ARJANTİN:
KADINLARIN AYAKLANMASI*
Orquidéa
(...)Yıllardan
beri büyüyen Arjantin kadın hareketi, bugün tüm ülkeye yayılmış kadın grupları
içindeki farklı sosyal, ekonomik, kültürel ve ideolojik kökenlere sahip
kadınları bir araya getirmektedir. Bu kadınlar kendilerini farklı alanlara
adamışlardır: aile içindeki şiddet, kamusal alan içindeki kadınlar, kadın
sağlığı danışmanlığı, insan hakları, internet, medya, araştırma komisyonları.
İdeolojik ve olaylara yaklaşımlarındaki farklılıklarına rağmen bu kadınların
çalışmaları asla yeterince takdir edilemez. Bunlar olmaksızın ne belediyelerde,
bölgelerde ve ulusal düzeyde ne de parlementonun kendisinde bir değişiklik
meydana gelebilirdi. Kadınların kendileri gibi Arjantin’in günlük yaşamında da
hiçbirşey böylesine değişemezdi.
Arjantin’deki
feminist hareket, eylemlerinde öyle davranmalarına ve görüşlerinde öyle
olmalarına rağmen “feminist” etiketini kullanmaktan çok hoşlanmayan birçok
kadın hala içlerindeyken bölündü. Bunun dışında, kadın hareketi içinde bazen
gerçek yaşama, kadınların yoksul mahallelerindeki hergünkü mücadelelerine,
feminist veya karma gruplar içindeki
gerçekliklerine dayanmayan bir soyut düşünüşe kadar varan
entellektüelleşme eğilimi de bulunmakta.
1983’te
demokrasinin yeniden yerleşmesinden bu yana Arjantin’de sayısız gösteri ve
protesto gerçekleşti. Sayısız olan aynı zamanda bazı baskı organlarının
kurbanlarıydı.Bu nedenle son zamanlardaki yürüyüşler, “yağmalamalar”ve “Cacerolazos” (Boş Tencere Ayaklanması)
sırasında yine çok sayıda kurban vardı.
Bu
olaylardan sonra kendimize tekrar tekrar protestolara yol açan şeylerin neler
olduğunu sormuştuk? Bu nedenler, yalnızca 10 dakika sürmüş olsa da sıkıyönetim
ilan edilmesinin yanısıra kesinlikle yönetimdekilerin tümünün, Arjantin’in
yaşam kalitesini düşüren, para çantalarımızdaki son yağmalamasıydı. Aralık sonu
ile Ocak başı arasındaki protestolar esnasında Duhalde ile birlikte beş farklı
başbakan bir dizi halinde iktidardan düştü.
“Carerolazos”
fenomeni ve ona eşlik eden halk meclisleri kesinlikle yeni bir olgudur ve bir
zamanlar Şili’deki solcu başbakan Allende’ye saldıran “Cacerolazos” ile
karıştırılmamalıdır.[1]
Bizim
amaçlarımız yetmişli yıllardaki Şili’li sağcıların amaçları ile taban tabana
zıttır.
“Corralito”ya
(Bankalardaki özel hesaplardan para çekişini yasaklayan kanuna verilen isim)
karşı ilk protesto hemen yoksul mahallelerdeki genel yaşam koşullarının
iyileştirilmesi talebine, daha önce devletin işlettiği (elektrik, telefon, gaz,
su) özelleştirilen işletmelerin aşırı fiyatlarına (dünyadaki en pahalı
fiyatlar) karşı, politikacıların, sendika görevlilerinin ve büyük şirket
yöneticilerinin rüşvetçiliğine karşı, demokratik sistemimizde çıkarlarımızı
temsil eden kimsenin olmamasına karşı ve adaletteki haksızlıklara karşı manisfestolara
doğru hızla radikalleşti. Ve liste devam etmekte.
