|
Sevgili oğlum Temel,
Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için
bu mektubu yavaş yazıyorum. Artık, senin büyük şehre
gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz.
Baban bir gazetede, insanların başına genellikle
evlerinin 2 km. civarındaki bölgelerde kaza geldiğini
okumuş; o yüzden taşındık. Sana yeni adresi
veremiyorum çünkü yeni evimizde bizden önce oturan
hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin
diye kapı numarasını söküp götürmüşler. Bu evde
garip bir çamaşır makinesi var. Geçen gün içine 4
gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri
çektiğimden beri bir daha o gömlekleri görmedim. Geçen
hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki 3 gün sürdü;
ikincisi ise dört gün. Benden istediğin yeleği
postaya verdim, ancak halan, o koca düğmelerle paketin
çok ağır olacağını söyledi; o yüzden düğmeleri
kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin.
Sevgiler,
Annen Safinaz
NOT: Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir
kere yapıştırmış bulundum... |
|
AYIP OLMAZ MI ?
Temel hastalanmış, doktora gitmiş. Doktor
Temel' i muayene ettikten sonra yeni doğum yapmış bir
kadının memesinden süt emerse hastalığının iyi
olacağını söylemiş. Temel kara kara düşünerek
doktorun yanından çıkmış. Nereden bulacağını
kimden isteyeceğini düşünürken aklına arkadaşı
Dursun 'un karisi Fadime gelmiş. "O yeni doğum
yapmıştı, rica eder sütünden içerim" diye düşünerek
kapıya dayanmış. Kapıyı Fadime açmış, Temel
"Dursun evde mi?" diye sormuş Fadime "yok"
demiş. Temel utana sıkıla derdini açmış. Fadime de
"N' olacak ula altı üstü bir kaç damla süt, hem
sevaptır gir içeri demiş" Fadime memesini açmış
Temel 'in ağzına vermiş. Temel memeyi emmeye başlamış.
Temel emdikçe Fadime tahrik olmuş. Dayanamaz duruma
gelmiş. Temel' e "Ula Temel başka bir şey de
ister misin?" diye sormuş. Temel "Ayıp olmaz
mi?" diye yanıtlamış. Fadime ihtiraslı bir şekilde
"Niye ayıp olsun?" diye cevap vermiş. Temel
"İyi öyleyse, ayıp olmazsa bir iki tane bisküvi
ver, katıksız süt içilmiyor" demiş . . |
|
BUYURUN
Gergedan ile karga uçağa biner. Karga hiç
yerinde duramaz her yeri karıştırırken yukarıdaki kırmızı
düğmeyi görür ve basar , az sonra hostes gelir karsısına
"buyurun arzunuz nedir ?" diye sorar. Hiiiç
der karga ibneliğine bastım. Hostes bozulur ama renk
vermez kızarak ayrılır yanlarından. Gergedan
dayanamaz o da basar. Aynı hostes yine gelir ve ne
istediğini sorar. O da " ben de ibneliğine bastım
" der. Hostes dayanamaz ve kaptana haber verir .
Kaptan iki yolcunun da uçaktan hemen atılmasını
emreder. Kabin kapısını açıp ikisini de atarlar.
Gergedan büyük bir hızla ve şaşkınlıkla aşağıya
doğru düşerken karga umursamaz bir tavırla yanına doğru
süzülerek gelir. Gergedan: Yahu baksana düşüyorum
kurtar beni bir şeyler yap der . Karga da " Uçmasını
bilmiyorsun da niye ibnelik yapıyorsun der. |
|
VAR MISIN İDDİAYA ?
Bir adam her gün bankaya çuval dolusu parayla
gelip parayı yatırıp gidermiş. Bir gün banka müdürü
dayanamayıp sormuş; "Kardeşim sen bu kadar parayı
nasıl kazanıyorsun?"Adam cevaplamış, "Ben
iddiaya girerim ve girdiğim hiçbir iddiayı kaybetmem,istersen
seninle de bir iddiaya girerim." demiş. Müdüre
bir haftaya kalmadan senin kıçında çıban çıkacak
diye 100$'a iddiaya girer. Bir hafta geçer çıban çıkmaz
ve müdür heyecanla adamı karşılar "Kazandım,kazandım!"Adam
"Tamam ama bir kez kendi gözümle görmem gerekir.
Müdür hemen heyecanla soyunur ve kıçını adama gösterir.
O sırada bütün banka personeli camda hayretle ikisini
seyretmektedir. Adam banka personelinin hepsiyle 1000$'a
bahse girmiştir,bir haftaya kalmaz müdürünüze kıçını
açtırırım... |
|
ZENGİNLEŞİYOR
Genç bir anne ve 4-5 yaşlarındaki ufak kızı
plaja gitmişler. Annesi şezlonga uzanmış,
bikinileriyle sere serpe güneşlenirken kız da yanında
kumla oynuyormuş. Derken kızın bir şey dikkatini çekmiş.
Ve annesine dönerek, - Anne, anneee. - Efendim kızım?
- Anne, bu amcaların mayolarının önünde ne var anne?
Annesi önce afallamış, eee, kem kum dedikten sonra; -
Amcalar paraları düşmesin diye mayolarının önlerine
paralarını koyuyorlar kızım. Demiş. Kızı da he öylemi
demiş ve kumla oynamaya devam etmiş. Sonra kız tekrar
annesine seslenmiş; - Anne, annee.. - Efendim kızım? -
Annee, su karşıdaki amca var ya .. - Eeeee? Ne olmuş kızım?
- Sana baktıkça zengin oluyor da... ' |
|
TEMEL KİTAP YAZIYOR
Temel kitap yazmaya karar verir ve konu hakkında
entel arkadaşlarına danışır. Biri din konusuna önem
vermesini, biri aristokrasiyi unutmamasını, biri
cinselliğin iyi prim yapacağını, sonuncusu da gizemli
birşeyler olmasını söyler. Temel evine kapanır ve
aylar sonra kitabıyla gelir. Kitabın adı "Kontesi
Kim Titti". Arkadaşları şaşırır ama "Kontes"
aristokrasi devrini yansıtır, "Kim" 'de bi
gizem vardır ve tabi cinsellikte mevcuttur. Dini sorar
tavsiye eden arkadaşı Temel'e. Temel de üzerinde biraz
daha çalışıp dine de deyinmek için tekrar eve kapanır.
Geri döner ve kitabını gösterir: "Allah Allah
Kontesi Kim Titti". |
|
HOT DOG
Günün birinde Temel ile Dursun Amerika'ya
gitmişler. Karınları acıkınca bi dükkan görmüşler
ve orada "Hot Dog" yazıyormuş. Oturup yemişler.
