ORMANTİK ŞİİRLER
ABBAS |
| Haydi
Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. İndir bakalım pantolonunu; Dinsin artık bu göt ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Hamdi'ye de haber sal, O da gelsin bu gece; Gömsün O da şöyle gönlünce. Bas kırbacı kuru götüme, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp suyu sabuna, Gel git, gel git, Böyle ferman etti Cavit, Al getir ilk sevgiliyi Yüksekkaldırım'dan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan. CAVİT SITKI SIYRILDI |
AKINCILAR |
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün at gibi bin karıyı devirdik Haykırdı aktolgalı pezevenkbaşı "ilerle" Bir yaz günü geçtik üstlerinden kafilelerle Şimşek gibi atıldık üstüne yedi koldan Şimşek gibi Türk hergelelerinin geçtiği yoldan Bir gün yine doludizgin atlarımızla Yerden yedi kat arşa fırladık o hızla Cehennemin dibinde bu gün at gibi karıları görürüzde Hala o biçim hatıra gitmez gözümüzde Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atli o gün at gibi bin karıyı devirdik. KAHYA YAHYA |
DAVET |
| Dörtayak
gelip Uzak Asya'dan Akdenize, eşşekbaşı gibi uzanan Bu memleket bizim! Bilekler kan içinde, dişler çürük Ayaklar kokmuş Ve yırtık bir dona benzeyen bu toprak Bu dallamalar, bu hödükler bizim! Kapansın üst kapının mandalları bir daha açilmasin İyi edin pezevenkleri Bu davet bizim! Yaşamak sap gibi tek ve hür Ve bir mal gibi öküzcesine Bu çayır, bu çimen bizim! KAZIM HİKMET |
KALDIRIMLAR |
| Sokaktayım,
kimsesiz bir sokak ortasında Kaçıyorum, götüme bakmadan kaçıyorum Yolumun karanlığa karışan noktasında Sanki beni bekleyen bir ayı görüyorum. Kocagötler kül rengi donlarla kapanık; Karıların bacağını okşuyor Cabbar. Bu gece yarısında iki kişi uyanık: Biri benim, biri de Çorumlu Haydar. İçimde damla damla sidik birikiyor; Sanıyorum şeyimi kesecek bu herifler, Simsiyah bıçaklarını üzerime dikiyor Kafası kopasıca sünnetçiler. Kaldırımlar, pezevenklerin anası, Kaldırımlar, orospuların, ibnelerin yuvası, Kaldırımlar, duyulur ahlak zabıtasının sesi, Kaldırımlar, içimde anıran bir eşşektir. Bana düşmez göt vermek yumuşak bir kucakta, Ben bu kaldırımların domalttığı çocuğum. Aman sabahlar olmasın bu karanlık sokakta, Bu karanlık sokakta bitmesin müşterilerim. Ben vereyim para gelsin, ben gideyim para bitsin; İki yanımda biriksin it gibi müşteriler. Zart, zart göt sesimi abazalar işitsin; Götümde çıban çıkardı bu azgın herifler. Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları. Yırtık bir çarşaf gibi iyice giyineyim, Örtün, üstüme örtün serin karanlıkları. CÜNÜP FAZIL KISAYÜREK |
KARLI KAYIN ORMANINDA |
Karlı kayın ormanında Sıçıyorum geceleyin İshalim, amelim Tıpamı ver, nerde tıpam? Ayışığı renginde bok, Patiska donum leş gibi ağır . İçimde gezinen ossuruk Beni nereye çağırır? Memleket mi, yıldızlar mı, Helalar mı daha uzak? Kayınların arasında Bir pencere, sarı, sıcak. Ben oraya işerken biri: "Amca, dese, çüş yani" Girip içeri, sıçıp-sıvasam Helanın icindekileri. Yedi tepeli şehrimde Bıraktım kocagötümü. Ne ormana sıçmak ayıp, Ne de kirletmek önümü. Geceleyin, karlı kayın Ormanında sıçıyorum, Karanlıkta etrafıma Bakıp bakıp mayın döküyorum. Şimdi Şurdan saptım mıydı, Şose, tirenyolu, ova. Yirmibeş kilometreden Pırıl pırıldır içine sıçtığım Moskova... KAZIM HİKMET |
BUGÜN PAZAR |
Bugün pazar. Bugun beni ilk defa kerhaneye götürdüler. Ve ben ömrümde ilk defa karıların Bu kadar bana yakın Bu kadar tombul Bu kadar yumuşak olduğuna şaşarak Ağzı açık salak gibi durdum. Sonra saygıyla malafatı donumdan çıkardım, Dayadım malafatı karının şeyine. Bu anda ne düşmek dalgalara, Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne Moskova. Yatak, karı ve ben... Bahtiyarim... KAZIM HİKMET |