|

Deniz'in lise günleri
Deniz'in iyi bir öğrenim görmesi için
evlerine yakın olan Haydarpaşa Lisesi'ne kaydı yaptırılır.
Deniz, lise eğitimi hakkında şunları anlatmıştır:
''Lise tahsilime İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde başladım.
Ve ayrıldım. Sebep olarak belki beni sıkıyordu, daha doğrusu
Haydarpaşa Lisesi'nde okumak istemedim. Aksaray Bilir
Koleji'ne lise ikiden başladım. 1966 senesinde Bilir
Koleji'ni bitirdim. Bu Bilir Koleji özel ve paralıdır. Üç
taksitte alınan tahminen 1500 lira paranın babam tarafından
ödendiğini biliyorum. Hem leylisi, hem neharı vardır. Ben
gündüz devam ederdim. Gece devamlı evimde yatardım. Bilir
Koleji'nin fen bölümünden mezunum. Bilir Koleji'nde kaybım
olmamıştı. Daha önce Haydarpaşa Lisesi'nde iken bir sene
kaybım vardı.'' Deniz, Haydarpaşa Lisesi'ne 1962-63 öğretim
döneminde kaydını yaptırır. Haydarpaşa Lisesi, o dönem,
sadece erkek öğrencilere öğretim veren, orta ve lise kısımları
olan bir eğitim kurumudur. Lise öğrenciliği sırasında
herhangi bir olaya katılıp katılmadığı konusunda Deniz
şunları söylemiştir: ''Okul hayatımda disiplin kurullarına
verildiğim olayları pek mühimsemediğim için hatırlamıyorum.
Bunlardan İstanbul Bilir Koleji'nde iken ders boykotu
yapmaktan bir hafta tart cezası aldım.'' Deniz'in Haydarpaşa
Lisesi'nden ayrılma nedeni Fizik dersinden aldığı nottur.
Deniz, 1963-64 döneminde Fizik dersinden 0.5 not alarak,
okulun sınav yönetmeliğine göre; ''Fen kolunda, fen
derslerinden bütünleme sonunda tek derse indirilse dahi sınıfta
kalınır'' gerekçesi ile bir sene kaybeder. Eğitimine bir yıl
ara veren Deniz, lise son sınıfı 1965-1966 öğretim döneminde
Özel Bilir Koleji'nde tamamlar.

Ögretmen
ailenin çocugu: Deniz
Kamuoyu
onu ilk kez, Çorumlu 54 belediye isçisinin yalinayak yürüyerek
Çorum'dan Istanbul'a gelislerinin ardindan 31 Agustos 1966 Çarsamba
günü, Türk-Is yöneticilerini protesto etmek amaciyla
Taksim Meydani'nda düzenledigi mitingde tanidi. 19 yasinda
TIP Üsküdar Ilçe Sekreteri olarak katildigi mitingde gözaltina
alinmisti. Bundan sonra idam edildigi 6 Mayis 1972 Cumartesi gününe
kadar, sayisiz kez gözaltina alinip tutuklandi. O, 25 yillik
yasamini gözalti, tutuklanma ve kaçak oldugu anlar da dahil
haksiz gördügü her olaya karsi mücadele etmekle geçirmisti.
Yaptigi eylemler sonunda ismiyle konuk olmadigi ev kalmamisti.
Bir
bakiyorsunuz üniversite reformu için isgal baslatmis, bir
bakiyorsunuz siyasi iktidari Atatürk'e sikâyet etmek
amaciyla Samsun-Ankara yürüyüsünde, bir bakiyorsunuz
sosyalizmin sorunlarini bir panelde tartisiyor, bir
bakiyorsunuz ABD Büyükelçisi Kommer'i protesto eyleminde gözaltina
alinmis, bir bakiyorsunuz Beyazit Meydani'nda polisle çatisiyor,
bir bakiyorsunuz Filistin'e gerilla egitimi yapmaya gitmis,
bir bakiyorsunuz Ho Chi Minh'i anma toplantisinda konusmaci,
bir bakiyorsunuz tüfek nedeni ile tutuklanmis, bir
bakiyorsunuz ABD Büyükelçiligi önünde nöbet tutan iki
polisi, ates açarak yaralamis, bir bakiyorsunuz banka soygunu
eylemine katilmis.
Bir
bakiyorsunuz 4 ABD'li askeri arkadaslariyla kaçirmis ve 400
bin dolar istemis, bir bakiyorsunuz Sarkisla'da silahli çatisma
sonunda yakalanmis, bir bakiyorsunuz tutuklu iken 1961
Anayasasi'nin degistirilmesini protesto etmek amaciyla açlik
grevine gitmis. Her olayda ismi geçiyor. Tanisin tanimasin
herkes onun hakkinda bir seyler anlatiyor. Bu nedenle, kamuoyu
onu, yasarken bir efsane haline getirmis, idam edildiginde öldügüne
uzun süre inanamamistir. Kisa yasamina çok sey sigdiran ve
inandigi siyasi dava amaciyla idam edilen Deniz Gezmis'in
yasami elde edilebilen bilgi, belge ve anilara dayanilarak
okuyucuya aktarilmistir.

