Tunis

Sidi BouSaid-Sousse-Monastir-Medina Çarşısı ve Bourgauiba Caddesi-Jasmin Hammamet Oteller Bölgesi-Kairouan-Kartaca Harabeleri ve Bardo Müzesi …

Tunus'un tipik mimarisini yansıtan, mavi boyalı kapı ve pencereleri ile beyaz boyalı evlerden oluşan Sidi Bousaid'i mutlaka ziyaret etmek gerekiyor.
Tunus gezisi için doğru mevsim ilk bahar ve son bahar.
Biz kışın ortasında gidince soğuktan ve yağmurdan dışarıda dolaşamadık.
Burada, gece lambası olarak seramikten yapılan mavi renkli Tunus kapıları ilginç bir hediyelik olabilir.

Fatima'nın eli de Tunus'tan alınabilecek bir başka hatıra.
Hz. Muhammedin kızı Fatima ile isim benzerliği olmasına karşın,
bu Fatima Tunus'un gerçek yerlisi olan Berberi'lerin kutsal saydıkları birisi imiş.
Tunus'ta resmi dil hem Fransızca hem de Arapça.
Herkes Fransızca konuşuyor.
Ilk ve orta öğrenim zorunlu. Okulda Tarih, Edebiyat hariç dersleri Fransızca okuyorlar.

Sousse Tunus'un baş şehri olan Tunus'a göre biraz daha güneyde yer alan Turistik bir liman şehri.
Oteller en çok Hammamet ve Sousse'da yer alıyor.
Sousse'da da Tunus'taki gibi souk adı verilen, yarı kapalı ve dar sokakalardan oluşan bir çarşı var.

Souk'larda alışveriş daha ucuz ama mutlaka pazarlık gerekiyor.
Lokal insanlar da buralardan alışveriş yapıyor.
Sousse'a çok yakın
çok güzel bir yat limanı olan
Kantoui kasabasını
biz maalesef göremedik.


Tunus'un ilk cumhurbaşkanı olan Habib Bourgauiba'nın
doğduğu kasaba olan Monastir da turistik bir liman kasabası.
2000 yılında ölen Bourgauiba'nın anıt mezarı da yine
burada yer alıyor.
Şehrin deniz kıyısında bir de kalesi var.

Bourgauiba Atatürk'ü kendine örnek almış.
Laiklik, kadın hakları gibi konularda
önemli kararların alınmasını sağlamış. Kendisi Fransada hukuk okumuş.
Sonra da Tunus'un Fransaya bağımlılıktan kurtulmasını sağlamış.
Böylece 1956'da cumhuriyet kurulmuş ve Bourgauiba cumhurbaşkanı seçilmiş.

Tunus'u tarih boyunca farklı kavimler
işgal etmişler.
Alman kökenli Vandal'lar
barbarca yakıp yıkmışlar
yani "vandalizm" yapmışlar.
İslam medeniyetlerinden
Türk'lerin (Osmanlılar)
ve Arapların işgalinde kalmış.
Hıristiyan medeniyetlerin de işgaline uğramış.
Ayrıca bir dönem
Yahudiler de burada yerleşmişler.




1.5 milyon nüfuslu Tunus şehrinin
en güzel caddesinin adı da Bourgauiba.
Ortada ağaçlıklı yürüme yolu olan geniş ve ışıklı bir bulvarı var.
Her iki kaldırım tarafında da çok şık dükkanlar var.
Tunus'un Fransa için ürettiği
ünlü giyim markalarını buralardan
daha ucuza almak mümkün.




Tunus'un en önemli geliri
tekstil ve turizm'den geliyor.
Ama servis kalitesi
Türkiyeye göre çok daha düşük olmasına rağmen,
nüfusuna oranla Türkiyeden daha çok turist topluyor.
Nüfusu 10 milyon olan Tunus'a
1 yılda gelen turist sayısı 5 milyon !!

Bütün ülkenin nüfusu sadece Istanbulunki kadar.



