İspanya
25 Aralık 2000 tarihinde akşam 01.30'da eşim Nursel ile beraber İspanya gezimize Varan Turizm Söğüzözü tesislerinden başladık. Otobüs deluxe tipli çok uzun bir otobüstü. Rahat bir yolculuktan sonra sabah 07.00'da İstanbul'a geldik. Önce havaalanına gittik. Burada eşyalarımızı emanete verdik. Havaş'ın otobüsleriyle Aksaray'a geldik. Buradan yürüyerek Sultanahmet'e geldik. Panoramik bir İstanbul gezisi yaparken asıl amacımız Topkapı Sarayını ziyaret etmekti. Sultanahmet Camisi'ni ve Ayasofya'yı gördükten sonra Topkapı Sarayı'na geldik. Birde baktık ki kapalı Salı günleri kapalı oluyormuş. Bizde Sultanahmet Köftecisinde köfte yedikten sonra Beyazıt'a gittik. Burada İspanyol Pesetası aldık. Tavsiyem Pesetanızı buradan alın. İspanyada gittiğiniz saatte döviz büroları kapalı olabilir. Sonra Kapalıçarşı'yı, Mısır Çarşısını gezdik. Eminönünden tramvaya bindik. Aksaray'da indik. Tekrar Havaş'ın otobüsüne binerek havaalanına geldik. Asya Tur'un rehberiyle buluşmamıza 2 saat kalmıştı. Burger King'de birer menü yedikten sonra zaten vakit geçti. Rehberimiz İsak Mizrahi tam zamanında geldi. Biletlerimizi aldık, check-in yaptırdık, pasaportu geçtik. Uçağımız Onur Havayolları tam saatinde kalktı. 3 saat süren bir yolculuktan sonra Barcelona havaalanına indik. Burada bizleri bekleyen otobüslerle otele transfer olduk. Otelimiz şehrin 10 km. dışındaydı. Fakat üç yıldızlı olmasına rağmen salonu, yatak odası ve mutfağı vardı. Ben 5 yıldızlı otellerde bile böyle bir otelde kalmadım. Turdan bazı kişiler otelin uzakta olmasına çok sinirlendiler. Aslında o kadar kızacak birşey yoktu. Kaldıki zaten üç gün kalıyoruz ve iki gün ekstralar var diğer gün yolda geçiyor. Akşam biraz oturduktan sonra uyuduk.
1.Gün
Sabah kahvaltısından sonra Barcelona şehir turuna başladık. Önce Montjuic tepesine gittik. Burada Barcelona olimpiyat stadını gördük. Bu stadda şu anda Espanol takımı maç yapıyor. Tepeden Barcelona'yı ve limanını panoramik olarak resimledik. Camp Neu stadı Barcelona futbol takımının ve tam 110.000 kişilik. Buradan şehire indik olimpiyat köyünü gezdik. Sonra dünyanın yeni yedi harikasından biri olmaya aday La Sagrada Familia (Kutsal Aile) katedraline gittik. Gerçekten üzerine her santiminde ince bir işçilik var. 200 senedir yapılıyor. 2050 yılında bitmesi bekleniyor. Burada rehberimiz bizi serbest bıraktı. Goya'nın binasını gördük. Yürüyerek La Rambla caddesine gittik. Hava o kadar güzeldi ki pizzamızı caddenin ortasında yedik. Caddenin ortası trafiğe kapalı araba falan çarpmaz korkmayın. Kısa bir yürüyüşten sonra limana geldik. Akvaryuma girdik. Bu tip akvaryumlar dünyanın pek çok yerinde var. Sistem hep aynı yürüyen bir bant üzerinde giderken etrafınızda çeşitli balıkları seyrediyorsunuz. Görmeyenler için çok güzel görenler için sıkıcı olabilir. Aynı böyle akvaryumu Monaco'da, Orlando Sea World'de, Baltimore'da veya Hong Kong Ocean Park'da görebilirsiniz. Avustralya'dada varmış fakat ben henüz orayı görmedim. Neyse akvaryum turumuz bittikten sonra 4 kişi taksiyle otele döndük. O kadar tantana yapmaya gerek yokmuş. Otele uzağız ama 4 kişi taksi çok ucuza geldi. Akşam Flamenko gecesine gidiyoruz. Hani şu İspanyolların meşhur ayaklarını yere vura vura müzik yapıp oynadıkları bir gece. Eğer giderseniz mutlaka önde bir yere oturunki ayaklarını göresiniz. Belki gecenin başında saat 22'de olmasada ilerleyen saatlerde gidenler olunca hemen yerlerine zıplayın ve ayaklara yakından bakın büyüleneceksiniz. Eğer ayaklara yakından bakmayacaksanız. Gitmenize hiç gerek yok. Sonra otelimize gidiyoruz. Otelimiz çok güzel çok şanslıyız. İyice dinlendik.
