LAZLARIN  TARIHI

Güney kafkasyalı halk. Bugün az sayıda Karadenizin Güneydoğu kısmında yaşarlar. Diğer kafkas halkları gibi Lazların menşei konusunda da kesin bir bilgi yoktur. Eski yunan kaynaklarında onlardan söz edilmez. Tarihte adlarına Hiristiyanlığın ilk yıllarından itibaren rastlanır. O dönemde nufüslarının ve etkilerinin, yaşadıkları bölgeye Lazika (Colchis) adı verilecek kadar arttığı bilinir. Lazlar diğer kafkas halkların baskısıyla güneye doğru inerek Suhum'a yerleştiler (ıı.yy) Trabzonun doğu sahiline yayıldılar ve bölge halkınıda kendilerine bağladılar. Bu bakımdan Lazika adının, birçok kabileden meydana gelen bir topluluğun barındığı bölgeyi belirlediği sanılır. VI. yy.dan sonra Hiristiyanlaşan lazlar, Bizans imparatorluğuna bağlandılar. Daha sonra Bizanslılar tarafından kafkasyanın batı geçitlerini kuzey göçlerine karşı korumakla görevlendirildiler. Bizanslıların ticareti ellerinde bulundurma gayreti Lazlar arasında hoşnutsuzluk uyandırdı. 458 de şefleri Gobazes, Bizanslılara karşı sasani Hükümdarı Yezdigird II.den yardım istedi. 539-562 yılları arasında Lazika Bizanslılar ile Sasaniler arasında birçok savaşa sahne oldu, sonunda Lazların elinde kaldı. Aleksios II KomnenosTrabzon Rum İmparatorluğunu kurduğu sırada (1204) Lazların topraklarını ele geçirdi. 1341 de Prenses Anna Anakhutlu, Lazların yardımıyla tahta geçti.

Fatih Sultan Mehmet Trabzonu alınca (1461) Lazlar, islam dinini seçerek zamanla türkleştiler. 1519 da Trabzon, Batumun da eklenmesiyle ayrı bir eyalet durumuna getirildi. Eyaletin 5 sancağından biri Lazistan dı. XVII. yy. ortalarına doğru, Atina(Pazar), Sumala, Viçe (Biça-Fındıklı), Arhavi vd. kazaları kapsayan Lazistan Sancağının merkezi Günye idi. Devrin yazarlarından katip Çelebi ve Evliya Çelebi, kafkas özel adlarındaki ses benzerliğinin etkisiyle, Lezgi ve Laz kelimelerinin bir olduğunu sandılar. Gürcülerin öteden beri Lazlara, Samsun sancağının eski adını kullanarak çan demelerinin rumca izannoi kelimesiyle ilgili olduğu sanılır. Trabzon vakayinameleri, lazlardan ayrı ayrı söz eder. Katip Çelebi, Lazların Trabzona yakın bir yerde oturduklarını ve Trabzon nahiyeleri halkından pek çoğunun "itaatsiz" olduğunu kaydeder. Trabzon Valilerinden Osman Paşa, XIX yy.da da devam ettiği anlaşılan itaatsizliğe son vermek için Laz Derebeylerinin nufüslarını kırmağa çalıştı. ama başaramadı. Atina (Pazar), Bulep, Artaşin (Ardeşen), Viçe(Fındıklı), Kapiste, Arhavi, Kisse, Hopa, Makris(Makriali), Gonia (Günye), Batum, Maradit (Maradidi), Perlevan ve Çat, Batum Rusların eline geçince (1878), sancak merkezi Rize oldu.

Bugün az sayıda Laz Hopa, Arhavi, Fındıklı, Ardeşen, Pazar ilçelerinde oturur. Lazların çoğu denizcidir ve tarımla uğraşır. 1914 yılında önce, ekmekçi olarak Rusyaya geçer ve orada kazandıkları para ile Türkiyeye dönerlerdi. Bugünde Türkiyenin her bölgesinde gemici, inşaatçı, esnaf ve son zamanlardada muteahhit olarak boy gösterirler.

Lazlarin konustugu dildir. Gürcü dilinin bir benzeri olan mingreli diline yakındır. Doğu ve Batı Lazcası olarak ikiye ayrılır. Daha az önemli olan bir lehçeside Çhala dır.

Kısmen Kemalpaşa ve Hopada, Arhavi, Fındıklı, Ardeşen ve Pazar da Lazların konuştuğu dildir.

                BIZIM BILDIGIMIZ KARADENIZ AGZIYLA KONUSULAN SIVE DEGIL BASLI BASINA BIR DILDIR

 

      

Back

 

Hosted by www.Geocities.ws

1