SOKARIM KARİZMANA

 

Bu sahifelerde memleketimize kerizmalarıyla hizmet eden nadide insanlarımızı daha yakından tanımaya çalışacağız.

Kerizma sahiplerinin kerizmaları sarsılmasın diye sıralama alfabetik sırayla yapılmıştır.

Abuzer bu sahifede sadece konu mankeni olarak bulunmaktadır. KELLE'yle bir ilgisi yoktur.

Buradaki fotoğrafların birçoğu KELLE tarafından montajlanmış resimlerin sadece üst kısımlarıdır. Geocities cıbıldaklığa izin vermediğinden sadece bu kadarını yayınlıyabiliyoruz. Bütününü siz hayal edin.

 

-B-C-D-E-

 

  Banu Balkon
Donsuz Afrodit. Bikinili ekmek kadayıfı. Denizanası. Hacışakirin yoldaşı.

Sanat hayatına seks filimlerinde seks yaparak başladı. Estetik ameliyatlar sonucunda Afrodit oldu. Kerizmasını Yeşilçamın son zamanlarındaki bazı filimlerde çıplak dolaşarak yaptı. Yıllarca gençlerin otuzbir hayallerinde dolaştı. Bikini askısının yani vücudunun sarkmasıyla kerizması da sönmeye (blow out) başladı. Sonra "neremi neremi" adlı şarkıyla medyatik ortama balinasal bir dönüş yaptı. Kerizması tavana vurdu. Televizyonlardaki yavşak pırogramların aranılan şahsiyeti oldu. Kısa bir süre sonra kerizması yine söndü. Bu aralar ortalıkta "oramı oramı" adlı bir şarkı hazırladığı şeklinde bir rivayet dolaşıyor. Depreme hazır olun.

 

  Beyaz-İt Öztürk
Anasının danası. Peltek geyik uzmanı. Rinsolu bahriyeli. Menapozlu hatunların rüyası. Bulunmaz hint horozu.

Ve medya tanrıları hıyarı yarattı. Ne dediği bile anlaşılmayan sıradan bir vatandaşken, yırtık dondan çıkar gibi meşhur oldu. Beyaz ismi yalakalık ve zırzoplukla eşdeğer bir anlama ulaştı. Yaptığı Tv pırogramlarında çağırdığı kendi gibi kerizma sahibi şahsiyetlerle, tırışkadan geyik muhabbetleri yapmaya çalıştı, bunu bile becermedi. Ama nedense tirilyonlarca liralık transferler ücretiyle kanalları (scanning channel) birbirine düşürdü.

Kerimasının meyvalarını acele bir şekilde toplamaya başladı. Önce aptal bir filim çevirdi ve nasıl olduysa oldu, koskoca Türkan Şoray ve Haluk Bilginer bu hıyarla başrolü paylaşmayı kabul ettiler. Ardından sitend-ap denen sıradan kahve muhabbetlerini yapmaya başladı. Üstelik bunları bile başkasına yazdırdı. Her lafa gülmeye teşne, kendi gibi hıyarları kahkahaya boğdu. Biz "Beyazın espirilerine gülen adamdan bu memlekete hayır mı gelir lan " diye düşünürken bu sefer de türkü kaseti çıkardı. Daha doğrusu türkülerin içine etti.

Bütün kerizma sahipleri gibi televolelerin yılışık kameramanlarıyla göt tokuşturmaya devam ediyor. Anası da karılar hamamında gelin arıyor.

 

  Bülent Ersoy
Homoseksüel ayı. Dönme Gardırop. Oyulmuş kestane. Yırtık müezzin.

Kerizma hayatına şişelerin üstüne oturarak başladı. Şişelerin zamanla ufak gelmesi üzerine (o zamanlar değil beş litrelik şişeler bir litrelik şişeler bile yoktu) kendine bir delik daha açtırarak çift delikli (double O, double seven) çalışmaya başladı.

Cem Adler adlı sapık bir çocukla evlendi. Cem'in kendini bir tavşanla aldattığını öğrenince ondan boşandı. Artık damacanaya oturuyor.

 

  Cem Özer
Geveze devekuşu. Fırıldak rüzgar götü. Asala-k militanı Atatürkçü Ermeni. Cahil filozof.

"Adamın olmadığı yerde yalakaya şovmen derler" mantığıyla, ağzı iki kelime laf bile yapamayan adamları Tv yıldızı yapan medyanın ilk keşfi.

Uyduruk tiyatrolarda figüranlık yaparken, adaşı Cem Uzanın Tv işine el uzatması sonucu, "laf lafa dolaşıyor" isimli geyik pırogramıyla kerizma patlaması yaptı. M.Ali Erbil, Okan Bayülgen, Beyaz vs. gibilerin ağababası oldu. Bir pırogramında kimsenin tanımadığı "Nara" isimli kadını çağırıp memelerini açtırdı (open house). Büyük bir tesadüf sonucu Savaş Ay da o Pırograma konuk olmuş (o zamanlar meşhur falan değildi) ve bu olaya o bile çok sinirlenmişti. Reyting uğruna yapmadığı maymunluk kalmadı.

