Bayram Yüksel Ağabey'den
hatıralar:
1- Üstad Hazretleri, (Mevlid-i Nebevi gecesi hâriç) diğer leyâli-i
Mübâreki ihyâ ettirir, uyutmazdı. Uyuyanları ibrikle su dökerek
uyandırırdı. Ayrıca Ramazan'ın 15'inden sonra
uyutmazdı. Üstad Hazretleri, kendi de mübarek gecelerde ve Ramazan'ın son
15 gününde uyumazdı.
2- Bir ders esnasında 17. Lem'a'daki Nota'lar bahsi okunurken Üstad
Hazretlerinin hazır olduğu bir derste Ağabeylerden biri, "Ey gafil Said"
ibâresini okuyunca, Üstad Hazretleri, "Keçeli, beni itham etmeye hakkınız
yok!" dedi. O ibâre yerine "Ey gafil nefsim veya Ey gafil filan!" (Okuyan
kendi ismini söylesin) ma'nasında sözler söyledi.
3- Bir gün, Üstad Hazretleri, "Kardeşim, bu zaman çok acâib olmuş, elini
versen kolunu alır, kolunu versen vücûdunu alır. Zarûrî rızkı bulsanız,
kifayet ediniz." diyerek Ağabeylere ve bizlere buyurdular ki, "Size,
hayat-ı içtimâiyeye girmeye mecbur kalırsanız, ancak çobanlığa izin
veriyorum!" dedi.
4- Bingöl Milletvekili (Said), Üstad Hazretlerinin yanına geliyor ve
Ankara'dan çok sıkıldığını söylüyor. Üstad Hazretleri, "Yok, yok!
Ankara'nın her mahallesinde, her semtinde bir dershane olacak!" diyor.
"Ankara'da, en kara bir hâlet hissettim, fakat sonra Ankara nurlandı!"
diyor.
5- Mustafa Birlik Ağabey, Üstad Hazretlerine, "Zekât yerine Risale-i Nur
kitablarından dağıtabilir miyim?" diye sorunca, Üstad Hazretleri, "Olur!"
dedi.
6- Üstad Hazretleri, "Tenbellik, hastalık ve yorgunluk nefsin
desisesidir!" diyor ve hiç sevmiyordu!
7- Üstad Hazretleri, "Gavs-ı A'zam, Allah'tan hizmet için ömür rica etmiş.
Ben de, Risale-i Nur, matbaalarda basılıp bitinceye kadar Allah'tan ömür
istiyorum." dedi.
8- Öğlene kadar ders yaptığımız oldu. Fakat bu, Arabça Mesnevi'yi okuma
zamanına mahsus idi.Sâir zamanlarda, birer ikişer sahife olarak, sabah
dersinde okurduk.
9- Üstad Hazretleri, "Evladlarım, evladlarım, Risale-i Nur dinsizlerin,
Komünistlerin, Masonların belini kırmıştır., merak etmeyiniz! Risale-i Nur
dâima galiptir. Yeter ki, siz Risale-i Nur!a sadık kalın!" diyordu.
10- Üstad Hazretleri, "Eğer mümkün olsaydı, Risale-i Nur'un bir
sahifesinin yazılması için on
altın verecektim." dedi.
11- Yine Üstad Hazretleri, "Acaba Risale-i Nur dâiresine girip de, bütün
bütün dâireden atılan var mı?" diyor, sonra "Ben hiç hatırlamıyorum."
diyordu.
12- Üstad Hazretleri, birbirinize haksız yere seksen sopa vursanız
buradaki netice-i azîme için burayı bırakıp bir yere gitmeyeceksiniz!"
diyordu.
13- Üstad Hazretleri, "Dünyanın şaşaalı bir devri gelecek, İnşâallah. Ben
görmeyeceğim, ben kabrimde seyredeceğim, Mustafa Sungur da bana ders
okuyacak" diyordu.
14- Üstad Hazretleri, Emirdağ'ında iken Ziya Arun Ağabey ayrılıyor. Üstad
Hazretleri, Keşki ben gelinceye kadar tutsaydınız!" (Ziya Ağabeyinin
mezcubâne hareketinden, Bayram Ağabey de onun gitmesini arzu ediyor.
Bayram Ağabey bavulunu taşıyor, o kolu bir hafta ağrıyor.) Üstad
Hazretleri, "Ziya duamda, birinci tabakada iken şimdi yedinci tabakada zor
kabul ediyorum." dedi. Yine, Üstad Hazretleri "Ziya hayat-ı içtimâiyenin
boşluğunu bildi, tımarhaneye kapandı. Şimdi orada imamlık yaparak hizmet
ediyor." dedi. Hâşiye: Ziya Ağabeyde ırsî bir meczûbiyet hâli varmış!
