- Kız
istendiğinde verilirdi. Çünkü söz önceden alınır
ve kararlaştırılmış olurdu. Söz alınmadan
kız istendiğinde, istenmedik olaylar olabilirdi. Erkek
tarafı soğuk karşılanır. Mazeretler
uydurulur. Bazen de kız görücüye çıkmazdı.
- Kız
tarafı erkek tarfının karşılayabileceği
kadar başlık parası isterdi. Bu kıza harcanırdı.
Ayrıca kıza alınacak eşya ve altın tesbit
edilirdi.
- Ara
kesildikten sonra (kızın sözünün alınması)
olay hemen duyurulurdu. Bu da erkek tarfının dılaru
da hava ya kurşun sıkmasıyla olurdu. Peşinden
yemek yenir. Düğün günü belirlenir, ayrıntılar
konuşulurdu.
- Ara
kesilirken kız tarfına verilen sözler düğnden önce
yerine getirilirdi. Bir alış veriş günü tesbit
edilirdi. Genellikle Çarşamba günü olurdu. Her iki tarfta
birinci derece yakınlar olurdu.
- Takılardan
genellikle çok eskiden dilme fes, beşli, daha sonraları
zincir, bilezik, küpe, yüzük, saat, alyans, iğne gibi altın
eşyalar alınırdı. Daha sonra söz verilen giyim
kuşam ve yerleşimle ilgili diğer eşyalar alınırdı.
- Alınan
eşyalar önce kız evine gönderilir, kızın kendi
hazırladığı eşyalarla birlikte
sergilenirdi. Bu olaya "Bohça Açıldı" denirdi.
Perşembe'den Cumartesiye kadar açık kalır isteyen
gelir bakardı.
- Eşyalar
evden çıkarken, kızın erkek kardeşi yoksa bir
yakını kapıyı keser ya da sanduğa otururdu.
Kapı erkek tarafının bir miktar para vermesiyle
açılırdı.
- Cumartesi
erkek evine getirilen eşyalar kız tarafınca yerleştirilirdi.
- Kına
gecesi Cumartesi olup her iki taraftada yapılırdı.
Misafirler horon eder, oynar, toplu halde kurşun sıkılırdı.
- O
gecede geline kına yakılır. Başka isteyenlerde
var ise onlarda kına yakardı. Bazen geline yakma işlemi
Pazar sabahına bıraklıdığı da olurdu.
- Erkek
tarafı kına gecesinde şeker, fındık türü
yiyecekler gönderirdi.
- Pazar
sabahı erkek tarafı kalabalık bir halde kızı
almaya giderdi. "Duğunci" denen bu grup yol boyunca sık
sık silah sıkardı. Bunu duyan kız tarafı da
karşılık verirdi.
- Gelini
evden genellikte damadın babası veya ağabeyi çıkarırdı.
Bu arada kapı kesilir bahşiş istenirdi. Yol boyunca
yer yer yol kesildiği olurdu. Geli evden çıkarken kurşun
sesleri ortalığı yıkardı.Bazı
evlerdede ilahiler okunurdu
- Yol
yakınsa gelin yaya, uzaksa at ile getirilirdi.
- Gelinin
evinden gelenlere ikram edilen lokumu damada ulaştıran ödüllendirilirdi.
Bu kimseye "müjdeci" denirdi. Müjdeciye ya para ya da
bir tepsi baklava verilirdi.
- Kız
ve erkek tarafıı birlikte kurşun ata ata gelinle
birlikte erkek evine gelirdi. Bu gruba "alay" denirdi. Kız
ağlarsa, "Hem ağlıyalum, hem gidelum"
denirdi.
- Kız
eve girmeden önce tatlı dilli olsun diye, elini bala tutturup
sağ parmaklarıyla kapının başına sürerlerdi.
Zengin olsun diye başına bez koyup para dökerlerdi.
- Kız
tarfından birileri gelini içeri sokmaz.Bir şeyler isterdi.
Buna "kapılık istemek" derlerdi.
- Gelin
odasına götürülür, oturtulur, yanında genellikle ablası
veya yengesi bulunurdu. Bazen de o mahalede yeni gelin olmuş
birisi de olabilirdi.
- Düğün
akşama kadar devam ederdi. Bu arada sıksaray, sallama,
atlama, titreme gibi horonlar yapılırdı. Horonlar
genellikle erkek erkeğe, kadın kadına oynanırdı.
Erkekler daha çok evin dışında veya avluda, kadınlar
ise evin içinde bir yerde oynarlardı. Erkekler kızlar bir
arda oynadığında kadınlar veya kızların
kollarına ancak yakınları girebilirdi.
