ÖMER HAYYAM



    361.  
    Bulut geçti, göz yaşları kaldı çimende  
    Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?  
    Bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim  
    Gezecek bizim toprağın yeşilliğinde.  

    362.  
    Kendi çarkını döndürmeye bak döndükçe dünya;  
    Keyfinin tahtına çık kadehle dudak dudağa;  
    Tanrının umrunda mı senin günahın sevabın:  
    Sen kendi muradını kendi güzelinde ara.  

    363.  
    Madem ki sevincin adı kaldı yalnız  
    Ham şarabı en olgun dost saymalıyız  
    Keyfin el çekmeğe kalkmasın kadehten  
    Kadehtir şimdi artık tek tutanağımız.  

    364.  
    Kalk, kalk, yeter uyuduğun, saki!  
    Boş kadehim dolsun, dolsun, saki;  
    Er geç testi olmadan kafa tasım,  
    Sen testiden bana şarap sun, saki!  

    365.  
    Bu kubbe altındaki bin bir belayı gör;  
    Dostlar gideli boşalan dünyayı gör;  
    Tek soluk yitirme kendini bilmeden;  
    Bırak yarını, dünü, yaşadığın anı gör.  

    366.  
    Hayat evini sağlam kurmak istersen,  
    Günlerini gamsız geçirmek istersen,  
    Işıl ışıl şaraptan sakın el çekme,  
    Her gününün tadına varmak istersen.  

    367.  
    Gül der ki yüzüm yüzlerden güzelken  
    Ezer suyumu çıkarırlar bilmem neden.  
    Bülbül de şöyle der ona sanki içinden:  
    Bir yıl dert çekmeden var mı bir gün sevinen?  

    368.  
    Menekşe mor boyalar sürerken gömleğine,  
    Seher yeli el atarken gülün eteğine,  
    Aklı olan gümüş bedenli sevgilisiyle  
    İçer şarabı, döker kadehi yüreğine.  

    369.  
    Boştur dünya saki ve şarap olmayınca,  
    Irak neylerinin sesi duyulmayınca;  
    Nesi var nesi yok bu dünyanın bana sor:  
    Boştur geçen ömrün kadehin dolmayınca.  

    370.  
    Kaygılar tasalar sarmasın içini;  
    Olumsuz düşlere kaptırma kendini;  
    Ayrılma yarin ve çimenin koynundan  
    Kara toprak koynuna almadan seni.  

    371.  
    Olanların olacağı belliydi çoktan;  
    İyiyi kötüyü yazmış kaderi yazan;  
    Ta baştan gereği düşünülmüş her şeyin:  
    Neden boşuna uğraşır, dertlenir insan?  

    372.  
    Madem ben kervansarayda kalıcı değilim,  
    Şarapsız güzelsiz yaşamak hatadır derim  
    Dünya muhdes mi kadim mi diye tartışmak boş:  
    Ben gittikten sonra ha muhdes olmuş ha kadim!  

    373.  
    Meyhane rintlerinin sergerdesi benim;  
    Yersiz sözlerle günaha giren benim;  
    Gecesini kızıl şaraba kurban eden  
    Ciğerinin kanıyla dua eden benim.  

    374.  
    Dünyada olan biteni ben de görmedeyim;  
    Haksızlıkları hep baş köşelerde görmedeyim;  
    Fesuphanallah! Nereye bakarsam bakayım  
    Kendi mutsuzluğumu her yerde görmedeyim.  

    375.  
    Bize şarap ve sevgili, size cami kilise;  
    Sizler cennetliksiniz, cehennemliğiz bizlerse;  
    Kader böyleymiş neylersin, kimsenin suçu yok:  
    Kim ne karışır ezel nakkaşının işine?  

    376.  
    Gülün yüzünde çiy incisi nevruzun ne hos!  
    Yeşillikte gönül aydınlatan yüzün ne hoş!  
    Dün geçti gitti, hoş değil ondan söz etmemiz:  
    Hoş tut gönlün, anma dünü, bak bugün ne hoş.  

    377.  
    Benim varlığım senin yaptığın bir nakış;  
    Türlü garip renklerini hep senden almış;  
    Kendimi düzeltmeğe nasıl varsın elim:  
    Senden güzelini yapmak bana mı kalmış!  

    378.  
    Yetmiş iki ayrı millet, bir o kadar da din!  
    Tek kaygısı seni sevmek benim milletimin;  
    Kafirlik müslümanlık neymiş, sevap günah ne?  
    Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.  

    379.  
    Feleğin çarkı döner, ne tuz bilir ne ekmek  
    Balık gibi çıplak kor gider bizi felek  
    Kadınların çıplakları giydiren çıkrığı  
    Feleğin çarkından daha yararlı demek.  

