|
VURULUYORUM...
Yanılgı
mı ağlatır insanları yoksa sevda mı?Bir cümlenin büyüsünde ve bir
cümlenin kıyısında düğümlendi yaşam.Ne dün var aklımda şimdi
ne de yarın.An’ ı yaşıyorum bütün anlamsızlığıyla...Bir
sabah vakti uyuyup,bir geceye uyanıyorum ansızın .Güneş ısıtmıyor
eskisi gibi düşlerimi.Aya tutunuyorum,yıldızlardan medet umuyorum.Gökkuşağı
,yağmur sonrası çizilmiyor gökyüzüne.Ağaçlar kışın tomurcuklanıyor,yazın
aksine.Güller ilkbaharın değil ,sonbaharın müjdecisi ,sonbahar yalnızlığın
hüzünlü bestesi...Ne zaman bir tebessüm görsem ,bir çocuk tamamlamıyor
artık resmi.Ve ne zaman bir çocuk görsem,yüreği buruk,gözleri
nemli...Mavi ki ;renklerin en neşelisi,süslemiyor artık
denizi,usulca çekilip gökyüzünden ,çoktan oldu uzak rüyaların
prensi..Su diyorum çöl geliyor aklıma,sus diyorum,kelimeler düşüyor
bahtıma...Bir alın yazısı ki,sırra düğümlü,çözülmüyor,bir
uzak şehir mutluluk ,yollar tükenmiyor...Ilık bir lodos geçmiyor artık
penceremden ,fırtınalar kopuyorken sessizce yüreğimden...Baharı
beklemek,ölümü ertelemek kadar imkansız ,kışın hüküm sürdüğü
mevsimlerde.Sonsuz baharlar istiyorum,sonsuz sonbaharlar düşüyor
heybeme...Leyla var artık,çöllerde ,Mecnun yolunda.Yusuf kuyuda , Züleyha
ise gecenin koynunda...Tersinden okunuyor artık hikayeler,Başı
sonunda,sonu başında.Yazar hikayenin tam ortasında...Ne Kaf dağı var
artık,ne Simurgu aramaya giden otuz kuş.Otuz kuş ,Simurg olmanın
çoktan bilincinde...Her sözün başı ihanet,her sözün sonu nedamet.Ve
ulaşılamayacak her yerde selamet...Yaşamak acının talihsiz çocuğu.Acı,
sevdanın siyah tomurcuğu...Aynalar oldu artık hayatım,ben yalnızca
aynalarda varım...Suretimin düştüğü her gölgede var olmak
isterken,suretime düşürülen gölgelerde yitiyorum...Bir yanım gündüze
bakıyor,diğer yanım geceye akıyor.Özgürlük, prangaların
esaretinde,prangalar, özgürlüğün hasretinde .Ve ben yaşamımın ilk
celsesinde ....Vuruluyorum...Bir gülün sancısı var artık yüreğimde.Durmadan
kanıyorum....
VURMA
ARTIK BENİ.........
|
|