Deniz
Gezmis, ögretmen bir anne ile babanin ikinci erkek çocugu
olarak, 28 Subat 1947 Cuma günü, Ankara'nin Ayas ilçesinde
dogdu. Deniz, çocuklugu hakkinda sunlari anlatmistir: ''1947
senesinde Ankara'nin Ayas ilçesinde dogdum. Babam ben
dogdugum senelerde Ayas'in bir ilkokulunda ögretmenlik
yapiyordu. O zaman ve simdi gerek olmadigi için merak edip
babamin hangi okulda ögretmenlik yaptigini ögrenmek
istemedim. Daha dogrusu ben 6 aylikken Ayas'tan ayrildigimiz için
eski durumu pek hatirlamiyorum. Ben hayata geldikten sonra
babam Sivas'a nakledilmis. Sivas'in kaza ve köylerinde ilkögretim
müfettisi olarak görev yapmis. Ilkokulu Sivas'in Yildizeli
kazasindaki okullardan birinde okudum. Sonra Sivas'a
nakledildik. Sivas Selçuk Ilkokulu'nda tahsile devam ederek
ilkokulu bitirdim. Mezuniyet tarihini hatirlamiyorum.
Ortaokulu Sivas Atatürk Ortaokulu'nda okudum ve bitirdim.
Hatirladigima göre 1961 senesi idi.''

Yedibela
çetesi
Deniz'le
ilkokul ve ortaokuldan arkadas olan Aydin Çubukçu, bu konuda
sunlari anlatmistir: ''Deniz, çok yakin arkadasimdi. Ilkokul
birinci siniftan liseye kadar çocukluk dönemimiz beraber geçti.
Ondan sonra, tekrar üniversitede, 68 isgallerinde karsilastik.
Daha dokuz-on yasimizdaydik. Bir 'Yedibela çetesi' kurmustu.
Yedi kisi degildik.. ama adimiz nedense 'Yedibela' idi. Biz o
'Yedibela çetesi' nin üyeleriydik. Deniz de tartisilmaz
sefimizdi. Yedibela çetesinin aslinda pek bir sey yaptigi
yoktu ama, grup olarak hareket etmek, ne bileyim bir yerde top
oynaniyorsa takimi belirlemek, baska mahallenin çocuklarini dövmek
gibi seyler oluyordu. Demokrat Parti'li ailelerin çocuklariyla
dövüsürdük. Ikimiz de koyu CHP'li ailelerin çocuklariydik.
Babalarimiz birbiriyle dosttu. Babam eczaciydi. Amcam Nüzhet
Çubukçu CHP milletvekilligi yapti. Deniz ile ilkokul
mezuniyetinde çekilmis bir fotografimiz var. Yil 1958 falan.
Deniz'le ben yan yana, önde çömelmisiz, arkada bütün
sinif var. Deniz eliyle altiok isareti yapiyor. Ilkokul
besinci siniftaki bir çocugun mezuniyet fotografinda 'Altiok'
isareti yapmasi, olusmaya baslayan siyasi bir kimligin
belirtisi. Iste, o kavgaci, son derece sevimli ve afacan,
etrafindakileri yöneten çocukta, bir de böyle bir yan vardi.
O siralar, 'Çelik Bilek' diye bir çizgi roman kahramani
vardi. Deniz, Çelik Bilek'i çok severdi. Sinifta, O'nun
Ingiliz sömürgecilerine karsi Amerika'nin bagimsizligi için
savas veren bir kahraman oldugunu anlatirdi.''
'Toramandi
Deniz'
Sivas'ta
görev yaptigi sirada bir dönem Sivas Maarif Müdür
Yardimciligi yapan Cemil Gezmis, oglu Deniz hakkinda sunlari
anlatmistir: ''Her babaya göre, evladi akillidir, zekidir.
Bana göre Deniz, zeki ve yetenekliydi. Ona düskündüm ben.
Annesi de, her annenin çocuguna düskün oldugu kadar düskündü...
Her annenin evladi üzerine titredigi kadar üzerine titrerdi...
Severdik oglumuzu, her anne ve babanin çocugunu sevdigi kadar.
Toramandi oglum... Dokuz aylikken yürüdü. Ilkokulu
birincilikle bitirdi. Teste soktum. Üstün zekâli oldugu
sonucu çikti. Agabeyi ve küçük kardesi ile iyi geçinirdi.
