Prag-Viyana-Budapeşte

Asyatur ile çıktığımız bu tura başlangıcımızda herzamanki gibi Varan ile 17 Haziran 2001 Pazar akşam saat 01'de İstanbul'a hareket ediyoruz. Sabah saat 08'de Atatürk Havalimanına geliyoruz. Asyatur bu turumuzda uçak biletini verdiği için kontuar açılır açılmaz rehberi beklemeden check-in işlemini yaptırıp saat 11'de valizlerimizden kurtuluyoruz. Saat 12'de rehberimiz Engin EMEKLİCAN geliyor. Merhabalaşıp pasaportu geçiyoruz. Uçağımız THY, Praga giderken RJ-100 tipi 4 motorlu küçük bir uçak. Küçük olduğu için hoplaya hoplaya 2 saatlik bir yolculuktan sonra yerel saatle 15'de Prag'a iniyoruz. Valizlerimizi alarak otobüsümüzle Pyramid otele gidiyoruz. Otelimiz 3 yıldızlı fakat bayağı güzel bir otel. Bu arada hava rüzgarlı ve çok soğuk. 30 dereceden 13 dereceye geliyoruz. Brrr. Otele yerleştikten 1 saat sonra rehberimiz küçük bir bilgilendirme amaçlı topluyor. Bize otele gelip gitmeyi mama yemeyi öğretiyor. :-)). Ekstra tur paralarını toplamayıda ihmal etmiyor. Bu turumuza çok iyi çalıştığımız için sadece bir ekstraya katılıyoruz. Toplam ekstralar 360$ tutuyor. Hepsine katılana %10 indirim yaparak 330$'a işi bağlıyor. Biz ise aynı ekstraları +fazladan 3 ekstra daha yaparak 50$'a yapıyoruz. Ufak gezimizden sonra otele dinlenmek üzere dönüyoruz.

1.Gün

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızdan sonra şehir turuna başlıyoruz. Yürüyerek yapıyoruz turumuzu Loreto'yu gördükten sonra Cumhurbaşkanlığı Sarayına geldik. Burada nöbetçilerle resim çektirdik. İç kısıma geçtik. Büyük bir avludan geçerek arka tarafta bulunan St. Vitus Katedraline geldik. Çok güzel bir yer burası. Prag Kalesi Hradcany denilen bölgedeyiz. Bol bol resim çektikten sonra Golden Lane'de Franz Kafka'nın evinin önünde poz veriyoruz bu sefer. Yokuş aşağı malastrana nameski ye geldik. Burada St. Nicholas Kilisesini gördükten sonra Prag'ın en meşhur mekanı Charles Köprüsündeyiz. Trafiğe kapalı olan bu köprü üzerinde ressamlar, çalgıcılar, satıcılar, akrobatlar herkes burada. Altımızda Vltava nehri bol bol resim çekiyoruz. Köprüyü geçip ara yollardan Old Town Square'ye geldik. Burada meşhur astronomical clock'un önünde saat başı olmasını bekledik. O da ne tam saat başı bir iskelet elindeki ipi çekerek çanı çalmaya başladı. Havariler geçti önümüzden. Sonra herkes bu olayı alkışladı. Meydanda çok güzel faytonlar var. Küçük bir tur yapabilirsiniz. Burada şehir turu bitiyor. Bizde vakit nakittir düşüncesiyle internetten aldığım bilgiler neticesinde gruptan ayrılarak Karlstejn Kalesine gitmek için Smichov tren istasyonuna gidip Karlstejn'e iki bilet alıyoruz. Tren 5 dk. sonra kalkıyor. 40 dk. bir yolculuktan sonra sağda kaleyi görüyoruz ve Karlstejn durağında iniyoruz. Tren biletlerinizi gidiş geliş alın indirimli oluyor. Dönüş saatini öğrendikten sonra istasyondan çıkıp sağa dönerek yürüyoruz. Sola dönüp bir nehrin üzerindeki köprüden geçip tekrar sağa dönerek ilerlediğimizde solda kale gözüküyor. Sola dönüp dükkanların arasından kaleye tırmanıyoruz. Kaleye gelince İngilizce konuşan rehberimiz vasıtasıyla kaleyi geziyoruz. Çok güzel bir yer burası. Bizim turdakiler ekstra katılma meraklısı oldukları için burayı göremeyip 45$ vererek Vltava nehrinde tur yapıyorlar. Ben Nurselle buraya adambaşı 5$ vererek görüyoruz. Tren saatini hesaplayarak istasyona dönüyoruz. Peronumuza geçerek trenimize binerek dönüyoruz. Hlavni Nadrazi istasyonuna gelir gelmez Pizzeria'ya gidip pizzamızı ve buz gibi biramızı içiyoruz. Of çok güzel oldu. Sonra otelimize dönüyoruz.