15- Üstad Hazretleri, "Ben kızdığım zaman kalben değil sûreten
hiddetleniyorum." derdi.
16- Bir gün Ceylan, Tahiri, Sungur Ağabeyler, Bayram Ağabeyin bulunduğu
bir derste "Üstad Hazretleri, "Siz zannediyor musunuz ki, biz beş altı
kişilik bir dersyapıyoruz. Biz bu dersimizde Anadolu'daki binler
cemaatlerin arasına girip ders yapıyoruz." dedi.
17- Üstad Hazretleri "Nasıl ki, Cuma akşamları camilerde tecdid-i iman
yapılıyor. Biz de, Risale-i Nur okuyarak tecdid-i iman yapıyoruz."
diyordu.
18- Üstad Hazretlerinin en çok kızdığı İslâmiyete zarar veren İngiliz ve
Fransızlar idi. Ağabeylere diyordu ki, "Fransız ve İngiliz, Sidre'ye
uçaklarını gönderip bombardıman yapsalar beş para ehemmiyet
vermeyeceğim.Siz de ehemmiyet vermeyin. "Zübeyir, yap bir kahve !
diyeceğim."
19- Üstad Hazretleri,"Târihçe-i Hayat, on ordu, yirmi mecmua kadar hizmet
edecek!" diyordu.
20-Üstad Hazretleri, beş saat geçmeyince yemek yemez, iki saat geçmeyince
de su içmezdi. Çamaşırını sık sık değiştirirdi. Yıkamak için aldığımızda
gül gibi kokunca, ancak kirli olduğunu anlıyorduk!
21-Üstad Hazretleri, ben Kore'ye giderken: "Tam, tam. İnkâr-ı Ulûhiyete
karşı gitmek lâzımdı. Ben ya seni, ya Ceylan'ı düşünüyordum. Orada kafana
göre bir arkadaş edin. Nefis ve Şeytan'ın seni sıkıştırdığında beni
hatırla! Korktuğun zaman da beni hatırla! Senin lisan-ı
hâlin, lisan-ı kâlinden daha ziyâde te'sir edecektir." diyordu.
22-Kore'de bir gün, Bayram Ağabeye de radyo yayını için "Türkiye'deki
vatandaşlarına bir diyeceğin var mı?" diye soruyorlar. O da, "Üstadım
Bediüzzaman Hazretlerine selâm ederim, ellerinden öperim." demiş. Bu
sırada, Üstad Hazretleri mahkemeden çıkınca, radyoyu açtırır ve o anda
yayında olan Bayram Ağabeyin konuşmasını dinler.
23- Üstad Hazretleri, Isparta için, "Bu mübârek şehri ihya etmek için, her
gün Cennet'ten altı damla bu göle, (Gölcük'e) damlıyor." demiş. (Terzi
Mehmed'den)
24- Hava assubayları Üstad Hazretlerini ziyarete gelirken jip devriliyor!
Üstad, onlara "Ziyaretinizin makbuliyetine işarettir." buyurdular.
25- Üstad Hazretleri, birbirine edilen gıyâbî dualara ehemmiyet veriyordu.
Sabah namazından bir saat evvel başladığı duada beş metre uzunluğunda (ve
bir metre genişliğinde) kâğıda yazılı şecerede bulunan isimlere
bağışlıyordu. Üstad Hazretleri, mübârek zatların hepsine dua ediyordu.
Buyururlardı ki, "Nasıl zarfın üzerine isim yazılınca adrese kolay gider;
aynen öyle de, birbirinize ismen dua ederseniz, o zarfdaki gibi olur ve
yerine gider." derdi.
26- Üstad Hazretleri, uçağı gördüğü zaman, onu göstererek, "Nev'imle
iftihar ediyorum!" dedi.
27- Üstad Hazretleri, sabah namazını Şafii mezhebine göre, yâni biraz
erken kılardı. Ağabeyler o zaman namazlarını ayrı kılarlar ve sonra zile
basılınca Üstad Hazretlerinin yanına giderlerdi. O zaman, Üstad Hazretleri
"Tesbihatı yapıp yapmadıklarını" sorar, yapmamışlarsa "yapmalarını"
söylerdi. Eğer namazı beraber kılmışlarsa Lâ İlâhe İllallah çekilinceye
kadar, kimseyi bırakmazdı.
28- Üstad Hazretleri, "Yirmi milletvekili "vatan, Kur'an için
çalışacağız." deseler, maaş almazlarsa bomba gibi te'sir edecek!" dedi.