Uysaldi... Hayvanlari, çocuklari çok severdi. Yaslilara
yardim ederdi. Deniz çocukken dersi derste yapar, çok çalismaz
ama çabuk kavrardi. O nedenle de her sene sinif ve okul
birincisi olurdu. Örnegin bir okul yarismasinda birinci
oldugu için zamanin Sivas Valisi Kadri Erdogan O'na ödül
vermisti.''
Gezmisogullari
ailesi
Cemil
Gezmis, ailesi hakkinda da su bilgileri vermistir: ''Anne
tarafindan deden, Balkan Savasina askeri lise ögrencisi
olarak katilmis, Kurtulus Savasi'nda yaralanmis ve Istiklal
Madalyasi almis serefli bir subaydir. Baba tarafindan deden
simdi seni Ermenilikle itham eden zibidilerin varolmasi için
Sarikamis Muharebesi'nde Moskof ordularina karsi savasirken
esir düsmüs ve üç yil Sibirya ormanlarinda iskence çekmistir.
Sen bilir misin, Gezmisogullari Birinci Dünya Savasi'nda on
alti sehit vermis bir ailedir. Babanin üç dayisi Erzurum'un
geri alinmasinda Ermeniler tarafindan sehit edilmisti...''
Deniz'in
Erzurum'un Öznü ve Ovacik bucaklarinda oturan akrabalarindan
Deniz Gezmis'in dedesinin kardesi oldugunu söyleyen Ali Riza
Gezmis, Gezmisogullari konusunda su bilgileri vermistir: ''Gezmis
unvani aslinda öz dede-babam olan, muharebe zamaninda fedakârlik
ve gaziligiyle, evinde mert ve hanedanligi ile taninan Mustafa
Aga' nin lâkabi idi.'' Baba tarafindan Gezmisogullari diye
taninan ailenin, ataerkil ve hanedan diyebilecegimiz klasik
aile egitimi içinde büyüyen Deniz'in üzerinde nasil bir
etki yarattigini ya da biraktigini yine onu taniyan kisilerden
ögrenelim. Memur olduklari için bir süre Anadolu'nun
degisik il ve ilçelerinde görev yapan Cemil Gezmis ile
hanimi Mukaddes Gezmis , daha sonra, yeni görev yeri olarak
Istanbul'a atanir.
Istanbul
günleri
Böylece
Gezmis ailesi, Istanbul'a gelir. Deniz, bu konuda sunlari
anlatmistir: ''1962 senesinde babam Istanbul Milli Egitim Müdürlügü'ne
nakledilince hep beraber Istanbul'a geldik, Harem Iskelesi
Selimiye'de bir eve yerlestik.''
Küçük
tasra kentlerinden sonra ''Dünya kenti'' sayilan Istanbul'a
gelen Gezmis ailesi, Istanbul'un en güzel deniz ve doga
manzaralarina sahip olan Üsküdar-Selimiye semtine yerlesir.
Babasi Cemil Gezmis'in görev yeri, Cagaloglu Il Milli Egitim
Müdürlügü'ndedir. Annesi Mukaddes Gezmis'in görev yeri
ise, Selimiye Ilkokulu'dur.
Deniz,
Üniversitelerarasi Giris Sinavina, 6 Temmuz 1966 Çarsamba günü
girer. Sinav sonuçlari açiklandiginda Deniz, Istanbul Üniversitesi'ne
bagli Hukuk ve Fen fakültelerini yedek listeden kazanmistir.
Deniz,
Hukuk Fakültesi'ne kaydini yaptirir. Hukuk Fakültesi'nin
10058 nolu ögrencisi olarak, 7 Kasim 1966 Pazartesi günü üniversiteye
ilk adimini atar. Fakat, Hukuk Fakültesi'nde yeni ögretim dönemi
olayli baslamistir. TMTF, MTTB, IÜTB gibi üst örgütlerin
destekledigi ve Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti Baskani
Atilla Kiliçoglu ile Hukuk Fakültesi Talebe Dernegi Baskani
Faruk Yücel gibi sagci cemiyetçilerin yönetiminde, ögrenciler,
derslere girmeyerek boykot yapmaktadir.
Üniversite
boykotu
Boykot,
güvenlik kuvvetlerinin müdahale etmesi ve ögretim üyelerinin
desteklememesi üzerine bitirilmek zorunda kalinir. Sorunlar,
böylece, bir sonraki döneme ertelenmistir. Hukuk Fakültesi,
1967-68 ögretim döneminde, yine ögrencilerin dersleri
boykotuyla açilir. Bu yil, fakülteden belge alarak atilan ögrenci
sayisi 1000'in üzerindedir. Bütün ögrencilerin destegiyle,
30 Ekim 1967 Pazartesi günü baslayan ders boykotu, ögretim
üyelerinin desteklememesi ve durumun savciliga bildirilerek
bazi ögrencilerin gözaltina alinmasi üzerine 8 Kasim 1967
Çarsamba günü sona erer. Fakülte yönetimi, ayrica, fakülteyi
9 Kasim 1967 Persembe günü, saat 16.30'dan 15 Kasim 1967 Çarsamba
günü aksamina kadar tatil eder.