Halk
meclisleri her ne kadar katılımcılar tarafından çok fazla söylenmeseler ve sol
partilerin birçok eylemcisinin bunu yalanlamak istemesine rağmen, anarşist
doğrudan demokrasinin bir pratiğidir. Tüm protestocular bu doğrudan demokratik
meclislerde eşit koşullarda yer alabilir. Rosario kentinde şu anda (25 Şubat
2002) 27 tane böyle meclis vardır, bunlardan bazıları kent bölgesi toplantısı,
bazıları ise ilgi grubu toplantıları karakterindedir. İnsanlar kendi yerel
toplantılarında tartışmakta, her pazar kent bölgelerindeki farklı
toplantılardan seçilen delegelerin ve danışmanların katıldığı kent bölgeleri
delegeler konseyi yapılmaktadır. Bazıları hükümdarvari yetkilerle, bazıları ise
yalnızca kent bölgesindeki ilgili toplantıda uygun görülen yetkilere sahiptir.
Bazı delegeler somut önerilerle gelmekte bazıları ise yalnızca orada olmak ve
ortaya çıkan konuları tartışmak için katılmaktadır. Sosyal organizasyonun bu
yeni biçimi hem bizim gibi daha fazla deneyime sahip çok yönlü aktivistlerin
hem de tamamen yeni başlayanların eşit haklara sahip olarak katılımını mümkün
kılmaktadır; orta sınıftan insanlar marjinalleştirilmiş çevrelerden gelen
insanları, yetişkinler yaşlıları, küçük dükkan sahipleri, öğretmenler, kamusal
alanda kendine güvenen kadınları, öğrencileri, işsizleri, memurları vb. aynı
yerde görmektedir.
Tüm
kadınlar eşit haklara sahip olarak toplanmakta, toplantı esnasında hiçbir yaşlı
kadın genç bir kadının konuşmasını engellememekte veya tersi
gerçekleşmemektedir. Kadınların hareketlerin tümüne katılımı süreklilik
göstermekte ve genellikle çok etkili olmaktadır. Kadınlar meclis delegeleri
olmakta veya Boş Tencere Ayaklanmaları’nda belirleyici role sahip olmaktadır. Doğrudan
eylemlerde (boş evlere yerleşme) bulunmakta veya belirli çalışma gruplarında
(örneğin ben bir halk meclisinin basın komitesinde çalışıyorum) aktif olarak
yer almaktadır. Toplantılarda hiçkimse bir delegenin, örneğin kadın olduğu
için, yetersiz olduğu fikrine sahip değildir. Eğer herhangi biri bir kadının
toplantılara gitmesinin yasaklanması gibi bir düşünceye sahip olsaydı anında
hayatının en kötü saatlerini yaşamaya başlardı. Boş konutlara yerleşen kadınlar
çoğunlukla küçük çocuklara sahip veya hamile annelerdir. Genellikle de bir işte
çalışmaktadır. Bu kadınlar ve aileleri insanca bir konutta yaşamayı talep
etmekte ve bunun için de makul bir kira ödemeye hazırdır. Hiçbir hediye
istememekteler. Kira ödemeleri veya bir ev almaları imkansız olan diğer
kadınlar ise bu konutlarda oturmaya karar vermişlerdir.
Bütün
hareketlerin amaçları; herkes için (yalnızca orta sınıflar için değil) daha iyi
bir yaşam kalitesi, adil bir zenginlik paylaşımı ve varolan kurumlardan tamamen
farklı bir güç kullanımı taleplerinde özetlenebilir. Halk sokaklarda yürüyüşler
yapmakta ve artık geri çekilmeye veya pasif kalmaya niyetleri yok. Deneyimlerin
bize öğrettiği, her fazladan bir düşkırıklığının bundan böyle olduğundan fazla
bir etkiye sahip olacağıdır. Ama aynı zamanda biliyoruz ki, bilinç
değişikliğinin ihtiyatlı bir şekilde değişmesi için zamana ihtiyaç vardır.
