PARTİMİZ
TKP/ML'NİN KURUCU ÖNDERİ İBRAHİM KAYPAKKAYA'YI KOMÜNİST
ÇOŞKUMUZLA BİR KEZ DAHA ANIYORUZ!
Enternasyonal
proletaryanın yiğit militanı, çeşitli milliyetlerden işçi
sınıfı ve emekçi halkımızın komünist önderi ve
partimiz TKP/ML'nin kurucusu İbrahim Kaypakkaya, faşist
T.C'nin cellatları ve CIA işkence uzmanlarınca işkencede
katledildi. Dört ay süren azgın işkencelere rağmen hiç
bir taviz vermeyen Kaypakkaya, faşist devletin cellatlarına
ve CIA uzmanlarına, "sizlere komünist direnişimden başka
vereceğim hiç bir şeyim yoktur" şiarını haykırarak,
düşmanın kendisini en güçlü sandığı yerde büyük
yenilgiye uğratmıştır. Komünist direniş karşısında
aciz duruma düşen düşman, çareyi 18 Mayıs 1973 günü
katletmekte buldu. Kaypakkaya ve kuruluşuna önderlik ettiği
TKP/ML'nin açtığı bu çığır ve göklere yükselttiği
bu şanlı kızıl bayrak, halk savaşı yolu ile demokratik
halk devriminin zafere ulaştırılması, giderek proletarya
diktatörlüğü altında sosyalizme geçilmesi ve buradan
durmaksızın komünizme varmayı hedefliyordu.
Kaypakkaya, nihai
olarak sınıfsız, sömürüsüz ve tüm insanlığın
kurtuluşu olan komünizme inanmış ve bu bilimsel inancı
her şart altında kararlıca savundu. O, Türkiye ve T.Kürdistan'ın
da enternasyonal proletarya-nın bayrağını sürekli yükseklerde
tutmuş ve Türkiye devrimci hareketi saflarında hakim
olan 50 yıllık kema-list hayranlığı, reformist,
revizyonist, teslimiyetçi anla-yışları, ihtilalcı komünist
bir çıkışla parçaladı. Kaypak-kaya'nın ortaya koyduğu
siyasal -ideolojik -örgütsel- askeri hat, enternasyonal
proletaryanın ustaları Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao'nun
tek ve bütünlüklü güzer-gahı olan ihtilalcı
marksist-leninist-maoist çizgiyi ülke-mizin somut koşullarına
yaratıcı tarzda uyarlamasıydı.
Kaypakkaya'nın
proleter devrimci siyasal-ideolojik hattı, emperyalizme, faşizme,
feodalizme, komrador kapitalizme ve her türden revizyonist,
modern-reviz-yonist, troşkist, reformist, tasfiyeci saldırılara
karşı innatla gelişmeye ve güçlenmeye devam ediyor.
Kaypakkaya'nın mücadelesi ve siyasal görüşleri ülke-mizin
gerçekliğini ortaya koyan MLM tahlilleri, milyonların
kalbinde taht kurmuş ve giderek daha büyük maddi güce dönüşmektedir.
MLM'nin saflığını ve duruluğunu koruyarak Kaypakkaya'nın
siyasal- ideolojik- askeri görüşlerini kendisine rehber
alanlar, enternasyonal proletaryanın bilimini kanla tarihe
yazanlar ve tüm insanlığın kurtuluşu olan komünizm davası
için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayanların mücadelesi önünde,
hiçbir güç engel olamaz ve bu tarihsel yürüyüşü önleyemez.
Kurucu önderimiz Kaypak-kaya ölmedi ve hiç bir zaman da ölmeyecek.
Kurucu önderimizin bize bıraktığı miras, beynimizde sınıf
bilinci, yüreğimizde komünist cesaret, elimizde kurtuluşun
şahdamarı mavzer olarak ebediyen yaşayacaktır.
Kaypakkaya, faşist,
komprador-patron-ağa düzenin kendisini en güçlü sandığı
zindanlarda ve işkence tezgah-larında MLM bilimine,
enternasyonal proletarya, ezilen dünya halklarına, partisine
ve yoldaşlarına sarsılmaz bağlılık inancıyla "ser
ver, sır verme" ilkesini yaşamıyla birleştirdi.