Kapilara
kilit vurulacak
Ögrencilerin
istemlerine sadece adli önlemlerle yanit veren üniversite yönetimine
baskaldiri ve ögrenci patlamasi seklinde basgösteren
olaylara alti ay gibi kisa bir süre vardir. 1961-71 dönemini
ele aldigimizda, ögrencilerin bu yönde ilk istemi, 1964
Temmuz ayindadir. Üniversite yönetimi her yil ögrencilerden
aldigi kayit, kabul, sinav ve ders harçlarinin miktarini
arttirir. Bunun üzerine ögrenciler, kendilerini temsil eden
TMTF-MTTB ve IÜTB araciligiyla protesto hareketlerine baslar.
Iki
ay süren protesto hareketleri sonunda Milli Egitim
Bakanligi'nin 30 Eylül 1964 tarihli yazisiyla, harçlara
yapilan zamlar geri alinir. 10 Aralik 1964 Persembe günü, ögrenciler
bir bildiri yayimlayarak, ''Üniversite reformu yedi gün içinde
gerçeklestirilmezse, üniversitenin kapisina kilit vurarak
kapatacaklarini'' açiklar.
Eylemler
erteleniyor
Hükümet
yetkililerinin araya girmesi ve reform çalismalarina
baslanacagi konusunda söz verilmesi üzerine, yapilacak
eylemler ertelenir. Böylece ertelenen üniversite reformu,
her ögretim dönemi baslangicinda gündeme geliyor, fakat bir
çözüme kavusturulmadan bir sonraki yila erteleniyordu.
1968
yilina gelindiginde, ögrenci istemleri degisiyor, artik üniversitede
reform degil, ''Üniversitede ve Egitimde Devrim'' isteniyordu.
21 Mayis 1968 Sali günü, Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti
Ikinci Baskani sagci Yildirim Tosunlar, düzenledigi basin
toplantisinda, ''Devrimci Ögrenci Örgütü adi altinda gizli
bir teskilat kuran bazi ögrencilerin, Fransa'da oldugu gibi
Istanbul Üniversitesi'nde karisiklik çikartmak için
hazirlik yaptiklarini'' açiklar.
Cinsellikle
alay eden genç: Deniz Gezmis
Deniz'in
fiziki özellikleri, 1971'de yakalandigi zaman üzerinde çikan
Filistin Demokratik Halk Merkezi'nden verilen hüviyete göre
söyle siralanmistir: ''Boy: 1.91, Göz: Siyah, Saç: Siyah,
Renk: Bugday, Burun: Arabi, Özelligi: Tam.'' Deniz de
saglikli her genç erkek gibi, karsi cinse ilgi duymanin yani
sira daha çok karsi cinsin ilgisini çeken birisi olmustur. Dönemin
genç devrimci eylemcilerine ilgi her kesim tarafindan degisik
olmustur. Deniz'in genç kizlar üzerindeki etkisi farkli
olmustur. Iktisadi Kalkinma Vakfi'nin Baskani olan Meral
Gezgin Eris, Avusturya Lisesi'nde ögrenci iken Deniz Gezmis'e
duydugu hayranligi söyle anlatmistir: ''Deniz Gezmis'in
fikirlerine mutabik olmasam da mücadelesi beni etkiledi. Çok
yakisikli biriydi, fiziksel çekiciliginden de etkilendim
dogrusu. Çok begenirdim o zamanlar.''
Deniz'in
ya tamamen yok sayildigi ya da tamamen çarpitilarak
yansitildigi bir yönü de karsi cinsle olan iliskisidir.
SBF
ögrencisi Saffet Rüstü Tekin, 1968 döneminde kadin-erkek
iliskilerinde devrimci gençler arasinda hâkim olan bakis açisi
hakkinda sunlari söylemistir: ''Devrimcileri mücadeleden
alikoyuyor, engelliyor, pasif duruma getiriyorsunuz. Sizler
emperyalizmin altinci kolusunuz, diyerek kizlara espriyle
takilirdik.''
Deniz,
THKO hareketi kurulduktan sonra, üniversitede yasanan
iliskilerle alay ediyordu. Hatta, Dev-Genç Marsi'ni
degistirmis, söyle söylemeye baslamistir:
Hey
Dev-Genç'li Dev-Genç'li
Forum
vakti yaklasti
Al
kizini tak koluna
Haydi
kos gel foruma.
