|

'Sag-sol
yok, boykot var'
Haziran
dönemi sinavlarina girmek için Hukuk Fakültesi ögrencileri
üniversiteye gelmistir. Sinava girmeden önce bazi ögrenciler,
boykot yapilsin mi, yapilmasin mi diye konusup tartismaktadir.
Hukuk Fakültesi Ögrenci Bürosu'nun önünde ayakli, seyyar,
siyah bir tahta vardir. Boykot yapilsin diyen ögrenciler,
kara tahtaya, ''Boykot var'' diye yazar. Boykota karsi olanlar,
yaziyi gidip siler. Binali Erdogan, kara tahtaya tekme vurur
ve devirir. Bundan sonra boykot ve isgalin önü alinmaz.
Bu
dönem, üniversitedeki sorunlari çözümlemek amaciyla, bir
tarafta Talebe Birligi'nde sagcilarin, Ufuk Sehri' nin; öteki
tarafta Deniz'in basini çektigi Devrimci Hukuklular Örgütü'nün,
diger tarafta da FKF Istanbul Sekreterligi'nin hazirligi
vardir. Istanbul'da ilk girisim sagcilar tarafindan baslatilir.
11
Haziran 1968 Sali günü, Istanbul Üniversitesi Talebe
Birligi Baskani Ufuk Sehri, birlik lokalinde bir basin
toplantisi yaparak ''üniversitede reform istediklerini'' söyler
ve ''12 maddeyi kapsayan reform isteklerini, Istanbul Üniversitesi
Rektörlügü'ne verdigini'' açiklar.
12
Haziran 1968 Çarsamba günü, saat 08.00'de baslayacak
Haziran dönemi sinavlarina girmek için Hukuk Fakültesi ögrencileri
üniversiteye gelmistir. Sinava girmeden önce bazi ögrenciler,
boykot yapilsin mi, yapilmasin mi diye konusup tartismaktadir.
Hukuk Fakültesi Ögrenci Bürosu'nun önünde ayakli, seyyar,
siyah bir tahta vardir. Boykot yapilsin diyen ögrenciler,
kara tahtaya, ''Boykot var'' diye yazar. Boykota karsi olanlar,
yaziyi gidip siler, ''Hayir. Boykot yok'' diye yazar. Birkaç
defa yazi degisikligi olur. En sonunda Binali Erdogan , kara
tahtaya gidip bir tekme vurur ve devirir. Bundan sonra boykot
ve isgalin önü alinmaz olur. Böylece hareket baslar. Üçüncü
sinif B grubunun Medeni Hukuk dersinden sinava girecek ögrencileri,
sinav salonunda sinavin baslamasini beklemektedir. Deniz içeri
girer ve bir konusma yapar. Konusmada, yapilan eylemin nedeni
ögrencilere anlatilir ve isgale katilmalari istenir. Isgal
fiilen baslatilmistir.
Haklarini
arayan ögrenciler
Merkez
binanin arkasindaki iç bahçede toplanan yaklasik üç bin
kadar ögrenciye, aralarinda bulunan Deniz Gezmis, Bozkurt
Nuhoglu, Tunga Ongun ve Binali Erdogan durumu özetle söyle açiklar:
''Bu sabah, isgal eylemine dört kisi ile girdik. Haklarimizi
çakallik etmeden alacagiz. Hiçbir birey ve parti adina çalisilmayacaktir.
Su veya bu egilime hizmet için bu harekete girismedik. Hiçbir
kurulusa bagli degiliz. Yakip yikmak, suraya buraya saldirmak
asla dogru degildir. Yönetmelige karsi hakli olarak
giristigimiz bu isgal baska türlü genislerse, biz haksiz
duruma düseriz. Hiçbir kurulusa bagli olmaksizin bozuk ögrenim
düzenini yeniden kurmak için tüm arkadaslari göreve çagiriyoruz.