29- Üstad Hazretleri, gömleğinin önüne bazan reyhan ve gül takıyordu.
30- Üstad Hazretleri, "Benim hizmetkârlarımı gıybet edenin âkıbetinden
korkarım." buyurdu.
31- Üstad Hazretleri, "Menderes gelse, "Bayramı bana şoför olarak ver!"
dese, bunun neticesi olarak "Risale-i Nur dağıtacağım, neşredeceğim" dese,
ben Bayramı vermeyeceğim." dedi.
32-- Abdullah Ağabey Urfada hizmette iken, vâlidesi Üstad Hazretlerine
mektub yazarak diyor ki: "Abdullah'a müsaade edin, iki aylığına yanıma
gelsin! Yoksa hakkımı helâl etmeyeceğim." Üstad Hazretleri,o sırada
Emirdağı'nda imiş. Bu mektubdan evvelâ haberdar olan olan Zekeriyya
Kitabçı Ağabey, Üstad Hazretlerinden habersiz olarak Abdullah Ağabeye
mektub yazarak demiş ki, "Annenden böyle böyle mektub geldi. Üstad
Hazretleri iki aylığına değil de iki günlüğüne memlekete gitmenize izin
verdi. Çabuk gelin" Abdullah Ağabey, hemen yola çıkarak evvelâ Üstad
Hazretlerini ziyaret ederek, memlekete gitmek niyetiyle Emirdağ'a geliyor.Üstad
Hazretleri, Abdullah Ağabeye o zaman şöyle demiş: "Sıla-i rahim mektubla
da olur. Hemen Urfa'ya geri dön. Eğer önceden tedbir alıp eve ara sıra
mektub yazsa idin bunlar başına gelmezdi. Eğer seni özlemişlerse onlar
senin yanına gelsinler." Abdullah Ağabeyin anlattığına göre, Üstad
Hazretleri sağ elini göstererek demiş ki:"Baş parmak hukukullah; İşaret
parmağı hukuk-u Resulullah: Orta parmak hukuk-u Üstad; Yüzük parmağı
hukuk-u vâlide; Küçük parmak hukuk-u peder." demiş. Sonra Üstad
Hazretleri, baş parmağını işaret ederek, "hepsine mukabildir ve hepsinden
önce gelir." demiş. Abdullah Ağabey, hemen Urfa'ya dönmüş.
33- Üstad Hazretleri, Ağabeylere nâfile oruç tutturmuyormuş ve tutarlarsa
bozduruyormuş. (Bayram Ağabey, "Za'fiyet geçirip, hizmetten geri kalmamak
için" diyor.) Bayram Ağabey diyor ki: "Ben de, bunun için Üstad Hazretleri
Isparta'dan ayrıldığı zaman nâfile oruç tutardım." Eğer Ramazan ise, Üstad
Hazretleri Ağabeyleri oruç tuttukları için zahmet olur diye suya
göndermiyormuş.
34- Abdülmecid Ağabey, Üstad Hazretlerini ziyarete gelince, Isparta'daki
Ağabeylerin hepsi yemekte toplanıyor. (Üstad Hazretleri, dışardan
lokantadan yemek getirtiyor.) Üstad Hazretleri, yemekten sonra şöyle dua
ediyor: "Yâ Rab! Bu cemaatla beraber, Cennet'te de yemek nasib eyle!"
diyor.
35- Üstad Hazretleri, fırtınalı bir havada Eğridir'den Barla'ya motorlu
bir kayık ile gidiyor. Üstad o fırtınada kayık içinde bir delikanlı gibi
duruyor. Kayık içinde korkmayan bir Üstad Hazretleri ile bir çocuk varmış.
Üstad Hazretleri, kayıktaki korkaklara diyor: "Hey ahmaklar, ne
korkuyorsunuz? Şehid olacaksınız!" Karaya çıktığında Üstad Hazretlerinin
üzerinde bir damla yağmur ve deniz suyu yokmuş. Üstad Hazretleri, orada
bulunan ihtiyare bir kadına: "Çayınız var mı?" diye soruyor. Kadın: "Hiç
çay âdetimiz yoktur!" diyor. Üstad Hazretleri bir yerden çay alıyor. Oba
sahibi ise: "Şekeri de benden olsun diyor." Üstad Hazretleri ise: "Ben
seksen senelik kâidemi bozamam!" deyip şekerin parasını veriyor.
(Emirdağ.2:198-199'a bakınız.)
36- Üstad Hazretleri, "Van'daki ada içinde yetiştireceğim on adam, dünyayı
idare eder!" diye buyurmuştur. Sebebi sorulunca: "Çünki, âfâkî meşguliyet
yok!" demiş.