Hammamet'in Medina'sının ve kalesinin yer aldığı eski Hammamet'in
araba ile 20 dakika kadar yakınında Jasmin Hammamet
denen yeni bir oteller bölgesi yapılmış.
Biz orada sahilde yer alan Lalla Baya Otelinde kaldık.
Otel Kasbah mimarisinde yapılmış.
Otel kış sezonu için hiç uygun değil.
Hammamet'e yakın çinileri ile ünlü Nabeul
şehrinden en ucuz seramik Tajinler ve
çanak çömlek alış verişi yapılabilir.




Daha güneye doğru gidildiğinde
denizden içerde bir lokasyonda Kairouan şehri var.
Burası İslam için Mekke ve Medine'den
sonra 3. kutsal şehir.
Dünyanın ilk ve en büyük camii burada.
Ama maalesef bu camii Kartaca harabelerinden getirilmiş olan
taşlarla ve sütunlarala yapılmış..


Taşların nasıl kullanıldığı da hiç önemsenmemiş,
kimisi düz, kimisi ters...
Bu camiinin mimarisi tipik bir kale mimarisi şeklinde.
Kairouan'da eski bir su sarnıcı
ve Hz. Muhammet'in berberinin türbesi de
görülecek diğer yerler arasında.



Kairouan bölgesinin halı ve kilim dokumaları ünlü.
Ancak fiyatlar ucuz değil.
Kairouan'daki büyük camiinin çok
yakınında yer alan
Kasbah otelin yemekleri ve servisi
bizim kaldığımız otele göre daha kaliteli idi.


Tunus'ta en çok safranlı pilav,
ince bulgurlu çorba
ve kuskus yeniyor.
Tunus'ta hurma en önemli yemiş.
Tunus hurması daha iri ve şeffaf oluyor.
Tunus'un para birimi olan Dinar, hemen hemen Dolar ile aynı değerde.
Tunus çok ucuz bir ülke değil.
Kairouan bölgesinde kaktüsler ve palmiyeler çoğunlukta.

Atlas dağları Fas'a göre daha alçak burada.
Dağ eteklerinde okaliptüs ağaçları var.
Deve hem turistik amaçla hem de ulaşım için kullanılıyor.


Tunus halkı bende Kübalılar kadar iyi bir izlenim bırakmadı.
Ama yılbaşı akşamı sihirbazı seyrederken
ve hayatta da böyle
sürprizler ve mucizeler olsa diye düşünürken...

Gerçek bir şok oldu !



Yılbaşı akşamı saat 23:30'dan itibaren
PolyClinic Hammamet'de geçti.
Gece tam 24:00'de Doktor Semih ile
yeni yılımızı kuladık. Bonne Anne...
Vivez vos rêves(Live your dreams)...
Hayat gerçekten sürprizlerle doluymuş !


Sonraki gün de otobüsün otomatik kapısına sıkışan el
artık beni sinirden güldürdü.

"Misfortunes never come singly !! "

İlk gün Nabeul şehrinde kırdığım seramik tajin kapağı ile başlayan Tunus'daki aksilikler en son gün hava alanında Tunus rakısının yere düşüp kırılması ile son buldu.


Tunus'ta gezilmesi gereken en önemli müze
Bardo Müzesi.

Bu müze mozaikleri ile ünlü.
Halkın yaşantısını, balıkçılığı anlatıyor.
Dört ayrı dönemi yansıtıyor.


Berberiler dönemi
Romalılar dönemi

Arap ve İslam etkisi

Hristiyan dönemin etkisi

Carthage
Kartaca Savaşları sonucu çok güzel bir medeniyet tamamen yok olmuş.
Romalılar tarafından tamamen yakılıp yıkılmış,
hatta üstüne kül dökülmüş.
Kalan taşlar ve sütunlar da
zaten cami yapımı için Kairouan'a taşınmış.
Derinlerdeki kalıntıların üstüne de villalar yapılmış.


Zavallı Anibal,
o da Anadolu'ya kaçmış.
Yenilgiye dayanamayıp intahar etmiş.

Hannibal'in mezarı da Türkiye'de Düzce'deymiş.



Bir dahaki sefere yolum Tunus'a düşerse ... Dejerba adası ve çöller ... Nilgün

 

Hosted by www.Geocities.ws

. 1