ÖMER HAYYAM



    181.  
    Neylesem bu benim iç kavgalarımla?  
    Pişmanlığım, kendime düşmanlığımla?  
    Sen  bağışlasan da ben yerim kendimi:  
    Neylesem bu yüzkaram, bu utancımla?  

    182.  
    Kalk sevinç dolduralım garip gönüle  
    İçelim doğan güne karşı bülbülle   
    Yırtalım biz de gömleği aşık gülle  
    Verelim çiçekler gibi ömrü yele.  

    183.  
    Aklı olan paraya değer vermez,  
    Ama  parasız dünya da çekilmez;  
    Eli boş menekşe boynunu büker,  
    Gül altın kasede gülmezlik etmez.  

    184.  
    Bir damla şarap Tus saraylarına bedel,  
    Keykubad' ın Keykavus'un tahtından güzel  
    Sabaha karşı aşıkların iniltisi  
    İki yüzlü softanın ezanından güzel.  

    185.  
    Bedenindeki et, kemik, sinir kaldıkça,  
    Dünyadaki yerini bil, kendinden şaşma.  
    Düşman Zaloğlu Rüstem olsa ger göğsünü,  
    Dostun Karun olsa iyilik altında kalma.  

    186.  
    Yerin dibinden yıldızlara dek  
    Ermediğimiz sır kalmadı pek,  
    Her düğümü çözmüş insanoğlu;  
    Ecel düğümünü var mı çözecek?  

    187.  
    Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin  
    Tekkede, manastırda eremezsin.  
    Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada  
    Cennetin, cehennemin üstündesin.  

    188.  
    Bu evren her gece ne gömlekler diker!  
    Kimini gelen, kimini giden giyer.  
    Her gün nice sevinçlerle dolar dünya,  
    Nice dertler toprağa karışır gider.  

    189.  
    Şarap benlik kaygusu bırakmaz sende  
    Çözülmedik bir düğüm kalmaz beyninde  
    İblis bir kadeh şarap içmiş olaydı,  
    Secdeye yatardı Adem'in önünde  

    190.  
    Biz hırkadan sonra küpe gelmişiz;  
    Kıpkızıl şarapla abdest almışız.  
    Medresede kaybettiğimiz ömrü  
    Meyhanede aramaktır işimiz.  

    191.  
    Şarabı götürüp döksen bir dağa  
    Dağ sarhoş olur başlar oynamağa.  
    Ben ne diye tövbe edecekmişim  
    İçimi tertemiz eden şaraba?  

    192.  
    Ömür defterinden bir fal açtım gönlümce;  
    Halden anlar bir dost gelip falı görünce:  
    Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin:  
    Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece.  

    193.  
    Bu gecenin son gece olması da var:  
    Emret, gül rengi şarabı getirsinler.  
    Gafil, bir gittin mi bir daha gelmek yok:  
    Altın değilsin ki gömüp çıkarsınlar.  

    194.  
    Medreseden hayır yok, dinle beni;  
    Vakıf lokması karartır içini.  
    Git, bir yıkık yerde yoksulca yaşa:  
    Orası bir padişah eder seni.  

    195.  
    Şarap iç, yıkansın, aydınlansın için;  
    Bu dünya, öbür dünya silinip gitsin!  
    Gel ömrün yele gitmeden tadına bak  
    Cana can katan suyun, ıslak ateşisin.  

    196.  
    Kendiliğinden var olmuş sanma beni;  
    Bu kanlı yola ben sokmadım kendimi;  
    Bir gerçek varlık beni var etmiş olan;  
    Yoksa kimdim ben, neredeydim, neydim ki.  

    197.  
    Dileğin Tanrı dileği değil ki senin;  
    Muradına ermeyi nasıl beklersin?  
    Doğru olan Tanrı' nın dilekleriyse  
    Yanlış demek senin bütün dileklerin.  

    198.  
    Ehil insana canım feda olsun;  
    Ayağı öpülse öperim onun.  
    Bir de git ehil olmayanla konuş:  
    Cehennem ne imiş görmüş olursun.  

    199.  
    Evren kırıntısı bu güzelim yıldızlar  
    Gelir giderler, dünyayı bezer dururlar;  
    Göklerin eteğinde, toprağın koynunda  
    Doğdukça doğacak daha neler neler var.  

    200.  
    Bir nakıştır varlığımız senin çizdiğin,  
    Şaşılası neler nelerle bezediğin;  
    Kendimi düzeltmek benim ne haddime:  
    Beni potadan böyle döken sensin:  
     
    201.  
    Her gün kalkıp meyhaneye gitmedeyim;  
    Kalenderlerle boş sözler etmedeyim;  
    Senden bir şey gizlenemez nasıl olsa:  
    Hoş gör de sana gönülden sesleneyim.  