37- (Sırr-ıı İnnâ A'tayna), ay ışığında ve Çam dağında te'lif ediliyor.
38- Üstad Hazretleri, "Bast-ı zaman, Risale-i Nur'un te'lifinde vuku'
bulmuştur." demiştir.
39- Üstad Hazretleri, "Demokrat Parti parmak kesiyor. Halk Partisi el
kesiyor. Onun için Demokrat Partiye ehven-üş şer nazariyle bakıyorum!"
diyordu.
40- Üstad Hazretleri, "Tevfik Tığlı, Hüseyin Câhid ve Ahmet Emin Yalman
gibiler kırk yıl bana karşı mücadele ettiler." (Bunlar Üstad Hazretlerinin
aleyhinde yazı yazıyorlardı.) deyince, Zübeyir Ağabey Bayram Ağabey
birlikte, "Onları öldürelim, Üstadım!" diyorlar. Üstad Hazretleri ise:
"Hiç ehemmiyet vermeyin. Risale-i Nur onların temellerini yıkmıştır. Cevab
dahi vermeyin!" dedi.
41- Bayram Ağabeyin kalbine birgün "Bir avuç Nur Talebeleri olan bizler
yazıyoruz, bizler okuyoruz." diye geliyor. Üstad Hazretleri, birden "Bu
Nurları bütün kâinata okutturacağım!" diye buyurdular.
42- Üstad Hazretleri, (Sarıklı genç) için "Bir zaman Ceylan'ı
düşünmüştüm." demişti.
43- Üstad Hazretleri, "fıtrî uyku beş saattir." diyordu. Kendi de erken
yatıp saat ikide kalkıyordu.
44- Üstad Hazretleri, Emirdağı'na üç Km. kalsa bile namaz vakti girince
arabayı durdurup, hemen evvel vaktinde namazını eda ediyordu.
45- Üstad Hazretlerinden âfâkî hiç bir şey duymadık. Beş dakika boş
durduğunu da görmedik. Ya yazıyor veya okuyordu.
46- Üstad Hazretleri, "Benden sonra sizin vazifeniz, Tevafuklu Kur'an,
Risale-i Nur'un ta'limi, Lâhika mektublarının neşri (Kastamonu ve Emirdağ
Lâhikaları neşredilmemişti) olacak" diyordu. (Ağabeylere hitaben)
47- Üstad Hazretleri, "Risale-i Nur'u bir yerden bir yere götürmek, on
kâfiri öldürmekten daha ehemmiyetlidir." buyurmuştu.
48- Üstad Hazretleri, bazan bizleri çağırır ve "Siz mi çalışkansınız, ben
mi çalışkanım?" diye sayfaları gösteriyor ve kendisinin ikiyüz sahife
okuduğunu tek tek sayıyordu.
49- Üstad Hazretleri, "Risale-i Nur'u evrâd makamında da okuyabilirsiniz!"
diyordu.
50- Üstad Hazretleri ile birgün yolda giderken, yolda gördüğümüz yeni
doğmuş on günlük bir bebeğin Üstad Hazretlerine gitmek ister gibi
hareketlendiğini gördük.
51- Üstad Hazretleri Arabça Mesneviyi ders verdiği zamanlarda dersi çok
uzatıyor ve sabah namazından öğle namazına kadar ders yapıyordu. Zübeyir
Ağabey, uyumamak için vücuduna iğne batırıyordu. Üstad Hazretleri, Arabça
Mesneviyi okurken izah ediyordu.
52- Üstad Hazretleri, Bayram Ağabeye soruyor: "Anladın mı?" Bayram Ağabey,
"Anlamadım!" diyor. Üstad Hazretleri, tekrar anlatmaya başlıyor. Bayram
Ağabey diyor: "O zaman bendeki kafa gitti ve her söyleneni anlayan bir
kafa geldi. "Ben artık oldum!" diye kapıdan çıkınca kafamda bir şey
kalmadı. Sonra yine "Anladın mı?" diye soruyor. Bu def'a "Anlamadım!"
deyince Üstad Hazretleri bir tokat vuruyor ve diyor: "Mükemmel anladın!
Eğer tam anlasa idin istihdam olunmayacaktın, "Ben oldum" deyip,
gidecektin!" dedi.
53- Üstad Hazretleri: "Ben bu zamanda dindar bir muallime, eski zaman
velisi nazarı ile bakıyorum.. Bir muallim çocuğa ne verse ne anlatırsa
çocuk onu mıknatıs gibi çeker, menfi ise menfi, müsbet ise müsbet alır.