Hukuk Fakültesi ögrencileri olarak haklarimizi alincaya
kadar birlik ve beraberligimizi bozmayip isgale devam edecegiz.
Bu hareketi destekleyecegimize serefimiz ve gençligimiz üzerine
ant içeriz.'' ''Fakülte yönetimine ortak olmak isteyenler,
ellerini kaldirsin'' denildiginde, bütün ögrenciler el
kaldirir. ''Bugünkü bozuk düzeni benimseyenler el kaldirsin''
denildigi zaman, kimse el kaldirmaz. Isgal basladiginda,
Merkez binanin arkasindaki iç bahçede toplanan ögrenciler,
yaptiklari forumdan sonra, Merkez binaya girer. Bu arada,
Hukuk Fakültesi'inde saat 08.45 siralarinda üniversiteye
gelen Hukuk Fakültesi Dekani Prof. Reha Poroy ile karsilasan
ögrenci temsilcileri, durumu Dekan'a anlatarak, isteklerini
bildirir.
'Rektör
istifa et'
Bu
arada sinav günlerinin asildigi tahtalara, ''Sag-Sol Yok.
Boykot Var'' yazan ögrenciler, ''Üniversite hocalari,
Severler paralari, Biz size sormaya geldik, Bir devrim yapmaya
geldik'' , sözlerini sarki biçiminde söyleyerek, Rektörlüge
dogru yürüyüse geçer. Yürüyüslerinde, ''Rektör Istifa
Et'' diye slogan atan ögrenciler, ''Dag Basini Duman Almis''
marsini söyleye söyleye Rektörlük binasina gelir. Rektör
Prof. Ekrem Serif Egeli, odasina giren ögrencileri ayakta
karsilayarak öndeki ögrencilerin ellerini sikar. ''Hosgeldiniz,
buyurun, dilekleriniz nedir'' diye sorar.
Bu
sirada, odada Cerrahpasa Tip Fakültesi Dekani Prof. Celal Öker
de bulunmaktadir. Bundan sonra, konusmalar daha çok Deniz ile
Rektör arasinda geçer. Deniz, Rektör Prof. Egeli'ye; ''Üniversitede
devrim istiyoruz, fakültenin yönetiminde söz sahibi olmak
istiyoruz'' diyerek, isteklerini siralamaya baslar. Daha sonra
Deniz, Rektörlük merdivenlerinin üzerinde, ögrencilere söyle
seslenir: ''Arkadaslar. Rektör yine vatan, millet, sakarya
safsatalari ile bizi uyuttugunu saniyor. Ancak uyandik ve su
andan itibaren fakültemizi isgal etmeye basliyoruz. Ilk defa
santrali ele geçirip, okulu personelden temizlememiz gerekir.''
Bundan sonra, Rektör Egeli'nin otomobilinin çevresini saran
ögrenciler, zorla Prof. Egeli'yi bindigi otomobilden disari
çikarir ve otomobilinin lastiklerinin havasini indirerek; ''Istifa
et. Davamizi halledecegine söz ver, öyle git. Birakmayiz,
buradan gidemezsiniz'' diye bagirir. Rektör Egeli, kendisine
getirilen baska bir otomobile binerek, üniversiteden ayrilir.
Birdenbire gelisen ve yayginlasan üniversite isgal ve boykot
hareketlerine iktidarda ve muhalefette bulunan siyasi parti
temsilcilerinin tepkileri çok degisik olur.
Erim:Genç
kusagin patlamasi
Basbakan
Süleyman Demirel, ''Dünya yeni ufuklara giden bir dünya
oldu. Bu dünyanin yeni ufuklara dogru ne kadar gittigini,
nereye varacagini, bunlarin nelere bagli olacagini kestirmek güç''
der. CHP'li Nihat Erim ise, ''Bu bir patlamadir. Genç kusagin
patlamasidir. Gençlerimiz esasinda yerden göge kadar
haklidir. Üniversitelerimiz ve genel olarak bütün egitim
sistemimiz bastan sona reforma, düzeltilmeye muhtaçtir. Üniversitelerimiz
reform istiyor. Bunda sasacak, üzülecek bir nokta yoktur'' açiklamasini
yapar. TIP milletvekili Behice Boran ise, ''Basbakanin hosuna
gitmese de, mesele bozuk düzene dayaniyor'' der.
