Oş Sebat Lisesi Eğitim Servisi
Derleyen Mustafa Metin
Eylül 2003
KÜÇÜK OKULLAR
GİRİŞ
Yirminci yüzyılın başlarında, küçük okulların yerini büyük ve bürokratik yapılı okullar almaya başlamıştır. Bu büyük okullarda, birçok öğrenci için çeşitli programlar uygulanmakta, eğitsel ve akademik olarak pek çok seçenek sunulmaktaydı. Fakat bu okulların büyük olması, onların daha iyi olduğu anlamına gelmemektedir. Okul büyüdükçe, farklı kapasite ve gereksinimleri olan öğrencilerin bu gereksinimlerinin karşılanması güçleşmektedir ve okul daha karmaşık bir hal almaktadır. Bu durumda öğretmenler, öğrenciler ve yöneticiler göstermeleri gereken performansı yeterince ortaya koyamamaktadırlar (Aydın, 2002).
1980li yılların sonunda ve 1990lı yılların başında yapılan geniş çapta nicel araştırmalarla küçük okulların, büyük okullara nazaran daha üretken ve etkili olduğu görüşüne dayanılarak kurulduğunu göstermektedir. Birçok öğrenci, okul ve bölgeyi kapsayan bu araştırmalar öğrencilerin küçük okullarda daha çok ve daha iyi öğrendiğini göstermiştir. Bu okullara devam eden öğrencilerin mezuniyet oranlarını yüksek olduğu görülmektedir.. Öğrencilerin bu okullarda daha mutlu oldukları ve okulu bırakma oranlarının büyük okullara göre daha az olduğu belirtilmektedir. Bu okullarda öğrenciler daha olumlu davranışlar göstermekte, disiplin sorunlarına çok sık rastlanmamaktadır (Raywid, 1999).
KÜÇÜK OKUL NEDİR?
Küçük okul öğrenci sayısı az olan ve öğrencilerin daha fazla bilgi edinme fırsatı bulabildikleri öğretmenlerin daha iyi bir sınıf yönetimi sergiledikleri daha az sayıda ve daha sıcak ilişkiler içinde personele sahip öğrencilerin daha iyi öğrenebildikleri ve daha başarılı oldukları, eğitimcilerle aileler arasında daha yakın ilişkilerin kurulduğu şiddet içeren davranışlardan arınmış öğretim programının sosyal etkinliklerle desteklendiği yöneticilerin öğrenci-veli ve öğretmenlere daha fazla zaman ayırabildiği okullar ve sınıflar anlamına gelmektedir (Aydın, 2002, s. 116).
Her küçük okulun topluma hizmeti benzerdir. Ancak kaliteli küçük okulların bazı ortak özellikleri vardır. Bunlar:
· Bu okullar en çok 250-300 öğrenciden oluşur.
· Giriş koşulları bakımından herkesi kabul eden bir politikası vardır.
· Öğrenciler için tutarlı bir eğitim deneyimi sunar.
· Eğitimin felsefesine uygun bir odakla kaynaşan bir müfredatı benimser.
· İşbirliği içerisinde çalışan ve öğrencilerin gereksinimleri konusunda tartışan bir öğretmen grubuna sahiptir.
· Ortak bir liderlik anlayışı benimsenmiştir.
· Velilerin okula katılımı, ilgisi sağlanır (www.smallschoolsworkshop.org).
Bir okulun en uygun öğrenci sayısının kaç olması gerektiğine ilişkin değişik görüşler ileri sürülmüştür. Ancak bütün akademik çalışmalar sonucunda üzerinde anlaşılan öğrenci sayısı 300 ile 900 sınırları arasındadır. Viadero, küçük okulların ideal öğrenci sayısının 400’den fazla olmaması gerektiğini belirtmektedir (Aydın, 2002).
