1- PAROLA...
Fransa'da bir kasabanın
papazı sık sık gelerek kocalarına ihanetten dolayı günah çıkarmak isteyen
kadınların başvuru şeklinin utanç duvarını aşması yüzünden bu gibilerin
bundan böyle şu parolayla başvurmalarını rica etmiş: Sokakta giderken ayagım
taşa takıldı, düştüm deyin. Ben anlarım.
Papaz bu paraloyu kasabanın belediyr
başkanına da çıtlatmış. Bir süre sonra da papaz başka bir kente atanmış.
Yerine gelen papaz ise:
Ayagımız taşa takıldı, düştük...
parolasını bilmediginden, geldiginin ikinci haftasında duruma bir çözüm
bulması amacıyla belediye başkanının huzuruna çıkmış ve:
Bütün kadınların ayagı taşa takılıp,
düşüyor... Şu sokakları, asfalt yaptırsanız da bu kazaların önüne geçsek
demiş.
Paraloyu bilen Başkan gülmeye
başlayınca, Papaz kızmış:
Bunda gülecek ne var Sayın Başkan,
sizin karınızın da geldigimden beri üç kez ayagının takıldıgını söylersem,
herhalde gülmezsiniz.
2- DIŞARI ÇIKMAK....
Gecenin geç vaktinde
meyhaneyi kapayıp evine gitti. Bitkin bir halde yataga girecegi sırada
telefon çaldı. Telefon sarhoş sesi:
Meyhaneci, kaçta açacaksın meyhaneyi?
Yahu daha yeni kapadım!
Yatagına, girdi. Çok geçmedi. Yeniden
çaldı telefon. Aynı ses aynı suali sordu. Meyhaneci kızdı:
Istedigim zaman açarım. Açsam da seni
içeri almam.
Telefondaki sarhoş:
Ben içeri girmek degil, dışarı çıkmak
istiyorum.
3- SOLLAYACAK....
Köy yolunda giden bir otomobil, işaret veren
köylünün yanında durdu. Arabanın sahibi:
Ne tarafa gidiyorsunuz? dedi.
Falanca kasabaya...
Yolumun üstünde... Buyurun
götüreyim...
Ama yalnız degilim, dedi köylü, inegim
var.
Peki nasıl yapacagız?
Kolay, karşılıgını verdi köylü.
Inegimi arka tampona baglarız olur
biter. Inegim arkada diye yavaş sürmeyin... Çok hızlı koşar...
Otomobil sahibi gazladı arabayı.
Hayretle inegin dört nala arkadan geldigini gördü. Biraz daha hızlandırdı.
Bir ara dikiz aynasından bakınca inegin dilinin dışarı çıkmış oldugunu
gördü.
Köylüye: Ineginiz nihayet pes etti,
dedi, dili dışarda...
Hangi tarafta?
Solda...
Köylü alaylı alaylı güldü.
Sizi sollayacak da, yol istiyor.
4- PATATES....
FBI gizli ajan eksikliğini
giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya karar vermiş. Ve hergün üçer kişi
çağırıp aralarından birini ajan olarak himayelerine alıyorlarmış. Seçimlerin
3. günü Temel' de katılmış. Yanındada bir ingiliz ve bir amerikan varmış.
Bunlardan ilk olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde sadece bir
çuvalın bulundu boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini
söylemişler. İlk önce ingiliz girmiş. 5 dk. sonra odaya giren bir yetkili
gitmiş içinde ingilizin saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış. Hemen
çuvalın içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngilize ilk testi
başarıyla geçtiğini söyleyip amerikan' ı odaya koymuşlar. Amerikan' da aynı
çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir
tekme atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses gelmiş. Amerikan' ıda
tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dk. sonra odaya giren aynı görevli
gitmiş çuvala bir tekme atmış. Ama hiçbir ses gelmemiş. Bir daha atmış yine
tık yok. Bir daha bir daha derken en sonunda çuvaldan cılız bir ses
yükselmiş: "Patates ulan Patateeeeesss"
5- GÖRDÜN MÜ?
Kekeme ile bir arkadaşı
yolda gidiyorlarmış.Kekeme, birden atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
Arkadaşı sormuş :
-Neyi gördün mü?
-Ha...Ha...Harika bir
ka...ka...kadın...Bir de mi...mi...mini bir etek giymiş...
-Hani? Nerede?
-Se...Se...Sen ba...ba...bakana
ka..ka..kadar ma...ma...mağazaya girdi!
Biraz daha yürümüşler.Kekeme yine
atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
-Neyi gördün mü?