2.Gün

Ertesi sabah turdakiler 55$ bayılarak Karlovy Vary'ye gidiyorlar. İstesem bizde oraya 5$'a gideriz. Ama biz daha güzel bir yere Kutna Hora'ya gidiyoruz. Hlavni Nadrazi tren istasyonuna gidip biletimizi alıyoruz. Ama biraz erken gelmişiz bir saat oyalandıktan sonra yola çıkıyoruz. Bir saat sonra Kutna Hora istasyonunda iniyoruz. Dönüş saatimizi öğrenip istasyondan çıkıp sağa dönüp yürüyoruz 200 m. sonra sola dönüp 5 km. yürüyerek şehir merkezine geliyoruz. Etrafta in cin top oynuyor kimse yok. Meydana gelip bir pizzacıda pizzamızı yedikten sonra etraf birden kalabalıklaşıyor. Pizzacıdan St. Barbara Kilisesinin yerini öğrendikten sonra 10 dk. yürüdükten sonra Kiliseye geliyoruz. Burada 30 dk. kiliseyi geziyoruz. Sonra dönmeye başlıyoruz. Buradan istasyon 7-8 km uzakta. 6 km. yürüdükten sonra Ossuary denilen meşhur yere geliyoruz. Burada vebadan ölen 40.000 insanın kemikleriyle dekore edilmiş yeri görüyoruz. Kemiklerden avizeler elbiseler piramitler falan yapılmış dehşet görüntüler bunlar. Daha fazla kalıp düşüp bayılmadan 2 km. daha gidip istasyona geliyoruz. Tur bize 6-7$'a mal oluyor. Tren herzamanki gibi saniye şaşmadan geliyor ve biniyoruz. Yine tam zamanında Prag'a dönüyoruz. Hemen Mozartın evine gidiyoruz. Fakat yetişemiyoruz saat 18'de kapanıyor. Canımız hiç otele gitmek istemiyor. Çünkü ertesi sabah Viyana'ya gideceğiz. Son bir kez Charles Köprüsüne gidip o havayı teneffüs edip bol bol resim çekiyoruz. Ama tenefüsün sonu yok deyip otele dönüp eşyalarımızı topluyoruz.

3.Gün

Ertesi sabah erkenden kalkıp oteli terk ediyoruz. Otobüsümüze binip Viyana'ya doğru yola çıkıyoruz. 3 saat sonra Avusturya topraklarına geçerken gümrükçü hiçbirşey sormuyor. Yalandan pasaporta bakıyor. 1 saat daha gittikten sonra Viyanaya gelip otelimize yerleşiyoruz. Otelimiz 4 yıldızlı Schonbrunn bölgesinde Kaiser Park oteli. Schonbrunn Sarayının yanındayız. Metro durağı önümüzde ulaşım çok kolay oluyor. Viyana şimdiye kadar gördüğüm yerlerin içinde en pahalı olanı metro bileti 1.5$ (Prag'da 30 cent'di). Rehberimizle metroya atlayıp şehir merkezine gidiyoruz. Orada gruptan ayrılıp hemen keşfe başlıyoruz. Her tarafta Mozart konser biletleri satılıyor. Herhangi birisiyle konuşup akşamki konsere iki bilet alıyoruz. Normali 50$ biz 25$'a öğrenci bileti alıyoruz. Gruptakiler ise aynı konsere 50$ bayılıyorlar. Konserin başlamasına 2.5 saat var bizde bu süre zarfında harita elimizde önce bitişikteki Volksgarten parkına gidiyoruz. Burada biraz dinlendikten sonra Stadtpark'a gidiyoruz. Burada Strauss'un meşhur sarı heykeli önünde resim çektiriyoruz. Burada Schubertin'de heykeli var. Parkın tam ortasında içinde nilüferler bulunan büyük bir havuz var. Burada boş bir banka oturup ördekleri seyrediyoruz. Eveeeet artık iyice dinlendik. Konser salonuna doğru yürümeye başlıyoruz. Konser Hofburg Senfoni orkestrasının konseri. Turistik konser olduğu için kıyafet zorunluluğu yok. Girişte öğrenci biletlerimizi alıp tam bilet veriyorlar. Yalnız aklınızda bulunsun konsere erken gidip ortalardan yer kapın. Çok önde oturursanız sesten rahatsız olabilirsiniz. Konser 1.5 saat sürüyor. Bittikten sonra yürüyerek metro durağına gelip metromuza binip otelimize dönüyoruz.