'Kadinlara
laf atmazdi'
Deniz'in
Istanbul'daki ilk gençlik yillarini arkadasi Nurettin Demirdöven
söyle anlatmistir: ''Bizim kadina bakis açimiz o zamanki
entelektüel anlayisa denk düserdi. Kismen de olsa erkek
egemenliginden delikanli olarak hoslanirdik. Sosyal çevreden
etkilenerek kadinlar hakkinda konusurduk. Bilinen zamparalik
hikâyeleri, fikralar anlatirdik. Güzel kadinlar hakkinda
konusulurdu. Deniz, kesinlikle kadinlara laf atmazdi. Öyle
bir huyu yoktu. Geneleve gittigini bilmiyorum. Gitseydi
bilirdim. Yalniz, mahallede bu isi parayla yapan bir kadin
vardi. Bir arkadasin odasinin anahtarini aldi, kadinla orada
yatti. Ben bunu elestirdim, 'Ulan nasil miden aldi bu kariyi'
dedim.
Deniz
de, 'Ne olacak. Mekanik bir is' dedi. Deniz, kizlarin pesine düsüp
arkadas olalim falan dememistir. Bu öneri devamli karsi
taraftan Deniz'e gelmistir. Kendi apartmanlarinda oturan,
kendisi gibi uzun boylu bir kiz vardi. Onunla birkaç defa çikti.
Sonra iliskisini kesti. Yine mahalleden Tip Fakültesi'ne
giden bir kiz vardi. Bu kiz Deniz'e ilgi duymus. Deniz de buna
yakinlik göstermis. Beraber birkaç defa gezmisler. Bir gün
Deniz, bana, 'Nuri gardas, bu kiz bana takilmaya basladi. Bu düsünceleri
birak, bunlar tehlikeli isler' dedi. Ondan sonra, Deniz bu
kizdan da ayrildi. Bir de ögrenci hareketine iyice girdikten
sonra bir kiz, Deniz'e egilim duymus. Kiz giyimine, kusamina
dikkat etti diye arkadaslari dalga geçmisler. Kiz biraz
sisman oldugu için, 'Volkswagen' adini takmislardi.'' Erim Süerkan
, bu konuda sunlari söylemistir:
''Deniz,
atak, girisken, yakisikli bir adamdi. O, kizlarla degil,
kizlar onunla ilgilenirdi. Çok gösterisli, manken gibi
derler ya öyle bir kiz vardi. Cumhuriyet gazetesinde
yayimlanan 'Disi Bond' çizgi romaninin kadin kahramanina
benzedigi için Modesti adini takmistik. Kiz, Deniz'e ilgi
duyuyordu. Deniz de buna karsilik verip pat diye yanasinca,
kiz da zaten hazirdi, buna bayildi. Fakat, kizin ailesi buna
karsi çikinca birkaç ay içinde bu iliski bitti.''
Deniz'in
önem verdigi kiz arkadaslarindan birisi Hukuk Fakültesi'nde
okuyan ve TMGT'de çalisan Avniye Anadol' dur. Eyüp Nesat
Yildirim, bu konuda sunlari anlatmistir: ''Avniye adli arkadas,
Mustafa Kemal Yürüyüsü'ne katilmak için çok israr etti.
Deniz, gelsin, katilsin diye bir hava içindeydi. Ama kabul
edilmedi.'' Deniz'in, karsi cinse olan ilgisi Filistin
kamplarinda da devam etmistir. Selahattin Okur , tanik oldugu
bir olayi söyle anlatmistir: ''Filistin kamplarinda
Avrupa'nin degisik ülkelerinden gelmis genç kiz ve erkekler
de vardi. Bunlar, zaman zaman egitim kamplarina da
katilirlardi. Egitim yaparken bir kiz bizi seyrediyordu. Deniz,
bu kiza bakayim derken, Italyan çukuruna düstü ve ayagini
incitti. Bundan sonra da egitime katilamadi.''
ODTÜmacerasi
Deniz'in
1970 yili sonunda, ODTÜ'de kaçak olarak kaldigi dönem, Sule
Albayraktaroglu adli bir genç kizla olan arkadasligi ise yari
saka, yari ciddi söyledir: ODTÜ'de bir kitaplik kurulmustur.
O dönem, yönetimini Sule Albayraktaroglu adli bir kiz ögrenci
yapmaktadir. Dersten çiktiktan sonra Albayraktaroglu,
kitapligi açar. Bunu ögrenen Deniz, kitapliga gider ve bazi
kitaplar seçer. Kitaplari aldiktan sonra kapidan çikarken,
Sule Albayraktaroglu, ODTÜ'ye yeni gelmis olan tanimadigi
Deniz'in yolunu keser ve ''Kitabi disariya vermiyoruz. Ancak
burada okuyabilirsiniz'' der. Deniz, ''Yurtta kaliyorum.
