
FEYZULLAH'IN FELSEFESİ
Merhaba dostlar, ben amatör filozof Feyzullah Zivanelik. Bana bu sahifeden sizlere seslenme imkanı veren Kelle Mizah Intercontinental Corporation yetkililerine teşekkürü borç bilirim. Onlar bu imkani bana vermeseydi, bütün felsefi fikirlerim benle beraber mezara girecekti.
Mezar dedimde aklima geldi, geçen gece mezarlığın oralarda dolaşıyordum. Birden ölümün soğuk nefesini ensemde hissetim. İçim bir tuhaf oldu. Ben gidiyorum, nefes arkamdan tıntın ediyor. Arkama dönüp baktım ayı gibi birkaç adam. "Ne var arkadaşlar niye enseme soğuk soğuk üflüyorsunuz" dedim, içlerinden en ayı olanı bana acayip acayip baktıktan sonra cebinden bir çuval çıkardı. Ben bu çuvala bir anlam yüklemeye çalışırken aniden üstüme atlayıp çuvalı kafama geçirdi ve kafama sert bir cisimle vurdu. Mecburen bayıldım. Uyandığımda adamlardan birini pantolonumu çıkarmaya çalışırken buldum. "Ne oluyor arkadaşlar lütfen kendinize geliniz" diye bağırdım ama dinleyen kim? Adamlar pantolonumu ve külotumu çıkarmaya muvaffak oldular. Beni zorla domaltıp arkama geçtiler. Bu olaya dışardan bakan cahil birisi, bu olayın sapıkça bir eylem olduğu fikrine kapılırdı. Oysa ben bunu psikoljik bir temele oturtup, "bastırılmış ibneliğin dışa vurumu" olarak yorumladım. Adamlar bütün zorlamalarına rağmen başarılı olamadılar, zira bir haftadır şiddetli kabızdım! Dışkım, kıçımda beton gibi olmuştu. Psikolojik rahatsızlığı olan bu arkadaşlar "bu ne biçim göt lan" gibi kaba ve bilim dışı bir ifade kullanıp, beni biraz dövdükten sonra mezarlıktan ayrıldılar. Ben, yırtılmış pantolonum ve biraz acıyan anüsümle huşu içinde bu korkutucu karanlıkta felsefi düşüncelere dalıp, bu ürkünç olayı irdelemeye başladım....
![]() |
| MEZARLIK |
Bir haftadır kabızdım ve bu bana çok kötü bir durum gibi geliyordu. Ancak, kabız olmam beni ibneliğin sınırından geri çevirmişti. Bir duruma göre kötü olan birşey, başka bir duruma göre iyi olabiliyordu. Bu bakış açısına göre değişen bir durumdu. Olaya tuvalet deliğinden bakıldığında, zorlanan bir adam ve göte gaddarca eziyet eden bir dışkı görüyoruz. Tecavüz anında ise yine zorlanan bir adam, ama bu sefer dışkı kahramanca direnen bir şövalye rolünde. Değişen ne? Sadece bakış açısı!
Eğer kabız olmasam şu anda kestanesi hoyratça çizilmiş bir insan olarak kıçımın üstüne bile oturamıyor olacaktım. Bu yaştan sonra ne acı bir durum! Ama kıçımda yaşamayı kendine görev edinmiş ve artık neredeyse fosilleşmiş dışkı beni kurtarmıştı. Hem de her gün kendisine lanet ettiğim halde. Peki ya tersi olsa yani ishal olsaydım, acaba ne olurdu? Mantıksız bir insan, böyle bir durum karşısında sonucun değişeceğini ve adamların amaçlarına ulaşacaklarını düşünür. Mantıken doğru. Bir şeyin tersinin tersi, tersinin tersidir. Peki ya pratikte? Adamlar zorlarken ben tam o sırada bir ishal krizi geçirip, ortalığı (!) batırsaydım? Adamlar yine vazgeçip gideceklerdi.
Uzun felsefi irdelemeler sonucunda şu sonuçlara vardım:
1) Geceleri karanlık ve tenha yerlerde dolaşılmayacak.
2) Eğer illede dolaşılacaksa, muhakkak kabız olunacak, kabız olmak herzaman mümkün olmadığından ve dışkının fosilleşmesi uzun zaman aldığından, ikinci yol, yani ishal yöntemi yürürlüğü konacak.
3) Müshil, künye gibi boyuna sağlam bir zincirle bağlanacak, elinde çuvalla dolaşan adamlar görüldüğünde hemen yutulacak.
4) Şarapnel olarak kullanılmak üzere ufak çakıl taşları ve arnavut biberleri müshille beraber yutulabilir. Daha etkili bir ateş gücü sağlar.