Korkularımıza dikkat etmek zorundayız, çünkü kendi deneyimlerimizi kendimiz
kazanıyoruz. Daha önemlilerine yönelmeden önce daha iyi koşullarda mücadele
edebilmemiz için bilinçli bir şekilde adım adım ilerleme konusunda kararlı
olmak zorundayız. Herkes isteklerimizi gerçekten ifade edebilmemizi sağlayacak
doğrudan demokrasi pratiğine dayanmak zorundadır. Bu pratiğe katılım mekanların
özelliğine veya her şehrin politik kültürüne göre değişmektedir. Bunlar solcuların müdahalelerine karşı korunma k
zorundadır. Kesin olan şey bunların geleneksel biçimlerden farklı olduğudur.
Biz burada bilinçsiz bir şekilde tüm günlük yaşamı etkileyen toplumsal
katılımın tamamen yeni bir kültürünü yaratıyoruz. Anarşistler olarak toplumsal
hareketlerle anlaşmayı öğreniyoruz, anarşist-olmayanlarla yan yana duruyoruz.
Bu bizim için şaşırtıcı değil, tam tersine çok sevindirici.
Son zamanlarda giderek artan bir devlet darbesi söylentisi var. Gerçekte ise askeri kadrolar ile büyük patronlar arasında, farklı eyaletlerin güvenlik güçleri arasında, aynı zamanda belli politikacılar arasında konuşmalar var. Halk meclisleri şimdiye kadar bu manevraların açıkça karşısında olduğunu ifade etti ve aynı zamanda neoliberal başbakan de la Rúa’nın düşürülmesine yol açan 19 ve 20 Aralık 2001 ayaklanmasının bastırılması sırasında, ülke çapındaki yaklaşık 30 ölümden sorumlu olanların aydınlatılmasını ve hukuki takibini talep etti.
Medyanın
ve yönetimdekilerin bahsetmemelerine, bu tabandan katılıma dayalı yeni politik
süreci karalama, gizleme veya sekterleştirici gösterme çabalarına rağmen
hareket gelişmektedir. Gerçek ise bugün başarılan şeydir ve bu anlayışa sahip
olmak bizleri geriye giden her yoldan uzak tutacaktır.
* Makale Almanya’daki Graswurzelrevolution grubunun aynı adlı aylık gazetesinin Mayıs 2002, 269 nolu sayısından alınmıştır ( http://www.graswurzel.net/269/argentinien.shtml ). Makale sözkonusu gazete için Fransız Le Monde Libertaire gazetesinden Lou Marin tarafından Almanca’ya çevrilmiştir. Graswurzelrevolution gazetesinde makale ile ilgili sunuş şöyledir: “Seksenli yılların başında Buenos Aires’te “Plaza del Mayo Annelerinin” o zamanın askeri diktatörlüğüne karşı gerçekleştirdikleri başarılı protestolardan beri Arjantin kadın hareketinin gücü hakkında bilgi sahibiyiz. Aralık ayındaki son ayaklanmada ve kendiliğinden ortaya çıkan doğrudan demokratik halk meclislerinde de kadınlar belirleyici bir rol oynadılar. Fransızca yayınlanan anarşist haftalık gazete Le Monde Libertaire’ in isteği üzerine, Arjantin’den özgürlükçü bir feminist, Orquidéa, kadınların Aralık Ayaklanması’na katılımı anlatıyor (Le Monde Libertaire, 28.3.2002). Bunlar protestolara katılmış bir eylemcinin kendi deneyimleridir. Onun yazdıklarını çevirirken protestolarla doğrudan ilgisi olmayan tarihsel giriş kısmını, yer problemi nedeniyle, kısalttık.”
[1] Aralık ayındaki protestolara karşı burjuva gazetecileri tarafından sıklıkla yapılan eleştiri, bunların yetmişli yılların başında zenginlerin ve orta sınıftan insanların askeri diktatörlüğü desteklemek için gerçekleştirdiği, mal kıtlığını ellerindeki tencerelerle protesto ederek Allende’yi sarsan Şili’deki olaylara benzediğidir.