Enternasyonal proletaryayı, MLM'yi, dünya proleter
devrimlerini, halkı ve partisini her şeyden üstün tutan
Kaypakkaya, bizlere her açıdan çok zengin, sağlam ve güçlü
bir miras bıraktı. O'nun açtığı kızıl güzergahta
yürüyen biz komünistler, bu şanlı militan direnişten ve
MLM'ye sarsılmaz bağlılıktan öğrenmek zorundayız.
Kaypakkaya'nın ölümsüz ve şanlı komünist direnişi bir
kez daha göstermiştir ki, sınıf düşmanlarımız en büyük
yenilgiyi zindanlarda ve işkence tezgahlarında tadarlar. O,
bizlere düşmana esir düşülünce en ufak bir terreddüt göstermemeli,
karamsarlığa ve yılgınlığa kesin-likle meydan vermemeyi
öğretti. Zira zindanların, sınıf mücadelesinin en yoğun
ve en üst boyutta çatışmanın yaşandığı mekanlar olduğunu,
bedenen esir düşen komünist ve devrimcilerin enternasyonal
proletaryanın siyaseti ile sıkı-sıkıya bağlı kalmasını
ve ideolojik sağlamlığı mutlak koruyarak, "özgür
tutsak"geleneğinin militanları olmamız gerektiğini
komünist direnişi ile gösterdi. Sınıf kavgasında
zindanların bir direniş merkezi ve mücadelemizde
ihtiyaç duyulan siyasal- teorik yetkinliğimizi geliştirmede
bir eğitim okulu olarak görmemizin zarruriyetini belirtti.
Kaypakkaya, bu haklı, onurlu davada ve komünist direnişlerimizde,
halk demokrasisi, bağımsızlık, sosyalizm ve yüce komünizm
mücadelemizde, bizimle birlikte milyonların olduğunu bir an
olsun unutmamız gerektiğini ortaya koydu.
Kurucu önderimiz Kaypakkaya'yı, sahip olduğu
siyasal-ideolojik özden soyutlayarak salt militan direnişi
veya yiğitliği ile anmak kesinlikle yanlış, eksik ve çarpıtma
olacaktır. Sınıf mücadelesinde O'na bu militanlığı ve
yiğitliği kazandıran öz, revizyonizme, modern-revizyonizme,
reformizme, troçkizme, tasfiye-ciliğe, oportünizme ve her türden
MLM karşıtı akımlara karşı mücadele içinde geliştirdiği
marksist-leninist-maoist görüşlerdir. Kaypakkaya'ya salt
direniş ve militanlığı ile sahip çıkanlar, iflah olmaz küçük-burjuva
revizyonist ve oportünistleridir. Kaypakkaya'ya sahip
çıkmak demek, O'nun ortaya koyduğu görüşleri ve kurucusu
olduğu TKP/ML'nin asgari-azami proğramını savunmak, pratiğe
ve günümüz koşullarına yaratıcı ve ısrarlı tarzda
uygulamak, MLM'den sapan her türden çizgilere karşı kararlı
ve tavizsiz mücadele vermek demektir.
NEDİR KAYPAKKAYA
VE TKP/ML'NİN GÖRÜŞLERİ?
Kaypakkaya, ülkemizin
sosyo-ekonomik yapısını tahlil ederken
Marksist-Leninist-Maoist evrensel ilkeleri ülkemizin
somut şartlarına yaratıcı şekilde uygulayarak, toplumsal
statümüzün emperyalizme bağlı yarı-sömürge, yarı-feodal
olduğunu belirledi. Ülke devrimimizin içinde bulunduğu süreci
Demokratik Halk Devrimi (DHD) olarak tespit etti. DHD'nin
hedeflerinin emperyalizm ve onun ülkemizdeki dayanakları
olan komprador kapita-lizm ve feodalizmin olduğunu ifade etti.