![]()
OSSURUK (OUTZORTİNG) SORUNSALININ DİYALEKTİK HASTİROLOJİ AÇISINDAN İRDELENMESİ
1- Temel Ossuruk Öğretisi :
Ossuruk, canlılığın en temel ve en belirleyici özelliklerinden biridir. Cansız maddeler asla ossurmazlar. Siz hiç ossuran bir taş gördünüz mü? Tabii ki hayır. Ama doğada ossurmaya benzer oluşumlar mevcuttur. Örneğin yanardağlar. Yanardağlara bakan cahil bir kimse, yanardağları dünyanın götdeliği olarak yorumlar ve dünyanın, içinde biriken gazları çıkarmak için bunları icat ettiğini zanneder. Oysa yanardağlar jeolojik bir oluşumdan başka hiçbirşey değildir. Bu bir göz yanılmasıdır. Oysa gerçek ossuruk sadece canlılara özgüdür. Doğada ossuran bitkiler bile vardır. Örneğin ossurukotu, yani baldıran (Latincesi, Çiçekus Ossurukus)....Bu bitkinin ossurduğunu pis kokmasından anlıyoruz. Demek ki canlılığın en temel özelliği osssuruk, ossuruğun en temel özelliği ise pis kokmasıdır. Bu sorunsala Aristo mantığıyla yaklaşırsak, "canlılığın en temel özelliği leş gibi kokmaktır" diyebiliriz.
Eğer uzayda canlılar varsa, onlar da muhakkak ossurmaktadırlar. NASA'nın radyoteleskoplarla uzayda uzaylılara ait sinyaller araması, ve güçlü vericiler aracılığıyla birtakım matematik formülleri göndermesi, aptallığın evrensel boyutudur. Çünkü uzaylılar radyo dinlemeyebilirler, matemetik bilmeyebilirler, ama çatır-çatır ossurabilirler. Binanaleyh, NASA uzayda ossuruk sesi ve kokusu aramalıdır. Çünkü Ossuruk evrensel bir dildir.
2- Ossuruğun Evrime Olan Yadsınamaz Katkısı :
Hayvanlar aleminde ossuruk yadsınamaz bir yer tutmaktadır. Hayvanlar ossuruk aracılığıyla haberleşmekte, korunmakta, saldırmakta hatta çiftleşmektedir (Double impact). Hayvanların koku alma duyularının bu kadar güçlü olmasının sebebi ossuruktur. Hayvanlar yaşama alanlarını oraya-buraya ossurarak belirlerler. Yani hayvanlar dünyasında sınırları, insanlardaki gibi mayın tarlaları, dikenli teller, enlem-boylam çizgileri değil ossuruk belirler. Hayvanların en temel iletişim aracı (superonline) tabii ki ossuruktur. Hayvanlar birbirlerine ossurarak E-Mail atarlar. Üremede de ossuruk çok önemli bir yer tutar. Çiftleşmeden önce erkek hayvan dişisinin götünü neden koklar hiç düşündünüz mü? Hayvan, götünü koklayarak dişisinin hazır olup olmadığını anlar. Dişi ise hazır olduğunu erkeğin burnuna ossurarak belli eder.
![]() |
| MAYMUNCUK |
Dünyada bir zamanlar insanlık diye bir şey yoktu, sadece maymunluk vardı (insana en yakın olarak yani). Maymunlar, günlerini çok yüksek ağaçlar üzerinde çeşitli maymunluklar yaparak geçiriyorlar ve diğer hayvanlar gibi ossuruğu çeşitli yerlerde kullanıyorlardı. Çok yüksek ağaçlarda yaşayan bu maymunlar arasıra götüstü yere çakılıyorlardı (Downtown). Bu düşme sonucunda maymun, uzun süre ossurma yetisini kaybediyordu. Bunun sonucunda yukarıda saydığımız ossurukla bağlantılı eylemleri gerçekleştiremiyor, bu da ölümlere sebebiyet veriyordu. Zamanla bu olaylar maymunların DNA'larını (DinamoKiev) etkilemeye başladı. Ağaç tepelerinden götüstü düşmekten bıkan maymunlar, evrim yoluyla ossuruğa ve ağaçlara daha az bağımlı hale gelmeye başladılar. Konuşma becerisi arttıkça ossurma becerisi azaldı, yürümeyi öğrendikçe ağaç tepelerinde daha az dolaşmaya başladılar.. Artık erkek çiftleşmek için dişisinin götünü koklamıyor, ona ilan-ı aşk ediyordu.. Maymunlar insanlaştıkça ossuruktan uzaklaştılar, hatta gün geldi ossurmak yasaklandı, ayıp sayıldı.