    202.  
    Gökleri yarıp darma dağın ettiğin gün,  
    Pırıl pırıl yıldızları kararttığın gün,  
    Sen sorguya çekmeden ben soracağım sana:  
    Ey Tanrı, hangi günahım için beni öldürdün?  

    203.  
    Canların canı dost, gel etme, dinle beni.  
    Küsme Feleğe, değmez, yeme kendini;  
    Çekil, otur gürültüsüz bir köşeye,  
    Seyret bu hengamede olan biteni.  

    204.  
    Ne güzel gün! Hava ne sıcak, ne serin;  
    Bir bulut, tozunu siliyor bahçenin;  
    Bülbül coşmuş, sesleniyor sarı güle:  
    Şarap iç şarap da yüzüne renk gelsin!  

    205.  
    Bu yolun hoş bir yerinde durabilseydik;  
    Ya da bu yolun ucunu görebilseydik:  
    O umut da yok bu umut da; hiç değilse  
    Otlar gibi kesilip yeniden sürebilseydik.  

    206.  
    Vefasız dünya diye yakınıp durma;  
    Dünya elindeyken tadını çıkarsana!  
    Herkese vefalı olsaydı dünya  
    Sıra mı gelirdi senin yaşamana?  

    207.  
    Dostlar, bir gün, sözleşip bir yerde birleşin;  
    Oturup sofrasına dünya cennetinin;  
    Saki doldururken kadehleri cömertçe,  
    İçin bir kadeh de zavallı Hayyam için!  

    208.  
    Daha nice büyük göreceksin kendini?  
    Hep varlık yokluk mu düşündürecek seni?  
    Şarap için şarap: Bu ölüm yolculuğunda  
    Bulamazsın sarhoş uykulardan iyisini.  

    209.  
    Hayyam, günahım var diye tasalanma,  
    Bunun  için dertlere düşmek boşuna.  
    Günah olacak ki Tanrı bağışlasın:  
    Rahmet neye yarar günah olmayınca.  
      
    210.  
    Gün doğarken sabah horozları niçin   
    Acı acı bağrışırlar, bilir misin?  
    Tan yerini gösterip derler ki sana:  
    Bir gecen geçti gidiyor; sen nerdesin?  

    211.  
    Ay yırttı kara giysilerini;  
    Kalk, tam zamanıdır, doldur şarap kaseni.  
    Keyfine bak, çünkü bu ay, sonsuz yıllarca,  
    Mezarda upuzun yatar görecek seni.  

    212.  
    Saki yüzün Cemşid'in kadehinden güzel;  
    Uğrunda ölmek sonsuz yaşamaktan güzel;  
    Işık saçıyor ayağını bastığın toprak,  
    Bir zerresi yüz binlerce güneşten güzel.  

    213.  
    Tertemiz geldik yokluktan kirlendik;  
    Sevinçle geldik dünyaya, dertlenik.  
    Ağladık, sızladık, yandık, yakındık:  
    Yele verdik ömrü, toz olup gittik.  

    214.  
    Dostunu erkekçe seven kişi  
    Pervane gibi özler ateşi:  
    Sevip de yanmaktan kaçanların  
    Masal anlatmaktır bütün işi.  

    215.  
    Bahar geldi mi başka şey dinler miyim;  
    Hele aklın defterini hemen dürerim.  
    Şarap, sığınağım sensin bahar günü,  
    Söğüt ağacı, senin de gölgendeyim.  

    216.  
    Seni aramaktan dünyanın başı dertte;  
    Zengine de göründüğün yok, fakire de;  
    Sen konuşursun da biz sağır mıyız yoksa,  
    Hep kör müyüz, sen varsın da görünürde.  

    217.  
    Ey dörtle yedinin doğurduğu insan,  
    Dörtle yedidir seni dertlere salan.  
    Boşuna mı şarap iç diyorum sana:  
    Bir gittin mi bir gelme yok, inan.  

    218.  
    Tanrım, hayır şer kaygısından kurtar beni;  
    Kendimden geçir, seninle doldur içimi  
    Aklım ayıramıyor iyiyi kötüden  
    Sarhoş et bari ne kötü kalsın, ne iyi.  

    219.  
    Medresenin sözü vardır, tekkenin hali,  
    Sözden, halden öteye gider aşkın yolu.  
    Müftünün, vaizin en iyisini getirsen  
    Aşkın mahkemesinde tutulur dili.  

    220.  
    Gerçek aydınlığa erince can gözüm,  
    İki dünyayı birden silinmiş gördüm.  
    Eriyip gittim sanki engin denizlerde:  
    Ter olup çıktı, denize döndü gönlüm.  