Ben bu zamanda mümkün olsa her muallime on altın verip, "Kardeşim, benim
çocuğumu iyi yetiştir." diyeceğim. Üstad Hazretleri, yanına gelen
muallimlere, "Bu zamanda terbiye ana babadan alımnış, muallimlere
verilmiş. Siz olmasanız ben yanımdakilerden birini sizin yerinize vazife
için göndereceğim. Muallimliğin ortası yoktur. Ya minare başındadır veya
kuyu dibindedir." dedi.
54- Üstad Hazretleri, "Eşeğe işlek deyin, yoksa hakaret olur." diyordu.
55- Üstad Hazretleri, "İhtiyaç anında 400 Âyet-i Kerime imdâdıma geliyor!"
derdi.
56- Bir Cum'a günü Üstad Hazretleri, Tâhiri, Zübeyir, Bayram, Ceylan
Ağabeylerle beraber Isparta'da Sidre'nin eteklerindeki Öküz Battı mevkiine
kıra gidiyorlar. Üstad Hazretleri, Cum'a vakti gelince, Tâhiri ve Ceylan
Ağabeylere: "Sizler medenisiniz, cum'aya şehre gidin. Bunlar (Zübeyir,
Bayram) vahşîdir, burada kalsın!" diyor. Üstad Hazretleri, kalanlarla
beraber öğle namazını eda etmişler. Sonra Zübeyir ve Bayram Ağabeyleri de,
500 metre ileriden su doldurmaya gönderiyor. Ağabeyler oyalanmadan hemen
dönüyorlar. Fakat Üstad
Hazretleri, "Geç kaldınız!" diye hiddetleniyor. Ağabeylerin üzerine taş
atmaya başlıyor. Zübeyir Ağabey bir ara, "Yok Üstadım geç kalmadık,
istersen saat tutalım." diyor. Üstad Hazretleri, "Avukat gibi kendini
müdafaa ediyor." diye daha da çok hiddetleniyor. Cum'adan gelen Tâhiri ve
Ceylan Ağabeylerle beraber dershaneye dönüyorlar. Üstad Hazretleri, o gece
Ağabeyleri topluyor. Tâhiri Ağabey'e diyor ki : "Ben bu ikisi için kaidemi
bozdum.(Zübeyir, Bayram Ağabeyler için) Ama, ben bunlarla yapamıyorum.
Başkası ile de yapamam! Ben eski hayatıma geri döneceğim! "Tâhiri Sen
ananın evine git! Zübeyir Sen de, ananın evine git!",
Bayram, Ceylan sizler de Dıyar-ı Bekire gidin!" deyince Tâhiri Ağabey,
şefaatçi olarak. "Aman Efendim Hazretleri, affet!" diyor. O zaman Üstad
Hazretleri, "Benim mesleğim sahabe mesleği, yokluk var, eziyet var, hapis
var, var var .. Eğer Abdül Kadiri Geylani Hazretleri gelse, "Ya Said! Şu
mesleği terket, benim mesleğime gir! Sana günde bir milyon mürid ve her
imkân sağlanacak ve bu tazyikatlardan kurtulacaksın!" dese, ben elini öpüp
bu dersimi, bu mesleğimi Üstad-ı Hakikimden ders aldığımı söyleyip, bu
mesleğimden geri dönmeyeceğim.
Getirin Kur'anı! Benim mesleğimden geri dönmeyeceğinize yemin edin!" diyor
ve Ağabeylere Kur'ana el bastırarak sabaha kadar, belki on def'adan fazla
yemin ettiriyor.
57- Üstad Hazretleri, bazan "Siz kime hizmet ettiğinizi bilmiyorsunuz!"
derdi.
58- Üstad Hazretleri, 1926 senesinde bir gazetede haşre dâir iman
aleyhinde bulunduklarını duyunca, Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyor. 40 def'a
haşre dâir âyeti okuyor. Daha sonra Cenab-ı Hak, 10. Söz olan Haşir
Risalesini ikram ediyor. Onuncu Söz ilk neşredildiğinde hâşiyesizdi.
Hâşiyeleri sonra koydurdu.
59- Üstad Hazretleri, "Gerçi milyonlar var, fakat hizmeti yürüten 50-60
kişidir. Siz bu fedakârlar dâiresini genişleteceksiniz." dedi.
60- Üstad Hazretleri, "Her zamanın fedakârlığı , o zamanın altında olursa,
fedakârlık devam eder!" dedi.
61- Üstad Hazretleri, "Kalbime nasıl geldiyse öyle yazdım." diyor, tashih
ettiği zaman titriyordu.