![]() |
| MAYMUNUN DEVRİMİ |
3- Ossuruğun Çağımızdaki Yansımaları:
Çağımızda da evrimini tamamlayamamış maymunlar ossurarak iletişim kurmaya devam ediyor. Bunlar bedensel evrimini tamamlamış ama beyinsel evrimini tamamlayamamış yaratıklar. Bunlar şekil olarak insan, ama zeka ve kişilik itibarıyla maymun.. Yukarıda da değindiğim gibi hala ossurarak iletişiyorlar. Buna bakarak onların sürekli ossurarak etraflarına koku salan insanlar olduğunu zannetmeyin. Ossuruyorlar ama biz bu farkına varamıyoruz. Çünkü onlar ağızlarından ossuruyorlar !... Evet, yanlış okumadınız ağızlarından ossuruyorlar. Neden? Çünkü insanların zamanla göt şekli değişmiş ve götten ossurmak, iletişim aracı olmaktan çıkmıştır.
Daha iyi anlamanız için size bu yaratıklardan örnekler vereyim:
1. Politikacılar: En çok ossuran bu türdür. Hiç durmadan, hiç ara vermeden ossururlar. Yaşama alanları meclis, parti merkezi, beş yıldızlı otellerdir. Mecliste, şurda-burda toplanıp ossurdukları yetmezmiş gibi bir de gazetecileri toplayıp "ossuruk toplantısı" yaparlar. Bunların tetikleme mekanizması mikrofondur. Bunlar mikrofon görünce hemen götlerini (ağızlarını) mikrofona dayayıp zangır-zangır ossurmaya başlarlar. Bunların en temel ossuruk sesleri zannedildiği gibi "zart, zort, fısst, pırt v.s." değil "binanaleyh, ifade edeyim, hükümet, yüce meclis, genel kurul, koalisyon, halk, yaralar sarılacak, halka hizmet hakka hizmettir, mücahit, sosyal demokrasi, sayın, v.s." gibi şeylerdir. Tek başlarına ossurmayı severler. Bu kadar çok ossurmalarının sebebi çok haram yemeleridir.
Bu türde Tansu gibi iyi ossuramayanlar hor görülür. Şevki Yılmaz ise ossuruk şampiyonudur. Ossururken kendinden geçer, götünden (ağzından) salyalar akar. Çok ossurduğundan götü yalama olmuş ve diskalifiye edilmiştir. Bu türün en uzun soluklu ossuran elemanı ise Sülümandır. Ossurmayı çok iyi bilir. Yavaş ve sakin ossurur. 40 yıldır aynı yuvarlak lafları ossurmaktadır. Yeni türeyen Devlet isimli bir politikacı ise kağıda bakmadan ossuramamaktadır. İlginç.
2. Sanatçılar: En çok ossuran ikinci türdür. Bunlar birinciler kadar zararlı değillerdir. Ama bağırsakları çok güçlü olduğundan sesleri daha çok çıkar. Bunlar süslü elbiseler giyip kasıntı dolaşırlar. Bu türde ayrıca maymunluktan kalma zıplama alışkanlığı hala devam etmektedir. Bu yüzden zıplamak da bu tür arasında önemli bir yer tutar.
Bu türün önde gelenlerinin "ŞOV" isimli mağaraları vardır. İbo Şov, Hülya Şov, Beyaz Şov, Sibel Şov, Deniz Şov gibi. Buraya diğer yaratıkları davet edip "yeni kasetin çıktı mı" muhabbetiyle beraber, birlikte ossurma ve zıplama eylemlerini gerçekleştirirler. Bunların tetikleme mekanizması ise müzik aletleridir. Bir çalgı çalmaya başlayınca hemen ossurmaya başlarlar. Bu türde yanık-yanık ossurmak çok önemlidir. Bu yaratıkların en önde gelen şahsiyetlerinden biri olan İBO ŞOV "Ben yakıcı ossuruğumu acı bibere borçluyum" demiştir. Bu yüzden sürekli götüne acı biber sokmaktadır. Bu türde selamlama göt elleme yolu ile olur. HÜLYA ŞOV isimli yaratığın elinin ve götünün nasır tuttuğu bilimsel olarak ispatlanmışıtr.
