Uzakdoğu

Evet uzakdoğu adındanda anlaşılacağı gibi Türkiyeye çok uzak bir bölge. Kaydımı Bien Tur'dan yaptırıyorum. Oda paylaşımı istiyorumki 450$ vermeyeyim. Son gün oda arkadaşı buluyorlar kabul ediyorum. Yolculuk günü geliyor. 13 Ocak 1999 tarihinde Havaalanına gidiyorum. Rehberimizle buluşmayı beklerken Bien Tur'un başka bir rehberi rehberimizin bizi Kuala Lumpur'da beklediğini söylüyor. Bende ilk gelen kişi olduğum için rehberimiz Zafer Alten'in uçak biletini ben alıyorum. Malezya Havayollarından Kuala Lumpur aktarmalı Singapur check-in'ini yaptırıyorum. Yolumuz uzun uçakta yanıma kim oturacak diye bakınırken dinamik birisi oturuyor. Önce İngilizce konuşuyor. Sonra Türk olduğumu anlayınca Türkçe konuşmaya başlıyor. Kendisi Avustralya Sydney'e gidiyor. Uçağımız Airbus A330. Karlı bir havada kalkıyoruz. Sohbet ede ede gidiyoruz. Uzun mesafe olduğu için her türlü içki serbest. 4 saatlik bir uçuştan sonra Dubai'ye iniyoruz. Sebebi burada yakıt ucuz pilot amcam sağa çekip uçağı fulleyecek. Bu arada yakıt ikmali sırasında Dubai'nin doğal güzelliklerini göremesekde free-shoplarını görme imkanı tanınıyor. Uçağı terk ediyoruz. Free-shop'larda geziniyoruz. Vakit hemen geçiyor ve bizi tekrar uçağa alıyorlar. Havada karardı. Tekrar kalkıyoruz. Yol arkadaşımla 3 saat sohbet ettikten sonra uyuyoruz. Kalktığımda pencereden bakıyorum ve uzakdoğu'nun meşhur şimşeklerini görüyorum. Yolculuğumuzun 2. bölümü 8 saat sürüyor. Uçağımız alçalmaya başlıyor. Kuala Lumpur havaalanına iniyoruz. Burası çok yeni bir havaalanı ve bence dünyadaki en güzel havaalanı. İçinde havaalanının kendi metrosu var. Saat sabahın 5'i Singapur uçağı 2 saat sonra kalkacak. Ben rehberimiz Zafer'i buluyorum ve biletini veriyorum. Grubun diğer üyeleriyle lak lak yapıyoruz. Yol arkadaşım bizden ayrılıyor ve onu Sydney'e uğurluyorum. Bizim saat geldi uçağımıza biniyoruz. Uçağımız kalktığında hava aydınlanmıştı. 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra Singapur'un başkenti Singapur'a iniyoruz. Uçaktan çıkınca suratımıza Singapurun  sıcak ve nemli havası suratımıza şamar gibi iniyor. Biz tabi kış modunda gelmişiz. Pişme moduna geçiyoruz. Ben tabi hazırlıklıyım. Üzerimdeki kazağı ve gömleği çıkarınca kısakollu oluyorum. Aman ne güzel ama hala hava çok sıcak.

1.Gün

Saat farkından dolayı beynimiz sulandı. Uyumamız gerekiyor ama saat sabahın 10'u bizden 6 saat ileri gelde uyu şehir turuna başlıyoruz. Singapur modern bir şehir yüksek binaları var. Ülkenin logosu aslan. Orchad Street'i çok meşhur. Son moda mağazalar var. Ülkenin önemli bir özelliğini öğreniyorum. Sakız çiğnemek yasak !!! Çünkü bir akıllı metroda biryere sakız yapıştırmış buda tüm metro sistemini çökertmiş. Otelimiz 5 yıldızlı bu caddenin başında. Şehir turundan sonra otelimize geliyor oda arkadaşımla tanışıyorum. Ahmet bey yaşlı fakat çok şeker birisi. Hemen uyuyoruz. Akşama doğru uyanıyorum. Ahmet abi hala uyuyor. Saat farkı bizi mahvetti. Uyandırmadan Orchad Street'te bir tur atayım diyorum. Dışarı çıkıyorum. Uzakdoğu'da yiyecek birşey yok. Mc Donald's ve Burger King tek yemek yeri. Hamburger faslından sonra odama dönüyorum. Oda ne Ahmet abi uyanmış dışarı çıkıyor. Hadi gel beraber dolaşalım dedi. Bende tabi dedim ve tekrar aynı caddede dolaşmaya başlıyoruz. Saat geceyarısı oldu. Cadde deminki durumundan çok farklı her adımda her köşebaşında telekızlar var. Direk insana sulanıyorlar. Aaaa hiç utanma yok. Saatte ilerledi. Otelimize gidiyoruz ve uyuyoruz.