62- Üstad Hazretleri, Re'fet Ağabeye, Yahudiler için: "Elleme!
Toplansınlar, imhaları kolay olur!" dedi.
63- Üstad Hazretleri zamanında Kastamonu ve Emirdağ Lahikaları Said
Özdemir Ağabeye gönderiliyor, fakat basılamıyor. Çünki, o zaman eksik
olarak gönderilmiş. Zübeyir Ağabey sonra daktilo ederek hepsini topluyor,
fakat Üstad Hazretlerinin bazı ağabeylere hususi mektublarını içinden
çıkarıyordu.
64- Risaleler ilk def'a Latinceye Üstad Hazretleri zamanında çevrildi.
Sözler, Mektubat ve Lem'alar basıldığında Üstad Hazretleri yerinde duramaz
oldu, bir hareket başladı. Basılan eserler eline geldikçe nezdinde bizzat
tashih ediyordu. Üstad Hazretleri, her risale basılıp geldikçe. "Bunu da
görsem gideceğim! Abdülkadiri Geylani Hazretleri hizmet için ömrünün
uzamasını dua ile istemiş. Ben de, risaleler tab' oluncaya kadar ömür
istiyorum." dedi.
65- Üstad Hazretleri yanına gelenlere: "Risale-i Nur okuyor musunuz?
Dersaneniz var mı?" diye sorardı.
66- Üstad Hazretleri, sakal tıraşını ustura ile olurdu.
67- Üstad Hazretleri, son zamanlarında çayın içine şekeri atıp, limon da
sıkarak ve karıştırarak içiyordu.
68- Üstad Hazretleri, bir gün ders esnasında, "İnsan olan bir insan
diyebilir ki: Güneş bir lambam ..ilââhir" yeri gelince, buyurdular ki: "Tâhiri,
sen böyle diyebilirsin!" O anda kapıdan Hasan Âtıf Ağabey geçiyor. Üstad
Hazretleri onu işaret ederek: "Bu da diyebilir!" dedi.
69- Üstad Hazretleri, abdest aldıktan sonra yaş ayakla yere basmazlar,
hemen çorab giyerlerdi. Namaza duracağı esnada da çorablarını çıkararak
(Şafii Mezhebine göre) çıplak ayakla namaz kılarlardı.
70-Üstad Hazretleri,iki rekat teheccüt ve duha namazlarını kar kış demez,
asla terketmezlerdi.
71- Üstad Hazretleri, bir dersane açılışı oldu mu, mutlaka kendi giderdi.
Gidemezse bizleri
gönderirdi. O dersaneyi açanlara, "O benim evim!" derdi. Civardan dersane
açıp Üstad Hazretlerinin ziyaretine gelenleri, evvelâ mutlaka kabul
ederdi. Bunlar açılan dersanelerin anahtarlarını getirip Üstad
Hazretlerine verirlerdi. Böyle, birçok dershane anahtarı yanımızda
birikmişti.
72- Üstad Hazretlerinin yanına gelen bazı me'murlar, "Biz fazla para
alıyoruz. Bize haram değil mi?" dediler. Üstad Hazretleri, "Çalışmamızın
ücretidir!" demeyin. Allah'ın lûtf-u ihsanı olarak alın!" buyurdu.
73- Üstad Hazretleri, "Sadakatta Zübeyir, İhlâsda Bayram, Zekâda Ceylan,
Takvada Tâhiri başda gelir" diye sıralıyordu. Mustafa Sungur Ağabey
74- Üstad Hazretleri, bir gün Tâhiri Ağabeye: "Tâhiri, kendini bilmek mi
istersin, yoksa istihdam mı olmak istersin?" deyince, Tâhiri Ağabey. "Aman
efendim, istihdam olmak isterim!" dedi.
75- Üstad Hazretleri, dişi olmadığı halde misvak kullanırdı, damaklarına
sürerdi. Elmayı da rendelenmiş olarak yerdi.
76- Üstad Hazretleri ineğin sütünü, yoğurdunu, koyunun da etini yer
içerdi.
77- Üstad Hazretlerinin yıkanmış ıslak çamaşırlarına birinin eli veya başı
değse onları tekrar yıkatıyordu. Evlerde yıkanan Üstad Hazretlerinin
çamaşırları gelince, tekrar üç def'a sudan geçirip sıktırıyordu. (52.
Paragrafa da bakınız.)
78- Üstad Hazretleri, dışarıya çıkarken sarığının üzerine atkısını
sarıyordu.
79- Üstad Hazretleri, yemeklerden sonra az da olsa mutlaka tatlı bir şey
yerdi.
