ICQ Numaram 70803330

SİTE HAKKINDA

Ana Sayfa
Ben Kimim?
Fotolarla Ben
Diğer Sitelerim
Arkadaşlarım
Web Dizayn
Reklam
Emre Orkun
İletişim
Linkler
Dost Siteler
Site Rehberi
Ayın Anketi

SİTE İÇERİĞİ

Hikayeler
Şiirler
Fıkralar
Atatürk Köşesi
Ayın Konusu
Ayın Kitabı
Serbest Kürsü
Duvar Yazıları
Nazım Hikmet

SEN 

sen esirliğim ve hürriyetimsin, 
çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, 
sen memleketimsin. 

Sen ela gözlerinde yeşil hareler, 
sen büyük, güzel ve muzaffer 
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin... 

                          Nazım Hikmet 


JAPON BALIKÇISI
             
Denizde bir bulutun öldürdüğü
Japon balıkçısı genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.

Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.

Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.

Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...

Badem gözlüm, beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.

Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.

Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
                           Nerdesiniz?

(1956)
NAZIM HİKMET


HASRET

Denize dönmek istiyorum!
Mavi aynasında suların:
boy verip görünmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!

Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider!
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
Ve madem ki bir gün ölüm mukadder;
Ben sularda batan bir ışık gibi
sularda sönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!


HASRET  

Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli  
belini sarmayalı  
gözünün içinde durmayalı  
aklının aydınlığına sorular sormayalı  
dokunmayalı sıcaklığına karnının.  
yüz yıldır bekler beni  
bir şehirde bir kadın.  
aynı daldaydık aynı daldaydık  
aynı daldan düşüp ayrıldık  
aramızda yüz yıllık zaman  
yol yüz yıllık.  
yüz yıldır alaca karanlıkta  
koşuyorum ardından.  

Nazım Hikmet 


GÖZLERİN 

Gözlerin gözlerin gözlerin 
ister hapishaneme, ister hastaneme gel, 
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte, 
şu mayıs ay sonlarında öyledir işte 
Antalya tarafında ekinler seher vakti. 

Gözlerin gözlerin gözlerin 
kaç defa karşımda ağladılar 
çırılçıplak kaldı gözlerin 
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve cırılçıplak, 
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar. 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
gözlerin bir mahmurlaşmaya görsün 
sevinçli bahtiyar 
alabildiğine akıllı ve mükemmel 
dillere destan bir şeyler oluyor dünyaya sevdası insanın. 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın 
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar 
ve her mevsim ve her saat Istanbul. 

Gözlerin gözlerin gözlerin, 
gün gelecek gülüm, gün gelecek, 
kardeş insanlar birbirine 
senin gözlerinle bakacaklar gülüm, 
senin gözlerinle bakacaklar. 

Nazım Hikmet 


Ben Senden Önce Ölmek İsterim 

Ben senden önce ölmek isterim. 
Gidenin arkasından gelen 
gideni bulacak mı zannediyorsun? 
Ben zannetmiyorum bunu. 
İyisi mi,beni yaktırırsın, 
odanda ocağın üstüne korsun 
içinde bir kavanozun. 
Kavanoz camdan olsun, 
şeffaf, beyaz camdan olsun 
ki içinde beni görebilesin 
Fedakarlığımı anlıyorsun 
vazgeçtim toprak olmaktan, 
vazgeçtim çiçek olmaktan 
senin yanında kalabilmek için. 
Ve toz oluyorum 
yaşıyorum yanında senin. 
Sonra, sende ölünce 
kavanozuma gelirsin. 
Ve orada beraber yaşarız 
külümün içinde külün 
ta ki bir savruk gelin 
yahut vefasız bir torun 
bizi oradan atana kadar... 
Ama biz o zamana kadar 
o kadar  karışacağız ki birbirimize, 
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz 
yan yana düşecek. 
Toprağa beraber dalacagız. 
Ve bir gün yabani bir çiçek 
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse 
sapında muhakkak 
iki çiçek açacak : 
biri sen 
biri de ben. 
Ben daha ölümü düşünmüyorum. 
Ben daha bir çocuk doğuracağım 
Hayat taşıyor içimden. 
Kaynıyor kanım. 
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, 
ama sen de beraber. 
Ama ölüm de korkutmuyor beni. 
Yalnız pek sevimsiz buluyorum 
bizim cenaze şeklini. 
Ben ölünceye kadar da 
Bu düzelir herhalde. 
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? 
İçimden bir şey : belki diyor.

Nazim Hikmet 
18 Subat 1945


AÇLARIN GÖZBEBEKLERİ
Değil birkaç değil beş on
otuz milyon aç bizim!

Onlar bizim!
Biz onların!
Dalgalar denizin!
Deniz dalgaların!

Değil birkaç, değil be on
30.000.000 30.000.000!
Açlar dizilmiş açlar!

Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
sıska cılız eğri büğrü dallarıyla
eğri büğrü ağaçlar!

Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
açlar dizilmiş açlar!

Bunlar!
Yürüyen parçaları o kurak toprakların!

Kimi kemik dizlerine vurarak
yuvarlak bir karın taşıyor!
Kimi deri... deri!
Yalnız  yaşıyor gözleri!
Uzaktan simsiyah sivriliği
nokta nokta uzayıp damara batan
kocaman balı bir nalın çivisi gibi
deli gözbebekleri, gözbebekleri!

Hele bunlar hele bunlarda öyle bir ağrı var ki,
bunlar öyle bakarlar ki!...
Ağrımız büyük! büyük! büyük!
Fakat  artık imanımıza inemez tokat!
Demirleşti bağrımız, çünkü ağrımız
30.000.000 deli gözbebekleri! Gözbebekleri!
Ey beni ağzı açık dinleyen adam!
Belki arkamdan bana bu kalbini haykırana
 “kaçık” diyen adam!
Sen de eğer ötekiler gibi kazsan,
bir mana koyamazsan sözlerime
bak bari gözlerime;
bunlar: Deli gözbebekleri! Gözbebekleri!

Nazım Hikmet 

 

 

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1