Sonraları kendini çok akıllı ve bilgili zannederek cıvıklılığın zirveye çıktığı pırgramlarında felsefe yapmaya başladı. Birgün müslüman, birgün budist, birgün Çeçen, birgün Japon, birgün Laz, birgün Çerkez, birgün Ermeni, birgün Atatürkçü, birgün akdenizli, birgün karadenizli oldu. Hergün bir kılığa, hergün bir fikre, hergün bir boyaya boyandı. En sonunda da sap gibi ortada kaldı. Herşey olmaya çalışırken hiçbirşey olmadığı meydana çıktı. Kerizması delik-deşik oldu. Karısının kilodunu yedi düvele göstermesi bile aradığı kerzimayı yerine getiremedi. Şimdi televolelerde hortumla kendini sulayarak olgunlaşmaya çalışıyor.

 

  Ceylan The Küçük
Madonnanın kırosu. Ajda'nın estetik rakibi. Anıran Keçi

Mahallede sümüğünü çeke çeke (check-in) dolaşırken, "seni sevmeyen tırık olsun" adlı şarkıyla yedi yaşında meşhur oldu. Cırlak sesiyle bir felaket gibi Türkiyenin üstüne çöktü. Müzik zevkimizin içine resmen sıçtı. Teneke gıcırtısıyla karga gaklaması arasında bir ses rengi var. Sokakta bulduğu herşeyi yiyen köpeklerin damak tadına eşdeğer müzik zevki olanların pirimadonnası.

Yirmili yaşlarda olmasına rağmen iki-üç sefer evlendi ve çocuğu oldu. Çeşitli adli ve adi olaylara bulaştı. Bir keresinde onu Mahsun Kırmızıgöt sanan biri tarafından götünden şişlendi. Pirestij ekibiyle kavga döğüş ayrıldı. Hapiste yatan Yaşar isimli bir eroinciyle uzaktan kumandalı (remote control) bir aşk yaşarken, Kenan Kalav denen hapisten yeni çıkmış başka bir eroinciyle yakın pilan aşk yaşamaya başladı.

Küçük Ceylanın en önemli özelliklerinden biri de Ajda Pekkandan bile daha çok estetik yaptırması. Bir zamanlar şaşı olan gözleri şimdi mavi mavi bakıyor. Bir zamanlar patatesleri bile kıskandıran burnunun yerinde şimdi oyuncak bebek burnu var.O Ajda gibi yardımsever olmadığından ameliyatlardan artan parçaları kendi kullanıyor. Eski burnunu sehpa, götünü ise düdüklü tencere olarak kullandığı şeklinde bir rivayet var.

 

  Duygu Asena
Penis düşmanı feminist.

Türkiyedeki feminist hareketin Mao'su. Kadın hakları savunuculuğu altında erkek düşmanlığı yapan bir cins-i latif.

Kerizmasını "kadının bi şeyi bile yok anacım" adlı kitabıyla yaptı. Biz feminist numaralara yatan biri mi, yoksa erkek düşmanı bir lezbiyen mi diye düşünürken Hıncal Uluç bu konuya açıklık getirdi ve bu feminist hatunların hepsinin aslında normal hatunlar (hotline) gibi yaşadığını söyledi. Yani feministlerin normal bir seks hayatları varmış. Ben de bu feminist yazarların dergi tuvaletinde bile birbirlerini okşadıklarını zannederdim. Meğersem onların da sapları varmış. Başka bir rivayete göre ise Duygu Asena'nın penis kolleksiyonu varmış. Kandırdığı heriferin şeyini kesip (cutting edge), içine saman doldurduktan sonra duvara asıyormuş. Ayrıca kabak, patlıcan, hıyar, muz gibi yiyecekleri görmek bile istemezmiş. Tersliğie bakın sayın okuyucular Duygu'nun burnu da patlıcan gibi.

 

  Ebru Gündeş
Kara kuru karı. Pipisin aşığı.

Genç yaşta meşhur oldu. Geçirdiği beyin kanamasının kameralarla görüntülenmesi sonucu dünya tıp tarihine geçti. Kendi yaşıtı olan diğer kerizma sahibi karılar orasını-burasını açarken, O sadece kafasındaki dikiş izlerini gösterir. Asabi bir yapısı var. Fazla bulaşmaya gelmez, adamı perişan eder.

Bir iki aşk denemesinden sonra M.Ali Erbil'in sol taşağı Stelyo Pipis denen bir adamla evlenmeye kalktı.

 

  Erbakan The Hoca
Patlak mücahit. Pancar motor pırofesörü. Portatif temel mucidi Kaddafinin dibi yanmış kadayıfı. Zırvalayan adam.

İlk kerizma deneylerini Pancar Motor Fabrikasında yaptı. Dizel motorların aşınmaya ne kadar dayanacakları konusundaki incelemeleri, Ona ileriki yıllarda aşındırmaya çalışacağı rejimin dayanma gücü hakkında bilgi verdi. Ama yanlış hesap sonucu rejim aşınmadan Onun dingili kırıldı, defransiyeli dağıldı, kaporta yamuldu en sonunda da hurdaya (hardware) çıktı.

