antrakt

 

Hayatın bu sahnesinde

ansızın bir rüzgar başlar kadının şaçları ve adamın şapkaşı uçar

numarasız koltuklarında seyirciler nefeslerini tutmuş beklemektedirler

adam şapkasını gözleriyle takip eder peşinden gidip gitmemekte tereddütlüdür

kadının aklına çantasındaki kırmızı lastik toka gelir sol eli çantasının siyah sapında olduğu halde sağ eli çantasının bozuk kilidine gider birden vazgeçer ve uzun kumral şaçlarını kulağının arkasında biriktirir boşta kalan eliyle ne yapacağına karar veremeyen kadın o anda adamın şapkasının peşinden gitmek üzere olduğunu farkeder adamın elini yakalar

anlamsız kısa bir konuşmadan sonra kadın kendisine çok yakıştığını düşündüğü “şenin bilmediğin ve anlayamadığın çok şey var” bakışıyla adamı şüzer

kadının ela gözlerinden uzaklaşan kamera adamın üşüyen kel kafasının çevresinde bir tam tur atarken arka planda kendini bilmez bir şarhoşun uzaklaşan kadına laf attığı dikkati çeker

adam yavaşça eğilerek yerden kırmızı lastik tokayı alır

yüzünde kadının giderken unuttuğu “benim bilmediğim çok şey var” ifadesi belirginleşir…

müzık usulca girer

(yaşamın bir anlamı olmalııı senden başka benden başka bana görünmeli sende olmalııı…sevgi çaresizlikten doğmaz o zaman adı sevgi olmaz kişi kendine biraz yakından bakmalı…olmalı olmalııı olmalı olmalı ..yaşamın bir anlamı olmalıııı…)

 

salonun ışıkları yanar beyaz perde büyüyle sararır üzerinde siyah kalın harflerle

on dakika ara

yazısı belirginleşir…

 

yanıp sönen ışıktan antrakt olduğunu farkeden ışıkçı (yer gösterici) kimsenin dışarı çıkmadığını görünce merakla kapıdaki kalın kadife perdeyi aralar...

dışarıya yerlerinde sessizce ağlayan şeyircilerin hüznü şüzülür…

Hosted by www.Geocities.ws

1