4.Gün

Sabah erkenden kalkıp yarım günlük şehir turumuzu yapıyoruz. Bu turda Schonbrunn Sarayı, Belvedere Sarayını görüp Kunst Hauss Wien'de çılgın mimarın evlerini görüyoruz. Evlerin her köşesi farklı farklı yapılmış. Şehir turu bittikten sonra serbest zamanda önce Kunsthistoric Müzesine (Güzel Sanatlar Müzesi) gidiyoruz. Burada Rubens'in ve diğer ressamların resimlerini görüyoruz. Fakat oda ne El Greco'nun resimleride sergide. Daha önce bunları Madrid'te Prado müzesinde görmüştük. Bir kez daha görüyoruz. Müzenin en merak ettiğimiz kısmı Mısır bölümü ise kapalı çok üzülüyoruz. Müzeyi 3 saat dolaşıyoruz. Sonra buradan çıkıp hemen karşıdaki Naturhistoric Müzesine (Doğa Tarihi Müzesi) giriyoruz. Burada dinazor iskeletlerini 150 milyon yıl önceki kuş fosillerini görüyoruz. Çok ilginç fosiller var burada. 2 saate yakın bir sürede burayı bitirip dışarı çıkıyoruz. Off çok yorulduk. Hemen bir Burger King'e gidip karnımızı doyuruyoruz. Şehirde bir tur atıp otelimize dönüyoruz.

5.Gün

Ertesi sabah erken kalkıp katıldığımız tek ekstra tur olan Viyana Ormanları- Seegrote-Mayerling Av Köşkü - Baden turuna başlıyoruz. Bu tur 45$ ama turla gitmeden bu turu yapamayacağımız için bizimkilerle gitmek zorundayız. Önce Viyana Ormanlarının içinden geçerek Av Köşküne gidiyoruz. Ormanların özelliği çok sık olduğu için içinde hayvan yaşamıyor. Av köşkünde Prens Rudolf ve Metresinin intihar ettiği yeri görüyoruz. Buradan Bir yeraltı gölüne gidiyoruz. İçerisi 9 derece olduğu için bize girişte battaniye veriyorlar. 500 m bir tünelde yürüyerek içeri giriyoruz. Naziler 2. Dünya Savaşı sırasında burada uçak imal etmişler. Fakat uçak daha bitmeden savaş bitmiş. İçeride bir göl var küçük aküyle çalışan bir botla 10 dk. bir gezinti yapıyoruz. Dışarı çıkıyoruz of hava ne güzel sıcak diyoruz. Sonra Baden'e gidiyoruz. Burada Türk terzisi Şaban'ın dükkanını görüyoruz. Sonra Viyanaya otele dönüyoruz. Hemen elimizi yüzümüzü yıkayıp bitişiğimizdeki Schonbrunn Sarayına gidiyoruz. Saray Paristeki Versailles Sarayına nispet olsun diye yapılmış. 1440 odası var. 40 tanesi ziyarete açık. Girişte 25 veya 40 odalık biletinizi alıyorsunuz. Size bir telefon şeklinde İngilizce konuşan alet veriyorlar. Her odaya girerken düğmesine basarak o odayla ilgili bilgiyi dinliyorsunuz. Burada tuvaletlere, taraklara kadar herşey orjinal. En ilginç oda Mozart'ın 6 yaşında ilk konserini verdiği aynalı oda. 40 odayı bitirip bahçesini dolaşıyoruz. Çok büyük bir bahçe en yukarısındaki teras'a kadar çıkıyoruz. Buradan Sarayı ve Viyanayı seyrediyoruz. Viyanadaki son gecemiz olduğu için yine hüzünleniyoruz. Ama vakit o kadar çabuk geçiyor ki... Otele dönüp uyuyoruz.

