ATAOL BEHRAMOĞLU


            BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM

            Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
            Şehre simsiyah bir kar yağar
            Yollar kalbimle örtülür
            Parmaklarımın arasından
            Gecenin geldiğini görürüm

            Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
            Çocuklar sinemaya gider
            Yüzümü bir çiçeğe gömüp
            Ağlamak gibi isterim
            Derinden bir tren geçer

            Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
            Alıp başımı gitmek isterim
            Bir akşam bir kente girerim
            Kayısı ağaçları arasından
            Gidip denize bakarım
            Bir tiyatro seyrederim

            Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
            Uzaktan bir bulut geçer
            Karanlık bir çocukluk bulutu
            Gerçeküstücü bir ressam
            Dünyayı değiştirmeye başlar
            Kuş sesleri, haykırışlar
            Denizin ve kırların
            Rengi birbirine karışır

            Sana bir şiir getiririm
            Sözler rüyamdan fışkırır
            Dünya bölümlere ayrılır
            Birinde bir pazar sabahı
            Birinde bir gökyüzü
            Birinde sararmış yapraklar
            Birinde bir adam
            Herşeye yeniden başlar


-----------------------------------------------------------


            BEYAZ İPEK GİBİ YAĞDI KAR

            Beyaz, ipek gibi yağdı kar
            Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
            Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
            Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
            Şarkılar çaldı odalarda
            -Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
            Düşmanlarımız dışında
            Düşmanlarımız çünkü
            Sevgiyi yok ettikleri için
            Düşmanlarımız oldular-
            Beyaz, ipek gibi yağdı kar
            Bir kız kardan hafif yüreğiyle
            Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
            Uzaktaki şehir
            Uykuya dalmıştır şimdi.
            Düşündüm bir bir
            Kardeşlerimin ne yaptıklarını
            Nihat
            Uyumuyor olmalı.
            _Nefis bir şarkı
            Soylüyor yandaki odada bir kız
            Bir Rus
            Halk şarkısı.
            Ve şimdi koroyla
            Başladılar.
            Nihat düşünüyordur
            Karanlıkta.
            _Sanırım Bir saatten sonra
            Hapishanede
            Dışardan söndürüyorlar ışıkları-
            Beyaz, ipek gibi yağdı kar
            Bir kız kelebek adımlarıyla
            Geçip gitti karın üzerinden.
            İnsanlar kendi şarkılarını
            Kendi hayallerini taşıyorlar.
            Çağdaş şarkılar
            Gerekli onlara
            Hem hayatlarının
            Derinliklerinden söz eden
            Gerçekleştirilmiş
            Gerçekleştirilmemiş duygularından,
            Hem
            Kavgayı ateşleyen
            Somut
            Anlaşılır
            Akıllı şarkılar.
            Beyaz, ipek gibi yağdı kar
            Acılarla dolu bu dünyaya.
            İnsafsızlık
            Vahşet
            Hala güçlü
            Ve hala iktidarda.
            İnsanlar
            Ölüyorlar.
            Gepgenç
            Sımsıcak
            Ölüyorlar
            Sanki
            Ölmüyorlarmış gibi.
            Bir yandan sürüp gidiyor-
            Hayat;
            Bir yanda tel örgüler
            Parmaklıklar.
            Beyaz, ipek gibi yağdı kar
            Yagdı kirpiklerine bir kızın
            Yağdı mavi bir nehre
            Saçlarıma yağdı
            Otobüslere
            Ağaçlara
            Evlere.
            İçimden
            Okşadım onu.
            Okşadım içimden
            Kelebek adımlarını
            Yanımdan geçen kızın.
            Herhangi bir kız
            Hayalleri olan.
            İstedim ki
            Daha güzel
            Olsun şu dünya.
            İstedim ki
            Beyaz
            İpek gibi yağan karın altında
            Bitsin artık
            Bu sürüp giden alçaklıklar.
            Bir bebek
            Ölüm tehdidi altında yaşamasın
            Beşiğinde.
            Ve paramparça olmasın
            Sımsıcak
            Capcanlı
            Yaşayip giderken insanlar.
            Bırakın beyaz
            İpek gibi yağan karın altında
            Hayallerimiz olsun.
            Yaşayalım
            Özgür
            Güzel
            Düşünceli.
            Anlatalım
            Düşündüklerimizi birbirimize.
            Sevinç egemen olsun her yerde
            İnsanca
            Bir kayğı.
            Beyaz, ipek gibi yağdı kar.
            Yağsın
            Dünya daha güzel olacak
            İnaniyorum buna.
            Bir insan kalbinin güzelligine
            Çocukluğuna
            Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
            İnandığım kadar


------------------------------------------------------------------


            Seni elinden tutmuştum --- yaz geçiyordu
            Yaz geçiyordu, biz geçiyorduk
            Yazı elinden tutmuştuk

            Birazdan geleceksin, bakışacağız
            Bakışacağız, hem var hem yok gibi
            Hem var hem yok gibi öpüşeceğiz

            Aramızda söylenmemiş sözlerin uzaklığı
            Aramızda yaşanmamış şeylerin uzaklığı
            Yakın ayrılıkların sezgisi tenimizde

            Hayat geçiyor biz geçiyorduk
            Bir denizin üzgün kıyısında
            Güz bir hastalık gibi ilerliyordu

            Ölgün ışığıyla güz
            Ve biz yaklaşan ayrılıkların önünde
            Kış duygularına bürünmüşüz

            Dışardan ağlayısı geliyor çocuğumuzun


---------------------------------------------------------


            YIKILMA SAKIN

            Kötü şey uzakta olmak
            Dostlarından, sevdiğin kadından
            Yasaklanmak bütün yaşantılara
            Seni tamamlayan, arındıran
            Kapatıldığın dört duvar arasında
            Sağlıklı, genç bir adam olarak

            Neler gelmez ki insanin aklına
            Sevinçli, özgür günlere dair
            Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
            Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
            Acı, zehir zemberek bir hüzün
            Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

            Görüyorsun işte küçük adamları
            Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
            Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
            Kimisi düpedüz halk düşmanı
            Diren öyleyse, diren, yılma
            Yürüt daha bir inatla kavğanı

            Babeuf'u hatırla, Nazım Hikmet'i
            Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda
            Hatırla Danko'nun tutuşan kalbini
            Karanlıkları yırtmak arzusuyla
            Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa
            Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri

            Elbette vardır bir diyeceği, bir haberi
            Bir kaçağa çay sunan kürt kadınlarının
            Dağlar dilsizdir yalçındır
            Ama gün gelir bir diyeceği olur onların da
            Ve dağlar, ıssız tarlalar başladı mı konuşmaya
            Susmazlar bir daha, söz artık onlarındır

            Kötü şey uzakta olmak
            Dostlarından, sevdiğin kadından
            Yasaklanmak bütün yaşantılara
            Seni tamamlayan, arındıran
            Ama bir devrimciyi haklı kılan
            Biraz da acılardır unutma

            Yıkılma sakın geçerken günler
            Yaralayarak gençliğini
            Onurlu, güzel geleceklerin
            Biziz habercileri düşün ki
            Ve halkın bağrında bir inci gibi
            Büyüyüp gelişmektedir zafer.


Back
1
Hosted by www.Geocities.ws