2.Gün

Sabah erken kalkıyoruz. Otobüslerimizle Sentosa adasına gidiyoruz. Buraya teleferikle geçiyoruz. Burası doğal güzellikleri olan bir park. Mumyalar müzesine giriyoruz. Bir sürü mumya var hepsi gerçek gibi maket tabi konuşuyorlar, kafa sallıyorlar. Adada lunapark gibi bazı oyuncaklar var. Bunlara isteyen biner. Bir meydanda toplanıyoruz. Burada ses ve ışık gösterisi var. Tek kelimeyle mükemmel çok beğeniyorum. Akşam Gece Safarisi var. Bu bölgede 4 mevsim yok 2 mevsim var ılıman mevsim ve muson mevsimi. Singapur tam ekvator çizgisinde olduğu için günler uzayıp kısalmıyor. 12 saat gündüz, 12 saat gece yaşanıyor. Güneş hep 7'de doğup 7'de batıyor. Dünyanın en büyük hayvanat bahçesi Singapur'da fakat gece geziliyor. Yüzlerce hayvan doğal ortamlarında yaşıyorlar. Önce yürüyerek geziyoruz. Sonra trene biniyoruz. Trenle gezerken filme alıyoruz. 2 saat sonra otele dönüyoruz ve uyuyoruz.

3.Gün

Sabah erken kalkıyoruz. Orchad Street'de Budget diye elektronik eşye satan bir mağaza var. Son derece ucuz. Off çok sipariş var hepsini aldımda bunları nereye koyacağım. Hemen yan dükkandan valiz alıyorum ve bu aldıklarımın tamamını bu valize koyuyorum. Bugün Tayland'ın başkenti Bangkok'a gideceğiz. Odamızı topluyoruz. Havaalanına gidiyoruz. Uçağımız önce yine Kuala Lumpur havaalanına iniyor. Başka uçağa aktarma yapıyoruz. 3 saatlik bir yolculuktan sonra Bangkok'a iniyoruz. Hava Bangkok'da açık ve çok sıcak. Otelimiz 5 yıldızlı Radisson Oteli. Odalara yerleştikten sonra şehir turuna başlıyoruz. Bangkok çok kalabalık bir şehir. İnsanlar hep güleryüzlü. Burası bir masaj merkezi. İnsanlar masaj okullarından diploma alıp masaj yapıyorlar. Masaj'lar 2 çeşit. Kuru ve sulu masaj. Kuru masaj bildiğimiz normal masaj. Türk parasıyla 5 milyona tam 1 saat beyaz önlüklü kızlar masaj yapıyor. Gerçekten insan çok rahatlıyor. Birde sulu masaj var. Bunu anlatırsam RTÜK sitemi kapatır. Anlayın işte... Bangkok'da teknelerle kanallarda tur atıyoruz. İnsanların yaşamını yakından görüyoruz. Kutsal balıklara ekmek atıyoruz. Oda ne ekmek çok taze ve çok acıkmışım balığa atacağıma çaktırmadan ben yiyorum. Buradan otele geliyoruz ve uyuyoruz.

4.Gün

Sabah tapınakları ve Budha'ları görmeye gidiyoruz. En büyük Budha altın Budha 5.5 ton som altından yapılmış. Bu Budha Tayland'lılar için çok kıymetli. Çünkü bu Budha'ya tapıyorlar. Dualar ediyorlar, ağlıyorlar. Birde yatan Budha var. Bu Budha 8 ton ağırlığında ama hepsi altın değil. Altın kaplama. Hepsini resimleyip filme alıyoruz. Tapınakları ve ölü yakılan yerleri görüyoruz. Dilek ağacına kurdele bağlıyoruz. Acıkıyoruz gündüz hindistan cevizini içiyoruz. Ohhh buz gibi bu bizi akşama kadar tok tutuyor. Sonra yılan show'a gidiyoruz. İnsanlar kobra yılanlarıyla oyuncak gibi oynuyorlar. Akşam bizi Tayland gecesine götürüyorlar. Gitmez olaydım. İçerisi çok pis kokuyor. Yiyeceklerin baharatları bu kokuyu veriyor. Yere oturuyoruz. Kızlar dizlerinin üstünde hizmet veriyor. Ama kokudan kusmak üzereyim. Iyyy. Masaya gelen menü'den yiyecek birşey arıyorum. Hiçbirinin ne olduğunu anlayamadığım için yemiyorum. Kimse yemiyor. Geceyi genel istek üzerine erken terk ediyoruz. Hemen Burger King'e gidiyoruz. Ohhhhhhhhh dünya varmış. Bir güzel doyuyoruz. Akşam otele dönüyoruz ve uyuyoruz.

