tane madeni onbinlik çıkartıp masanın üstüne dizmiş ve elinin tersiyle bir vurmuş bütün paralar yerlere saçılmış. 
Temel cebinden iki madeni onbin çıkarıp masanın üstüne koymuş ve 
"Bana bir bira daha" demiş.

O gün barda her şey sakindi, piyanist beylik parçalarından birini çalarken millet masalarda pokerin tadını çıkartıyor bir yandan da 
viskilerini yudumluyordu, derkeen, içeriye bir adam geldi ve bara yaklaşıp: 
- Hey barmen, herkese benden bir viski, sen de iç bir tane. 
Barmen bardakları parlattığı kirli bezini bırakıp bu yağlı müşterinin isteğini memnuniyetle yerine getirdi, bir bardak ta kendi içti. Bu is bir kaç tur gerçekleştikten sonra adam barmen artık parayı isteyince adam: 
- Ne parası barmen sen verdin biz içtik. dedi 
Bunun üzerine barmen adamı bir güzel patakladıktan sonra kapı dışarı etti. 
- Ertesi gün yine ayni adam ayni bara gelip: 
- Hey barmen, herkese benden bir viski, ama sana yok viski, sen içince sapıtıyorsun.

İki deli arasında konuşma : 
-Saat kaç? 
-Beş var 
-Kaça beş var? 
-Bilmiyorum, akrebini kaybettim.

Kurtarma ekibi uçağın düştüğü bölgeye geldiğinde bir
de bakar ki adamın biri sırtını bir ağaca dayamış, elinde bir but
yiyor. Ağacın yanında da yediği butlardan oluşan bir
kemik yığını... Yediği buttan kafasını kaldırıp kurtarma ekibini gören
kazazede bağırıyor:
-"Şükürler olsun tanrıya, kurtuldum."
Kurtarma ekibi tam bir şok içinde kemik yığınına
bakıyor. Belli ki adam arkadaşlarını yemiş.
Kurtarma ekibinin yüzündeki dehşet ifadesini sezen
kazazede atılıyor:
-"Beni bu yüzden hiç yargılamaya hakkınız yok.
Hayatta kalmak için yaptım."
Yaşam içgüdüsü bu!
Kurtarma ekibinin lideri adama doğru ilerliyor, bir
yandan da inanılmaz manzara karşısında hayretten
kafasını iki yana sallıyor, kazazedeye bakıyor
ve...
-"Hayatta kalmak için kullandığın yaşam içgüdüsüne bir
diyeceğimiz yok da...Allahın belası herif, bu uçak
daha dün düştü!"

HOKKABAZ
-Eve geldiğinde burnu kanıyordu.Meraklanan annesine;
-Okula hokkabaz geldi.Burnumdan üç tane demir ellibinlik çıkardı...dedi.
-Ama hokkabaz göz aldatır...Burun kanatmaz ki...
-"Zaten burnumu hokkabaz kanatmadı ki.
-Başka para kalıp kalmadığını kontrol eden arkadaşlarım kanattı.

AFRİKA
-Ev ödevi hazırlayan çocuk babasına sordu.? -"Afrika ne taraftadır baba".?
-Babası bilmiyorum demeyi kendisine yediremediği için biraz düşündü.Fazla uzakta olmamalı dedi.
-Çünkü bizim şirkette bir zenci var.
-Hergün ise bisikletle gidip geliyor.

PARA HOCA ve CİMRİ
Cimri ve de bos boğazın biri Hocaya:
Ya Nasrettin hoca demiş demek parayı çok seviyorsun..Acaba neden ?
-Hoca cevabini yapıştırmış. Senin gibilere muhtaç olmamak için.

ÖLMEK
Hocayı ramazan da iftara davet etmiş biri. Yemekte börek sinisinin basına üşüşüp ev sahibi, atıştırmaya atıştırdıkça da siniyi kendi yönüne döndürmeye başlamış.Hoca bir bakmış iki bakmış her lokma yutuşunda oh oldum diyen ev sahibine, birader demiş bırak birazda biz ölelim.

SAKIN YEME
Diyarbakır tren garından İstanbul'a gelmek için yola çıkmıştı Haso ile Reso.Trende birlikte yolculuk yaptıkları bir yolcuyu muz yerken gördüklerinde, muzun ne menem bir şey olduğunu merak ettiler.Trenin durduğu ilk istasyonda birer muz satın aldılar. Tedbir olsun diye
-Reso :
-Haso, sen yemeyesin ben yiyacagım bana bir şey olursa sen yardımcı olacaksın, der.Reso muzu ısırır ısırmaz tren tünele girer.
-Reso bağırır :
-Ula Haso sakin yemeyesin, ben yemişem, kör olmuşam!

BU DAHA KULLANILIRMIŞ
Temel apartmanın önünden geçerken balkonda bir kari koca nine kavga
ettiklerini görür,giderken adam balkondan karisini aşağı atar,atar
atmasına ama kadın temelin önündeki çöp bidonuna kafa üstü çakılır
Temel hemen kadının yanına gider çöp tenekesinde kadının cansız
yatmakta olduğunu görür,ve kendi kendine mırıldanır ula bu daha
kullanılırmış, ne diye salak adam çöpe attı bu kariyi anlamadum demiş.