Komprador kapitalizme ve feodalizme karşı verilen mücadelenin
aynı zamanda emperyalizmi hedeflediğini, bunun nedenlerinin
ise DHD'nin, demokratik ve milli yanlarının iç-içe olmasının
bir sonucu olduğunu belirtti. Toplumumuzda olan başlıca çelişkiler
içerisinde, baş çelişkinin, feodalizm ile geniş halk yığınları
arasında olduğunu, çözümünün ise proletarya partisi önderliğinde
Yeni Demokratik Devrim (YDD)olduğunu bizlere gösterdi.
YDD'nin özünün ise toprak devrimi olduğunu her türden
revizyonist ve opor-tünistlere karşı açıkça ortaya koydu.
Kaypakkaya sınıf-ların mevzilenmesi sorununda, devrimin
dostlarını işçi sınıfı, yoksul ve orta köylülük, şehir
küçük-burjuvazisi ve milli burjuvazinin sol kanadı olduğunu
net vurgulamış, bunlardan işçi sınıfının devrimde öncü
güç, yoksul ve orta köylülüğün ise temel güç olduğunu
belirtti. Bu anla-yışdan hareketle, devrimimizin işçi-köylü
temel ittifakı üzerine inşa edileceğini bizlere gösterdi.
Kaypakkaya,
emperyalizmin ülkemizdeki uşakları olan ve devlet iktidarını
paylaşan eğemen sınıfların, şe-hirlerde komprador
burjuvazi, kırlık alanlarda ise feodal toprak ağaları sınıfı
olduğunu belirledi. T.C devletinin kuruluşundan beri faşist,
faşizmin ise ülkemizde kompra-dor burjuvazi ve feodal toprak
ağalarının iktidar biçimi ve sürekli olduğunu açık,
net biçimde ortaya koydu.
Kaypakkaya, ülkemizin
emperyalizme göbekten bağımlı yarı-sömürge, yarı-feodal
sosyo-ekonomik statü-sünden ötürü, devrimimizin dengesiz
ve karmaşık bir gelişim süreci izleyeceğini bizlere gösterdi.
Devrimin yolunu halk savaşı olduğunu, halk savaşı askeri
strate-jisinin ise basitten karmaşığa, küçükten büyüğe,
kırlar-dan şehirlere iktidarı parça parça, kızıl siyasi
iktidarlar kurarak uzun bir sürece tekabül edeceğini tespit
etti. Komünist partisi esas görevinin, kızıl siyasi
iktidarlar için gerilla savaşı vermesi gerektiğini, temel
çalışma alanların köylülük olduğunu, parti örgütlenmesinden
sonra gelen temel örgütlenmenin, ordu örgütlenmesi olduğunu
tespit etti. Ülkemizin sosyo-ekonomik yapısı,
askeri-politik-ekonomik vb. gerçekliğinden ötürü silahlı
mücadelenin devrimimizin başında sonuna kadar esas mücadele
biçimi olduğunu bütün revizyonist-oportü-nistlere karşı
net biçimde ortaya koydu.
Kaypakkaya, anti-faşist mücadelenin demokratik halk devrimi
mücadelesinden ayrı ele alınamayacağını belirterek, faşizmin
ancak ve ancak Demokratik Halk Devriminin zaferi ile
yenilebileceğini tespit etti. D.H. Devriminin üç
temel silahının olduğunu, bunların; komünist partisi, kp
öncülüğünde halk ordusu ve halkın birleşik cephesi olduğunu
net biçimde ortaya koydu. Komünist partinin esas olduğunu
ve siyasal-ideolojik-örgütsel-askeri olarak tüm örgüte ve
silaha öncülük ettiğini vurgulamış ve kp'nin tarihi önemini,
misyonunu ve öncü rolünü açık ifade etti.
Kaypakkaya,
Kemalist hareketin ve kemalizmin açık tahlilini yaparak,
devrimci saflarda 50 yıl süren ke-malizm hayranlığına büyük
ve güçlü darbe indirdi. Kemalizmin hayranlarına, K.Atatürk'ü
'devrimci', 'ileri-ci' gösteren solculara ve onunla övünen
her renkten revizyonist-reformist-opurtünist-küçük-burjuvalara,
'kur-tuluş savaşı'na önderlik eden kemalistlerin, türk- müslü-man
komprador ve büyük toprak ağaları sınıfının
temsil-cileri olduğunu kanıtlarıyla ortaya koydu.