5.Gün

Sabah erken kalktık. Bu gün dünyaca meşhur Floating Market (Yüzen Çarşı)'e gidiyoruz. Kayıklara biniyoruz ve kanalların içinde yüzerek ilerleyerek alışveriş yapıyoruz. Yerel bir kadın kayığı idare ediyor. Bizde sudaki diğer kayıklardan birşeyler alıyoruz. İşin esprisi şu fiyat 1000 baht ise siz 200 baht teklif edin. Sonra 300 baht'a anlaşın. Nasıl ama %70 indirim. Ben ağaçtan Budha ve fil heykelleri aldım. Gezimiz bitince otelimize dönüyoruz. 

6.Gün

Öğleye doğru Thai box'u seyrediyoruz. Sonra bir salona geçip yere oturuyoruz. Yanımızdan fillerin geçişini izliyoruz. Öğleden sonra Rose Garden'a gidiyoruz. Burası çok güzel her taraf çiçek özellikle Türkiyede çok değerli olan orkideleri koklama imkanı tanınıyor. Sonra arena gibi bir yere gidiyoruz. Burada fil show var. Filler top oynuyor, gol atıyor, seyircileri selamlıyor, insanların üzerinden geçiyor ve hortumlarına sararak insanları havaya kaldırıyor. Bizde alkışlayıp filme alıyoruz. Biraz ileride Bengal kaplanıyla resim çektiriyorum. Çok vahşi bir hayvan olan bu kaplanla sonra fotoğrafa bakarken hangi cesaretle resim çektirdiğimi düşünüyorum. Sonra otelimize geliyoruz. Uyuyoruz.

7.Gün

Sabah erken kalkıyoruz. Oteli boşaltıp otobüslerimize biniyoruz. Bugün Pattaya'ya gidiyoruz. Yolda timsah çiftliğine uğruyoruz. Burada timsahlarla çocuk yaştaki bakıcılarının numaralarını görüyoruz. Kafalarını timsahların ağzına sokuyorlar. En yaşlı timsahı görüyoruz. Birden baktım oda arkadaşım Ahmet abi kayboldu. Onu ararken birde baktım piste çıkmış timsahla resim çektiriyor. Grup toplanıyor ve yolumuza devam ediyoruz. Birkaç saat sonra Pattaya'ya geliyoruz. Burası Tayland'ın sayfiye kenti. Deniz, güneş bir harika. Otelimiz Merlin Pattaya Oteli 4 yıldızlı bir otel. Rehberimiz Zafer otelin girişine Bien Tour İstanbul hoşgeldiniz pankartı astırmış, duygulanıyoruz. Bize girişte kokteyl veriyorlar. Tanışma faslından sonra odalarımızı alıyoruz ve dinleniyoruz.

8.Gün

Bugün mercan adasına gidiyoruz. Sabah bizi bekleyen son derece süratli bir motora biniyoruz. 15 dk. içinde adaya geliyoruz. Bu adanın özelliği saat 11.30'a kadar denize gireceksiniz. Bu saatten sonra denizi acayip ufak içi pembe renkli denizanaları sarıyor. Ahmet abi denizin engin güzelliklerine daldığı için çıkmayı unutuyor ve 11.50 civarı deniz anası tarafından ısırılıyor. Isırılan yer kıpkırmızı olup şişiyor. Doğa bunun panzehirini yaratmış. Hemen oradan kaktüs yaprağı alıp ısırılan yere sürdüğümüzde 10 dk. içinde herşeyin geçip eski haline geldiğini görüp şaşırıyoruz. Epey güneşleniyoruz. Denize giremedikten sonra neye yarar deyip motorumuza atlayıp Pattaya'ya geri dönüyoruz. Akşam Alcazar Show'a gideceğiz. En ön sıra VIP sırası Bien Tur'a ayrılmış. Yerimizi alıyoruz show'umuzu seyrediyoruz. Ne kadar güzel kızlarmış deyip geçiyoruz. Show'dan sonra kızlar dışarıda resim çektiriyorlar. Resim çekildikten sonra bahşişi verdikten sonra kızımız kalın bir sesle tenk yu demezmi. Başımızdan kaynar sular dökülüyor. Meğer öğreniyoruz ki hepsi erkekmiş. Dünyanın en iyi döndürme ameliyatları Pattaya'da yapılıyormuş. Geç bir saatte otelimize geliyoruz ve uyuyoruz.

