|
"Yemeği polislere ver" Ömer Faruk Paksu |
|
|
Gençlik Rehberi adlı eserinden dolayı aleyhinde dava açılmış ve İstanbul’a gelmesi istenmişti. Mahkemenin davetine icabet ederek İstanbul’a gelmiş ve bir otele yerleşmişti. Kapıda iki polis sürekli nöbet tutuyordu. İstanbul’a geldiğini duyan herkes onu ziyarete gelmek istiyor ve zor da olsa bir fırsatını bulup duasını alıyordu. Özellikle üniversite talebelerinden onu görmeye gelenler çoğunluktaydı. Kendisine muhabbet besleyen bir aşçı da ona her gün üç öğün yemek yapıyor ve gönderiyordu. Her seferinde teşekkür ediyor ve geri çeviriyordu. Birgün aşçı elinde sefertasıyla yine geldi. Birkaç çeşit yemek yapmıştı. Bu sefer kendi elleriyle yaptığı yemeği mutlaka Bediüzzaman’a ikram etmek, onun hayır duasını almak istiyordu. Bediüzzaman: “Kardeşim Allah razı olsun, ben zaten pek bir şey yiyemiyorum. Bir yumurta, bir dilim peynir ve birkaç tane zeytin bana günlerce yetiyor.” Aşçı bir defa daha geri çevrilmenin üzüntüsüyle ne diyeceğini bilemedi. Bunu farkeden Bediüzzaman aşçının da gönlünü alacak şu teklifte bulundu: “Peki kardeşim, bu yemekleri kapı önünde bekleyen polislere ver. Benim yerime onlar yesinler. Onlar çok zahmet çekiyorlar.”
(Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler-1 kitabından)
2004-11-26
|
|
| Ömer Faruk Paksu |