Okuduktan sonra getirecegim'' der. ''Hayir. Kitapligin isleyis
kurallari böyle. Kitap burada okunur. Disariya götürmenize
izin veremem...''
Genç
kizin sorumlu davranmasindan hoslanan Deniz, kendini
tanittiktan sonra seçtigi kitaplari alir ve odaya gider.
Arkadaslarina, ''Yahu! Siz oraya 'Kitaplik Sorumlusu' diye
yirtici bir kaplan koymussunuz. Az daha parçaliyordu beni.
Ama, ona ne oyunlar oynayacagim'' der.
Bir
gün, Yusuf ile Deniz, birlikte kitapliga iner.
Albayraktaroglu'na yaklasan Deniz, ''Hanimefendi! Ikimiz de
sizi begendik. Evlenmek istiyoruz. Acaba hangimizi
begeniyorsunuz?'' der. Yusuf'la 201-202'ye gelen Deniz,
oynadigi oyunu arkadaslarina anlatir: ''Ondan öcümü aldim,
ama henüz bitmedi...''
Kiz
kaçirmaya atla geldi
Birkaç
gün sonra Deniz, ODTÜ arazisinde dolasirken, bir ata rastlar.
Binip yurtlarin önüne gelir. Albayraktaroglu'nun kaldigi
odanin penceresinin önüne giden Deniz, orada, tüm
muzipligiyle bagirir: ''Hadi kiz, bohçani hazirla... Seni kaçirmaya
geldim...''
Albayraktaroglu,
pencereyi açinca, Deniz, ati sürüp oradan uzaklasir. Bu
olayi, yurtlarin önünde bulunan herkes, kahkahalarla gülerek
izler.
Gezmis
üniversiteden atiliyor Danistay karariyla dönüyor
Deniz:
Diplomaya ihtiyacim yok, üniversiteden alacagim bir sey yok,
bugün ögrenci üniversiteyi çok asti
Üniversitenin
ihraç kararini kaldirabilmek amaciyla yasal yollara
basvurarak yeniden ögrencilik hakkini elde eden Deniz, konu
hakkinda sunlari anlatmistir: ''1969 senesinde ben üçüncü
sinifta iken üniversite isgal ve ögrenci olaylarina
karistigimdan, üniversite senatosunun karari ile süresiz
olarak Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildim. Danistay'a sahsen
müracaat ederek kanunsuz islemin durdurulmasini istedim. 1970
senesi Eylül ve Ekim aylarinda Danistay tarafindan üniversite
senatosunun aldigi ihraç karari bozuldu.''
Mustafa
Ilker Gürkan, yasadigi ögrenci eylemlerini degerlendirerek
sunlari söylemistir: ''Bu Devlet-i Âli Osmaniye'yi yönetenleri
çok iyi falan sanma, adamin basina öyle isler getirirler ki,
olmayacak yerde namus belasina hapse düsersin!'' Deniz'in de
basina böyle bir is gelir ve Devlet-i Âli Osmaniye
mantigiyla ibret-i âlem olsun diye yaklasik elli kisiyle
yapilan bir eylem neden gösterilerek sadece Deniz, üniversiteden
ihraç edilir.
Istanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Profesörler Kurulu,
sosyoloji bölümü asistani Oya (Baydar) Sencer'in, ''Türkiye'de
Isçi Sinifinin Dogusu ve Yapisi'' adli doktora tezini 20
lehte, 37 aleyhte oyla reddeder. Tezinin iki kez ayri
zamanlarda kabul edilmemesi üzerine dört yildan beri
asistanlik yapan Oya (Baydar) Sencer, görevinden istifa eder.
Bu olaya tepki duyan ögrenciler, 26 Aralik 1968 Persembe günü,
saat 14.30'da üniversite senatosunun toplantisini basar.
Toplanti halinde bulunan senato üyeleri, bir anda neye
ugradigini sasirir.
Toplantiyi
yarida kesen ögrenciler, orada bulunanlara hitaben, ''Demokratik
üniversite istiyoruz. Edebiyat Fakültesi Dekani derhal
istifa etsin. Bu konuda derhal bir karar alin. Yoksa burayi
terk etmeyiz'' derler. Rektör ve fakülte dekanlari,
karsilastiklari bu olay sonunda, hiçbir tepkide bulunmaz ve
bir süre sonra yanlarinda görevli memurlarla birlikte
binadan ayrilarak, toplantilarina devam etmek için Fen Fakültesi'ne
giderler. Burada yaptiklari toplanti sonunda, aldiklari bir
kararla, ''Üniversiteyi süresiz olarak kapattiklarini'' açiklarlar.