9.Gün

Bugün serbest gün etrafı resimliyoruz ve dinleniyoruz. İsteyenler ile masaj yaptırmaya gidiyoruz. Her köşede masajcı var. 4 milyon TL bayılıp 1 saat masaj oluyoruz. Ohhh iyi geldi.

10.Gün

Sabah 4'de kalkıyoruz. Oteli boşaltıp otobüsümüze biniyoruz. Doğru Bangkok'a gidiyoruz. Havaalanında Cathay Pacific havayolları ile Hong Kong'a doğru yolculuğumuz başlıyor. Cathay Pacific Havayolları Hong Kong'un 1999'da en iyi havayolu seçilmiş. Bu havayolunun özelliği şu; normalde dünyada hiçbir uçak kendi ülkesi dışında bir ülkeden bir ülkeye uçamaz. Yani THY Almanya'dan İspanya'ya gidemez. Ama Cathay Pacific'in özel bir durumu var. Singapur'dan Bangkok'a gidebiliyor. Uçak Boeing 747 süper bir uçak her loktuğun arkasında televizyon var. Televizyonda son filmler, internet, bilgisayar oyunları ve uçağın o andaki haritadaki yerini, hızını ve yerden yüksekliğini görebileceğimiz bir bilgi ekranı var. Hep pencere kenarında oturduğum için havada açık sürekli dışarıyı seyrediyorum. Önce Kamboçya üzerine geliyoruz. Sonra Vietnam üzerindeyken aklıma Rambo filmleri geliyor. 4 saatlik bir uçuştan sonra Hong Kong'a iniyoruz. Hong Kong havaalanıda yeni yapılmış. Eskiden uçaklar şehrin göbeğine evleri sıyırarak iniyordu. Otobüsümüze biniyoruz 45 dk. yolculuğumuz sırasında adaları asma köprülerle geçiyoruz. Hong Kong'ta otelimiz Kowloon bölgesinde Nathan Road'da 5 yıldızlı Majestic Hotel. Odalarımızı alıyoruz ve dinlenmeye çıkıyoruz. Burası tam bir üçkağıt şehri. Nathan Road'da bulunan elektronik dükkanlarının %78'i düzenbaz. Diyelim ki bir kamera beğendiniz. Normalde bu kamera 2000$, size diyorlarki 500$ hoppala şaşırıyorsunuz ve hemen almak istiyorsunuz. Güya kamera ellerinde yok kredi kartınızdan cırt cırt makinasıyla makbuzu imzalatıyorlar. Sonra bir çocuğu New Territories bölgesine gönderiyorlar. 1 saat geçiyor 2 saat geçiyor. Eeee kamera nerede isterseniz başka bir model gösteriyorlar. Bu daha iyi diyorlar. Halbuki o daha iyi dediği model normalde 1000$, kaç para diyorsunuz 1500$ oluyor bu sefer fiyat bizde aptalızya hemen anlıyoruzki çocuk mocuk bize kamera getirmeye gitmedi kazıklanma dümeni var. Kredi kartı slipini yırttırıp çıkıyoruz. Aman dikkat bu dükkanlara boşuna girip birşey almayın çoğuda taklit Hong Kong malı. 2 gün sonra elinizde kalır. Benden söylemesi. Etiketi üzerinde olan mağazalardan alışveriş yapın. Oralarda pek ucuz değil. Yani birşey almaya değmez gezmenize bakın. Çok yorulduk ve uyuyoruz.