27
Haziran 1968 sabahi saat 07.55'te üniversite açilir. Isgal
Komitesi'ni olusturan ögrenci liderleri, üniversite
kapisinda, Rektör ve ögretim üyelerini beklemeye baslar.
Saat 08.20'de üniversiteye gelen Rektör Ekrem Serif Egeli ,
Prof. Bülent Davran ve Doç. Cevat Babuna' yi ögrencilerden
Deniz, Toygun Eraslan, Metin Tamer ve Kemal Bingöllü
karsilar. Rektör, dekanlar ve ögrenci liderleri, toplu halde,
bosaltilmis bulunan Rektörlük binasina gelir. Rektör Egeli,
odasina girdigi zaman masasinin üzerinde, ''Reform yapilmazsa
bu teslim bir son degil, baslangiçtir'' yazisi ile karsilasir.
Isgal o gün biter ama, üniversitenin ve üniversite ögrencilerinin
sorunlari daha çözümlenmemistir. Senato, üniversitenin açilmasina,
sinavlarin 15 Temmuz'da baslamasina karar verir.
Üniversitenin
sorunlarinin çözümlenebilmesi için ögretim üyeleri ve ögrencilerden
bir komisyon olusturulur. Komisyonda yer alan kisiler
sunlardir: Ögretim üyelerinden; Tarik Zafer Tunaya, Edip Çelik,
Lütfü Turan, Zait Imre, Bülent Köprülü, Öztekin Tosun,
Ismet Sungurbey, Çetin Özek, Ümit Yasar Doganay, Aydin
Aybay, Necip Kocayusufpasaoglu. Asistanlardan; Rona Serozan,
Kevork Acemoglu, Yildizhan Yaylaoglu, Yavuz Alanguya. Ögrencilerden;
Kemal Bingöllü, Bozkurt Nuhoglu, Ömer Yasa ve Deniz Gezmis.
Isgallerin
sona erdirilmesinin ardindan, Istanbul Cumhuriyet Savciligi,
üniversitelerdeki boykot ve isgal komite üyeleri hakkinda
sorusturma açar. Hakkinda sorusturma açilan ögrencilerden
bazilari sunlardir: Deniz Gezmis, Bozkurt Nuhoglu, Osman
Saffet Arolat, Mehmet Cavit Kavak, Veysi Kemal Sarisözen.
Sorusturmanin
açilmasi üzerine, boykot ve isgal komitelerine bagli ögrenciler,
sorumlulugu paylasmak üzere kendi aralarinda 8 Temmuz 1968
Pazartesi günü imza kampanyasi açar. Kampanyanin ilk günü
500 imza toplayan ögrenciler, imzaladiklari metinde su görüslere
yer vermistir:
''Biz
asagida imzalari bulunan Istanbul Üniversitesi ögrencileri,
12 Haziran 1968 ve onu izleyen tarihlerde, üniversite içindeki
isgal ve boykot hareketlerine, Türkiyemizin ve üniversitelerimizin
yüksek menfaatlari için bizzat katildigimizi kamuoyuna
duyururuz.''

'Çocuktan
mi çikaracaksiniz günahi'
Deniz'in,
üniversiteden ihraç edilmesi, degisik çevrelerde tepkiyle
karsilanir. Gazeteci Altan Öymen, bu konuda özetle sunlari
yazmistir: ''Önce Deniz Gezmis üniversiteden ihraç edildi.