Sonra anlamını merak etmişler. Sözlüğe bakmışlar:
"Sıcak Köpek"miş. Temel hemen Dursun 'a
sormuş: "Ula Dursun, sana köpeğin neresi geldi?" |
|
SINAV
Temel, üniversite sınavına girmiş. Her
soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat
sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip
salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen
gelmiş başına dikilmiş: - Temel hepsini yazı tura atıyorsun
bitiremedin mi? Temel; - Hocam bir saat önce pitirdim;
ama cevaplarimi kontrol edeyrum! |
|
KARŞI KALDIRIM
Temel yolda gördüğü adama yanaşmış ve
yorgun bir ifadeyle sormuş: "Hemşerum karşı
kaldurum neresidur?" Adam eliyle yolun diğer işaret
ederek, "Orası" demiş.
Temel cevabı duyar duymaz öfkeyle bağırmaya başlamış:
Penumla dalga mi geçeysunuz? Oraya gideyrum burayı gösteriyiler,
buraya geliyirum orayı gösteriyiler? |
|
NEDEN KOŞUYORLAR ?
Temel ile Dursun bir gün hipodroma at yarışlarını
izlemeye gitmişler. Temel ilk defa at yarışı seyrettiğinden
Dursun ona at yarışının nasıl bir şey olduğunu
anlatır. Dursun:-bak Temel bu yarış sonunda birinci
gelen ata ödül veriyorlar. Temel:-Peki o zaman
arkadakiler niye koşuyor... |
|
SAVAŞ
Karadenizli bir ihtiyar Çanakkale Savaşı sırasındaki
kahramanlıklarını anlatıyordu.... Küçükler, büyük
bir ilgi ile dedenin sözlerini dinlerken küçük Temel
atıldı: "Dedecuğum arada bir diğer askerlere de
ateş etmeleri için fırsat verseydun daa." |
|
NANE ŞEKERİ
Baskında yakalanan fahişeler o kadar çokmuş
ki karakola sığmamış. Dışarıda sıra olarak tek
tek ifadeleri alınıyormuş. Yoldan geçen yaşlı bir
nine sormuş. - Bu ne kuyruğu evladım! Kızlardan biri
dalga geçerek - Nane şekeri kuyruğu nine! demiş gülmüşler.
- İyi çok severim, ben de alayım... Sıra yaşlı kadına
gelince polis memuru şaşırmış. - Nine sende mi yedin
bu naneyi .... diye çıkışınca yaşlı kadın: - Ah
!! Bende nerede o diş evladım. Ben sadece emiyorum... |
|
YÜZME BİLMİYOR
Bir ülkenin bakanının gazetecilerle arası çok
kötüymüş, ne yapsa medyaya yaranamıyormuş.
"Öyle bir şey yapayım ki şu gazeteciler mat
olsunlar" diye düşünmüş ve bir açıklama göndermiş
-Yarın öğleden sonra denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.-
Ertesi gün bütün basın deniz kenarında toplanmış.
Bakan da gelmiş ve gerçekten de denizin üzerinden
yürüyerek karşı kıyıya geçmiş. Ertesi gün
gazetelerin manşeti: - Bakan yüzme bilmiyor! |
|
DUA
İki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler.Cennetin
kapısında Aziz Peter beklemektedir. Aziz Peter ilk
adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın? - Ben rahiptim, ömrümü
Tanrı'ya verdim, karıma sadıktım, her gün dua ettim,
insanlara yardım ettim, çocukları sevdim, der.- Çok
iyi, der Aziz Peter, al sana cennetin gümüş anahtarı.
İkinci adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın? - New York'ta taksi şoförüydüm,
der adam. Çok iyi,al sana cennetin altın anahtarı.
Rahip bunu görünce öfkelenir. - Aziz Peter, nasıl
olur bu? Ben ömrümü Tanrı' ya adamış bir insanım,
bana gümüş anahtarı bu taksi şoförüne de altın
anahtarı uygun görüyorsunuz? Aziz Peter gülerek: - Oğlum,
der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu, bu adam araba
kullanırken herkes dua ediyordu. |
|
KAMYONCU
Zengin adam büyük bir heyecanla bir Ferrari
almış, Daha ilk turunu atarken kırmızı ışığa
rastlamış ve durmuş. Durmasıyla da arkadan hızla
gelen bir kamyon güm diye vurmuş ferrariye. Adam
sinirle inmiş arabasından, kamyoncu da inip hemen
yalvarmaya başlamış: Aman abi, ben altı çocuk babasıyım,
zaten çok az kazanıyorum, başka gelirim yok, ben ettim
sen etme...
Adam da acımış ve affetmiş, bişey istemeden arabasına
binip yoluna devam etmiş. İkinci ışıklarda tekrar
bir güümm! sesi.
Adam yine sinirle inmiş arabasından, kamyoncu inmeden
kafasını uzatmış: -Abi tamam devam et benim! |
|
ZENCİ
10 zenci sihirli bir lamba bulmuşlar, lamba
cini herbirinin bir dilek hakkı olduğunu söylemiş.
Birinci zenci beyaz olmak
istediğini söylemiş, cin hemen onu beyaz yapmış. Bu
sırada sonuncu zenci gülümsemiş. İkinci zenci de
beyaz olmak istediğini
söyleyince sonuncu zenci kıkırdamaya başlamış.
Üçüncü, dördüncü derken hepsi de beyaz olmayı
istemiş ve bu süre içinde son
zenci gittikçe daha çok gülmeye başlamış. Sırası
geldiğinde artık yerlere yatarak kahkahalar atıyormuş.
Kendini tutmaya
çalışarak dileğini söylemiş: -Hepsini tekrar zenci
yap! |
|
EHLİYET RUHSAT
Adamın birini kırmızı ışıkta geçtiği için polis
durdurmuş, adamdan ehliyet ruhsat istemiş. Adam da
"yanımda yok, arkadaşın evinde içiyorduk, sanırım
fazla kaçırdım, biraz sarhoşum orada unutmuş olmam
lazım" demiş..
Polis dumur olmuş tabii..
Kırmızı ışık, alkol, ehliyet ruhsat yok...
Gitmiş komiserine durumu anlatmış...
Komiser gelmiş adama ehliyet ruhsat sormuş, adam
çıkartıp uzatmış hemen.
Komiser sasırmış tabiii...
Alkolmetreyi çıkarıp üfletmiş, adamda zerre alkol
yok...
sasırmış tabi..
"yaw memur bana sizin alkollü olduğunuzu ve
ehliyetinizin yanınızda olmadığını söyledi" demiş.
Bizim uyanık donmuş komisere..
"siz ona aldırmayın, pek iyi değil galiba.. birazdan
size kırmızı ışıkta geçtiğimi filan da söyleyebilir"
|
|
LAZER
Bir Türk askeri heyeti Amerika'ya davet edilmiş,
kendilerine oradaki askeri tesisler ve modern silahlar
tanıtılmış. Son gittikleri askeri üste Amerikalı
yetkililer bizim subaylara lazerli silahları anlatmış:
-Bu gördüğünüz lazer dürbünüdür. Bu ise
lazerlerle hedefini bulan son model füze sistemimiz. Şu
ise önümüzdeki yıl silah piyasasına girecek olan
lazerli top...