Kemalizmin eğemen sınıfların ırkçı, faşist
ideolojisi olduğunu, çeşitli milliyetlerden işçi sınıfı,
emekçi halkımız, farklı milli-yetler içinse vahşet,
barbarlık, soykırım, katliam olduğu-nu, kemalist hayranlığın
en üst boyutta olduğu bir dönemde net biçimde ifade etti.
Faşist T.C devletinin, kemalizmin ırkçı ideolojisi üzerine
inşa edildiğini ve kendisinden olmayanlar üzerinde her çeşit
vahşetti esirgemediğini somut kanıtlarıyla ortaya koydu.
Kaypakkaya, kürt ulusunun devrimci saflarda dahi ulus olarak
görülmediği, varlığının inkar edildiği bir dönemde,
ülkemizin çok uluslu bir ülke olduğunu, tüm çarpıtmalara
ve inkar politikasına karşı çok açık ifade belirti. Türklerden
başka ezilen bağımlı ulus olan kürt ulusu ve diğer azınlıkların
bulunduğunu ve bunlar üze-rinde milli zulmün azgınca sürdürüldüğünü,
asimilasyon ve soykırımın ise faşist devletin esaslı
politikası olduğunu kanıtlarıyla ortaya koydu. Kaypakkaya,
enternasyonal proletaryanın ulusal soruna ilişkin olan
evrensel ilkeleri kendisine temel alarak, türk şövenizmine
ve kürt milliyetçiliğine karşı, ulusal soruna tek
marksist-leninist-maoist çözümler getirendir. Kaypakkaya,
"ulusların kendi kaderini tayin hakkı"nı kayıtsız
şartsız savunmuş, tüm milliyetler için tam hak eşitliği,
çeşitli milliyetlerden işçi sınıfı ve halkların birliğinin
önemine özel dikkat çekti. Ulusal sorunun çözümünü,
ezilen ulus burjava bayrağı altında ve örgütlenmesi etrafında
değil, enternas-yonal proletaryanın bayrağı altında ve
proletarya partisinin saflarında birleşmenin zarruiriyetini
ve nedenlerini net biçimde belirtti.
Kaypakkaya, asgari ve azami proğramda MLM bir hattı savundu
ve bu hatta en iyi biçimde önderlik etti. "Devrimimiz
dünya proleter devrimlerinin ayrılmaz ve kopmaz bir parçasıdır"
dedi. Ayrı ülkelerde devrim aşama farkları ne olursa olsun,
sonuçta proletaryanın evrensel bilimi önderliğinde
hepimizin ortak hedefi olan komünizmde birleşeceğimizi açıkça
vurguladı. Kaypak-kaya'nın sorunlara yaklaşımı dar çerçevede
değil, enternasyonal proletaryanın dialektik-materyalist yönte-mini
kendisine rehber alarak, sorunları incelemede
ulusal-uluslararası, nesnel-öznelliği, evrensel-özgüllüğü
temel yaklaşımı kullandı. Uluslararası Komünist
hareke-tin (UKH) sorunlarına kafa yordu ve doğru temelde
sahip çıktı. Kurucusu olduğu TKP/ML'nin Paris Komünü, Büyük
Ekim devrimi, 1949 Çin devrimi ve Büyük Proleter Kültür
Devrimi'nden ciddi şekilde esinlendiğini, bu komünist güzergahın
en kararlı mirasçısı olduğunu açık biçimde ifade etti.
Kaypakkaya, enternasyonal proletarya ustalarından Stalin'nin
ölümünden sonra Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP)'nin
başına çöreklenen Kruşçev-Brejnev modern reviyonizmine açık
tavır aldı. Sovyetler Birliği-nin sosyalist maskeli
sosyal-emperyalist ülke olduğunu net biçimde ortaya seren
Kaypakkaya, Kruşçev-Brejnev modern revizyonistlerinin Çin
Komünist Partisi (ÇKP) ve başkan Mao'ya saldırılarının
yoğunlaştığı bir dönemde, ÇKP ve başkan Mao'yu
modern-revizyonizme karşı kararlıca savundu. Bununla da
yetinmeyen Kaypakkaya, başkan Mao'nun enternasyonal
proletaryanın bilimine yaptığı nitel katkıların, sıradan
katkılar değil, enternas-yonal proletaryanın bilimin yeni
bir aşamasına tekabül eder düzeyde olduğunu ifade etti.