Bir arkadasi fakülteden bir ay uzaklastirildi. Biri kinama
cezasi aldi. Dün de Mustafa Karsilayan ve bir baska Kimya ögrencisine
'geçici ihraç' cezasi verildi. Bu kararlar neresinden
bakilirsa bakilsin, haksizdir, çirkindir, hatalidir.
Haksizdir: Çünkü, olay bir suç sayiliyorsa, ayni suçu
isleyenlerin hepsinin ayni cezaya çarptirilmasi gerekir. Üniversite
isgallerinde rol oynayanlarin sayisi yüzlerce, binlerce
olduguna ve bunlarin hepsi de cezalandirilamayacagina göre,
bunlardan en göze çarpanlarini seçip onlarin gelecegiyle
oynamanin, hukukla, adaletle, hiçbir ilgisi yoktur.''
Ilhan
Selçuk da tepkisini söyle dile getirmistir:
''...reform
dileklerini uyutur, cümle yalan dolan ve entrikaya eyvallah
edersiniz de bir genç çocuktan mi çikaracaksiniz tüm üniversitenin
günahini? Bir insanin gelecegini karartmakla mi düzelecek üniversiteniz?
Hayir mesele o degil... Mesele, üniversitede reform davasini
izleyen ögrencilere gözdagi vermektir. Bir yil çirpinip
durduktan sonra gençler, üniversitede reform yerine ögrenciye
ceza politikasiyla karsilasiyorlar.''
Vali
Poyraz'in Deniz'e çagrisi
Üniversiteleri
isgal eden ögrenciler, var olan ögrenci örgütlerini
kendilerini temsil edecek güçte görmedikleri ve yönetim
yanlisi örgüt olarak kabul ettikleri için üniversite yönetimi
karsisinda kendilerini temsil edecek kurum ve organlari fiilen
olusturur.
Ögrenciler,
14 Haziran 1968'te, konuya bir çözüm bulmak için toplanir
ve ''Isgal Komitesi'' ni kurar. Bu arada, Çetin Özek, Osman
Saffet Arolat ve Toygun Eraslan tarafindan iki gün çalisilarak
hazirlanan 52 sayfalik ''Üniversite Reform Tasarisi'' ,
Istanbul Üniversitesi Rektörlügü ve Üniversite
Senatosu'na sunulur. Tasari üzerinde, üniversite yönetimi
ve isgalci ögrenciler arasinda görüsmeler baslar. Fakat, üniversite
yönetimi, ögrencileri oyalama ve aldatma taktigi uygular.
Dönemin
Istanbul Valisi Vefa Poyraz , isgalin kaldirilmasi konusunda
bazi girisimler içindedir. Istanbul Milli Egitim Müdürlügü'nde
görev yapmakta olan Cemil Gezmis, bu konuda sunlari
anlatmistir:
''Dairede
bizim Müdür Sekreteri geldi. Dedi ki, 'Sizi Vali istiyor'.
Vali de o zaman Vefa Poyraz. Gittim. Içerde daire müdürleri
filan var. Onlari çikardi disariya. Bana dedi ki, 'Bu boykot
ve isgal, amacina ulasti. Herkes bundan nasibini aldi. Artik
çocuklarin ne istediklerini anladik. Üniversite de gerekli
uyariyi aldi. Artik bunu daha fazla uzatmaya gerek yok.
Deniz'e söyle de bu isgale son versin.' Kalktim, ordan
taksiye atladim, üniversiteye gittim. Deniz'e dedim ki, 'Deniz,
durum böyle...Vali böyle dedi. Ne diyorsun buna?' Dedi ki, 'Baba,
hâlâ akli havada, istiyorsa orayi da basalim, Vilayeti de
basalim' dedi. Atladik bir taksiye geldik. Cagaloglu'nda bir
berbere soktum. Sakali uzamis, uykusuz falan. Tiras oldu.
Gittik Vali'nin yanina. 'Sen gir' dedim. Ben, Özel Kalem Müdürü'nün
orada oturdum. Içeri girdi. Bir yarim saat konusmuslar. Yarim
saat sonra çikti disari. Kimse var mi diye saga sola bakti.
