bir a şehrinden b
şehrine giderken
bir a şehrinden b
şehrine giderken
a şehrinde kalması
gereken bir ev
iki oda bir salon uç saksıda çiçeksiz bitki
balkonda boş ucuz
şarap şişeleri
kapıyı kapatmadan
önceki bakışın
pinpon topu gibi duvardan
duvara sekerek
antreyi odaları salonu
banyoyu ve mutfağı dolaşması geri dönüp kapıya
çarptığı an yalnız kalan ev parkede kaldırılan
dört ayaklı eşya izleri aralık kalan bir kapının kısa
keskin bir gıcırtıyla hareketlenip hemen durması
uzun bir romanın son
noktasından sonra biraz aşağıya ortalayarak iki çizgi
arasında büyük harflerle son yazılması gibi
zamanın ve
şehirlerin içerisinde erimeden az önce şöyle birşey
okuduğumu anımsıyorum... ben oku
fırlattığım an arslan üzerime doğru sıçradı,
ve benim ve arslanın daha sonraki saniyelerde yapacağımız
hareketler ve sanki sonsuz uzunlukta olan o anda duyulan korku beni ve havadaki
arslanı dondurdu ve benim bakış açımdan ok ve t
sıfır anı bir sonraki saniyeye, şimdiye olduğu gibi,
okun ve arslanın yörüngelerini, gelecekteki bir kaygıya yer
vermeyecek şekilde birleştirdi.*.yada bunun gibi birşeydi
işte..
zamanı değilde
yüzleri karıştırıyorum bazen
bu benim onun olan yüzüm
o demek sana burada benim
sana olan uzaklığımı gösteriyor senin bana olan değil
kırgınlıkları
unutmak kişisel toplanmalarda kapıyı çarpıp gitmek gibi
iyi yönlerimi sayıyorum
ama kalbimi
kıstırıp bir b şehrinde
geri dönmek
eşyalarımı bu kadar çok severken
yuvarlak
çaydanlığı
kenarı kırık
sehpayı üzerinde bir kültablası iki kitap biri zaman ve avcı
dururken
pencereyi
burada bırakacak olma
ihtimali
senin beni hala unutuyor
olaman ihtimali
ve o evde hala senin bir
resminin düşürdüğüm yerde kaloriferle duvar arasında duruyor
olduğunu bilmem
geri dönemem
b şehri, t sıfır anı
*italo calvino, time and the
hunter
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
....................kapıyı
açıp içeri girdik, ev iyi durumdaydı, biraz havasız
kalmış pencereleri açtık.. balkon kapısından
sızan su parkeleri kabartmış... iki oda bir salon mutfak
kapısı gıcırdıyor.. salonda pencerenin
karşısındaki duvarda ve küçük odadaki iki duvarda çivi izleri
var.. evsahibim zayıf ve dul, böyle evlerin sahipleri hep zayıf ve
dul mu olur? anahtarları verip gidiyor...
.....aksam eve dönerken
nergiz aldım mevsimi gelmiş, balkondaki boş şarap
şişelerinden birini güzelce yıkayıp içerisine
yerleştirdim ama şişenin üzerindeki etiketi bir türlü
çıkartamadım, öküz gözü marka, sanırım artık üretmiyorlar
ama öküz gözü üzümlerini biliyorum....
.....pelin bir kadın
resmi bulmuş bugün kaloriferin petekleri arasında, güzelce bir
kadın, biraz peline benziyor yüzü ama hatları daha keskin, o
kadın mı kalmış bu evde benden önce, belki evsahibine
gösteririm bu resmi (hala zayıf ama iki hafta önce evlendi)
a
şehri, başka bir t sıfır anı
günlük gibi
birşeyden alıntılar
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
nehir kenarında
yürürken
tam gitmeye karar
vereceği an
eşyalarını
hatırlayıp vazgeçtiğini
en cok kırık
kenarına mum erittiği o sehpayı hatırlayıp
sonra nehre atmak için bir
taş arayıp bulamadığını
bu şehirde nehre atmak
için bir taş bile bulamadığını
kendisi gibi kadınların
neden nehre hiç taç atmadığını
çünkü bir adam görmüştü
nehre taş atarken az önce ama bir kadın görmemişti
ve bir türlü gitmek için
yeterince iyi bir sebep bulamadığını
anlattı
hiçbirşey sormadım
saklamak kişisel
toplanmalardan sonra masada bilerek unutulan yarım paket sigara gibi..
herhangi bir şehir (b
şehri mi) t bir, t iki, t üç gibi ardaşık discrete zamanlar
kadın büyük ihtimalle
resimdeki ve ilk bölümdeki kadınla aynı kadın..adam kim..
..
bu bir
senaryo olmalı en çok olayların gelişimi hakkında bir
fikriniz varsa duymak isterim