Muhammed'e Göre Muhammed Kitabından Bazı Başlıklar
İslam Dünyası Muhammed'i Onun kendi Tanımına Göre Değerlendirip Yüceltir.
Yüce Görünme ve Öğünme Taktiğinin Altında Yatan Amaç : İnsanlara Baş
Eğdirtmek !
Alçakgönüllü ( Tevazu İnsanı ) olduğu söylenen Muhammed Övünmekten ve
Övülmekten Hoşlanır ; Hemde hoşlanmazmış gibi Görünerek.
Her Alanda ve Her Hususta Sınırsız br Övünme ve Övülme Gereksinmi İçerisinde
Görünür.
Övünürken ve Kendisini Yüceltirken İnsanları Aşağılayıcı ve Ezik Kılıcı
Hatta Benlik Duygusundan Uzaklaştırıcı Tutum ve Davranışlara Yönelir.
"Gözünüzü açın, Ben bütün insanların en yücesiyim, en şereflisiyim,
Mahşer halkının Efendisiyim, ya da ben Adem Oğullarının Seyyidiyim"
diyerek ve ahlak cömertliğini ve insanlık faziletini tamamlamak üzere gönderildiğini
söyleyerek övünür Övünürken de böbürlenmediğini ekler.
Tanrı'nın kendisine yüce adlar verdiğini söyleyerek övünürken, başkalarına
küçültücü nitelikteki adları uygun bulur.
Merhametli, şevkatli ve yumuşak davranışlı ( Rauf ve Rahim ) olduğunu söyleyerek
övünmekle beraber, bu niteliklere ters düşen davranışlarda bulunur.
XVIII ) Diğer Peygamberlerden Farklı Olarak Kendisinin Tanrı Tarafından Bütün İnsanlara Elçi Diye Gönderileceğinin Çok Önceden Tevrat ve İncil'de Müjdelendiğini ve Hatta Adının İncil'de "Ahmed" Olarak Açıklandığını Söyleyerek Övünür. ( Bkz. Bakara Süresi, Ayet 129, 157, Araf Suresi, Ayet 157, Saff Suresi, Ayet 6
Muhammed'in söylemesine göre, Tanrı Adem ile eşini yeryüzüne gönderdikten
sonra, insanlarla bir ahit ( sözleşme ) yapmıştır. Ve bu sözleşme gereğince
insanlar, hem kendileri ve hem de gelecek kuşaklar adına şunu kabul etmişlerdir
ki, Tanrı'nın herhangi bir zamanda göndereceği "sebebi hidayet'e"
( yani doğru yolu göstericiye ) ve daha doğrusu "hatemülenbiya'ya"
( yani son peygambere ki, güya Muhammed'dir ) uyacaklar ve iman edeceklerdir.
Onlardan aldığı bu sözü Tanrı, daha sonraki bir tarih itibariyle
kendilerine hatırlatmak istemiş ve bu maksatla Musa aracılığıyla
Yahudiler'e Tevrat'ı, İsa aracılığıyla da Hristiyanlara İncil'i vermiştir.
Verirken de onlardan yeminli olarak yeniden söz almıştır ki, Musa'nın ve İsa'nın
haber verdikleri son peygamber Muhammed'e iman edeceklerdir, onun getirdiği
Kuran'a uyacaklardır. Daha sonraları Tanrı, son peygamber olarak Muhammed'i gönderirken
Yahudilere ve Hristiyanlara güya şöyle demiştir :
"Benimle yapmış olduğunuz ahdi, Resulüm Muhammed'e baş eğerek yerine
getiriniz. Yanınızdaki Kitab'ı ( Tevrat'ı, İncil'i ) tasdik etmek üzere gönderdiğim
Kuran'a iman ediniz ve bütün eylemlerinizi buna uydurunuz." 131
_______________________________________________________________________________
131. Muhammed'in bu konuda Bakara Suresine koyduğu ayetler şöyle
: Ey İsraloğulları ! Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Bana verdiğiniz
sözü yerine getirin ki, ben de size vadettiklerimi vereyim. Elinizdeki Tevrat'ı
tasdik edici olarak indirdiğim Kuran'a iman edin.Sakın onu inkar edenlerin
ilki olmayın..Ey bilginler ! Sizler Kitab'ı Tevrat'ı okuduğunuz halde,
insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyormusunuz ?... ( Bakara Suresi, ayet
40-44 )
_______________________________________________________________________________
Başka bir deyimle, güya Tanrı, her ümmete kendi içlerinden peygamberler seçmiş, fakat Muhammed'i bütün bu ümmetlere yani bütün insanlığa en son peygamber olmak üzere göndermiş, ona ve onun getirdiği Kuran'a uyulmasını emretmiştir. Bunu anlatmak maksadıyla Muhammed'in Kuran'a koyduğu pek çok ayet var, bunlardan biri şöyle.