Ağır sanayi hamlesi terimini Türkçeye sokan kişi Erbakan Hocadır. Hoca bu ağır lafın altında kalmamış her gittiği yere ağır sanayinin temellerini atmıştır. Hoca bir zamanlar, yanında bir çuval çimento, on kilo demir ve biraz da kum taşır, uygun zamanı bulunca hemen fabrika temeli atardı. Türkiyenin dağı-taşı Hocanın fabrika yapan fabrika temelleriyle doludur. Kerizmasının asıl temellerini işte bu temellere borçludur.

Hocanın tarihe mal olmuş kerizmatik eylemlerinden bir diğeri ise, bir tepsi kadayıfla beraber oynadığı "kadayıfın altı kızardı mı? " isimli iki kişilik tiyatro oyunudur. Hoca çok fazla keloğlan kitabı okuduğundan gerçeklerle hayalleri birbiririne karıştırmakta adeta uyanık rüya görmektedir. İşin tuhafı herkes de bu rüyalara inanmaktadır. Kendi gibi hayalperest Kaddafi bir ordu kurmuş, Hoca da bu orduya başçavuşun beygiri rütbesiyle katılmıştır. Başbakanken Türk düşmanı Kaddafinin çöldeki çadırına gitmiş ve bu bedeviden fırça yemiş, gıkını bile çıkaramamıştır. Bu da kerizmasına inen darbelerden biri olmuştur. Hoca bu tür darbelere alışıktır. Hiç gocunmaz. Kerizmasını sallayan darbelerden biri de hocanın abdest alırken ayaklarını korumalarına yıkatmasıdır.

28 şubat kararlarının altında Onun da imzası olmasına rağmen "darbe yapıldı" diyebilmiştir. Çünkü Hoca, bir zamanlar yoldaşı olan kadayıf gibi çiğ değil, gayet pişkindir.

 

  Ecevit
Demokratik moruk. Bir zamanlar karakartaldı, şimdi kartaldı. Rahşanın sapı.

Birzamanlar Karaoğlan (blackhawk) kod adıyla müthiş kerizma yapmış, bizim herşeye inanan milletimizin umudu olmuştu. Kerizmasını, başrolünü Kartal Tibet'in oynadığı Karaoğlan adlı bir filme borçludur. Eğer sarışın ve uzun saçlı olsaydı, kod adı Tarkan olabilirdi. Gerçi Tarkanı da Kartal Tibet oynamıştı ama, zaten O da sarışın değildi.

12 Eylül darbesi sonucu kerizması sekteye uğramıştır. Kendisi yasaklı olduğu için kocası Rahşan'a parti kurdurmuştur. Yasakların kalkmasıyla kendisi partinin başına geçmiş ama kerizması ufacık kaldığından pek başarılı olamamıştır. Öbür lider bozuntularının iyice cılkının çıkması ve Apo'nun yakalanmasıyla yeniden umut olmuş, bu umut rüzgarları onu başbakanlığa koltuğuna zıplatmıştır (bumbie jumping).

Herkes Eceviti başbakan zanneder ama aslında başbakan Rahşan Hanımdır. Çünkü Ecevit son derece kılıbıktır; kocası Rahşan'ın sözünden asla çıkmaz. Çok mütevazi, namuslu ve demokrat görünür. Ama en hırslı, açgözlü ve diktatör lider Ecevittir. Koltuk uğruna yapmayacağı şey yoktur. Bir zamanlar birbirlerini yedikleri Demireli tekrar cumhurbaşkanı yapmak için her numarayı çevirmiş bunu sonucunda demokratik kerizması derinlemesine yara almıştır.

Artık O karaoğlan değil karamoruktur. Ayakta bile duramayan Ecevit, pörsümüş kerizmasını saç boyası ve sidik zoruyla ayakta tutmaya çalışmakta, bayat balık gibi bakmaya devam etmektedir.

 

  Ercan Saatçi
Yumuşak G vitamini. Kabiliyetsiz zurna. Popun poposu.

Sakızların içinden çıkan manilerin bile şarkı sözü olarak değer kazandığı Unkapanı piyasasında büyük besteci ve söz yazarı olarak kendi deyimiyle ossuruktan (out source) bir kerizma yaptı.

Kerizma hayatına gavurca şarkılar üstüne kıro sözler söyleyen Vitamin gurubuyla başladı. Sonraları başka guruplar kurup çıkmayan sesiyle şarkı söylemeye başladı. Aynı zamanda besteler yapmaya başladı. Biz "hepsi birbirinden berbat bu şarkılar ancak helada yapılır" diye tahmin yürütürken, kendi ağzıyla besteleri helada yaptığını itiraf etti. Ama biz hala merak ediyoruz, besteleri neresiyle yapıyor. Ağzıyla mı götüyle mi? En meşhur bestelerinden biri bize bu konuda ipucu veriyor: Ossuruverdim amaney! Daha sonra bu nadide besteye başka uyduruk sözler yazıp sattı. Ciyaklayan kedi eniğiyle çekilmiş sifon karışımı bir ses rengi var.

 

Hosted by www.Geocities.ws

1