Bu şiirlerdeki Mânayı Anlarsanız bana hak vereceksiniz. Çünkü Bu şiirlerdeki Anlam hayat boyu herzaman karşımıza çıkacak ve anlatılanlar doğru.   Onun için kendinize buradan pay çıkarmanızı istiyorum.  

 

Merak ediyorum

Eğer Hazreti Muhammed ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne
Aniden çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı...

Verirdiniz odalarınızın en güzelini,
Gelmişken misafirlerin en kıymetlisi.
Ve, sunardınız elinizdeki,
Yiyeceklerin, seçerek en iyisini.


Ve, inanmasına çalışırdınız,
Onunla beraber olmaktan.
Ona evinizde hizmet etmekten,
Mukayese edilemeyen mutluluğunuza.

Fakat... Onu gelirken gördüğünüzde,
Karşılar mıydınız hemen kapıda,
Açık kollarınızla,
Hoşgeldin diyerek misafirinize.

Yoksa... Değiştiririr miydiniz elbiselerinizi,
Buyur etmeden önce içeri.
Veya saklayıp bazı dergileri,
Koyar mıydınız yerine Kuran'ı Kerimi.

Hala seyreder miydiniz uygunsuz dizileri,
Televizyonunuzda,
Veya, koşar mıydınız kapatmak için düğmesini,
Rahatsızlık vermeden önce ona.

Kapatır mıydınız radyoyu,
İşitmemiştir diyerek onu.
Ve ister miydiniz söylememeyi,
Telaşla çıkan o son kaba sözleri.

Saklayıp da müzikleri,
Alır mıydınız Hadis Kitaplarını ileri.
Açar mıydınız kapıyı, doğruca girsin diye içeri,
Yoksa eliniz ayağınıza mı dolaşırdı..

Merak ediyorum: Eğer eygamberimiz,
Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,
Yapmaya devam edecek misiniz,
Her zaman yaptığınız şeyleri?

Diliniz söyler miydi,
O alıştığı sözleri.
Hayatınız değişmeden mi sürerdi,
Takip ederek geçmiş günleri.

Devam eder miydiniz konuşmalara,
Ailenizde, her zamanki gibi.
Zor gelir miydi her yemekten sonra,
Yapılınca dua.

Devam eder miydiniz namaza,
Üşenmeden her defa.
Kalkar mıydınız erkenden,
Her sabah, kılmak için namaza.

Mırıldanır mıydınız aynı şarkıları,
Okurmuydunuz aynı kitapları.
Bilsin ister miydiniz,
Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?

Götürür müydünüz sizinle,
Gitmek istediğiniz her yere.
Yoksa, değişir miydi planlarınız,
Sadece birkaç günlüğüne.

Can atar mıydınız tanıştırmak için,
Onu en yakın arkadaşlarınızla.
Yoksa, onlar sakın gözükmesin,
Diye temenni mi ederdiniz, birkaç gün daha.

Can atar mıydınız kalsın diye sizinle,
Ta sonsuza kadar.
Yoksa... Derin bir nefes mi alırdınız,
Sonunda gitti diye.

Bilmek gerçekten ilginç olmalı,
Sizin tavrınızı.
Eğer Hazreti Muhammed (A.S.V) gelseydi,
Ziyarete birkaç günlüğüne sizi.

Bir kisinin dogumundan yasamına kadar alınan düsünceler

       

        
5 Yaşında babam her şeyi biliyor.

        10 Yaşında babam çok şeyi biliyor.

        15 Yaşında bende babam kadar biliyorum.

        20 Yaşında babamın birşey bildigi yok.

        30 Yaşında babamın fikrini sorsam iyi olacak.

        40 Yaşında galiba babam dogru söylüyor.

        50 Yaşında herşeyi biliyor.

        60 Yaşında babamın dedikleri hala dogru çıkıyor.

 

                                Eger                                                                                                                                                                                                                     

  Eger;butun etrafindakiler sasirip kabahati sana attiklari zaman,senakil ve sogukkanliligini muhfaza edebilirsen;

Eger;sana kimse inanmazken bile kendine guvenir veonlarin inanmadiklarini bile hos gorebilirsen;

Eger;bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan;

Eger;iftiraya ugrarda seniftirayla mukabeleetmezsen;

Eger;garaza tahammul ederende garazkar olmazsan,veyinede fazla iyi gorunmeye calismaz vesikayetle konusmazsan;

Eger; hayaledebilir ve gayelerini yalniz dusuncede birakmazsan yine felaketle saadeti bir tutabilir bu iki hilekari ayni sekilde karsilaya bilirsen;

Eger; butun omrunu harcadigin seylerin yikildigini gorurde hemen kosup yorgun arginonu ellerinle tekrar yapabilirsen,yapmaya gayret sarfedersen ;

Eger;dermani coktan bitmis olan kalp vesinirlerine bir emirle tekrar guc verebilirsen ;

Eger;sana mukaveme et’’diyen iradeden baska hicbirseyin kalmadigi zaman ayakta kalabilirsen

Eger; ne doslarinin ve need dusmanlarinin sozleri seni incitmez ,kirmaz ve seni tavir takinmaya goturmezse;

Eger; herseye onem verir fakat kimseyede oldugundan fazla deger vermezsen ;

Eger;Her dakikanin 60saniyesini degerince kullanabilirsen ;

Eger; butun bu saydiklarimin gerekli olduguna inanir ,uygularsan ;

…Iste o zaman hem dunya hemde ahiret hayati senin olur.Dahasi var “ADAM OLURSUN ASLANIM ADAM “

 

         Nasihat verici sözler

 

Dost istersen Allah yeter.
Evet o dost ise, her şey dosttur.

Yârân istersen Kur'an yeter.
Evet ondaki enbiya ve melaike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder.

Mal istersen kanaat yeter.
Evet kanaat eden, iktisad eder; iktisad eden, bereket bulur.

Düşman istersen nefis yeter.
Evet kendini beğenen, belayı bulur zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider.

Nasihat istersen ölüm yeter.
Evet ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır

 

                   Zindandan  mehmete mektup

Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?... Daha ölmedim!

Avlu...Bir uzun yol...Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli .
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak .
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde!
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzât"!
Çatık kaş ...Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedimi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Çaycı, getir, ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu

Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağıdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

                                                                                                  Necip Fazıl KISAKÜREK

                      Gözlerimde kan

 

İiçimde ızdırâp, gözümde damla damla kan
Sultânım el amân!

Ey rûhumu saran gizli dertlere nigehbân,
Lutfeyle el amân!

Hakkım diyemem ama, affıma ferman yok mu?
Cürmüm öyle çok mu..?

Boynu tasmalı bir kulum kapında her zaman,
Rûhum Sana kurban..!

Bir kere nazar kılmaz mısın ciğerim kebâp?
Yıllardır bu azâp...

Sen ehl-i keremsin, sun ihsân üstüne ihsân!
Ey derdime dermân!

Tabîbim, derde dermânımsın.. perîşan hâlim..!
Kalmadı mecâlim...

Bırakma ne olur, âteş-i hasrette nâlân!
Gözlerim çağlayan...

 

                         

 

Back

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1