    221.  
    Gönül dedi: Ben neyim ki, bir damla sadece;  
    Ben nerde, görmediğim koca deniz nerde!  
    Böyle diyen gönül denize kavuşunca  
    Baktı kendinden başka şey yok görünürde.  

    222.  
    Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim;  
    Gönül tatlı diline tutkun, neyleyim;  
    Can da, gönül de sır incileriyle dolu:  
    Ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim.  

    223.  
    En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;  
    İyilik seven kötülük edemez zaten.  
    Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:  
    Düşmanınsa dostun olur iyilik edersen.  

    224.  
    O kızıl yakutun madeni, başka maden;  
    O eşsiz incinin sedefi, başka sedef;  
    Aklın buldukları kuruntu, dedi kodu:  
    Bizim aşk efsanemizin dili, başka dil.  

    225.  
    Meyhanede abdest şarapla alınır ancak;  
    Mümkün mü kara yazıyı aka çevirmek?  
    Perdemiz öyleysine yırtılmış ki bizim,  
    Onarılmaz artık ne kadar yamasak.  

    226.  
    Hem sana el değdirmeğe elim varmaz,  
    Hem sensiz aldığım nefes, nefes olmaz:  
    Bir garip dert bu, kimseye de açılmaz:  
    Bir zehir zakkum ki tadına da doyulmaz.  

    227.  
    Sır saklamasını bilirsen Hayyam söyler  
    İnsanoğlu nedir, ne yapar, ne eder:  
    Dert çamuruyla yuğrulup gelir  dünyaya  
    Yer içer, karın doyurur ve çeker gider.  

    228.  
    Putların, Kabenin istediği: Kölelik;  
    Çanların, ezanın dilediği: Kölelik;  
    Mihraptı, kiliseydi, tespihti, salipti  
    Nedir hepsinin özlediği? Kölelik.  

    229.  
    Benim canım hep şarabın izindedir,  
    Kulağım ney ve rubap sesindedir.  
    Toprağımdan desti yaparlarsa benim  
    O desti şarap doldurulmak içindir.  

    230.  
    Sen nesin, varlık nedir, nerden bileceksin?  
    Dünyan esen yel üstüne kurulmuş  senin.  
    İki yokluk arasında bir varlık seninki:  
    Hiçlik ne varsa çevrende, sen de bir hiçsin.  

    231.  
    Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan  
    Yüreğine diken batmadan, vurulmadan.   
    Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş  
    Tarak gibi diş diş, didik didik olmadan?  

    232.  
    Kadeh bir bedendir, içinde can var can;  
    Candır kadehin bedeninde camlaşan.  
    Donmuş sudan ateş süzülür sanki:  
    Erimiş yakut, gönül sırçasından  

    233.  
    Kul olup o güzele birden,  
    Koptuk her bağdan, her tövbeden:  
    Herkes koyu müslüman döner  
    Biz putperest döndük Kabeden.  

    234.  
    Meyhanede kendini bilenler bulunur;  
    Bilmeyeni ayırmak da kolay olur.  
    Yıkılsın bilgisizlik yuvası medrese:  
    Ordan kendini bilip de çıkan hiç yoktur.  

    235.  
    Uğrunda dertlere düştüğüm sevgili  
    Bir başkasına tutulmuş, o da dertli;  
    Derdimin dermanı kendi derdinde:  
    Hekim hasta olunca kime gitmeli?  

    236.  
    Gece, gül bahçesinde, ararken seni,  
    Gülden gelen kokun sarhoş etti beni;  
    Seni anlatmaya başlayınca güle  
    Baktım kuşlar da dinliyor hikayemi.  

    237.  
    Güçlü olduğuna inandırdın beni;  
    Bol bol da verdin bana vereceklerini.  
    Yüz yıl günah işleyip bilmek isterim:  
    Günahlar mı sonsuz, senin rahmetin mi?  

    238.  
    Hem aklın mutluluk peşinde senin,  
    Hem söylerim, söylerim dinlemezsin;  
    Aldığın her nefesin kadrini bil  
    Ot değilsin ki kesildikçe  bitesin.  

    239.  
    Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari;  
    Bırak aldatmacayı, iki yüzlülükleri;  
    Şarap içmem diye övünüyorsun, ama,  
    Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?  

    240.  
    Ben bugün beden kafesinde mahpusum;  
    Yol olma özlemiyle sarhoş olmuşum;  
    Varlığın ayıbından kurtarırsa beni  
    Yoksulluğun kulu, kölesi olurum.  


Back
1
Hosted by www.Geocities.ws