OKULLARIN KÜÇÜLTÜLMESİNİ GEREKTİREN NEDENLER
1959 yılında yayınlanan Conant Raporu’na göre okulların birleştirilmesi hareketi, okulların büyük olduğunda daha etkili ve verimli olabileceğini iddia etmekteydi. Ancak, son on yıl içindeki gelişmeler küçük okullar yaratılmasını teşvik etmiştir. Bu gelişmelerden biri Amerikan şehir okullarındaki eğitim krizidir. Çok sayıda okul yıldan yıla daha başarısız hale gelmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalar Amerika’da kamu eğitim sistemindeki öğrenci nüfusunun niteliklerinin giderek değiştiğini ve çok az İngilizce bilenler ve azınlık çocuklarının her geçen gün daha da arttığını göstermektedir. Diğer bir gelişme ise, büyük okullarda öğrencilerin karıştığı şiddet olaylarının bir tehdit oluşturmasıdır (Aydın, 2002).
Son zamanlarda okulların, öğrencilerin bireysel ve öğrenme gereksinimlerini karşılayabilmesi için küçük olmaları gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştır. Yıllarca eğitimciler, sınıf büyüklüğü ve okul büyüklüğünün öğrencilerin öğrenmeleri üzerindeki etkilerini tartışmışlardır. Sınıf büyüklüğü tartışmalarının merkezinde, belli bir ders süresinde öğretmenin etkili olarak çalışabileceği öğrenci sayısının ne olması gerektiği yer almıştır. Okul büyüklüğü konusu ise öğrencinin en uygun biçimde öğrenip gelişebilmesini sağlayacak okulun ne büyüklükte olması gerektiği konusu üzerinde yoğunlaşmıştır (Aydın, 2002).
Wasley, okul ve sınıf büyüklüğünün önemli bir okul geliştirme düşüncesi olarak gündeme gelmesinin nedenleri şu şekilde sıralamıştır:
A) Akademik Standartların Geliştirilmesi: Okul standartlarının geliştirilmesi düşüncesi ile, okul ve sınıf büyüklüğü tartışmalarını yeniden canlanıştır. Standartlar, eğitimcilere ve topluma, öğrencilerin okuldan mezun olmadan önce neyi bilmeleri ve neyi yapabilmeleri gerektiği konusunda açıklayıcı bir işlev görürler. Standartlar gerekli olmakla birlikte öğrenci performansının iyileştirilmesinde yeterli olmamaktadır. Eğitimciler ve politika saptayanlar yeni değerlendirme sistemlerinde öğrenci başarısını artıracak stratejiler aramaktadırlar. Küçük okullar ve küçük sınıflar belki de bu stratejilerden ikisini oluşturmaktadır.
B) Bütün Öğrenciler Öğrenebilir: Okul ve sınıf büyüklüğü konusunun yüzeye çıkmasının bir başka nedeni de eğitimciler ve halk arasında yaygınlaşmaya başlayan, “bütün öğrenciler öğrenebilir” görüşünün ortaya çıkmasıdır. Öğretmenler, önceden bazı öğrencilerin olağanüstü öğrenme yeteneğine sahip olduğunu, bazılarının ise bundan yoksun olduklarını düşünürlerdi. İlerleyen yıllarda, bilim çalışmalar sonucunda bütün öğrencilerin öğrenme kapasitesine sahip olduklarını ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda eğitimciler okullaşmaya ilişkin yaklaşımlarını gözden geçirme ihtiyacı duyarak, okullarda başarıyı düşüren etkenleri ortadan kaldırarak öğrencilerin kazanımlarını artırmaya çalışmışlardır. Okul ve sınıf büyüklüğünün azaltılması taraftarları, öğrenci başarısına önemli ölçüde darbe vuran bu etkenlerin ortadan kaldırılmasında okul ve sınıf büyüklüklerinin azaltılmasını önermişlerdir.
C) Temel Yurttaşlık Becerilerinin Öğretilmesinde Sınıfların Küçültülmesinin Gerekliliği: Amerika’da yaşanan 11 Eylül olaylarının ardından eğitimciler, demokrasinin yurttaşlara sağladığı temel özgürlüğü yeniden değerlendirmek durumunda kalmışlardır. Okulların, öğrencilerin etkili yurttaşlık becerilerini öğrenmelerine yardım etme konusunda temel sorumlulukları vardır. Hem sınıf hem de okul büyüklüğü, öğretmenlerin öğrencilerle daha yakından ilgilenmeleri ve bu önemli yurttaşlık becerilerini öğrenmelerine yardım etmelerini doğrudan etkilemektedir.
