İtalya-Fransa
İlk gezimi Ağustos 1998'de İtalya ve Fransanın güneyini kapsayan Asya Tur'un paket programıyla yaptım. Rehberimiz Serap hanım çok bilgili bir rehberdi. İstanbuldan Onur Havayollarıyla 2 saat rotardan sonra Venedik yakınlarında Treviso havaalanına indik. Burada bizi bekleyen otobüslerimizle otelimize transfer olduk. Otelimiz 3 yıldızlıydı fakat çok temizdi. Eşyalarımızı odalarımıza bıraktıktan sonra otelin karşısındaki küçük bir restoranta akşam yemeği için gittik. Yemekte tabiki makarna vardı. Mengenin bol kepçe lokantası gibi paso makarna yedik. Ben yedikçe kadın gelip pasta pasta deyip makarna verdi. Laf aramızda makarna çok lezzetliydi. Sonra otelimize gidip güzel bir duştan sonra üzerimizdeki yorgunlukla hemen uyuduk.
1.Gün
Ertesi sabah erken kalktık. Zaten turlarda erken kalkmaya alışmak gerekir. Kısa bir kahvaltıdan sonra şöförümüz Mairo bizi Venedik'e götürdü. Venedik yakınlarında Vapurettolara bindik. Kısa bir yolculuktan sonra Venedik' adımımızı attık. Havanın sıcaklığı kameramın ve fotoğraf makinemin ağırlığı 2 kg. su kaybetmeme sebep oldu. Neyse önce San Marco meydanına gittik. Burada kuşlara yem verdik. Aynı Sultanahmet gibiydi. Rehberimiz Serap hanım yerlerdeki taşların hikayesini bile anlattı. Burada meşhur gondola bindik. Bir saat Venedik'in su basmış caddelerinde gezdik. Venedik'in görüntüsü bizi büyülemişti. Rialto Köprüsü, Grand Canal hepsi çok güzeldi. Daha sonra gondol gezisinden sonra şehrin su basmamış caddelerinde akşama kadar turladık. Sonra vapurettoya binerek geri döndük. Yolda Serap hanım bize kıyak çekerek bedava Mestre'ye götürdü. Burada gece hayatını gördük. Çok lüks mağazalar vardı. Bizde mağazalara bakacak hal kalmadığı için aklımız oteldeydi. Geç saatlerde otele geldik ve uyuduk.
2.Gün
Ertesi sabah erkenden kalktık. Yolumuz uzundu. Romaya gidecektik. Mairo valizlerimizi aldı ve otobüse yerleştirdi. Yola koyulduk. İlk durağımız sanat şehri Firenze (Floransa)'ydı. Burada Ufizi sanat galerisine gitmek gerek. Orayada gitmek gezmek en az 6 saati alacağı için es geçtik. Eğer Floransa'ya yolunuz düşerse Oran sitesi dolmuş kuyruğu gibi duran kuyruğu takmayın ve mutlaka gezin. Bayılacaksınız. Katedrali gezdik bol bol resimledik. Floransada dikkatimi çeken en önemli şey ortalıkta zırt-pırt dolaşan sirenlerini avazı çıktığı kadar bağırtan ambulans-itfaiye ve polis araçlarıydı. Sanırsınız her saniye yangın var. Öğleden sonra otobüslerimizle virajlı ve manzaralı yollarda ilerleyerek Romaya yaklaştık. Termometre tam 40 dereceyi gösteriyordu. Hıristiyanlığın başkenti Romaya geldik. İtalyada Romadan itibaren kuzeyi zengin kesim, Romadan itibaren güneyinde ise mafya ve hırsız takımı var. Buradan itibaren artık hırsızlara dikkat etmek zorundaydık. Herkes eşyalarına daha sıkı sarıldı. Otelimiz 4 yıldızlı bir oteldi Colosseum'a çok yakındı. Merdivenler tamiratta olduğu için asansörle yukarı çıkmak zorundaydık. Bir adet asansör olduğu için 48 kişi nasıl yukarı çıktık siz hesap edin. Akşam olmuştu Serap hanım serbest zaman verdi. Bu serbest zamanı hemen kendimizi yataklara atarak değerlendirdik. Çünkü yorgunluk gözlerimizden akıyordu.