Heyette yer alan Karadeniz kökenli bir subay müdahale
etmiş:
-Lazerli top bizde de var...
-Nasıl olur demiş Amerikalı yetkili, bu top henüz
bizim ordumuzda bile hizmete girmedi. Sizde nasıl olur?
Vardı yoktu derken bizimkiler lazerli topu görmeleri için
Amerikalıları Türkiye'ye davet etmiş. Kısa süre
sonra bir Amerikan heyeti Ankara'ya gelmiş. Türkiye'de
lazerli top bulunduğunu iddia eden subayımız, Amerikalıları
almış Topçu Okulu'na götürmüş. Başında bir nöbetçinin
beklediği birinci dünya savaşı'ndan kalma topu göstermiş.
-İşte lazerli top...
Amerikalılar gülmüş,
-Topu gördük de, demişler, lazer nerede?
-Hemen yanında, demiş bizimki, topun yanında nöbet
tutan er, lazdır... |
|
Yüzbaşının çok sevdiği ve
güvendiği Onbaşı Mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının
karşısında :
-Komutanım benim bir şikayatim var.
-Söyle.
-Mehmet onbaşı beni döğdi.
-Git, ben onun cezasını veririm.
-Ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.
-Anladım, git cezasını veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasını veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladım.
-Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti
, babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam
da sensin, babam da sensin.
Yüzbaşı :
-Derhal koş; çağır Mehmet Onbaşı`yı buraya! dedi. |
|
Çok genç bir İngiliz subayı,
general olan babasının yanında yaverdi, yaşlı bir
albaya emri iletmekle görevlendirildi
-Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına
çekmenizi söylüyor, efendim, dedi.
Yüzü moraran albay da şöyle dedi :
-Demek öyle söylüyor!Peki anneniz ne diyor?!... |
|
Yüzbaşı evin papağanına
belli başlı kelimeleri ezberletmişti. Mehmet gel,
Mehmet git, şunu yap, bunu yapma v.s...
Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada.Evin yeni emir
eri ortalığı silip süpürmekle meşgul görünüyordu.İçeriden
MEHMED diyen sesi duyunca fırladı koştu :
-Buyur, dedi ama arkası gelmedi .
Tekrar işine daldı.Bir zaman sonra tekrar çağrıldı.
Şaşırmıştı. Odada bu emri beklemeye karar verdi.Papağana
gözü takıldığı anda da papağan "MEHMED"
diye çağırmasın mı!Derhal hazır ol vaziyetine geçerek
:
-Buyur komutanım, dedi.Kusura bakma seni guş sandımdı. |
|
Fransa"da çok unlu bir
lokanta. Bir hayır kurumu yararına bir gece düzenlenmiş,
giriş oldukça pahalı.. Bizim Temel jilet gibi giyinmiş,
sinek kaydı tas olmuş, kapıdakileri atlatıp, içeri
sızmanın yollarını arıyor.. Bir bakıyor ki, top sakallı,
asker kılıklı biri, kapıya yaklaşıyor. Elinde davetiye
falan yok..
"Ajaaaeenn" (Fransız aksanıyla) diyor, kapı görevlisi iki
büklüm eğilip selam veriyor. İçeri alıyor,
top sakallıyı.. Az sonra bir top
sakallı daha.. O da "Ajaaaeenn" diyor.. O da
içeri.. Biri daha.. Biri daha.. Bizim sinek kaydı tıraşlı
Temel, kendinden emin adımlarla kapıya
yaklaşıyor. Davetiye soran görevlinin kulağına eğiliyor..
"Ajaaaeenn" diyor.. Görevli öfke ile bağırıyor:
"Hadi ordan ulan.. Bu nasıl teşkilat?.. Sakalın bile
yok!.."
Temel pantolonunun fermuarını aşağı indirirken işaret
ediyor:
"Gizli Ajaaaeenn!.." |
|
Efendim, minik bir köyde, evde
kalmış bir kız yasarmış. çok yaslıymış.. Ve de hala
bakire kalmakla fena halde övünürmüş.. Ölümün
yaklaştığını hissedince, muhtara para bırakmış.. "Bu
para ile bana mezar yaptır. Mezar taşıma da "Bakire
doğdu, bakire yaşadı, bakire öldü" diye yazdır"
demiş. Bir sure sonra da ölmüş.. Muhtar para ile cenazeyi
kaldırtmış. Mezar taşını da, mermerci Temel"e ısmarlamış.. Bir Karadenizli"den beklenmeyecek kadar
tembel Temel "Bunca yazıyı yazmak günler sürer"
demiş içinden.. "Ben bunu özetlerim.."
Muhtar bir hafta sonra, mezarlığa gelmiş ve mezar taşını okumuş:
"Açılmadan geri iade!." |
|
Abdülgaffar eve gelmeden önce
meyhaneye uğrar ve bol bol içer, sarhoş olur, sonra
eve giderdi.Bir gün karısı rest çekti :
-Bugünden sonra eve geldiğin zaman anahtar deliğinden
hohlarsın.Eğer ağzın içki kokarsa eve almayacağım.
Abdülgaffar `ın birahane arkadaşı :
-Bu iş çok kolay, iç içeceğin kadar.Sonra bir baş
sarımsak ye.Onun kokusu içki kokusunu yok eder, dedi.
Abdülgaffar öyle yaptı ve gece yarısı eve geldi.Anahtar
deliğinden hohladı.Karısı dehşetle bağırdı :
-Seni domuz herif seni!Ben sana arkanı dön de yellen
demedim, hohla dedim... |
|
Savaşın en kızgın anıydı.Cephede
bombalar patlıyor, mermiler vızır vızır uçuyordu.Bu
arada bir askeri hıçkırık tuttu.Yanındaki askere döndü
hıçkırık tutan :
-Heey, beni korkutsana biraz!...Korkut da hıçkırığım
geçsin... |
|
İdam cezalarında mahkum
istediği ölüm tarzını seçebiliyormuş. Temel, AIDS
ile ölmek istediğini belirtmiş. Şırıngayla HIV virüsü
zerkedip sonra salıvermişler. Temel sevinç içindeymiş.
-Aldattum onları, diyormuş. Kurtuldum sayılır. Şırınga
yapılırken prezervatif kullandum. |
|
Temel uyurken çişi gelir uyku
sersemine yataktan kalkar
gider. Bir kaç dakika sonra telaşla yatak odasına
gelir karısına: "Hanım kalk kalk ben erdim der. Karısı
uyku sersemine: "Yat artık Temel" der. Temel
bir telaşla yine der: "Hanım kalk ben erdim".