Bir çoğu ossuruğunu müzik zannettikleri şeylerle beraber çeşitli kasetlere ve CD'lere kaydedip satarlar. İlk kasetin ÇIKMASI, 20-30 yıl gibi çok uzun süre alır. İkinci kaset 2-3 yıl, üçüncü 1-2 yıl gibi bir sürede çıkar. Zaman geçtikçe alışırlar ve daha rahat kaset çıkarmaya başlarlar. Bu türün babalarından sayılan Müslüm GÖTSES isimli yaratık her sene dört kaset çıkarmaktadır. Çünkü göt iyice yalama olmuştur. Bunun bilimsel adı "kaset ishalidir". Bunların mabetleri TELEVOLE isimli bir şeydir. Bunların temel ossuruk sesleri ise şunlardır: "yıkılmadım ayaktayım, akdeniz akşamları, meraba televole, tutuklu kaldım, belalım, ooo biiiğğğğğ, beni siz yarattınız".
3. Çok Bilmişler (Gazeteci, Entel v.s.) : Bu türün en gelişmiş örneğini bunlar oluşturur. Bunlar ossuruken sadece götlerini kullanmazlar, alet kullanma yetisine de sahiptirler. Kalem, daktilo, bilgisayar gibi aletler kullanarak da ossurabilirler. Bunların tetikleme mekanizması ise kağıt ve yuvarlak masadır. Boş kağıt görünce hemen üstüne sıçmaya, yuvarlak masa görünce ise gerine-gerine ossurmaya başlarlar. Bunların ossuruk lafları "sayın ???, insan hakları, ben köşemde yazmıştım, barış, demokrasi, basın hürriyeti". Bu türde kaliteli ossurmanın altın kuralı hızlı hızlı ossurmaktır. Bu türün önde gelenlerinden Fatih ALGÖTLÜ saniyede 150 kere ossurarak kendi çapında bir rekor kırmıştır.
4. TV Üstadları: Bu türün en cıvık örnekleri bunlardır. Bunların bir numaralı gıda maddesi kandır. Kan görünce dayanamazlar. Bunların etobur bir maymun soyundan geldiği tahmin edilmektedir. Yaşama alanları kapısında ?TV, Kanal ? veya ?RT yazan binalardır. Bunların tetikleme mekanizması ise kameradır. Kamera görünce gözlerini pörtlete-pörtlete ossurmaya başlarlar. Ossurdukları bir atom çekirdeğini doldurmaz ama kendilerini çok akıllı zannederler. Bunların dişi olanları sürekli tek kaşlarını kaldırırlar. Bunların elleri mikrofonlu ve kameralı olan daha salak uzantıları, dışarda dolaşarak kavga, kaza, küfür, kanlı ceset, ezik köpek gibi malzemeler toplarlar. Yeterince iğrenç şey bulamazlarsa lokanta basıp hamamböceklerini gösterirler. Bu türün kralı Reha MANTARGÖT isimli yaratıktır. Bir gorille bir orangutanın uyumsuz birleşmesi sonucu meydana gelen bir yaratığın soyundan geldiği zannedilmektedir. Çok ve anlamsız ossurur. Öyle çok ve şiddetli ossurur ki, o ossuruken dünya atmosferindeki metan gazı miktarı tehlikeli boyutlara ulaşır. Ozon tabakasının delinmesini bu türe bağlayanlar bile vardır. Ossuruğunu kesmenin tek yolu kan göstermektir, kan görünce sakinleşir. Bu türün yumuşak huylu olanları ise toplu ossurma törenleri yaparlar. Savaş AYIGÖT ve Ali KIRGÖT bunlar arasındadır. Bunlar çeşit çeşit yaratıkları toplar ve onları döğüştürürler. Ortalık hayvanat bahçesine döner. Bu türün önemli ossuruk sesleri ise "Televizyonun sesini kısar mısınız, şimdi Ankaraya bağlanıyoruz, adeta, ortalık, efenim, Sayın ????? beni duyuyormusunuz, fişşşşek gibi, evet sayın seyirciler, araya VTR gir, Meraba Türkiye, her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan".
4- Sonsöz:
Evet dostlar, gördüğünüz gibi ossuruk hayatımızda çok önemli bir yer tutmaktadır. Önemli olan ossurmak değil nerenizden ossurduğunuzdur. Götünüzden ossuruyorsanız mesela yok. Ben de ağzından değil götünden ossuran bir insan olarak ossuruğumun kıymetini bilmekte ve onu yerinde kullanmaktayım. Her yerde, her ortamda etrafa aldırmadan gümbür-gümbür ossurmaktayım. Ama götümden ossurmaktayım, ağzımdan değil. Bana bu özelliğimden dolayı "pis ossuruklu" deseler de, beni görenler burunlarını kapatıp kaçsalarda, dört karım da bu yüzden benden boşanmış olsalarda.
Yatakta ossurunca yorgan havaya uçabilir, hergün iki pantolon patlabilirim, sandalyemin ortası delinmiş olabilir, hatta iki sefer evi havaya uçurmuş olabilirim, ama mutluyum. Çünkü götümden ossuruyorum.......
![]()