6. Gün

Sabah erkenden Budapeşte'ye gitmek üzere yola çıkıyoruz. 1 saat sonra Macaristan topraklarına giriyoruz. Macar forintlerimizi aldıktan sonra Budapeşte'ye doğru devam ediyoruz. Oda ne İstanbuldan telefon geliyor. Budapeşte Oteli çok dolu olduğu için diğer otellerdede yer olmadığı için bizi 5 yıldızlı Kale bölgesindeki Hilton'a gönderiyorlar. Çok mutlu oluyoruz tabi normalde otelin gecesi 150$ 4 gece kalacağız. 150x4=600$ yaparki biz tura toplam 660$ verdik. Çok karlıyız bu işten. 3 saat sonra Budapeşte'ye gelip otelimize yerleşiyoruz. Odamız nefis manzaralı. 1 saat sonra rehberimiz bize şehre hangi otobüsle nasıl inileceğini gösteriyor. Otelimizin hemen bitişiğinde Mathias Kilisesi var.  Kilisenin arkasında ise Balıkçılar Kalesi bulunuyor. Otobüsle Vösömary Ter Meydanına iniyoruz. Burada meşhur Gerbaud Cafe var. Buradan Vaci Utca başlıyor. Bu cadde boyunca mağazalar, restaurant'lar var. Caddede gece belli bir saatten sonra Macar kızları piyasaya erkek avına çıkıyorlar. Aman dikkat tuzağa düşmeyin hepsinin amacı sizi soyup soğana çevirmek. Caddede bir aşağı bir yukarı yürüyüp bugünlük yeter deyip otelimize dönüyoruz. Fakat oda ne otelin yanındaki bankta Beyaz oturuyor. Yanındada Çağla Şıkel bizim turdaki kadınlarla bir sohbet bir sohbet resim falan çektirdiler. 10 dk. Beyaza bakıp otelimize döndük.

7.Gün

Sabah 9 gibi kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra şehre iniyoruz. Rehberimiz yarım günlük panoramik turunu yapıyor. Chain Bridge (Zincirli Köprü), Elizabeth Köprüsü, Gül Baba türbesi, meşhur New York Cafe gördükten sonra Gellert Tepesine çıkıyoruz. Bütün Budapeşte ayağınızın altında her köşenin resmini çekiyoruz. Turumuzu bitirdikten sonra guruptan ayrılıyoruz. Şehir merkezine gidiyoruz. Burada çeşitli caddelerde mağazalara bakıyoruz. Alınacak hiçbirşey yok olanlarda aşırı pahalı. Ne ucuz derseniz İngilizce kitap ucuz kitapçıya girerken kolunuza sepeti takıyorsunuz. Beğendiğiniz kitapları sepete atıyorsunuz. Biz gerçi sepet takmadık ama 3 tane kitap aldık. Sonra yürüyerek Margit Adasına gittik. Bizim turdakiler ise bu adaya 30$ vererek geldiler. Tek fark onlar adaya nehirden çıktı biz karadan çıktık. Üzerinen geçen Margit köprüsünün tam ortasından adaya bağlantı var. Ada 2 km uzunluğunda. Biraz oturduktan sonra bisiklet kiraladık ve adayı bisikletle dolaştık. Bisiklet turu çok zevkliydi. Adanın heryerini 1 saat içinde 2 kere dolaştık. Sonra yürüyerek otelimize döndük.