Karısı kalkar anlat bakalım
nasıl erdin. Demin tuvalete gittim kapıyı açtım
ışık yandı, çişimi yaptım kapıyı kapattım
ışık söndü bende erdim. Karısı: Uf be temel yine
mi buzdolabına işedin der. |
|
UZAYLILAR
Diyarbakırlı birisi kamyonuyla Adana`da gidiyormuş. Radyo'dan bir anons
duyulmuş : -Adana`da seyreden yolcularımız, şehrimizi kısa bacaklı, uzun
kollu, kırmızı süratli ve cüce uzaylılar basmıştır ama onlardan
korkmayınız ve dost olmaya çalısınız. Adam yoluna devam etmiş ve bir iki
saat sonra adamın tuvaleti gelmiş . Bir çalı kenarına inmiş. Tam isini
yapacakken çalı sallanmış. Bizim şoför önce ürkmüş ama radyo anonsunu
hatırlamış veee : -Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak
istiyem. Ses gelmemiş. Adam tekrar : -Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem,
sizinle tanışmak istiyem. Yine ses gelmeyince adam bağırarak : -Diyarbakırlıyam,
kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak istiyem. Çalının arkasından ürkek bir
ses : -Urfalıyam, tir şoförüyem, sıçıyam. |
|
KARNE
-Bir gün Hasan koşarak odaya girdi.Ve elindeki karneyi babasına uzattı.
-Babası karneye söyle bir göz attı..
-İyi bir is yapmışsın gibi,bu karneyi bana gösterebiliyorsun.
-Su karnenin haline bak.Beden dersinden başka iyi not var mi şunda.
-Ama babacığın kızma.Bu benim değil senin kitaplarının arasında buldum.
-Eski bir karnenmiş. |
|
KORKUNUN NEDENİ
Kompartımanda tek basına yolculuk ediyordu. Birden kapı acildi ve cifte
tabancalı biri;
Çabuk paraları!! sokul diye bağırınca, adam korkudan titreyerek cevap
verdi:
-Kusuruma bakmayın ama meteliğim yok.
-Öyleyse niye titriyorsun?
-Yolcu güldü;
-Ben sizi kondüktör sanmıştım da!... |
|
TABUTUN NERESİNDE
Sormuşlar Hocaya:
Cenaze taşınırken tabutun ne tarafında bulunulmalı, önünde mi,arkasında
mı,sağında mı,solunda mı?
diye.
Hoca söyle bir kasılmış cevap vermiş tabutun içinde bulunmayın da
neresinde bulunursanız bulunun! |
|
ANLAM
Hocaya sormuşlar Evliliğin anlamı nedir diye. Su cevabi vermiş hoca
gündüzleri cifte hırlama geceleri cifte horlama. |
|
TİRYAKI YOKSA
Bir köylü telaşla bir başka köylüye koştu :
-Bana bak, senin inekler sigara içer mi?
-Çıldırdın mi sen? inek sigara içer mi hiç?
-Öyleyse ahirin yanıyor, kardeşim. |
|
ISLAK TEMEL
Temel her balığa gittiğinde ıslak dönüyormuş babasının dikkatini
çekmiş ve sormuş ula Temel sen paluktan hep ıslak doneyursun
nedendur daa.Temel cevap vermiş pabacuğum ben paluğa çıkınca sigara
içeyurum, baba e oğlum bunun ıslaklıkla ne ilcusu var demiş
Temel pabacuğum sigara bitunce denize atayirum sonsun diye de üstüne
basayurum onun için islanayurum. |
|
HÜKÜMSÜZDÜR
Temelin eşi evden kaçar, Temel çok kızar ve gider kendine yeni bir eş
bulur.
Daha sonra gazeteye ilan verir, yeni eş aldığımdan eskisi hükümsüzdür. |
|
AVUKAT TEMEL
-Temel bir davada avukatlık yaparken yüksek sesle konuşuyordu...
Derken dışardan bir eşek anırmaya başladı.
-Hakim : -Biriniz konuşsun...Deyince Temel susar...Ve eşeğin anırması
kesilince
-Hakim Temele buyur anlat ,der.
-Temel:
-Ne anlatayım ikumuzu da dinledun ver kararini. |
|
HAŞERE İLACI
-Temel bir gün bol miktarda haşere ilacı içer...Koma halinde hastaneye
kaldırılır.
-Komadan çıkınca doktor:
-Zorun neydi o kadar ilacı içtin...?
-Temel heyecanla inleyerek;Ben şoförüm yolda bir tabela gördüm.
-İçunüzdeki trafik canavarini öldürün yazayi....
-Bende öyle ettum.. |
|
MAKİNİST
Temel treni sürerken raylar üzerinde bir çocuk görmüş, yan tarafta da
piknik yapan 200 kişi, Temel insanları yada çocuğu ezecekmiş ve çocuğu
tercih etmiş ertesi gün haberlerde 201 kişi tren kazasında oldu haberi
duyulmuş polisler makinist temeli sorguya çekmişler temel olayı ve
kararını anlatmış ve eklemiş çocuğu ezeceydum oda kalabaliğa doğru
kaçunca hepsini ezdim. |
|
BEBEK
Adamın biri misafirliğe gitmiş. Akşam olunca haliyle sormuşlar :
-Pardon arkadaş, demişler karı-koca. "Bizim odada mı yatarsın, bebeğin
odasında mı, yoksa boş bir odada mı?
Adam düşünmüş :
-Karı-koca nın yanında yatılmaz, bebekte uyanır ağlarsa uykusu kaçacak,
ben boş odada yatarım, demiş.
Sabah olunca adam elini yüzünü yıkamış, bir de bakmış çok güzel bir kız
adama havlu tutuyor.
Adam:
-Kızım senin ismin ne? diye sormuş.
Kız :
-Bebek amcacığım ya sizin isminiz?...
Adam :
-Eşek kızım eşşşeeek... |
|
RESİM
Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki
bomboş kagığıdı görünce sordu :
-Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti. |
|
HOO!!!
Doğu köylerinden birinde, kış kıyamette, adamın birisi ölmüş.Köylüler
cenazeyi kızakla mezarlığa götürüyorlarmış.Ama daha mezarlığa varmadan,
kızak da, öküzler de çamura saplanmış.Köylüler uzaktan öküzlere
bağırmışlar çağırmışlarsa da, kimse çamura girmeyi göze alamamış.
O sırada, birisi, bakmış ki; dirilerden hayır yok, ölüye seslenmiş :
-Ulan, öldün öldün de, öküzlere bir "Ho!" diyemeyecek kadar mı öldün,
mübarek? |
|
KIZAMIK
Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim,
kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek... |
|
KAZANAN KİM
Ağa ile ırgatı köyden kasabaya giderken...Bir ara ağanın aklına bir
muziplik geldi :
-Bak, dedi, şu yol kenarında ineklerin bıraktığı tezekleri yersen...Bu
arabamı da, atları da, koşumları da sana veririm.Senin olsun.
Irgat gıcır gıcır arabayı, atları, koşumları görünce, düşünmedi
bile...Tezeğin hepsini yiyip bitirdi.
Kasabaya gittiler, alışveriş yaptılar, dönerken...Ağa birden düşünceye
daldı."Muziplik derken, araba da, at da, koşumlar da gitti"diye :
-Bana bak, dedi, arabayı, atları, koşumları geri istiyorum.Kaça
verirsin?
-Para filan istemem.Aldığım fiyata veririm,ağa...