'Gel oglum, çekinme' dedim. 'Baba' dedi, 'Isgali kaldiracagiz'
...''

GENÇLİK VE
ANTİ-EMPERYALİST KAVGA
Çağımız, devrimcilerin
amerikan emperyalizmini adım adım kovaladığı çağdır.
çağımız, gençliğin Çekostovakya'da ve diğer
revizyonist ülkelerde karşı devrimci olduğu çağdır. Çağımız,
bir yaştakilerin Vietnam'da, Domanik'te, Meksika'da Aemrikan
emperyalizmine karşı dövüşerek öldüğü çağdır.
Az gelişmiş dünya halkları
emperyalizme karşı bir savaş verirken gençlik bunu dışında
kalamaz. Biz daima ezilenlerden yana çıkmak zorundayız. Eğer
bizim kavgamız anti-emperyalist kavganın paralelinde yürümezse,
ayaklarımız havada kalır
Yanlız gençlik bu paralelde
savaşırken politik partilerden bağımsız olmak zorundadır.
Geçmişteki örnekler bağımlılığın
zararını göstermiştir. Bu hataları bir kere daha tekrar
etmenin hiç bir anlamı yoktur. Gençlik yanlız devrime karşı
sorumludur, politik partilere değil. Zaman olur ki, bütün
politik partiler karşı devrimci olabilirler. Bu gün Türkiyede
olduğu gibi. Bu nedenlerden dolayı gençliğin görevi
anti-emperyalist kavgaya atılmak, fakat bağımsız olmaktır.
Bu gün bu zorlu kavgada tek
umut olmasıgereken devrimci gençlik bölünmüştür. bunda
şüphesiz ki, oportünist kişilerin rolü büyüktür. Dürüst,
yiğit, devrimci kardeşlerimizden bir kısmı sekterlikleri yüzünden
oportünistlerin etki altına girmiştir. bu giriş gittikçe
onları karşı devrimcilerin safına düşürmüştür.O
kadar ki Amerikan erlerini denize atmak isteyenlere engel
olmak içinbarikat kurmaya kadar götürmüştür. Bu gidiş
onları aktif direnmenin başladığı yerde pasif direnmeye
itmiştir. Cağaloğlunda görüldüğü gibi. Bu oportünist
hiçbir şey yapamadıkları zaman faşizm gelir fobiini
ortaya atarak devrimci gençliği eylemden çekmeyi denemişlerdir.
Bu fobi, kısmen işe yaramış ve devrimci eylemlere büyük
darbe vurmuştur.
Bu iddayı dikkatle incelemek
gerekir. Sosyalist örgütün %3 oy aldığı bir faşizme
gitmek için hiçbir sebep bulunmazken bunu söyleyenler,
Hürriyet Meydanı'nda ve Kızılay'da hiç bir şey
haledilmez diyenlerle aynı düşünceye sahiptirler. Fakat bütün
bunları olağan karşılamak gerekir. Çünkü küçük
brujuva sosyalistlerinden daha fazlası beklenemez. Onlar,
elbette ki, rahat mücadeleyi tercih edeceklerdir. Bizim bu
gibilere söyleyeceğimiz tek şey şudur :
düşmesin bizimle yola
evinde ağlayanların gözyaşlarını
boynunda ağır bir zincir gibi
taşıyanlar
devrimci gençlik Amerikan
emperyalizmine ve oportünizme karşı duran gençliktir.
Onların görevi, sayısının azlığına, düşmanın çokluğuna
bakmadan, Amerikan emperyalizmine karşı sonuna kadar dövüşmektir.
O, en iyi biçimde karar veren ve uygulayandır. O, boş
gecelerini değil, boylu boyunca ömrünü bu kavgaya verendir.
Yaşasın bağımsızlık savaşı
veren dünya halkları
Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
|