    380.  
    Kalk oyna, ayakların ellerimize uysun  
    Biz içerken o mavi gözler süzülsün  
    Yirmi yaşında şarap içmenin tadı yok  
    Altmışından sonra içeceksin ki değsin  

    381.  
    Bu fakir köşede şarap ve çalgı yeter bize   
    Rahmet umudu, azap korkusu bizim nemize?  
    Canı, başı sarığı rehine verip vermişiz  
    Hava, toprak, su ve ateş uğramaz semtimize.  

    382.  
    Zahide hurilerle dolu cennet hoş gelir  
    Onun bana üzümün suyu daha hoş gelir  
    Onun cenneti veresiye benimki peşin  
    Ne var ki uzaktan davulun sesi hoş gelir.  

    383.  
    Şarap beden gücüdür, can gücüdür bana;  
    Çözülmedik ne sırları çözdürür bana;  
    İstemem dünyayı ahreti şarap varken:  
    Bir damlası iki dünyadan yeğdir bana.  

    384.  
    Bülbül ötmeğe başlayınca bahçemizde;  
    Bir lale gibi açsın şarap elimizde;  
    Elde kadehle öldü diyecekler bir gün,  
    Ko desin cahil herifler,  ne umrumuzda.  

    385.  
    O bilginler ki evrenin özetidirler;  
    Düşüncelerinin atı göklerde gezer;  
    İş kavramaya gelince Senin özünü  
    Şaşkınlıktan Felek gibi başları döner.  

    386.  
    Baharlar yazlar geçer sonbahar gelir;  
    Ömrümün yaprakları dökülür bir bir;  
    Şarap iç, gam yeme, bak ne demiş bilge:  
    Dünya dertleri zehir, şarap panzehir.  

    387.  
    Güzelim can çıkıp gidince bedenimizde  
    Birkaç kerpiç olacak mezarımızı örten;  
    Gün gelecek, mezar yapmak için başkasına  
    Kerpiç dökecekler kalacak toprakla bizden.  

    388.  
    Aşıklar meclisinde yer bulmuşuz birlikte;  
    Dünyanın dertlerinde kurtulmuşuz birlikte;  
    İçip birer kadeh bu sevincin şarabından  
    Özgürlüğe ermiş, sarhoş olmuşuz birlikte.  

    389.  
    Şarap testimi kırdın, Tanrım.
    Zevk yolumu tıkadın, Tanrım.
    Nar rengi şarabımı yere çaldın, Tanrım.
    Tövbeler olsun, yoksa sarhoşmusun Tanrım?

    390.
    Hiç, hiç birşey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar
    Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar.
    Onlardan değilsen eğer, sana kafir derler
    Onlara aldırma Hayyam, sen yoluna devam et.

    391.
    Beni sana getiren yoksulluk muydu
    İstekleri basitse kimse yoksul değil.
    Dürüstü ve özgürü onurlandırabiliyorsan,
    Beklediğim, onur vermen başka birşey değil.

    392.
    Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar,
    Şişinerek: İşte burdayım! der.
    Kısa bir düş boyunca sürer zaferi,
    Ölüm gelmiştir bile ve: İşte buradayım! der.

    393.
    Denizde boğulan su damlacığı,
    Toprakta eriyen toz zerreciği,
    Bu dünyadan geçişimiz nedir ki?
    Değersiz bir böcek,
    Bir göründü, bir yok oldu.

    394.
    Oyunu oynayan Tanrı, bizlerse dama taşı!
    İşin doğrusu bu, gerisi laf-ı güzaf.
    Onun dünya dama tahtası, bizler birer oyuncak.
    Bıkar sonunda, salıverir hiçliğin kuyusuna!

    395.
    Çözemedi varlık muammasını
    Bugüne kadar hiçkimse
    Şarap içmek dururken
    Sen de yorma kafanı boşyere!

    396.
    Üzüm suyundaki kudret 
    Aşkın ta kendisidir!

    397.
    Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında!
    Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin.

    398.
    Cennet de cehennem de senin içinde!!

    399.  
    Akılla bir konuşmam oldu dün gece;  
    Sana soracaklarım var, dedim;  
    Sen ki her bilginin temelisin,  
    Bana yol göstermelisin.  
    Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?  
    Birkaç yıl daha katlan, dedi.  
    Nedir; dedim bu yaşamak?  
    Bir düş, dedi; birkaç görüntü.  
    Evi barkı olmak nedir? dedim;  
    Biraz keyfetmek için  
    Yıllar yılı dert çekmek, dedi.  
    Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;  
    Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.  
    Ne dersin bu adamlara, dedim;  
    Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.  
    Benim bu deli gönlüm, dedim;  
    Ne zaman akıllanacak?  
    Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.  
    Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim;  
    Dizmiş alt alta sözleri,  
    Hoşbeş etmiş derim, dedi. 


Back
1
Hosted by www.Geocities.ws