3.Gün
Ertesi sabah erken kalktık (herzamanki gibi) Yarım günlük otobüslü şehir turunda Colosseum'u, Palantino kalıntılarını, Aşk Çeşmesini (daha sonra buraya para attım işe yarıyor, evlendim), İspanyol Merdivenlerini, Vatikanı, Tiber nehrini gördük. Şehir turu bittikten sonra Serap hanım serbest zaman verdi. Kendimiz Roma sokaklarında dolaştık. Roma erkekleri çok çapkın herkese şefkat gösteriyorlar. Turdaki kızlar eridi bitti buhar oldu uçtu. Colosseum'da Gladiator filminin çekimlerini izledik. Yine çok yorulduk. İspanyol merdivenlerinde iki saat oturduk.
Orada çok güzel Roma dondurması satıyorlar. Kazmalar İngilizce bilmedikleri için sade dondurma isteğimizi vanilyalı diyerek belirttik. Buradan yürüyerek taksicilere sora sora Bağdatı pardon otelimizi bulduk. Akşam taverna vardı. Bazı kişiler bu ekstraya gelmek istemedi. Laf aramızda çok şey kaybettiler. Hayatımızda yiyebileceğimiz en güzel soslu makarnayı ve Roma dondurmasını burada yedik. Giderseniz mutlaka bu ekstraya katılın. Kafaları çektikten sonra otobüsle otelimize dönerken Serap hanım Romanın gece hayatını göstermek için otobüsü ara yollara daldırdı. Oda ne !!! telekızlar köşe başlarında ve yol kenarında otostop yapıyorlardı. Sonra Roma hamamına gittik. Tarihi hamamı gördükten sonra otele gelerek uyuduk.
4.Gün
Ertesi sabah erken kalktık çünkü Napoli'ye gidecektik. Burası hırsızların ve mafyanın Sophia Lorenin vede bizim şöförün memleketiydi. Otobüsümüzle yola çıktık. Napoliye yaklaştığımızı gözüken Vezüv yanardağından anladık. Napoliye geldik. Gördüğüm ilk izlenim tüm arabalar çarpık, aynaları kırıktı. Arabalar kaldırımlardan gidiyordu. Sanki şehir komple ehliyet kursuydu. Serap hanım bizi sahtekar satıcılara karşı uyarmasına rağmen. Grubumuzun kazması otobüsten iner inmez 100$'a kamera satmaya kalkışan mafyanın kurbanı oldu. Kamera diye aldığı çantanın içinden 2kg. toz şeker çıktı. Tabi ben bu olayı kıs kıs gülerek kamerama çektim. Bizim şöför mairo olayı görmesine rağmen bıçak çekerek tehdit etmişler söyleme demişler. Oda Napolili olduğu için ses çıkaramadı. Adam 70 milyona 2 kg. şeker almanın dayanılmaz hafifliğiyle o şekerle içtiği dünyanın en pahalı çaylarını unutamamıştır. Buradan Pompei antik şehrine gittik. Burada Vezüv yanardağının patlamasıyla volkanik kütleye dönüşen insan cesetlerini gördük. Kimi başı elinde kimi yatakta kimi kaçarken kimi yavrusu kucağında kızartma olmuşlardı. Çok dramatik görüntülerdi. Yine akşam oldu Romaya dönme vakti geldi. Otobüsümüzle biraz mutlu biraz hüzünlü bir şekilde geç saatlerde Romaya döndük ve günün yorgunluğuyla yine uyuduk.
5.Gün
Artık Romadan ayrılma zamanı gelmişti. Oteli boşalttık ve otobüslerimize atladık. Bugün çok heyecanlıydım. Çünkü çocukluğumdan beri görmeyi çok istediğim yamuk kule Pisa'yı görecektim. Önce Floransa'ya tekrar geldik. Buradan sola döndük hiç durmadan devam ettik. Artık yaklaşmıştık otobüste Pisayı kim önce görecek diye yarışma yapıldı. 10 dk sonra Pisa kulesi tüm yamukluğuyla solda belirdi. Otobüsten indik hemen kulenin önündeki parka koştuk. Burada iki kişi Pisa kulesini düşmesin diye tutuyormuş gibi yapıp biriside tam hizadan mutlaka fotoğraf çektirin. Çok güzel çıkıyor.