Isgalci
konumuna düsen gençler
Bu
açiklamanin ardindan valilige basvurarak, üniversitenin
isgal edildigini, okulun polis tarafindan bosaltilmasini
isterler. Rektörlügün bir anda bosaltilmasiyla, binada
bulunan yüz kadar devrimci ögrenci isgalci konumuna düser.
Sivil polis, daha sonra, üniversite içinde ve çevresinde
degisik saatlerde yakaladigi ögrencilerden Öcal Okay, Bogos
Masis Kürkçügil, Mehmet Mehdi Bespinar, Kemal Bingöllü,
Bozkurt Nuhoglu ve Cihan Alptekin' i adliyeye götürür.
Besinci Sulh Ceza Mahkemesi'nde sorgulari gizli yapilan ögrencilerden
Cihan Alptekin, serbest birakilir; Deniz Gezmis ve Celal Dogan
hakkinda giyabi tutuklama karari verilir. Arananlardan Celal
Dogan, 31 Aralik 1968 Sali günü, Deniz Gezmis, 2 Ocak 1969
Persembe günü yakalanir. Celal Dogan'la birlikte 12 Eylül
1980 harekâti sonrasinda bir süre Zincirbozan'da gözaltinda
kalan Süleyman Demirel , bu olayla ilgili olarak sunlari söylemistir:
''Celal Dogan, bir gün bana, 'Beni siz tevkif ettirdiniz'
dedi. 1969 yilinda rektörün odasini basmislar. Ben
yurtdisindaydim. 'Kim bastiysa hepsini hapsedin' dedim. Meger
hapsedilenlerden birisi Celal Dogan'mis. Kendisine, 'Yillar
sonra bir araya geldik' dedim.''
Yargilanan
gençler
Mini
isgal olayi ile ilgili olarak yargilanan ögrenciler sunlardir:
Bozkurt Nuhoglu, Celal Dogan, Deniz Gezmis, Kemal Bingöllü,
Bogos Masis Kürkçügil, Mehmet Mehdi Bespinar, Öcal Okay,
Toygun Eraslan, Bekir Sitki Coskun, Mehmet Cavit Kavak,
Mustafa Lütfü Kiyici, Yusuf Baha Gürcan, Ahmet Akin Özsoy,
Mürsel Engin, Abdi Ayhan ve Taskin Tanman. Tutuklu olan Deniz,
22 Subat 1969 Cumartesi günü, serbest birakilir. 15 Nisan
1969 Sali günü, Istanbul'da bulunan Basbakan Süleyman
Demirel, saat 16.30'da Istanbul Valiligi'ne bir ziyarette
bulunur. Burada Istanbul Üniversitesi Rektörü Ekrem Serif
Egeli' yi kabul ederek bir süre görüsür. Görüsmede neler
konusuldugunu bilmiyoruz. Fakat, 19 Nisan 1969 Cumartesi günü,
üniversite içinde çesitli olaylara neden olduklari ve
bunlari düzenleyip yönettikleri gerekçesiyle Deniz Gezmis,
Celal Dogan ve Öcal Okay'in ifadeleri, Hukuk Fakültesi
Dekanligi tarafindan alinir. Deniz, bu konuda sunlari söylemistir:
''1966
yilinda üniversite kapisina hükümeti protesto eden bir yazi
yazmaktan dolayi, disiplin kuruluna verildim. Hemen hemen her
olayda disiplin kurullarina verildigimi hatirliyorum. Bu
olaylardan dolayi tanzim edilen dosyalar toplanip yekûn
teskil ettiginden, üniversite senatosu, hepsine birden karar
vererek, üniversite içinde egitim ve ögrenimin devam
edebilmesi için süresiz ihraç karari verdiler.''
Deniz,
Üniversite Tahkikat Komisyonu'nun defalarca yaptigi çagrilara
uymayarak savunmasini yapmaz ve 20 Agustos 1970 günü alinan
bir kararla, üniversiteden uzaklastirilarak fakültesiyle
iliskisi kesilir.
Karar
baba Cemil Gezmis'te
Üniversiteden
iliskisinin kesildigine dair karar, Deniz, bu dönem tutuklu
oldugu için, bir yazi ile babasi Cemil Gezmis'e gönderilir.
Istanbul Üniversitesi Disiplin Kurulu, bazi ögrenciler
hakkinda verdigi çesitli cezalari, 1 Eylül 1969 Pazartesi günü,
Eylül dönemi sinavlarinin basladigi sirada açiklar. Açiklamaya
göre; Bekir Sitki Coskun'a ihtar, Öcal Okay'a bir ay, Deniz
Gezmis'e üniversiteden ihraç karari verilmistir. Deniz, üniversiteden
ihraç edildigini, polis tarafindan arandigi ve kaçak oldugu
bir dönemde, Ankara'da SBF ve ODTÜ yurtlarinda kaldigi
sirada ögrenir. SBF Ögrenci Dernegi Baskani Cengiz Çandar ,
bu olay hakkinda yayimladigi bildiride sunlari söylemistir:
''Haziran
ögrenci hareketleri yatistiktan ve ögrenciler, eylül ayinda
sinavlara girme karari aldiktan sonra devrimci gençligin önderlerinden
Deniz Gezmis, kahpece ve sinsice alinan bir kararla Istanbul
Üniversitesi'nden çikarilmistir. Deniz Gezmis, devrimci gençligin
türlü çetin mücadelelerinden geçmis degerli bir önderidir.