-Şa...Şa...Şahane bir
ara...ara...araba!
-Hani nerede?
-Sen ba...ba...bakana
ka...ka...kadar geçti git...git...gitti!
Daha yürümüşler.Kekeme yine
atılmış :
-Gö...Gö...Gördün mü?
Ama arkadaşı bu sefer
sinirlenmiş:
-Gördüm lan! demiş.Gördüm işte!
Kekeme de öfkeyle çıkışmış :
-Ma... Madem gördün de, ne diye
bo...bo...boka bastın!
6- İŞİN SIRRI
Çocuk
dedesine sormus:
Dede ninem
ile kaç yildir evlisin?
40 yildir
evlat
Peki ama
dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sirri nedir?
Otur evlat
anlatayim... Nikahimiz kiyildi. Benim at arabasina ninenin
üç-bes
esyasini attik ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda atin ayagi tökezlendi.
'Bu bir'
dedim.
Yola devam
ederken bir daha tökezlendi, ben yine 'Bu iki' dedim.
Köye de epey
yolumuz vardi. Bizim atin ayagi
bir daha
tökezleyince 'Bu üç' dedim ve çektim pistovu, ati orada vurdum.
Ben ati
vurunca basladi bana söylenmeye:
-Biz nasil
gidecegiz. Niye durup dururken ati vurdun. Sende hiç akil yok mu?
Bu esyalari
nasil götürecegiz?
Ben de döndüm
ninene: "Bu biiirrr" dedim.
O gündür bu
gündür, gül gibi geçinip gidiyoruz....
7- ÜLKE İŞSİZ....
her zaman olduğu gibi bi ingiliz bi fransız bi japon bi
de türk oturuyolarmış..
fransız demiş ki:
- öyle bi teknolojimiz var ki, adamın birine bi kol yaptık, o makinede
çalışan 20 işçi işsiz kaldı.. hepsinin işini yapıyo..
ingiliz demiş ki:
- o da bişey mi! biz iki kol yaptık..o departmandaki her kes işsiz kaldı..
100 kişinin işini yapıyo..
japon demiş ki:
-biz iki kol iki bacak yaptık fabrikayı boşaltmak zorunda kaldık.. 500 kişi
işsiz kaldı..
bu arada bizim türk arkadaş da sırıtıp duruyo..biri soruyo tabii:
- yaw ne sırıtıyon sizin teknoloji o kadar iyi diil ki..
türk:
-biz bi kafa bi gövde iki kol iki bacak yaptık, adına Ecevit dedik, bütün
ülke işsiz kaldı..
8- No Buum
İdris , ününü çok duydugu Afrikaya Safariye
gitmiş.Avlanmaya
başlamışlar.Akşam safariye çıkanlar konuşuyormuş :
-Ben bir aslan vurdum ben iki kaplan vurdum...
Sıra idrise gelmiş : Ben iki tane nobum vurdum.
Safariciler , Herhalde bir şey vuramadı , kafadan atıyor diye
geçirmişler.Ertesi gün av dönüşü yine şunu vurdum , bunu vurdum diye
konuşuyorlarken İdris :
-Ben iki tanede daha nobum vurdum !
Avcılar bu adam yine atıyor ! diye düşünmüşlerErtesi gün sıra bizimkine
geldiginde yine Beş nobum daha vurdum deyince dayanamamışlar :
- Yahu kardeşim nasıl bir şeydir bu nobum ?
- Valla ben elimde tüfekle dolaşıyorum .Çalıların arasından Noo Buuum Noo
Buum diye kara kara birşeyler bagıra bagıra
çıkıyor bende vuruyorum.
9- Sivrisinekler Bizi
Ariyy
Temel ile Dursun iki katlı bina yaparlar. Birinci katı
tamamladıktan
sonra evleri olmadığı için orada kalmaya karar verirler. Yaz mevsimi
olduğundan yattıkları yere sivri sinekler dolar.
Bunlar da sineklerin kendilerini sokmaması için yorganı başlarına
kapatırlar. Günlerden bir gün yine yatma zamanı gelince odaya ateş
böcekleri girer.
Bunlar herzamanki gibi başları yorganın içine gömülü şekilde
yatarlarken Temel bir ara başını dışarı çıkarıp ateş böceklerini
görünce tekrar aceleyle yorganın içine gömülür.
Dursun'u dürter ve ona;
"Ula, ula Dursun! Sivrisinekler ellerinde fenerle bizi ariler"
10- 3.Cü Boğaz
Köprüsü
Üçüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türklerden
oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı
sırada kurdele kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmış.