11.Gün

Sabah erken kalkıp kahvaltıdan sonra şehir turuna çıkıyoruz. İstikamet tabiki Victoria tepesi. Hong Kong genelde sisler içinde olduğundan buradan sissiz bir havayı yakalayıp resim çekmek imkanı olmadı. Buradan aşağı iniyoruz. Şans ve zenginlik getiren heykellere dokunduktan sonra teknelere binerek Aberdeen balıkçı köyüne gidiyoruz. Giderken dünyanın en büyük yüzen restaurant'ı Jumbo'yu görüyoruz. Bu köy teknelerin yan yana dizilmesiyle oluşmuş. İnsanlar buralarda sefalet ve pislik içinde yaşıyorlar. Sonra geri dönüyoruz. Serbest zaman. Akşam otelimize gelip uyuyoruz.

12.Gün

Bugün meşhur Ocean Park'a gidiyoruz. Binlerce balık var. Yunus balıklarının hareketlerini, fok balıklarının show'unu izliyoruz. Çeşitli aktivitelere katılıp çok eğleniyoruz. Saatlerce buradayız ve vakit nasıl geçti anlamadık. Serbest zamanda şehri dolaşıyoruz. Sonra otele gelip uyuyoruz.

13.Gün

Bugün normalde Macau adası turu yapılacaktı. Fakat yeterli çoğunluğu sağlayamadığımız için turu iptal ediyoruz. Macau şu anda Çin'e bağlı burada kumarheneler var. Tüm gün serbest. Alışveriş yapıyoruz.

14.Gün

Odalarımızı boşaltıyoruz. Havaalanına gidiyoruz. Malezya Havayollarının uçağıyla 6 saatlik bir yolculuktan sonra Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'a iniyoruz. Burası son durağımız. Havaalanından şehre gidişimiz 1.5 saat sürüyor. Kuala Lumpur dünyada pek çok enlere sahip bir şehir. Dünyanın en yüksek binası Petronas burada. En yüksek hava kontrol kulesi bu havaalanında. En yüksek televizyon vericisi K2 şehrin ortasında yükseliyor. Dünyanın tek 6 yıldızlı oteli burada. Otelin içinde şelaleler var. Gecesi 1200$. En yüksek bayrak direği de burada. Guinness rekorlar kitabına girmiş dünyanın en büyük kupası Royal Selangor'da yapılmış. Otelimize geçiyoruz. Duş banyo faslından sonra toplanıp çıkıyoruz. Akşam yürüyerek şehri dolaşıyoruz. Oda ne yerde bir kedi cesedi görüyorum. Yazık diyorum buradada arabalar kedileri eziyor diyorum ki yakından bakınca bunun bir fare olduğunu görüyorum. Malezya dünyanın en fazla yağış alan bir bölgesi. Her gün 16-18 arası öyle bir yağmur yağıyorki. Arabanızı durdurun çünkü silecek yetişmiyor. Bu nedenle faresi bol. Yol kenarındaki hangar gibi kanalizasyon deliklerinden çıkıyorlar. Sonra arkasından öyle bir güneş çıkıyorki 1 saat içinde deminki yağmurdan eser kalmamış. Zafer bize bir restaurant ayarlamış. Buranın bonfilesi çok meşhur Amerikan bonfilesiyle yarışıyorlarmış. Nefis bir ziyafet çekiyoruz. Buradan çıktıktan sonra sokakta ilerlerken önümden jet gibi bir fare geçiyor. Bu gece son gecemiz son birkaç kişi fırsatı değerlendirip masaj yaptırmaya gidiyorlar. Dinlenmek gerek ertesi gün 12 saat uçakta gideceğiz yani ...

15.Gün

Bu akşam dönüyoruz. Önce şehir turu yapıyoruz. Petronas'ı görüyoruz. Kralın Sarayına gidiyoruz. Sarayın kapısında nöbetçiler Hasan ve Yusuf ile fotoğraf çektiriyoruz. Royal Selangor'a gidiyoruz. Burası dünyaca meşhur el sanatlarının yapıldığı bir fabrika. Kızlar tokmakla metal bardaklara vurarak şekil veriyorlar. Offf artık çok yorulduk dönelim. Akşam dönüş saatimiz geliyor. Havaalanına doğru gitmeye başlıyoruz. Petronas kuleleri çok uzakta olmamıza rağmen hala gözüküyor ve bizi son kez selamlıyor. Uçağa biniyoruz Dubai'den yine benzin alıyoruz sabah İstanbul'a iniyoruz. Yolculuğumuz burada bitiyor.

 

 

 

 

Bengal Kaplanı - Bangkok

 

Golden Budha - Bangkok

 

Timsah Çiftliği - Bangkok Pattaya yolu

 

Yatan Buda - Bangkok

Hosted by www.Geocities.ws

1