ICQ Numaram 70803330

SİTE HAKKINDA

Ana Sayfa
Ben Kimim?
Fotolarla Ben
Diğer Sitelerim
Arkadaşlarım
Web Dizayn
Reklam
Emre Orkun
İletişim
Linkler
Dost Siteler
Site Rehberi
Ayın Anketi

SİTE İÇERİĞİ

Hikayeler
Şiirler
Fıkralar
Atatürk Köşesi
Ayın Konusu
Ayın Kitabı
Serbest Kürsü
Duvar Yazıları

 Öldürücü Tekdüze

Radyo çaldı da çaldı <<Yalanların,çekici yalanların.>> Konserve kutusu gibi ses çıkarıyordu. Bir de annesi anlayabilseydi bunu. Ne yapacağını bilemezdi hiç bu baş belası radyoyu. Hep onarımdaydı. <<yalanların,çekici yalanların>> Yorulmaz mıydı hiç bu şarkıcı? Güldü kız. Saçmalıyorum yine. Plak işte... Maria Roza sandalyeden indi. Spiker reklamları okuyordu şimdi. Bu reklamlar hiç değişmez diye düşündü. Kendini bildi bileli anımsardı onları. Ayakkabılarının izleriyle kirlenmişti sandalye; bilinçsizce temizledi o'nu. Masayı da temizlese miydi acaba? Bulaşıkları toplamaya başladı; mutfakta lavaboya yığdı. <<Bugün yıkamayacağım bunları>>

Sert, kırıcı sesinin duyulmamasını yabansıdı. Üstüne üstüne gelirdi yaşlı anası. <<Ceryanda durma kız, soğuk alırsın sonra.>> Öylesine karışırdı her şeyine, öylesine ilgilenirdi ki onunla. Yok, hayır, biliyordu; yalnızca ilgi değildi, sürekli, korkunç bir gözetmeydi bu. Bencillikti bu annesinin yönünden. Bulaşıkları lavaboya yığmayı bitirdi. Radyo susmuştu. Yeniden çalması için yumruklaması gerekiyordu. Yemek odasına gelip sesini açtı radyonun. Böylesine bağırdığında, spikerin sesi Emilio'nun sesini anımsatıyordu ona. Emilio'yu düşündü birden, kendini inandırmaya çalıştı: evlenmiş olabilirdik. Hiç de duygulandırmadı bu düşünce onu. Hiç kimseye karşı duygusu kalmamıştı artık. Yaşlılar evde yoktu. Emilio'da gelmeyecekti. Böylesi daha iyiydi. Yalnız olacaktı. İçten içe yorgundu. Yorgunluğunu gizleyemezse, zayıf bir ışık vereceğini düşledi, yaşlı, ufacık bir kadın gibi. Yenik bir yaşlı kadın. Evi boydan boya aştı, oturma odasına gitti. Pencereden dışarı baktı. Radyo çok bağırıyordu. Fragalar ne der. Bunu düşündüğünü fark etti birdenbire. Anımsadı. Hep söylediği buydu anasının Fragalar ne diyecekti? Martineler ne diyecek? Santozlar ne diyecekti? Ne derse desin Fragalar. Boşver Fragaları. Hem Fragalar da kim oluyordu? Yeniden yorgun hissetti kendini. Camdan dışarı baktı. Terasta oturan Fragaları gördü. Her gece böyle otururlar. Spikerde yine öyle. Değişmez yaptığı. Kendisinin de. Pencereden uzaklaştı. Duvarda asılı olan aynadan kendine baktı. Kırıktı ayna. Yerine yenisini koyması gerekiyordu. Yapamayacağını biliyordu bunu. Tüm diğerleri gibi bu da alışkın olduğu bir anı idi. Bakıp kendine, <<Beyaz bir saç vardı biliyorum>> dedi. Aynanın karşısındaki takvime baktı sonra. Günlerden neydi? Önemli değildiki bu. Tümü de bir değilmiydi günlerin? Güldü... Bugün,dün. Yarın,yarınbir olamayacak. Ne yapacağım şimdi? Boş,yarasız bir soru olduğunu biliyordu bunun. O, Maria Rosa Bermudoz, her zaman yaptığını yapacaktı. Orada herkes öyle yapıyordu. Yerel sinemaya gitmeyecekti. O meksika filmini ikikez görmüştüm zaten. Terastaki Fragalara katılabileceğini düşündü. Konuşmak, konuşabilirim.

....Oysa olamayacağını biliyordu bunun. Fragalarla dedikodu yapabilirdi. Fragalarla, Santozlarla, Perezlerle şakalaşabilirdi. Ancak konuşamazdı. Yalnızca kendilerinden konuşabilirdi onlar. Kapanık boz yaşantılarından. Bunuda öylesine rahatlıkla,öylesine övünerek yaparlardı ki.

....Radyoyu anımsadı. Çalıyordu yine. Boşuna elektrik harcıyorum diye düşündü. Kapatacaktı, kapatmadı. Emilio ile evlenseydi her şey nasıl olurdu diye düşündü. Şişman bir ev hanımı olurdu, tutucu, törelere ve kocasına bağlı. Kendisini dahada yorgun hissederek, saate baktı. Sekiz olmuştu bile. Yarım saate kalmaz Fragalarda diğerleri gibi yatakta olurlardı. Komşulardan biri ile sokağa çıkıp vitrinlere bakmayı düşündü. Yok, olmaz. Hep aynıydı o vitrinlerde. Birbiri üzerine kumaş yığınları. Tekdüze hep. Vitrinler, sinema, spiker, kent, kişiler, kendisi. Radyodaki müzik avaz avaz bağırıp duruyordu. Sekiz buçuk. Fragalar içeri giriyorlardı, kapılar kapanıyordu. Pencereleri kapamaya başladı. Açtı sonra. oturma odasının ışıklarını yaktı. Boşuna elektrik harcamak. Yatak odasına gidip ışıkları açtı. Boş ver elektriğe. Anası eletriğin pahalı olduğunu söyler dururdu. Yemek odasına gitti. Radyoyu kısması gerekirdi, geç olmuştu. Yapmayacağını biliyordu bunu. Dahada çok açtı radyonun sesini. İstasyon değiştirdi. Yine önceki sesi duydu. <<Yalanların, çekici yalanların>> Yine o. Güldü. <<Yalanların,çekici yalanların...>> Tekdüze, tekdüze, tekdüze. Yenilmişti.

....Tekdüze diye mırıldandı. Sandalyeye çıktı. Tekdüze, tekdüze hep. Sandalyeden atladı. İpte sallandı. << Yalanların,çekici yalanların...>> Evdeki tüm ışıklar yanıyordu.

Yazar:Ana Maria Simo

Editörün Görüşü:On üstünden dokuz buçuk.Bir daha okuyun bence...

 

 

 

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1