- Horonlar
kaval, tulum, akordiyon, mozika (mızıka) nadir olarak
zurna ve daha çok kemençe eşliğinde oynanırdı.
- Çoğu
zeminde şairle atma türkülerle horona ayrı bir renk
katarlardı.
- Bu
arada erkek anaları da boş durmaz. Sağa sola göz
gezdirir. Bir kız ararlardı.
- Yakın
komşuların yardımıyla misafirlere yemek
verilirdi. Bu arada bazıları bahşiş almak için
yemeği engellerdi. Buna "sofra bağlama" denirdi.
- Hava
kararamadan düğün alayı dağılır fakat kız
tarafından bir kaç kişi bir müddet daha beklerdi.
- Gerdeğe
girilmeden eğer önceden kıyılmadıysa "
hoca nikahı" yapılırdı.
- Ev
gerdeğe gireceklere bırakılır. Bir günlüğüne
ev sakinleri komşulara kalırdı.
- Pazartesi
günü gelin erken kalkar ve ev işlerine konulurdu. Sözde uğursuzluk
getirmesin diye geline bir hafta süpürge tutturulmazdı. Bugün
aynı zamanda kız ve erkek tarafının birbirine
bohça içersinde hediye verdiği gündür. Bu olaya "bohça
çıktı" denirdi.
- Düğünden
bir hafta sonra "yedi" olurdu. Yedi, kızın
damatla babasının evine gitmesiydi. Damat'a bu arada bazen
ağra kaçan şakalar yapılırdı. Bu şakalrdan
korunmak için damadın yanında korumaları olurdu.
- Damat
sofraya oturduğunda sofra arkadaşları tarafından
bağlanır. Kaynana sofranın açılması ve
damadın yemek yemesi için bahşiş verirdi.
- Yedididen
birkaç gün sonra da kız tarafı erkek tarafınca
devet edilirdi.
ÖLÜM
VE SONRASI İLE İLGİLİ ADETLER
- Cenaze
törenlerini hocalar yönlendirir.
- Eğer
durum ağırlaşmış ve yapılacak bir
şey kalmamışsa, hoca çağrılır, son
nefeste Kur'an ile gitmesi sağlanırdı.
- Ölüm
yaşlılar için doğal karşılanır, çocuk
ve genç ölümleri derin iz bırakırdı.Bu gibi
durumlarda halen devam eden ölünün arkasından destan yazma
geleneği vardır.
- Ölen
kimsenin ağzının açık kalmaması için bir
bez parçasıyla ağzı bağlanır.Üzerine
şimemesi için bir bıçak konur.
- Ölüm
olayı yakın köylere sela, uzaklara telefon veya telgrafla
bildirilir.
- Cenaze
genelde, ertesi gün gömülür. Bundan maksat uzakta olan yakınlarun
gelebilmesi içindir.
- Genellikle
öğle namazı sonrası, yakınların yetişememe
durumunda ikindi namazından sonra defin işlemi olur.
- Ölüye
dargın olanlar dahi cenaze törenine katılır.
- Ölünün
başında ağıt yakılır. Ağıtlarda
sınır olmaz. Ölenin ardından iyiliklerinden, yaşadıklarından
gelişigüzel sesli olarak bahsedilir. Bunu kadınlar çoğunlukla
yapar.
- Komşular
devreye girer, ölü sahiplerini teselli ederken geleni gideni ağırlar,
uzaktan gelenlere yemek veririler.
- Ölünün
hazırlanması, cenaze önce ve sonrası işlele hep
komşular uğraşır.
- Yıkanıp
tabutla musllaya konan mevtanın yüzüne isteyen bakabilir.
- Cenaze
namazına tabut omuzda götürülür.
- Her
ailenin kendine ait mezarlığı olduğu gibi
köyün ortak mezarlığıda vardır.
- Ceset
özenle hazırlanan mezara tabutla veya kefenle konur.
- Ceset
gömülürken Kur'an okunur. Cenazeye gelen çocuklara bisküvi,
şeker, fakirlere ve ihtiyacı olanlara havlu, namazgah,
Kur'an-ı Kerim, dini bilgiler ve para verilirdi.
- Bazı
yerlerde ölenin günahlarını affı için devir
denilen dini bir tören yapılırdı.
- Defin
akşamı ölü evinde Kur'an okunur. Bazı yerlerde de
ölünün yıkanmasından gömülmesine kadar ki süre de
hatim yaptırılır.
- Belli
aralıklarda mevlit okutulur.
- Ölü
yakınları uzun süre yalnız bırakılmaz,
ziyaret edilir.
|