-Yani?
-Yanisi şu ; Bak karşı kenarda duran tezekleri gördün mü?Sen de onları
ye!Al arabayı, atları koşumları!...
Baktı başka çare yok, ağa da eğildi, zorlana zorlana yedi tezekleri...
Tam köye yaklaştıkları sırada ırgat gülmeye başladı kendi kendine...
-Ne gülüyorsun, diye sordu ağa, bir şey mi var?
-Nasıl gülmem, ağam?Biz yola çıkarken bu araba da, bu atlar da, bu koşum
da senindi.Şimdi yine senin...Peki, öyleyse biz o tezekleri niye yedik? |
|
ŞEMSİYE
Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı
sadece subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir
şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa
dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça
etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde
kim kırdı diyeyim? |
|
DAHA ÇOK İSTİYOR...
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü
şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek
vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu
:
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor! |
|
Temel üçüncü
kattan aşağıya düşmüş.
Yanına gelenlerden biri "Ne oldu" diye sormuş.
O da "Pilmiyrum ben de şimdu celdum daa!" diye cevap vermiş. |
|
BIRAKMIYOR
Temel ve İdris çalışmak üzere Amerika'ya gitmişler. Bir
meydanda bir sene sonra buluşmak üzere vedalaşıp,iş kurmak üzere
ayrılmışlar. Tam bir sene sonra Temel meydanda bir banka oturup
beklemeye başlamış. Biraz sonra bir limuzin Temel 'in önünde durmuş.
İçinden İdris inmiş. Hal-hatırdan sonra Temel İdris'e bu zenginliği
nasıl elde ettiğini sormuş. İdris: - Bir tuvalet icat ettim. Giriyorsun.
1 dolar atıyorsun. Makine fermuarı indiriyor,aleti çıkartıyor,çişini
yaptıktan sonra yerine koyup fermuarı kapatıyor. Temel tebrik etmiş. Bir
sene sonra tekrar buluşmak üzere vedalaşmışlar. Bir sene sonra bu kez
meydana önce limuziniyle İdris gelmiş. Temel'i beklemeye başlamış. Biraz
sonra bu kez bir helikopterle meydana Temel gelmiş. İdris şaşkınlıkla bu
zenginliği nasıl elde ettiğini sorunca ; Temel: - Ben de bir tuvalet
icat ettim. Giriyorsun. 1 dolar atıyorsun. Fermuarı açıyor, aleti
çıkarıyor, çişini yapıyorsun. 2 Dolar atmadıkça aleti bırakmıyor..! |
|
HANGİSİNİ GETUREYİM ?
Temel karısından tabancasını getirmesini istemiş... (Getur
tabancami efkârlandum, mermi atacağum) demiş. Hanımı tabancayı getirmiş
ve Temel bir şarjör mermi atmış havaya...
Mermiyi attıktan sonra evden çıkıp giderken, silah seslerini duyup gelen
bir polise rastlamış. Polis, (kim mermi attı burada) diye sormuş. Temel
ben atmadım, benim tabancam yoktur dediyse de, polis (bu ev senin değil
mi?) diye sorunca yalan söyleyememiş. (Ev benimdir ama silahım yoktur)
demiş.
(Peki öyleyse) demiş polis, (madem silahın yoktur,buradan hanımına
"silahımı getir" diye bağır) diye üstelemiş. Temel çaresiz (Fadime,
silahımı getir) diye alçak sesle bağırmış. Temel 'i duyan Fadime cevap
vermiş; (hangisini isteyisun daa...) |
|
PATATES
FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri
yapmaya karar vermiş. Ve her gün üçer kişi çağırıp aralarından birini
ajan olarak himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel' de
katılmış. Yanında da bir İngiliz ve bir amerikan varmış. Bunlardan ilk
olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir çuvalın bulundu
boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini söylemişler. İlk önce
İngiliz girmiş. 5 dakika sonra odaya giren bir yetkili gitmiş içinde
İngiliz'in saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış. Hemen çuvalın
içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngiliz'e ilk testi başarıyla
geçtiğini söyleyip Amerikan' ı odaya koymuşlar. Amerikan' da aynı çuvala
saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir
tekme atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses gelmiş. Amerikan'
ı da tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dakika sonra odaya giren
aynı görevli gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama hiçbir ses gelmemiş. Bir
daha atmış yine tık yok. Bir daha bir daha derken en sonunda çuvaldan
cılız bir ses yükselmiş: " Patateeeeessssssssssssssss" . |
|
PASO
Temel İstanbul'a gitmiş, dolaşıyor; bakmış ki kendisi belediye
otobüsüne her binişinde para verdiği halde, bazı kimseler bir kart
gösterip (paso) diyor ve para vermeden biniyorlarmış.
Temek uyanık davranarak cebinden çıkardığı herhangi bir kimlik cüzdanını
şoföre gösterip (paso) diyerek içeri dalmış... Şoför Temel 'i çağırmış
ve (o nedir ? ver bakayım onu .. ) diyerek Temel 'in rasgele cebinden
çıkarıp gösterdiği evlilik cüzdanını elinden almış.
Bir de bakmış ki evlilik cüzdanı ve üzerinde Temel - Fadime diye
yazıyormuş. Şoför Temel 'e dönerek (sen bununla ancak Fadime'ye
binersin) demiş. |
|
KILÇIK KAFAYI ÇALIŞTIRIR
Temel hamsi yerken kılçıklarını ayırarak özenle yan tarafa
koymaktadır. Deniz ürünlerinin nasıl yeneceğini bilmeyen bir vatandaş
yaklaşır ve kılçıkları göstererek: "Bunları niye ayırıyorsun" der.
Temel "bunlar insanın kafasını çalışturur, onun için onları ayiriyirum,
gerekli olunca yiyecoğim" der. Adam kafasının çalışması için kendisine
biraz kılçık vermesini Temel 'den ister.
Hamsi kılçıklarını zar zor yemeğe başlar, ama hiç memnun olmaz "Yahu bu
kılçıklar hiç kafa çalıştırır mı?" diye Temel 'e sorar. Temel "bak
gördün mi kafan çalışmaya başladı bile" der. |
|
VESİKALIK
Temel birgün Dursun 'a gidip "Ya dursun senin makinen var bana
12 tane vesikalık gerekiyor çeker misin?" demiş. Dursun "Çekerim ama
benim makine boydan çeker vesikalık nasıl olacak?" demiş. Başlamışlar
düşünmeye. Dursun "Ya Temel sen sahile git, kumu kaz, içine gir,
omuzlarından aşağısı görünmesin. Böylece vesikalık olur." demiş.
Tamam demiş Temel de. Sonra Dursun Temel 'e "Sen git çukuru kaz, ben
geliyorum." demiş. Temel gitmiş 12 tane çukur kazmış. Dursun gelmiş,
Temel 'in 12 tane çukur kazmasıyla dalga geçmiş ve şöyle demiş: "Salak
niye 12 tane çukur kazdın! Ben 12 tane makine getirmiştim." |
|
KEMENÇE
Temel gece yarısı evine dönerken bakar ki, adamın biri elinde
testere ha bire bir evin pencere demirini kesiyor. Temel 'in çok
garibine gider ve seslenir: "Ula ne edeysun?"