80- Üstad Hazretleri Barla'daki çınar ağacı için: "Bu ağaç da, -
Cennet'teki şecere-tün
mübârekedeki ağaçlara dahildir." buyurdular.
81- Üstad Hazretleri, Menderes'e ezanı asliyetine çevirmesinden dolayı
ehemmiyet verirdi ve "İslâm Kahramanı" derdi. Çınar ağacı için de,
"Menderes gelse, çınar ağacını ver, buna mukabil Risale-i Nur'u bastırıp
dünyaya dağıtacağım." Bir dalını dahi vermeyeceğim." dedi.
82- Üstad Hazretleri: "Kardeşim, evlilikteki lezzet, insanın tuvalet
ihtiyacı için tuvalete girer, çıkar, işte o kadardır." dedi.
83- Üstad Hazretleri ile Urfa'ya giderken, benimle Zübeyir Ağabeyi arkaya
alarak. "Kardeşlerim, kardeşlerim! Risale-i Nur, dinsizlerin,
Komünistlerin ve Masonların belini kırmıştır. Merak etmeyin! " diye
müteaddit def'a tekrar etti. (Avuçlarını aşağı döndürerek) Ben gidersem
böyle olacaklar! (Ellerini döndürerek) Beni anlayamadılar. Benim gibi
adamı siyasete bulaştırmak istediler." buyurdular.
84- Üstad Hazretleri, bir sayfaya yazdırdığı (Sekine)yi çay içerken,
yüzüne bakarak okurdu..
85- Üstad Hazretleri bir gün uçağı göstererek: "Ben buna parasız
bineceğim!" demiştir. (Hakikaten vefatından sonra kabrinden çıkarılıp
askeri bir uçakla nakledilmiştir.)
86- Ahmed Feyzi Ağabey, Emirdağı'na Üstad Hazretlerini ziyaret için
gelmişti. Ziyaretten sonra, Üstad Hazretlerinin tenbihine rağmen
dönemeyip, Mehmed Çalışkan Ağabeyin evinde, da'vet edilen yüksek zevatla
geç vakitlere kadar sorulara (Mehdilik dahil) cevab verip sohbet ediyor.
Sabah olunca , Gece kaldığını bilmemesi gereken Üstad Hazretleri
tarafından Zübeyir Ağabey ile yanına çağrılıyor. Korkarak, Mehmed
Çalışkanla beraber giderler. Kapıdan girince, Üstad Hazretleri :"Kardeşim
aynen söylediklerini tasdik ediyorum." diyor.Sonra Ahmed Feyzi çıkınca,
Ağabeylere hitaben: "Ahmed Feyzi mi, Mehmed Feyzi mi? (Fazilet
noktasında) Kardeşim, Ahmed Feyzi'ye yetişilmiyor." diyor.
87- Osman Çalışkan Ağabey, kalbinden diyor ki: "Ahmed Feyzi Ağabey
Üstadımızın mehdiliğinden bahsediyor. Fakat, Mehdi-i A'zam ehl-i beytten
olacak. Üstadımız ise Kürddür. Acaba Kürdden Mehdi olur mu?" diyor. Sonra,
Demirci Ali Ağabeyle beraber Üstad Hazretlerinin yanına gidiyorlar.
Üstadımız buyuruyor ki: "Kardeşim Ali Efendi! Elinde dövdüğün demir gibi
emin ol ki, benim annem Hasanî, babam ise Hüseynîdir. Yâni, annem Hazret-i
Hasan (r.a.) ve babam Hazret-i Hüseyin (r.a.)'dendir."
88- Barla'da Üstad Hazretlerinin oturduğu üstteki evde idik. Ben çay
bardaklarını ve bulaşıkları yıkarken: "Bu Barla'ya her zaman geliyoruz.
Mahrumiyet yeridir, bazan aç kalıyoruz. Kıymeti nedir?" diye hatırımdan
geçer geçmez (Ki, Üstad Hazretleri arkada evradla meşgul oluyordu) birden
beni çağırdı ve :" Evladım Bayram! Bu Barla'yı kerih görme. Hakikaten
ehemmiyetlidir, hakikaten ehemmiyetlidir." ve yüksek sesle: "Hakikaten
ehemmiyetlidir. İnşâallah, ileride nurlanacak!" dedi.
89- Yine birgün mutfakta çalışırken aklıma geliyor ki: "İçeride Ağabeyler
ve kardeşler okumak ve yazmak ile meşguldürler." Birden Üstad Hazretleri
gelerek: "Evlâdım senin aklına böyle şeyler gelebilir. Sen bu hizmetin ile
içeridekilerinin hepsinin yaptığı hizmetten hisse alıyorsun!" dedi.