"Ey insanlar ! bakın size rabbinizden bürhan geldi, size açık bir nur indirdik..." ( Nisa Suresi 174 )
Burada geçen "bürhan" sözcüğü kesin delil karşılığı
olarak Muhammed anlamına geliyor. "nur" sözcüğü ise Kuran karşılığı
oluyor.
Konuyu diğer yayınlarımızda ele almış olmakla beraber, 132 ( özellikle İslama
Göre Diğer Dinler ile Kuran Eleştirisi adlı kitaplarımıza bakınız ) kısaca
özetleyelim ki, Muhammed kendisinin en son ve en yüce peygamber olarak gönderileceğinin
Tevrat ve İncil ile haber verildiğini bildirmiş ve bununla övünmüştür,
bu maksatla Kuran'a koyduğu ayetlerden biri şöyle :
"Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi Peygamber'e uyanlar ( var ya ), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder. ( Bakara Suresi, ayet 157 )
Buradaki ummi Peygamber deyimiyle kendisinin Tanrı tarafından güya okuması
yazması olmayan bir Peygamber olarak tanımladığını anlatmak istemiştir.
Yine güya Tanrı, Tevrat'ın birinci satırında Muhammed'in niteliklerini
belirtmiş ve Muhammed benim Resulüm ve tercih ettiğim kulumdur demiştir. 133
( Bkz. İmam Gazali age. cII s.879 ) Ya da İncil'de onun Ahmed adıyla çağrılacağını
haber vermiştir. Oysa ne Tevrat'ta ve ne de İncil'de Muhammed'den söz
edilmemiştir. Fakat Muhammed Yahudilerin Tevrat, Zebur ve Telmut adlı kitaplarını
ve Hristiyanların İncil'ini bilenlerden öğrendiklerini kendi işini gelir şekilde
değiştirerek, kendisinin peygamber olarak gönderileceğinin Tanrı tarafından
önceden bu kitaplara haber verildiği kanısını yerleştirmek istemiştir.
Bunu yapmakla kendisini, hem Yahudilere ve Hristiyanlara ve hem Araplara
peygamber olarak kabul ettirmekle kolaylık sağlayacağını düşünmüştür.
Kuran'a koyduğu ayetler bu taktiğin sonucudur. Örneğin Bakara Suresi'ne
koyduğu yukarıdaki 157. ayet bunun örneklerinden biridir. Yine Bakara
suresine koyduğu bir başka ayetle, kendisinin peygamber olarak gönderilmesinin
İbrahim Peygamber ile oğlu İsmail tarafından Tanrı'dan istendiğini
bildirmiştir. Ayet şöyle :
"Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor ( şöyle diyorlardı ) - Ey Rabbimiz ! Onlara içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir Peygamber gönder..." ( Bakara Suresi, ayet 129 )
Burada geçen kitap sözcüğü "Kuran" karşılığı olarak kullanılmıştır, "peygamber" sözcüğü de "Muhammed" anlamınadır, "onlara" sözcüğü ise "Muhammed'in ümmeti" dir ki, İsmanil'in zürriyeti olarak bilinir. Nitekim Muhammed, bunun böyle olduğunu anlatmak maksadıyla şöyle derdi.
"Ben babam İbrahim'in duası ve kardeşim İsa'nın müjdesi ve validemin rüyasıyım" 134 ( Bu konudaki yorumlar için bkz. Elmalılı Hamdi Yazır, age. c1 s.496 )
Görülüyor ki, yukarıdaki ayete göre İbrahimi kendi zürriyetinden bir Müslüman ümmet çıkarması ve onlar içinden "şanlı" bir Peygamber seçmesi için Tanrı'dan istekte bulunmuştur. Ve güya Tanrı, onun bu isteğini yerine getirmek üzere "şanlı" bir elçi olmak üzere Muhammed'i seçmiştir. Hani sanki Tanrı kimlere ve ne şekilde peygamber gönderilmesi gerektiğini akıl edemezmiş de İbrahim ile İsmail'in tavsiyesine muhtaçmış ve onların isteği üzerine iş görürmüş gibi bir durumda kalınmıştır bu ayetlerle.