Japon: 'Gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım' diyerek harakiri yapmış.
Amerikalı: 'Gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını
çekip intihar etmiş.
Tüm bunları izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!' çekerek
yanındakilere dönmüş: 'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi
mahvolurdum'...
11- VASİYET
Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış.Yoğun bakımda.
Ailesi, aile papazını da kendilerine eşlik etmesi ve gereği halinde görevini
yapması için çağırmış. Papaz ve aile efradı yatağın etrafında beklerken,
Fred'in
durumu aniden kötüleşmiş. Yatağından yarı doğrularak, el işaretleri ile
yazacak
bir şeyler istemiş. Papaz, anlayışlı bir şekilde, Fred'e bir kağıt ve bir
kalem
uzatmış. Titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir şeyler yazıp kağıdı papaza
uzatmış ve aniden ölmüş. Papaz, böyle acılı bir anda kağıttakileri okumanın
doğru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuş. Birkaç gün sonra, Fred'in
cenazesi sırasında, Fred'in verdiği kağıdın cebinde olduğunu hatırlamış.
Cenazenin gömülmesinden hemen önce, Papaz ileri çıkarak: "Sevgili Fred,
ölmeden
hemen önce benden kağıt isteyerek bir şeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı
için o
anda bakmadım fakat şimdi, hepinizin önünde bu notu okumak istiyorum" demiş
ve
cebinden kağıdı çıkararak yüksek sesle okumuş: "Lütfen bir adım sola çekil.
Oksijen hortumuma basıyorsun!"
12- TRAFİK KAZASI
Bir escinsel spor arabasiyla yolda giderken bir
>> > >kavsaga
gelir.
>> > >Karsi
yoldan hizla gelmekte olan bir kamyon arabasina
>> > >carpar,
carpmakla da kalmaz arabanin on kismini
>> > >tamamen
parcalar. Escinsel arabadan iner ve
>> > >sinirli
bir bicimde kamyon soforune cikisir:
>> > >*
Arabami mahvettin farkinda misin, senin sucun. Bunu
>> >
>odeyeceksin.
>> > >
>> > >Kamyon
soforu umursamaz bicimde yanit verir:
>> > >*
S...rim seni de arabanı da!!!!...
>> > >
>> >
>Escinsel yanitlar:
>> > >* Hayir
hayir, boyle tatli sozlerle beni
>> >
>kandiramazsin. Ben arabamin
>> > >tamir
parasini istiyorum.
13- UZAY
Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-Biz Mars`a gideceğiz, demiş.
Alman :
-Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-Biz de güneşe gideceğiz,demiş.
-Güneşe gidemezsiniz, demişler.Güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-O kadar da enayi değiliz, tabi,demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.
14- DENİZ KABUKLU CİN
Bir gün, adamın biri sahilde
tek başına yürürken bi deniz kabuğuna tekme sallamış.Deniz kabuğu biraz
yuvarlandıktan sonra bi kayaya çarparak kırılmış ve içinden kocaman bi cin
çıkmış. Cin sevinçle "YÜZYILLARDIR BU DENİZ KABUĞUNUN İÇİNDEYDİM.BENİ
BURADAN NASIL ÇIKARDIĞINI BİLMİYORUM AMA Bİ İSTEKTE BULUNMAYI HAKETTİN!"
demiş. Adam da "Ben kanarya adalarını çok merak ediyorum.Şimdiye kadar orayı
hep dergilerde ve tv'de gördüm,ama hiç gitmedim.Buradan,denizin üstünden
bana bi yol yap; ben de canım sıkıldıkça arabama atlayıp oraya gidip
geleyim" demiş.Cin, kendi kendine "yahu bunun asfaltı var,direkleri var.
Dünyanın da yolu,hem denizin üstünden yol yapmak da mesele, bikere zemin
sulu,..."diye düşünmüş; ve adama: "ya bu biraz teferruatlı bişey, başka
bişey isteyebilirmisin? para veya ışınlanma gibi...?" demiş."Pekala!" demiş
adam."Şimdiye kadar 7 kere evlendim, bunun haricinde de hayatıma bi sürü
kadın girdi, ama şu kadınları bi türlü anlayamadım. Bana öyle bi yetenek
verki şu kadınları anlayabileyim" demiş.
Bunun üzerine cin adama
bakmış ve:
"YOLU KAÇ ŞERİTLİ
İSTERSİN?" demiş..
15- YILIN FIKRASI
>
> Bir Ingiliz doktor diyor ki : Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz
> bir adamin beynini aliriz ve baskasina koyariz ve onu alti haftada is
> arayacak hale getiririz.