ŞAMPUAN
-Temel duş almaya girer şampuanı kafasına boşaltıp ovalamaya baslar.
-Sırtını keselemeye gelen annesi.
-Oğlum kafanı ıslatmiyacak misun der.
-Temel anne bu şampuan kuru saclar için!!!.

EŞEK DEĞİL
-Temel yolda araba bekliyordu...Karşıdan da bir adam yanında keçi
ile birlikte geliyordu.
Adam Temelin yanından geçerken selam vermedi...Biraz gittikten sonra
Temel kızarak arkalarından yetişti ve;
-Hemşerim habu eşekle nereye gideyusun.?Adam gülerek ve Temel ile alay
ederek;
-Ula gormeyumusun ? Habu eşek degildur.Kecidur deyince
-Temel bende senlen konuşmadum keçiye sordum.

İŞİNE SON
-Temel askerde biraz tembel..Sabah içtimasından kaytarıp bir ağacın altına yatar.
-Ancak biraz sonra yakalanır.Komutan yanına çağırır.
-Mesleğin nedir? -İnşaat kalfaluğu yapayurum komutanım.
-Ha demek öyle,Peki sen inşaatta yanında çalışan bir isçiyi böyle yatarken yakalarsan ne ederdin.
-Temel fırsatı kaçırmaz:
-Hemen ,hiç düşünmeden işine son verirdim evine gonderurdum komitanum.

HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ
Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır" yazılı doktora girdi.Gülerek :
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.
Doktor da güldü :
Tabii, hatırlamaz olur muyum?
Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz?
Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...

ÜÇ KEZ
Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş :
-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?

BAKAN KARISI?
Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :
-Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.
Karısı biraz düşündü sonra:
-Hangisinin?

AMELİYAT YERİ
İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar.Delikanlının tatlı sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar :
-Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim.
Delikanlının gözleri parlar.
-Göster canım göster.
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek :
-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı....

SERT KOVBOY
Bir kovboy çiftliğine dönmektedir.Bindiği atı yeni satın almıştır.Atın üstünde bir gün evvel evlendiği genç bir kadını da getirmektedir.Sel yatağı boyunca ilerlediklerinden, kötü bir rastlantı sonucu at kayar.
-Bir,der kovboy kısaca.
Ve on dakika sonra at yine bir yoldan sapma yapar.
-İki, der kovboy.
Biraz daha ileride, at bir engel karşısında, az kalsın dengesini kaybeder gibi olur, bu kez kovboy ne bir, ne iki der.Kadını attan indirir ve :
-Üç, der!
Ve bir tabancayla atı öldürür.
Genç evli kadın, dehşete düşmüştür.İtiraz etmekten kendini alıkoyamaz.
-Herşeye karşın, biraz sert, yapmamalıydın!
Ve kovboy sayar :
-Bir!

PATATES
FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya karar vermiş. Ve hergün üçer kişi çağırıp aralarından birini ajan olarak himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel' de katılmış. Yanında da bir İngiliz ve bir Amerikan varmış. Bunlardan ilk olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir çuvalın bulundu boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini söylemişler. İlk önce İngiliz girmiş. 5 dk. sonra odaya giren bir yetkili gitmiş içinde İngilizin saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış.
Hemen çuvalın içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngilizce ilk testi başarıyla geçtiğini söyleyip Amerikanı odaya koymuşlar. Amerikan da aynı çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir tekme atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses gelmiş. Amerikanı da tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dk. sonra odaya giren aynı görevli gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama hiçbir ses gelmemiş. Bir daha atmış yine tık yok. Bir daha bir daha derken en sonunda çuvaldan cılız bir ses yükselmiş: " Patateeeeesss

ELTİMGİLE GİDİYOM
Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş :
-Hanım, hanım! Nereye?
Kadın dönüp :
-Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.

HIRSIZ (!)
Başkentte bir gece vakti, yüzü maskeli soyguncu, iyi giyimli bir adamın önüne atlayıverdi. Elindeki bıçağı sallayarak bağırdı: "Sökül paralarını!" İyi giyimli adam kendine güvenle: "Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben milletvekiliyim" dedi. Hırsız karşılık verdi: "O zaman sökül paralarımı!"

UYANIK KIZ
Saf kızın birine erkek arkadaşları erik ağacına çıkması için ısrar ediyorlarmış. "Ağaca çıkarsan sana para vereceğiz, hediye alacağız" diye kandırmaya çalışıyorlarmış. Kızcaaz da şüphelenmiş gelmiş annesine sormuş. "Anne bu arkadaşlarım benim erik ağacına çıkmamı neden bu kadar ısrarla istiyorlar." Annesi "kızım onlar seni erik ağacına çıkarıp aşağıdan külotuna bakacaklar" diyor ve peşinden nasihati veriyor "sakın çıkma". Kız da peki diyor. Ertesi günü kızın annesi bakıyor ki kızının elinde bir sürü hediye ve para ile geliyor. Annesi çıkışıyor "seni erik ağacına çıkardılar değil mi....!"
"Kızı anne çıktım ama külotumu çıkarıp ta çıktım onlar da benim külotumu göremediler. Ben külotumu gösterecek kadar saf mıyım...?"

 

Mercan Web Dizayn ©


Tavsiye edilen çözünürlük / renk kalitesi 1024x768 / 32 bit

 

1