KÜÇÜK OKULLARIN AMACI VE YARARLARI
Okul ve sınıf büyüklüklerinin azaltılması ile daha güvenli, insancıl ve etkili okullar yaratılarak farklı özelliklere sahip öğrencilerin daha başarılı olmalarının sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amaç yeni bir okul çerçevesi, eğitim programı ve örgütlenmeyi gerekli kılmaktadır (Aydın, 2000, s.119).
Araştırmalar küçük okulların faydalarını şu şekilde belirtmektedir:
· Yüksek öğrenci başarısı
· Öğrencilerin merkeze alınması
· Şiddeti en aza indirgemesi
· Öğrenci kayıtlarını ve mezun sayılarının artması
· Öğretmenlerin iş doyumunun artması
· Daha etkili eğitim ve öğretim
(www.smallschoolsworkshop.org)
Bracey ise küçük okullardan beklenen yararları aşağıdaki gibi ortaya koymuştur:
1. Özellikle düşük gelir grubundan ve azınlıklardan gelen öğrencilerin akademik başarısının yükseltilmesi,
2. Okullarda şiddet ve saldırganlık içeren davranışların ortadan kaldırılması,
3. Yabancılaşma, kendini gizleme ve yalıtılmışlığın yok edilmesi ve tersine ait olma duygusunun güçlendirilmesi,
4. Okula devam ve mezuniyet oranlarının artırılması,
5. Öğretmenlerin iş doyumunun artırılması,
6. Okul ikliminin geliştirilmesi,
7. Maliyetin düşürülmesi,
8. Aile ve toplum katılımının artırılması,
9. Okul duvarlarındaki yazıların ortadan kaldırılması (Aydın, 2002, s.119).
Okulların 300-400 öğrenciye hizmet vermesinin yararları Meier tarafından şu şekilde ortaya koyulmuştur:
· Yönetim: Eğer okulun bütün personeli bir yuvarlak masa etrafında toplanabilirse iletişim daha kolay sağlanabilecektir.
· Saygı: Öğretmen ve öğrenciler birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı bulabileceklerdir.
· Yalınlık: Daha az bürokrasi bireyselleşmeyi kolaylaştıracaktır.
· Güvenlik: Yabancılar kolayca saptanabilecek ve öğretmenler saldırganlık ve kabalığa daha kolay önleyebileceklerdir.
· Aile Katılım: Aileler, çocuklarının gelişimine katkıda bulunulduğunu ve ilgi gösterildiğini gördüklerinde öğretmenlerle daha iyi işbirliğine gideceklerdir.
· Sorumluluk (Hesap Verme): Öğretmenin veya öğrencinin ne yaptığına ilişkin bürokratik kayıtlara ihtiyaç duyulmayacaktır.
· Ait Olma: Yalnızca akademik ve sportif başarılar kazanmış yıldızlar değil, bütün öğrenciler topluluğun bir parçası olacaklardır (Aydın, 2002).
ARAŞTIRMA SONUÇLARI
ABD Hükümetinin görevlendirdi Mary Anne Raywid başkanlığında bir komisyonun, yüzlerce büyük ve küçük okul üzerinde karşılaştırmalı olarak yaptığı bir araştırmaya göre, küçük okullarda yüksek öğrenci başarısı, daha iyi bire devam oranı, disiplin ve yüksek mezuniyet oranları sağlanmıştır. Küçük okullardaki öğrenci,aile ve öğretmenler daha fazla doyum sağladıklarını belirtmişlerdir. Raporun sonunda “küçük okulların değeri, eğitim düzeyi ile onaylanmıştır” ifadesi yer almıştır (Aydın, 2002).
Craig Howley (2002), “Okul Reform Önerileri: Araştırma Kanıtı” isimli makalesinde şu sonuçlara ulaşmıştır:
1. Amerikada’ki birçok okul öğrencilere iyi hizmet vermek için gereğinden fazla büyüktür.
2. Küçük okullara çok fazla ihtiyaç duyulmaktadır.
3. Fakir bölgelerde küçük okullar daha gerekli ve önemlidir.
Araştırma sonucunda şu öneri ve uyarıları getirmiştir:
· Küçük okullar, özellikle yoksul ve kırsal bölgelerde kurulmalıdır.