90- Ceylan Ağabey bana lâtife tarzında takılırken, Üstad Hazretleri
buyurdu ki: "Bayram'ı kerih görme! İleride büyük hizmet görecek!" dedi.
91- Bir gün Üstad Hazretlerine cemaat olacağım zaman: "Niyet ettim
Mehdiye!" diye uydum. Üstad Hazretleri de namaza niyet etti, fakat tekbir
alıp namaza başlamıyordu. Sonra yine niyet etti. Ben de içimden niyet
ettim: "Uydum Mehdiye" diye. Üçüncüde de niyetimi aynen böyle
tekrarlayınca, Üstad Hazretleri dönerek kafama vurdu: "Keçeli, niyetini
değiştir!" dedi. Ben de normal niyet ettim, sonra namaza başladı.
92- Birgün Üstad Hazretlerine, "Amerikalılar 150 metreden tarladaki kara
karıncayı vuran bir âlet bulmuşlar. Ruslar da onu vuracak bir âlet
bulmuşlar." dediğimde,Üstad Hazretleri: "Ben onları geçmişim. Afyon
hapsindeyken Ceylan ile Bayram'ın alın yazısını okumuşum." dedi.
93- Üstad Hazretleri, Ramazan davulcusuna şeâir-i İslâm nazarı ile bakar
ve para verirdi.
94- Bayram Yüksel Ağabey, 1953'den 1960 da yanında vefat edinceye kadar,
Üstad Hazretlerinin yanında kaldığı zaman zarfında evinde bir gece dahi
geçirmediğini söylüyor. Çünki, Üstad Hazretleri talebelerini evlerine hiç
göndermiyormuş. Yalnız, Üstad Hazretleri Bayram Ağabeyin köyü olan
Çoğol'un yanından geçerken "Git, ananın elini öp , gel!" dermiş. Onun için
Bayram Ağabey de kendi yanındaki vakıfları evlerine izine göndermeye
taraftar olmuyor. Fakat yine de Bayram Ağabey vakıfları memleketlerine
senede sadece üç günlüğüne gönderdiğini söylüyor. Hattâ Abdullah Yeğin
Ağabeyin Urfa'dan Emirdağı'na
Üstaddan memleketine gitmek için izin almaya gelmişken, Üstad Hazretleri
derhal Urfa'ya geri dönmesini söylemiş.Sılah-i rahimin mektubla da
olabileceğini anlatmış. (32. Paragrafa bakınız.)
95- Mustafa Sungur, Hüsnü Bayramoğlu, Bayram Yüksel, Abdullah Yeğin,
Ahmed Aytimur, Salih Özcan beraber olduğu bir derste, Bayram Ağabeye
soruldu: "Üstad Hazretleri Delâil-in Nur okurken bir kısmında durup, orada
Evrâd-ı Kudsiyeyi okuyup sonra da Delâil-in Nur'u bitirirmiş. Öyle mi
Bayram ağabey?" Bayram Ağabey "Evet" dedi. Yalnız nerede durup, evrâdı
okuduğunu kimse sormadı, öğrenemedik.
Şafii olan Said Nursi Hazretlerinin tatbikatından hatıraları:
1- Üstad Hazretleri,intikal tekbirlerinde ellerini kaldırmıyormuş.
2- Üstad Hazretleri, oturuşlarda işaret parmağını kaldırıyormuş.
3- Üstad Hazretleri, dört olan sünnetleri iki rekat kılarmış.
4- Üstad Hazretleri, hususî havlusunu kullanırmış. (76. Paragrafa
bakınız.)
5- Abdestten hemen sonra çoraplarını giyer, namazı çıplak ayakla kılarmış.
(76. Paragrafa bakınız.)
6- Sabah namazlarını vakt-i evvelinde tek kılar, kunut duasını da okurmuş.
Talebeler ise, Tahirî Ağabeyin imametliğinde Üstaddan bir saat sonra
kılarlarmış.
7- İmam arkasında Fatihayı okur ve Ağabeylere de "okumalarını (Husûsi
dâirede), imamlara i'timad olmadığını" söylermiş. Bayram Ağabey de buna
göre, "Nur Talebesi imamların değil de, başka imamların arkasında Fatiha
okuduğunu" söylüyor.
8-Bayram Ağabey, Üstad Hazretlerinin vefat etmezden evvel son bir iki
senesinin Ramazan aylarında önce iftar edip, yemeğini yedikten sonra namaz
kıldıklarını, tesbihatı ise aynen yaptıklarını söylüyor.