> Alman doktor diyor ki : Bu hiç birsey diil; biz bir adamin beynini
> çikaririz ve baskasina koyariz ve onu dört haftada savasa hazir hale
> getiririz.
> Amerikali doktor da diyor ki ; Beyler siz çok geridesiniz. Biz
> Teksastan bir beyinsizi aldik ve beyazsaraya koyduk. Simdi ülkenin yarisi
> is
ariyor , yarisıida savasa hazirlaniyor.
16- TANISANA HADİ...
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki
herkes çok çalışmış,
notlar fotokopiler havada uçuşmuş.
Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt
kalem yok, sadece sıra sıra
mikroskoplar.
Hoca da başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskaplarda lam'da bir
böceğin bacağı var, sınavınız
bacağından böceği tanımak"
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler
mikroskopların başına geçmiş.
Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış.
Hoca arkasından seslenmiş ''Kimsin sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?"
Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış:
"Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu!"
17- IKI MESELE
> >
> > Iki arkadas barda otururken biri digerine "bu dünyanin hali ne olacak"
>diye
> > sormus digeri ya savas çikacak ya çikmayacak,
> > Eger savas çikarsa iki mesele var ya askere alirlar ya da almazlar,
> > Almazlarsa mesele yok alirlarsa iki mesele var ya piyade oluruz ya da
süvari
> > Süvari olursak mesele yok piyade olursak iki mesele var ya ön cephede
> > savasiriz ya da arka cephede
> > Arka cephede savasirsak mesele yok da ön cephede olursak iki mesele var
ya
> > ölürüz ya da hitlerin eline düseriz
> > Ölürsek mesele yok hitlerin eline düsersek iki mesele var ya sabun
oluruz ya da kagit oluruz
> > Sabun olursak mesele yok kagit olursak iki mesele var ya gazete oluruz
ya da
> > tuvalet kagidi oluruz
> > Gazete olursak mesele yok da tuvalet kagidi olursak iki mesele var Ya
> > önlerini silerler ya da arkalarini
> > Önlerini silerlerse mesele yok da arkalarini silerlerse iste o zaman
>boku
> > yedik.....!!
18- NE BALI....
Ahmet Bey 97 sinde. Huseyin Bey ise 92 sine erismis.
Yillardir
dostluklari devam etmekte. Bir gun Ahmet Bey Huseyin Beyin evinde
yemege davet edilmis.
Dikkatini cekmis, Huseyin Bey karisina hitap ederken "Gulum",
"hayatim", "balim", "tatlim', "sekerim", "sevgilim", "ruhum", gibi laflar
kulaniyor.
Bir ara karisi mutfaktayken yine, "birtanem, nerelerdesin, yemegin
soguyacak" demis. Ahmet Bey dayanamamis. "Yahu dikkat ediyorum,
karina ne iltifatli laflar ediyorsun. ballar,sekerler... Bunca seneden
sonra
olacak sey degil, bravo sana" demis. Huseyin Bay soyle bir arkasini donup
karisinin hala mutfakta oldugunu tespit ettiktan sonra, " sorma birader
demis.
Ne bali sekeri... 10 yil oluyor bizim hatunun adini unuttum. Bir turlu
cikaramiyorum."
19- Nerede
Çalışıyorsunuz?
Doğumevi bekleme salonuna hemşire koşarak girer, ilk sırada oturan adama
yaklaşarak:
" Sizi tebrik ederim, ikiz çocuğunuz oldu" der.
" Ne tesadüf, Minnesota İkizleri - Basketbol Takımındayım" der adam.
Bir saat sonra, aynı hemşire yine kosarak gelir, "Mr.Smith" ismini anons
eder.
Mr.Smith yerinden heyecanla doğrulur, hemşire:
"Artık üçüz babasısınız" der.
Mr.Smith şaşırır ve "Olacak şey değil, ben de 3M şirketinde çalışıyorum"
der.
Hemşire bir daha göründüğünde dördüncü adama:
"Eşiniz dördüz doğurdu, kutlarım" der.
Adam da şaşkınlıkla:
”Ben de Dört Mevsim Otelinde çalışıyorum" der.
O sırada yanında oturmakta olan adam hafif baygınlık geçirerek oturduğu
yerden
aşağı doğru kayar, yetişip müdahale eden hemşire sorar:
"İyimisiniz, ne oldu size?"
Adam kendine gelmeye çalışarak doğrulur.
"Temiz havaya ihtiyacim var, 101 Dalmaçyalılar mağazasının müdürüyüm der..."
Gönderen:Mesut KAMIŞ
|