Adam irkilmesine karşılık soğukkanlılıkla cevap verir: "Görmeyimisun
kemençe çalayrum."
Bu cevaba şaşıran Temel: "O ne biçim kemençe ki sesi çıkmayi" diye cevap
verir. Adam da: "Bunun sesi yarın çıkacak" der. |
|
ÖKSÜRÜK
Temel üşütmüştü... Çok fena öksürüyordu...Doktora gitti...
Doktor, iğne yaptıktan sonra ertesi gün tekrar uğramasını söyledi.
Temel ertesi gün tekrar gitti... Nispeten daha az öksürüyordu.
Doktor; "Bugün öksürüğünüz daha iyi..." deyince;
Temel başını salladı ve "Tabii, bütün gece antrenman yaptım da ondan"
dedi. |
|
BİR DAKİKA
Temel Havayollarına telefon açmış ve karşısına çıkan hanıma: "Haçan
teyyare buradan Amerika'ya ne kadar zamanda gider" diye sormuş...
Telefona çıkan bayan o an meşgul olduğu için "bir dakika" demiş. Temel
teşekkür edip telefonu kapatmış. |
|
TABUT
Temel ile Fadime bir gün kavgaya tutuşmuşlardı. Fadime bir ara:
"Herif!, herif! Sen benum iyiluklerumi ödemek içun omuzlarunda
taşımalisun beni" der.
Temel bu sözleri duyunca bir soluk alır, ve: "İnşallah kari, Tanrı bana
o günleri de gösterur" diye cevap verir. |
|
TAM ÜSTÜNE
Bir gün dadısı çocuğu yıkıyormuş. Haliyle ikisi de çıplak.
Çocuk dadıya malum yeri göstererek sormuş: "orası ney" diye. Dadıda
bozuntuya vermeden: "Küçükken oraya balta düştü öyle oldu" demiş. Çocuk
da: "aaa tam da şeyinin üstüne düşmüş" demiş. |
|
SU
Temel her gece yatarken başucuna 2 tane bardak koyuyormuş, biri
su dolu,diğeri boş...
Bir gün karısı dayanamayıp sormuş: -ula temel ne eduysun bu pardaklarla?
-akşamları kalktığımda bazen canım su içmek istii bazen de istemii... |
|
BOKU YEDİN
Bir adam uçağıyla Afrika üzerinde gezerken uçağı arızalanır ve
düşer. Adam uçaktan sağ çıkar,
ama bir bakar ki bir grup vahşi yerli ona doğru koşmakta. "Eyvah, der
içinden, Şimdi boku yedik!"
O anda içinde ilahi bir ses duyar: - Hayıır Evladım, boku yemediin! -
Peki n'apıcam şimdi ben? -
Bak yerde bir mızrak göreceksin. Al o mızrağı en önde koşan renkli
giysili adamın kalbine sapla.
Adam, sesin dediğini yapar, mızrağı alır ve renkli giysili yerlinin
kalbine saplar. - Evladım, işte şimdi boku yedin! |
|
5 DOLAR
Bir uçakta kurnaz bir avukat ve aptal görünüşlü bir sarışın yan
yana düşerler. Avukat hem hatuna yakınlaşmak hem de hoşça vakit geçirmek
için kadına oyun oynamalarını teklif eder. Kadın da kabul eder. Avukat
oyunu anlatır: - Ben size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5
dolar vereceksiniz. Sonra siz bi soru soracaksınız, ben bilemezsem size
tam elli dolar vereceğim. İlk sorum şu: Ay ile Dünya arasındaki mesafe
ne kadardır? Kadın tek söz söylemeden çantasından beş dolar çıkartıp
adama verir. Sonra kendi sorusu sorar: - Bir tepeye üç ayakla çıkıp dört
ayakla inen şey nedir? Avukat uzun uzun düşünür ama
cevabı bulamaz. Mecburen 50 doları çıkartıp verir kadına ve merakla
sorar: - Peki cevap ne? Kadın tek kelime etmeden çıkartıp 5 dolar
uzatır. |
|
ÖRDEK
Ördeğin biri birgün bara gider ve sorar -ekmek var mı -barmen
yanıtlar:"yok" -ekmek var mı -yok -ekmek var mı -yok birkaç kez tekrar
eden bu konuşmadan sonra barmen sinirli bir şekilde ördeğin yakasına
yapışır ve der ki -bir daha ekmek var mı diye soracak olursan seni
gagandan duvara çivilerim! ördek sorar: -çivi var mı -yok -ekmek var mı? |
|
NASA
NASA Mars'a adam gönderecekmiş. Sadece bir kişi gidebilecek,
giden de
geri dönemeyecekmiş. İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar
isteyeceğini sormuşlar:
"1 Milyon Dolar" demiş ve eklemiş "MIT'ye* bağışlayacağım."
İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
"2 Milyon Dolar" demiş. "Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi
araştırmalara bağışlayacağım."
Üçüncü aday olan avukat aynı soruya "3 Milyon Dolar" diye cevap verince
yetkililer diğerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon
istediğini sormuşlar. Avukat yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
"1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de Mars'a
göndeririz." |
|
GÖRMÜŞ
Kekeme ile bir arkadaşı yolda gidiyorlarmış.Kekeme,
birden atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
Arkadaşı sormuş :
-Neyi gördün mü?
-Ha...Ha...Harika bir ka...ka...kadın...Bir de
mi...mi...mini bir etek giymiş...
-Hani? Nerede?
-Se...Se...Sen ba...ba...bakana ka..ka..kadar
ma...ma...mağazaya girdi!
Biraz daha yürümüşler.Kekeme yine atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
-Neyi gördün mü?
-Şa...Şa...Şahane bir ara...ara...araba!
-Hani nerede?
-Sen ba...ba...bakana ka...ka...kadar geçti
git...git...gitti!
Daha yürümüşler.Kekeme yine atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
Ama arkadaşı bu sefer sinirlenmiş:
-Gördüm lan! demiş.Gördüm işte!
Kekeme de öfkeyle çıkışmış :
-Ma... Madem gördün de, ne diye bo...bo...boka bastın! |
|
BİR DAKİKA
Bir adam tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş
"Tanrım, 1 milyon yıl senin için ne kadar bir suredir?"
Tanrı söyle cevaplamış
"1 milyon yıl benim için 1 dakika kadardır."
Adam sormaya devam etmiş
"Peki,tanrım 1 milyon dolar senin için ne kadardır?".
Tanrı cevaplamış
"1 milyon dolar benim için 1 pennydir"
Adam dayanamamış."Tanrim bana bir penny verir misin? " demiş.