Deniz Gezmis'i üniversiteden kahpece çikartmak, onun
sahsinda devrimci gençlige karsi düzenlenmis bir komplodur.
Istanbul Üniversitesi mensuplarindan aldiklari karari derhal
degistirmelerini talep ediyoruz. Aksi takdirde, altindan Deniz
Gezmis'i uzaklastirmak istedikleri çati, bu bilim
simsarlarinin basina yikilacaktir.''
Karara
itiraz ediliyor
Deniz'in
üniversiteden ihraç kararina itiraz için avukati Enis
Coskun , 4 Eylül 1969 Persembe günü, üniversite
senatosu'nda görüsülmek üzere rektörlüge bir dilekçe
verir. Bu sirada Ankara'da olan Deniz, Ho Chi Minh ' in ölümü
üzerine 7 Eylül 1969 Pazar günü, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde
düzenlenen bir törene katilarak konusma yapar. Hakkinda
tutuklama karari bulunan Deniz Gezmis, yaptigi konusmada, ''Teslim
olmayacagim. Bu kaçis devrime kadar sürecektir'' demis ve
sunlari ilave etmistir: ''Senato, konuyu oldu bittiye getirdi
ve ortada fol yokken atilmama karar verdi. Bu, senatonun
oyunudur. Ben dogru yolda olduguma inaniyorum ve dogru
yoldayim. Bu yüzden teslim olmayi hiç düsünmüyorum.
Yakalanmamaya çalisiyorum. Zor oluyor. Ayrica fiilen kavganin
disindayim. Bundan da üzüntü duyuyorum. Ama en kisa zamanda
yine katilacagim. Bu kaçis devrime kadar sürecektir, tabii
polisler yakalayamadiklari sürece.''
Babasi
Cemil Gezmis, Deniz'in üniversite konusunda ne düsündügünü
söyle anlatmistir: ''Oglum bozuk düzen deyip duruyorsun, su
okulunu bitir, yoksa sana kimse ekmek vermez. Diplomani al,
sonra ne istersen yap, derdim ona. Bana yaniti su olurdu; 'Baba'
derdi, 'kendisini topluma kabul ettirebilecek insanlar için
diplomaya gerek yok. Benim zaten üniversiteden alacagim bir
sey yok, onun bize verecek bir seyi yok, bugün ögrenci üniversiteyi
çok asti, üniversite çagdas üniversite olmaktan çikti.
"
Üniversitenin
ihraç kararini kaldirabilmek amaciyla yasal yollara
basvurarak yeniden ögrencilik hakkini elde eden Deniz, bu
konuyu söyle anlatmistir: ''1969 senesinde ben üçüncü
sinifta iken üniversite isgal ve ögrenci olaylarina
karistigimdan, üniversite senatosunun karari ile süresiz
olarak Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildim. Danistay'a sahsen
müracaat ederek kanunsuz islemin durdurulmasini istedim. 1970
senesi Eylül ve Ekim aylarinda Danistay tarafindan üniversite
senatosunun aldigi ihraç karari bozuldu.''
Içisleri
Bakanligi'nin açiklamasi
Içisleri
Bakanligi, bu konuda su açiklamayi yapar: ''Geçen yil Hukuk
Fakültesi'nden çikartilmis, ancak Danistay, bu karari
durdurmustur.'' Bu konuda Danistay'a açtigi ihraç kararini
iptal davasi, Danistay 12. Dairesi'nin 11 Kasim 1970 günü
aldigi bir kararla Deniz'in lehine sonuçlanir ve ögrenci
olmaya yeniden hak kazanir. Danistay 12. Dairesi'nin
11.11.1970 günü aldigi ve 31 Mart 1971 Günü, Istanbul
Hukuk Fakültesi Dekanligi'na teblig edilen karar, özetle söyledir:
''Isgaller dolayisiyla katildigi eylemlerde ögrenci lideri
olduguna dair delile rastlanmamistir. Simdiye kadar pek çok
defa çesitli zamanlarda degisik ögrenciler tarafindan
isgaller yapildigi halde bu ögrencilere herhangi bir ceza
verilmemistir. Gezmis'e verilen cezada, isledigi suça göre büyük
nispetsizlik bulunmaktadir
|