· Okullar, nüfusları için belirlenen sınırdan daha küçük olmalıdır.
· Büyük okulları tasarlayıp inşa etmemek gerekir.
· Fakir bölgelerde, karışık sosyal sınıfları olan küçük okullar kurulmalıdır.
· Küçük okulları olduğundan daha fazla göstermemek (aşırı övmemek) gerekir. Diğer okullar gibi küçük okullar da mükemmel veya kötü olabilir. Fakir bölgelerde küçük okullar kurmak iyi bir politikadır, fakat sihirli bir değnek değildir.
· Zengin bölgelerde hizmet veren büyük okulların kesinlikle mükemmel ve çok iyi olduğuna inanılmamalıdır.
· Diğer bölgelerdeki okulların başarıları ile fakir bölgelerdeki küçük okulları karşılaştırdığımızda, küçük okulların mucizeler başardığı görülmektedir .
New York Şehri’ndeki okullarda yapılan bir araştırma, küçük okulların olumsuz bir yanının da ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmanın bulgularına göre, hem her öğrencin hem de her mezunun maliyeti küçük okullarda daha fazla olmaktadır. Küçük okulların maliyetini azaltmak için, büyük okullarla olanakların ortak kullanılması yoluna gidilebilir (Aydın, 2002).
KÜÇÜK OKULLARA YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER
Küçük okullara yöneltilen eleştiriler şu başlıklar altında toplanmıştır (Aydın, 2002):
1. Farklılıklar benzerliklerden daha fazla sorun yaratır: Küçük okullarda yaşanan en önemli sorunlardan biri, sınıflama yapmanın zor olmasıdır. Eğitimciler, farklı yaşlardaki ve farklı yeteneklere sahip öğrencilerin aynı sınıfta bulunmasının eğitimi olumsuz etkileyeceğini ileri sürmektedirler.
2. Büyük binalar daha fazla fırsat sunarlar: Küçük ve eski okullarda sıkışık odalar, sönük bir aydınlatma, kötü bir havalandırma, yetersiz ısıtma, yetersiz temizlik ve hijyen koşulları gibi pek çok sorun yaşanabilmektedir. Küçük okullar, normal okullardaki sınıflarda yapılan etkinlikleri sağlamada yetersiz görünmektedir. Küçük okullarda çeşitli amaçlarla kullanabilecek özel odaların bulunmaması, geniş çok amaçlı salonların olmayışı sorunlara yol açmaktadır.
3. Küçük okullar daha iyi öğretmen ve yöneticileri çeker: Öğretmenlerin çoğu, kariyerin geliştirebilecekleri büyük kent bölgelerinde çalışmayı tercih etmektedirler. Genellikle büyük okullarda, ücret ve diğer ek yararlar küçük okullardan daha iyi olmaktadır. Küçük kasabalarda çalışan öğretmenlerin, istenmeyen davranışlardan kaçınmaları beklenmektedir. Kentlerde ise, öğretmenlerin, kişisel yaşamları meraklı gözlerden uzak olmaktadır.
4. Küçük okullar yerel/bölgesel değerleri yansıtır: Okul büyüklüğü tartışmalarında, “küçük” kavramı çoğu zaman “kırsal” kavramı ile eş anlamlı görülmekte ve kırsal okulların eleştirisi aynı zamanda eğitim konusu dışında kırsal yaşamın da eleştirisi olmaktadır.
OKUL İÇİNDE OKUL
Küçük okullarla ilgili en önemli tartışmalardan biri de, okulların büyüklüklerinin nasıl azaltılacağıdır. Bu konuda en fazla rağbet gören görüşlerden biri “okul içinde okul” modeldir.
Okul içinde okul, büyük kamu okullarının küçük özerk alt ünitelere bölünmesidir. Okul içinde okul, kendi bütçe ve planlamasını yapan ve kendi programlarına sahip ayrı bir yapıdır.
Okul içinde okul modelinin düzenleyicileri, küçük ve büyük okulların avantajlarından birlikte yararlanma arayışı içindedirler. Öğrenciler bir yandan küçük öğrenen toplumun içinde yer alırken, diğer yandan büyük okulun geniş olanaklarından da yararlanacaklardır (Aydın, 2002).