Tanrıdan şöyle bir cevap gelmiş
1 dakika. " |
|
Başçavuş, karargahtaki erlerin
teftişiyle meşguldür, aniden üçüncü katın penceresinde hava almakta olan
bir çift iri kalça gözüne çarpar.Merdivenleri dörder dörder çıkar,
hışımla odanın kapısını açar ve bağırır :
-Hangi sersem kıçını pencereye çıkardı!
-Ben başçavuşum, der genç bir asker.Hava o kadar sıcaktı ki...
-Ulan eşşoğlueşşek, ya general yoldan geçseydi N`pardın?
-Ama geçti başçavuşum.
-Peki , bir şey demedi mi ulan!
-Dedi, başçavuşum, günaydın Başçavuşum, dedi. |
|
Acemi er, levazım başçavuşuna
yakınır :
-Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin ederim ki, içinde
bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanıtlar başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Şey...yani evet, başçavuşum.
-İçinden hiç asker çıktı mı, ulan! |
|
Başhekim, akıl hastanesinin
bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne
çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada
dönüp konuşan birini dinliyorlardı :
-Papandreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı...Bulgar zulmü devam
ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine
ulaştı...Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı...
Başhekim bu işten hoşlanmış :
-Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
-Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor,
haberleri bildiriyor.
Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne
görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye
atılmamış mı!
-Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim... |
|
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli
avcı Temel"in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karsılarına küçük
bir delik çıkar. Temel:
"Yatın yere, tavsan deliği !"
Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavsan
çıkar. avcılar hemen vururlar.
Tekrar yürümeye başlarlar. Bir sure sonra büyükçe bir delik çıkar
karsılarına. Temel :
"Yatın yere, tilki deliği !"
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar.
Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel :
"Yatın yere, ayı ini !"
Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. iyice keyiflenen avcılar yürümeye
devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin
başında dururlar. Acemiler hep birden Temel"e bakar. Temel :
"Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza
!"
Ertesi gün gazetelerde :
"Dört avcı tren altında can verdi..." |
|
Temel birgün bara gitmiş. Barmene
"bana bir bira" demiş. Barmen Temel`e bir bira vermiş. Temel sormuş "Kaç
para?" Barmen yanıtlamış ; "260.000 lira" Temel cebindeki bütün madeni
onbin liraları çıkarıp 26 tanesini üstüste dizmiş. Tam barmen elini
uzatmış paraları alacakken Temel elinin tersiyle paralara bi vurmuş.
Paralar şangır şangır etrafa dağılmış.Barmen paraları yerden toplamış
ama çok sinirlenmiş.
Ertesi gün Temel tekrar bara gelmiş. "Bana bir bira" demiş.Barmen birayı
vermiş. Temel sormuş "kaç para?" barmen "260.000 lira" Temel cebinden
kağıt bir 500.000 lira çıkarıp barmene uzatmış. Barmen çok sasırmış
fakat bir önceki günden Temel`e gıcık olduğu için paranın üstünü vermek
için kasadan 24 tane madeni onbinlik çıkartıp masanın üstüne dizmiş ve
elinin tersiyle bir vurmuş bütün paralar yerlere saçılmış.
Temel cebinden iki madeni onbin çıkarıp masanın üstüne koymuş ve
"Bana bir bira daha" demiş. |
|
O gün barda her şey sakindi,
piyanist beylik parçalarından birini çalarken millet masalarda pokerin
tadını çıkartıyor bir yandan da
viskilerini yudumluyordu, derkeen, içeriye bir adam geldi ve bara
yaklaşıp:
- Hey barmen, herkese benden bir viski, sen de iç bir tane.
Barmen bardakları parlattığı kirli bezini bırakıp bu yağlı müşterinin
isteğini memnuniyetle yerine getirdi, bir bardak ta kendi içti. Bu
is bir kaç tur gerçekleştikten sonra adam barmen artık parayı isteyince
adam:
- Ne parası barmen sen verdin biz içtik. dedi
Bunun üzerine barmen adamı bir güzel patakladıktan sonra kapı dışarı
etti.
- Ertesi gün yine ayni adam ayni bara gelip:
- Hey barmen, herkese benden bir viski, ama sana yok viski, sen içince
sapıtıyorsun. |
|
İki deli arasında konuşma :
-Saat kaç?
-Beş var
-Kaça beş var?
-Bilmiyorum, akrebini kaybettim. |
|
Kurtarma ekibi uçağın düştüğü
bölgeye geldiğinde bir
de bakar ki adamın biri sırtını bir ağaca dayamış, elinde bir but
yiyor. Ağacın yanında da yediği butlardan oluşan bir
kemik yığını... Yediği buttan kafasını kaldırıp kurtarma ekibini gören
kazazede bağırıyor:
-"Şükürler olsun tanrıya, kurtuldum."
Kurtarma ekibi tam bir şok içinde kemik yığınına
bakıyor. Belli ki adam arkadaşlarını yemiş.
Kurtarma ekibinin yüzündeki dehşet ifadesini sezen
kazazede atılıyor:
-"Beni bu yüzden hiç yargılamaya hakkınız yok.
Hayatta kalmak için yaptım."
Yaşam içgüdüsü bu!
Kurtarma ekibinin lideri adama doğru ilerliyor, bir
yandan da inanılmaz manzara karşısında hayretten
kafasını iki yana sallıyor, kazazedeye bakıyor
ve...
-"Hayatta kalmak için kullandığın yaşam içgüdüsüne bir
diyeceğimiz yok da...Allahın belası herif, bu uçak
daha dün düştü!" |
|
HOKKABAZ
-Eve geldiğinde burnu kanıyordu.Meraklanan annesine;
-Okula hokkabaz geldi.Burnumdan üç tane demir ellibinlik çıkardı...dedi.
-Ama hokkabaz göz aldatır...Burun kanatmaz ki...
-"Zaten burnumu hokkabaz kanatmadı ki.
-Başka para kalıp kalmadığını kontrol eden arkadaşlarım kanattı. |
|
AFRİKA
-Ev ödevi hazırlayan çocuk babasına sordu.? -"Afrika ne taraftadır
baba".?
-Babası bilmiyorum demeyi kendisine yediremediği için biraz
düşündü.Fazla uzakta olmamalı dedi.
-Çünkü bizim şirkette bir zenci var.
-Hergün ise bisikletle gidip geliyor. |
|
PARA HOCA ve CİMRİ
Cimri ve de bos boğazın biri Hocaya:
Ya Nasrettin hoca demiş demek parayı çok seviyorsun..Acaba neden ?