Pisa kulesine
gelinirde Pizza yenilmezmi ? Pizza siparişimizi verdik. 45 dk sonra gelin alın
dediler. Vakit gelince pizzamızı almaya gittik ve pizzanın hasını elimize
aldık, bir köşeye oturup şapır şupur yedik. Yarabbi şükür dedikten
sonra otobüsümüze bindik. Hedef artık Fransay'dı. Rehberimiz Serap hanım
az sonra bir sürü tünele geleceğimizi bu tünellerin sayısını bilene
Bordeaux şarabı vereceğini söyledi. Ben 86 saydım ama gerçek sayı 85 miş
haberiniz olsun giderseniz saymadan kafadan 85 deyin şarabınızı afiyetle için.
Beni hatırlayın. Cenovayı geçtikten sonra Ventimiglia'da İtalya-Fransa sınırını
geçtik. Artık Fransadaydık. Sınırı geçmemizle Nice'e gelmemiz bir oldu.
Hemen otele yerleştik ve uyuduk.
6.Gün
Sabah erken kalktık doğru Monaco'ya gittik. Burada etrafın temizliği bizi çok etkilemişti. Monaco Sarayını, Botanik parkını Prens Albert'in akvaryumunu, binaların üzerindeki Monaco Stadını gördük. Akşam Monte Carlo'ya kumar oynamaya gittik. Serap hanım bize öyle bir anlattıki kumarhaneye girer girmez grup hemen tuvalete koştu. Çünkü tuvaletler tam otomatikti. Bir düğmeye basınca klozet kapağına hijyenik birşekilde kağıt yapışıyor. Müzik dinleyerek tuvaletinizi yaptıktan sonra otomatik olarak kağıt suyun akmasıyla birlikte Monaco kanalizasyonuna karışıp gidiyordu. Kumar masalarının arasında dolaşırken cep telefonumu düşürdüm. Tabi İtalyada değildim. Aramak için geri döndüğümde Monaco'nun asil bir insanı telefonumu bulmuş ve bana hemen verdi. Teşekkür faslından sonra 100 frank kaybederek dışarı çıktık otobüsümüzü beklerken Porsche ve Ferrarilerin vızıltıları arasında otobüsümüz geldi ve kısa bir yolculuktan sonra Nice'e otelimize geldik. Yine yorgunduk ve uyuduk.
7.Gün
Sabah erken kakmadık hayret değilmi ? Çünkü bugün artık ayrılıyorduk. Oteli boşalttık ve çok yakınımızda bulunan meşhuuuuuuuur Cannes plajlarına gittik. Oda ne ben dev gibi bir plaj beklerken minnacık et etin üzerinde güneşlenen insanların arasında üstsüz kızları aramak için gözler faltaşı gibi açıldı. 2-3 tane filme ve fotoğrafa çektikten sonra Cannes film festivalinin yapıldığı yerde Sharon Stone ve Van Dame gibi efsanevi kişiliklerin el izleriyle kendi ellerimizi karşılaştırdık. Sabancının kumar oynamak için günübirlik geldiği dünyaca meşhur. Carlton otelini gezdikten sonra ayrılık zamanı geldi. Yola çıktık Serap hanım bize kıyak geçti ve bizi Milano'ya götürdü. Burada millet meşhur katedrale gitti. Bende 7 gün katedral gezmekten o kadar usandımki siparişler aklıma geldi. Hemen katedralin oradaki meşhur mağazadan 10 milyona police gözlüklerinden aldım. Tekrar yola çıktık Garda gölünü takiben akşama doğru Trevisodaki havaalanına geldik. Onur Havayolları sağolsun 4 saat rötar yaptı ve bizi gecenin 2 sinde İstanbula indirme başarısını gösterdi.
Önemli Not: Siz siz olun biraz pahalı olsada tarifeli seferleri seçin. Asla ucuz diye charter seferi yapan havayollarıyla uçmayın. Benden tavsiye pişman olursunuz.
Mutlaka Görün ve Katılın
Venedikte gondol gezisi
Ufizi Sanat galerisi
Colosseum
Vatikan
Taverna Gecesi
Pisa Kulesi
Monte Carlo büyük kumarhane
Görmesenizde olur
Capri Adası
Pompei
Napoli
Nice
Cannes
Milano