Başkan Mao'nun özellikle; sömürge, yarı-sömürge ülkelerde
devrim stratejisi, proletarya diktatörlüğü altında
devrimin sürdü-rülmesi, sosyalist toplumun tahlili,
sosyalizmde sınıflar ve sınıf mücadelesi vb. alanda
bilime yaptığı katkıların, Marksizm-Leninizm'de
yeni bir aşamayı ifade eden gelişmeler olduğunu kabul etti.
Kaypakkaya, sosyalizmde proletarya diktatörlüğü altında sınıf
mücadelesinin daha karmaşık ve devrim öncesi durumdan çok
daha zor olduğunu bizlere gösterdi. Yeni burjuvazinin
sosyalizmde parti ve devlet mekaniz-ması içerisinde gizlendiğini,
amaçlarının ise her fırsatta sosyalizmi yıkıp
kapitalizmi geri getirmek olduğunu belirleyerek, salt
ekonomik alanda verilen mücadelenin çok yetersiz kalacağı,
siyasal-ideolojik-kültürel alanda da mücadelenin mutlak
verilmesi gerektiğini açık vurguladı. Çin'de yeni
burjuvaziye, yeni kapitalist yolculara karşı başkan Mao önderliğinde
başlatılan BPKD'nin uluslar-arasında ki önemine büyük değer
vererek, böylesi devrimlerin sürekli olması gerektiğini
ortaya koydu.
Kaypakkaya, yanlızca
sosyalizmi savunmakla kal-madı, aynı zamanda "her kesin
ihtiyacı kadar, herkesin yeteneğine göre" şiarının
somutlaştığı sınıfların, devletin ve partinin ortadan
kalktığı, üretim araçlarının toplumun bütünün
kollektif malı olduğu, nihai hedefimiz olan komünizmi
kararlıca savundu. Kaypakkaya, toplumu sürekli ileriye götürmek,
dönüştürmek ve yeni yeni devrimlerle taçlandırmak için
Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao yoldaşlarının bilimsel
öğretilerine mutlak dayanmaktan geçtiğini gösterdi. Bütün
revizyonist, troçkist, oportünist çarpıtmalara karşı net
tavır alarak, bu öğretilere doğru temelde sahip çıktı.
Kurucu önderimizin gösterdiği yol, demokratik halk devrimi,
sosyalizm ve komünizme emin adımlarla yürümenin yoludur. Dün
olduğu gibi, bu günde Kaypak-kaya ve kurucusu olduğu TKP/ML'nin
görüşleri yolu-muzu aydınlatmaya devam ediyor.
Partimiz TKP/ML'nin
kuruluşunun 25., kurucu önderimiz Kaypakkaya'nın ise
katledilişinin 24. yıldönü-münü andığımız bu yıl,
acımız derin, sınıf kini ve öfkemiz daha da büyüktür.
Partimizin ve kurucu önderimiz Kaypakkaya'nın
siyasal-ideolojik-örgütsel-askeri hattı bugün ülkemizin
topraklarında derin kökler salmaya devam ediyor. Partimizin
ve kurucumuzun Türkiye ve T.Kürdistan toprağına ektiği
marksist-leninist -maoist tohumlar çok daha gür ve çok
dahha sağlam boy vermektedir.
Şan olsun, önderimiz
Kaypakkaya ve kurucusu olduğu partimiz TKP/ML'nin
siyasal-ideolojik-örgütsel-askeri hattında kararlıca yürüyenlere!
Şan olsun, enternasyonal proletaryanın, dünya proleter
devrimlerinin çıkarlarını her şeyden üstün tutan ve
MLM'min teori-pratik birliğini kendisine rehber alan
militanlara! Partimiz TKP/ML'nin kuruluşunun 25. ve
kurucu önderimiz Kaypakkaya'nın işkencede katledilişinin
24. yıl dönümünde onurluyuz, gururluyuz.