-Hoca cevabini yapıştırmış. Senin gibilere muhtaç olmamak için. |
|
ÖLMEK
Hocayı ramazan da iftara davet etmiş biri. Yemekte börek sinisinin
basına üşüşüp ev sahibi, atıştırmaya atıştırdıkça da siniyi kendi yönüne
döndürmeye başlamış.Hoca bir bakmış iki bakmış her lokma yutuşunda oh
oldum diyen ev sahibine, birader demiş bırak birazda biz ölelim. |
|
SAKIN YEME
Diyarbakır tren garından İstanbul'a gelmek için yola çıkmıştı Haso
ile Reso.Trende birlikte yolculuk yaptıkları bir yolcuyu muz yerken
gördüklerinde, muzun ne menem bir şey olduğunu merak ettiler.Trenin
durduğu ilk istasyonda birer muz satın aldılar. Tedbir olsun diye
-Reso :
-Haso, sen yemeyesin ben yiyacagım bana bir şey olursa sen yardımcı
olacaksın, der.Reso muzu ısırır ısırmaz tren tünele girer.
-Reso bağırır :
-Ula Haso sakin yemeyesin, ben yemişem, kör olmuşam! |
|
BU DAHA KULLANILIRMIŞ
Temel apartmanın önünden geçerken balkonda bir kari koca nine kavga
ettiklerini görür,giderken adam balkondan karisini aşağı atar,atar
atmasına ama kadın temelin önündeki çöp bidonuna kafa üstü çakılır
Temel hemen kadının yanına gider çöp tenekesinde kadının cansız
yatmakta olduğunu görür,ve kendi kendine mırıldanır ula bu daha
kullanılırmış, ne diye salak adam çöpe attı bu kariyi anlamadum demiş. |
|
ŞAMPUAN
-Temel duş almaya girer şampuanı kafasına boşaltıp ovalamaya baslar.
-Sırtını keselemeye gelen annesi.
-Oğlum kafanı ıslatmiyacak misun der.
-Temel anne bu şampuan kuru saclar için!!!. |
|
EŞEK DEĞİL
-Temel yolda araba bekliyordu...Karşıdan da bir adam yanında keçi
ile birlikte geliyordu.
Adam Temelin yanından geçerken selam vermedi...Biraz gittikten sonra
Temel kızarak arkalarından yetişti ve;
-Hemşerim habu eşekle nereye gideyusun.?Adam gülerek ve Temel ile alay
ederek;
-Ula gormeyumusun ? Habu eşek degildur.Kecidur deyince
-Temel bende senlen konuşmadum keçiye sordum. |
|
İŞİNE SON
-Temel askerde biraz tembel..Sabah içtimasından kaytarıp bir ağacın
altına yatar.
-Ancak biraz sonra yakalanır.Komutan yanına çağırır.
-Mesleğin nedir? -İnşaat kalfaluğu yapayurum komutanım.
-Ha demek öyle,Peki sen inşaatta yanında çalışan bir isçiyi böyle
yatarken yakalarsan ne ederdin.
-Temel fırsatı kaçırmaz:
-Hemen ,hiç düşünmeden işine son verirdim evine gonderurdum komitanum. |
|
HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ
Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım
ücret alınır" yazılı doktora girdi.Gülerek :
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.
Doktor da güldü :
Tabii, hatırlamaz olur muyum?
Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz?
Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin... |
|
ÜÇ KEZ
Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş :
-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi
doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım
kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.Bir ara ayının sıcacık
nefesini ensemde hissettim.O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı
kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı
toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa
omzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere
düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden
arayı beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı
yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar
ayağı kayıp yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme
gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma
ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere
düştü sanıyorsun? |
|
BAKAN KARISI?
Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini
doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu
haberi vermek istedi :
-Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.
Karısı biraz düşündü sonra:
-Hangisinin? |
|
AMELİYAT YERİ
İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar.Delikanlının tatlı
sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar :
-Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim.
Delikanlının gözleri parlar.
-Göster canım göster.
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek :
-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı.... |
|
SERT KOVBOY
Bir kovboy çiftliğine dönmektedir.Bindiği atı yeni satın
almıştır.Atın üstünde bir gün evvel evlendiği genç bir kadını da
getirmektedir.Sel yatağı boyunca ilerlediklerinden, kötü bir rastlantı
sonucu at kayar.
-Bir,der kovboy kısaca.
Ve on dakika sonra at yine bir yoldan sapma yapar.
-İki, der kovboy.
Biraz daha ileride, at bir engel karşısında, az kalsın dengesini
kaybeder gibi olur, bu kez kovboy ne bir, ne iki der.Kadını attan
indirir ve :
-Üç, der!
Ve bir tabancayla atı öldürür.
Genç evli kadın, dehşete düşmüştür.İtiraz etmekten kendini alıkoyamaz.
-Herşeye karşın, biraz sert, yapmamalıydın!
Ve kovboy sayar :
-Bir! |
|
PATATES
FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya
karar vermiş. Ve hergün üçer kişi çağırıp aralarından birini ajan olarak
himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel' de katılmış.
Yanında da bir İngiliz ve bir Amerikan varmış. Bunlardan ilk olarak
kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir çuvalın bulundu boş
bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini söylemişler. İlk önce
İngiliz girmiş. 5 dk. sonra odaya giren bir yetkili gitmiş içinde
İngilizin saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış.
Hemen çuvalın içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngilizce ilk
testi başarıyla geçtiğini söyleyip Amerikanı odaya koymuşlar. Amerikan
da aynı çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve
çuvala bir tekme atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses
gelmiş. Amerikanı da tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dk. sonra
odaya giren aynı görevli gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama hiçbir ses
gelmemiş. Bir daha atmış yine tık yok. Bir daha bir daha derken en
sonunda çuvaldan cılız bir ses yükselmiş: " Patateeeeesss |
|
ELTİMGİLE GİDİYOM
Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların
altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani
bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı
yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş :
-Hanım, hanım! Nereye?
Kadın dönüp :
-Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom. |
|
HIRSIZ (!)
Başkentte bir gece vakti, yüzü maskeli soyguncu, iyi giyimli bir
adamın önüne atlayıverdi. Elindeki bıçağı sallayarak bağırdı: "Sökül
paralarını!" İyi giyimli adam kendine güvenle: "Sen benim kim olduğumu
biliyor musun? Ben milletvekiliyim" dedi. Hırsız karşılık verdi: "O
zaman sökül paralarımı!" |
|
UYANIK KIZ
Saf kızın birine erkek arkadaşları erik ağacına çıkması için ısrar
ediyorlarmış. "Ağaca çıkarsan sana para vereceğiz, hediye alacağız" diye
kandırmaya çalışıyorlarmış. Kızcaaz da şüphelenmiş gelmiş annesine
sormuş. "Anne bu arkadaşlarım benim erik ağacına çıkmamı neden bu kadar
ısrarla istiyorlar." Annesi "kızım onlar seni erik ağacına çıkarıp
aşağıdan külotuna bakacaklar" diyor ve peşinden nasihati veriyor "sakın
çıkma". Kız da peki diyor. Ertesi günü kızın annesi bakıyor ki kızının
elinde bir sürü hediye ve para ile geliyor. Annesi çıkışıyor "seni erik
ağacına çıkardılar değil mi....!"
"Kızı anne çıktım ama külotumu çıkarıp ta çıktım onlar da benim külotumu
göremediler. Ben külotumu gösterecek kadar saf mıyım...?" |