8.Gün

Ertesi gün erkenden kalktık. Çünkü yolumuz uzundu. Bizim gurup Szentendre, Visegrad ve Esztergom turunu 55$'a yaparken internetten aldığım bilgilerle aynı turu 8$'a yapacaktık. Önce yürüyerek otele çok yakın olan Bathanyter metro durağına yürüdük. Burada HEV denilen metroya benzer bir trene bindik. 20 dk. sonra Szentendre'ye geldik. 10 dk. yürüyüşten sonra şehir merkezindeydik. Burada alışveriş yapılabilecek hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar var. Ama bakmanızı hiç tavsiye etmem anormal pahalı. Aşırı abartılı fiyatlar var. Turiste kazık prensibi başta geliyor. Biz bu Avrupanın en temiz köyü denilen köyünü dolaşmaya karar verdik. Tüm ara sokaklara daldık. Kiliselerini gördük. 1 saat sonra tren'den indiğimiz yere geldik. Burada belediye otobüsü gibi otobüse bindik ve 40 dk. sonra Visegrad'a geldik. Otobüsten indik. Oda ne Visegrad kalesi taaaa tepede. Çok dik bir yokuş var. Ama geldikya çıkacağız. Önce Solomon Kulesinin yanından geçtik. Sonra patikaya girdik ağaçların arasından patikayı takip ede ede 25 dk. da tepeye çıktık. İşte Visegrad Kalesi karşımızdaydı. Kaleye öğrenciyiz diyerek yarı fiyatına (100 forint) girdik. Manzara harikaydı. Aşağıda tüm ihtişamıyla Tuna Nehri akıyor. Anlatılmaz görüntüler gördük. Bizim turdakiler otobüsle geldiği için arka yoldan buraya kadar otobüsle çıktılar tabi yorulmadılar. Ama kendimizin keşfederek çıkması bize ayrı bir mutluluk verdi. Burada çeşitli odalarda çeşitli sergilere baktık. İşkence odası en ilginçiydi. 1 saati doldurduktan sonra çıktığımız yolu 12 dk. da aşağı indik. Tabi inişte hiç yorulmadık. Otobüs tam saatinde geldi. 45 dk. sonra Esztergom'a geldik. Otobüsten indik kısa bir yürümeden sonra kaleye çıktık. Buradada manzara çok güzeldi. Tuna Nehri yine akıyor, karşı kıyıda Slovakya toprakları bize göz kırpıyordu. Slovakya ile Macaristanı bir köprüyle birleştirecekleri bir inşaat vardı. Kalenin içinde Maria Teresanın kafatası vardı. Tüylerim diken diken olduktan sonra Tuna'da işleyen feribotların iskelesine geldik. Saat 16 da feribotumuz hareket etti. Otobüsle geldiğimiz yolu feribotla geri dönecektik. O kadar ucuzduki 900 forinte biletimizi aldık. Türk parası 3 milyon falan yapıyor. Bizimkiler Tuna nehrinde tekne turu + Szentendre, Visegrad , Esztergom turuna 30$+55$=85$ bayıldılar. Biz ise aynı işi kendi kafamıza göre 8$'a hallettik. Nasıl ama karlı iş. 4 saat sonra saat 20 de Budapeşte'ye döndük. Şehir merkezinde karnımızı doyurduk, biraz dolaştık ve otelimize döndük.

9.Gün

Sabah yine erkenden kalktık. Kahvaltıdan hemen sonra yürüyerek Deli tren istasyonuna geldik. Bugünkü rotamız Avrupanın en büyük gölü olan Balaton gölüydü. Trenimize bindik. 2 saat 20 dk. sonra gölü gördük ama bir türlü ineceğimiz durak olan Balatonfüred gözükmüyordu. Ha geldi ha gelecek en son kondüktöre sorduk. Evet tam 3 saat sonra Balatonfüred'e geldik. Dönüş saatimizi kontrol ettikten sonra yürüyerek 10 dk. da merkeze indik. Hava anormal sıcak ve nemliydi. Herkes mayolu şortluydu. Biz ise pantolonlarla kro gibi kaldık. Gölün kenarına geldiğimizde gördüğümüz manzara bize herşeyi unutturdu. Yaklaşık 50 tane kuğu vardı suda. Bütün sahil kesimini bir aşağı bir yukarı arşınladık. Sonra iskelenin yanında son paramızla Löwenbrau biralarımızı içtik o kadar iyi geldiki. Saatimize 20 dk. kala resimlerimizi çektik ve istasyona doğru yola çıktık. Tren tam vaktinde geldi. Bu sefer 2 saat 45 dk. da Budapeşteye döndük. Bizim gruptakiler burayı hiç göremediler. Onlar adına yazık oldu. Budapeştede son bir tur attıktan sonra otelimize döndük.

10.Gün

Eveeet artık son saatlerimiz. Valizlerimizi topladık. Otelin yanında saray varmış 1 saat gezdik ama hava 36 derece olduğu için otele dönüp uçak saatimizi beklemeye başladık. Saat 14'de Ferihegy Havaalanına geldik. Check-in yaptık. Hava birden bozdu. Gökyüzünü kara bulutlar kapladı. Uçağımız tam vaktinde kalktı. 1 saat 35 dk sonra Atatürk Havalimanına indik. Bir turumuzu daha bitirdik böylece.

 

Bu turda Budapeştede bizi Hiltonda yatırdığı için Asyatur'a sonsuz teşekkürler.

Mutlaka görün veya katılın

 

Karlstejn Kalesi

Kutna Hora

Kuntshistoric Museum

Naturehistoric Museum

KunstHaussWien

Viyana Ormanları-Seegrote-Mayerling-Baden

Hoffburg

İspanyol Binicilik Okulu

Konser

StadtPark

Volksgarten

Schonbrunn Sarayı

Treasure Dairesi

Szentendre-Visegrad-Esztergom

Gellert Tepesi

Margit Adası

Balaton Gölü

Vaci Utca

 

Görmesenizde olur

 

Karlovy Vary

 

 

 

Resimler

Hosted by www.Geocities.ws

1