2.Gün
Kahvaltıdan sonra Fransa-İspanya sınırındaki Pirene dağlarında bulunan dünyanın en küçük ülkelerinden biri olan Andorra'ya gitmek üzere otobüslerimize bindik. Andorra dünyada herhangi bir suç işlenmemiş bir ülke bir prenslik. İnsanlar buraya kayak yapmaya ve gümrüksüz mağazalardan alışveriş yapmaya geliyor. Mağazalarda daha çok elektronik eşya, fotoğraf makinaları, parfümler, içki ve sigara satılıyor. Bende buradan dünyanın en küçük en hafif fotoğraf makinasını aldım. Tam 140 g Nikon Nuvis S 2000 gerçekten çok güzel çekiyor. Aslına bakarsanız Andorra Türkler için bir avantajı yok. Burası Avrupa'da yaşayan insanlar için. Avrupa'da yaşayan insanlar birşey alırken KDV veriyorlar. Andorra'daki mağazalarda bu KDV verilmiyor. Biz ise Avrupanın her yerinde üzerinde tax-free yazan mağazalardan alışveriş yaptığımızda zaten ödediğimiz KDV'yi sonradan alıyoruz. Birde Andorra'ya gitmek için ekstra 100$ veriyoruz. Ne yani şimdi biz karmı etmiş oluyoruz. Tabiki hayır. Onun için illa ben ülke görmek istiyorum demiyorsanız. Andorra'ya kesinlikle gidip vakit kaybetmeyin. Akşam Barcelona'ya dönüyoruz. Rehberimiz akşam bize mutlu haberi veriyor. Grubumuzdan 13 kişi sabah 4'de kalkacak ve Madrid'e gidecek. Önce üzülüyoruz. Ama sonradan bu işi çok seviniyoruz.
3.Gün
Sabah 4'de kalkıyoruz. Kahvaltı olmadığı için otobüse binerek direk havaalanına gidiyoruz. Burada yerel bir havayoluyla bir saatlik bir uçuşla Madrid'e iniyoruz. Sabah 9 Madrid'deyiz. Bizim rehber sonradan geleceği için yerel rehber rica ediyor. Şehir turunu yapalım sen tercüme et diye. Onüç kişide kabul edince ben rehber oldum. Bir yandan çeviri yapıyorum. Bir yandan kamerama çekim yapıyorum. Şehir turunda Tren garını, Posta binasını, Neptune Heykelini, Cybelles Çeşmesini, Real Madrid'in Barnebeu stadını, Royal Palace'ı, Prado, Reine Sofia ve Thyssen Bornzemia müzelerini, boğa güreşlerinin yapıldığı Arena'yı panoramik olarak görüyoruz. Şehir turumuz bittikten sonra San Antonio caddesindeki 4 yıldızlı Otel Praga'ya geliyoruz. Bu otelimizide çok seviyorum. Şehrede çok yakın hatta şehre yürüyerek 25 dk'da gidilebiliniyor. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra haritamızı alıyoruz ve erken gelmemizin bize bir avantajı olarak şehri gezmeye başlıyoruz. Önce Royal Palace'a gidiyoruz. Burada kralın muhteşem odalarını görüyoruz. Bugün burası yılbaşından önce son kez açık olduğu için grubun kalanının göremeyeceği bu sarayda doyasıya geziyoruz. Bitirdikten sonra yılmıyoruz ve hızlı davranarak Reine Sofia müzesine gidiyoruz. Giriş bedava olduğu için para vermiyoruz. Burası modern sanat müzesi Picasso, Dali, Miro ve Goya'nın hemen hemen bütün tablolarını tek tek görüyoruz. Royal Palace ve Reine Sofia müzesinde hiç anlamadan 6 saat geçmiş olduğunu farkediyoruz. İyice yorulduktan sonra müze işini bırakıp Plaza Mayor'a gidiyoruz. Burası her çeşit insanın eğlendiği bir meydan yılbaşı için renkli peruklar satılıyordu. Burada biraz vakit geçirdikten sonra inanılmaz yoruluyoruz 23 numaralı otobüsümüze binerek otelimize dönüyoruz. Hemen uyuyoruz.
4.Gün
Sabah geç kalkıyoruz. Bugün müzeleri bitirmeye niyetliyiz. Önce taksiyle Prado müzesine gidiyoruz. Giriş yine bedava. Burada Rubens, Van Gogh, Renoir, El Greco, Picasso'nun pek çok resmi 3 saatte görüyoruz. Bitince hemen Thyssen Bornzemia müzesine gidiyoruz 2 saatte burada resimlere bakıyoruz. Biraz alışveriş yapıyoruz küçük restaurant'larda İspanya'nın meşhur pilavı Paillo yiyoruz. Deniz ürünlerinden çeşitli versiyonlarda yapıyorlar çok güzel. Akşam Lido'nun bir benzeri Scala Kabare'sine gidiyoruz. Lido kadar kaliteli olmasada yerimiz çok güzel. Süper eğleniyoruz. Kabare bittikten sonra piste çıkıp dans ediyoruz. Canımız çıktı akşam otele gelir gelmez uyuyoruz.
5.Gün
Sabah erken kalkıyoruz. Otobüsümüzle Toledo'ya gidiyoruz. Burası UNESCO tarafından açıkhava müzesi olarak ilan edilmiş. Çok eski antik bir bölge. El Greco'nun resimlerini görüyoruz. Panoramik olarak resimliyoruz. Öğleden sonra Madrid'e dönüyoruz. Akşam yılbaşı gece Puerta De Sol meydanında şampanya patlatacağız. Adetlere göre akşam meydanda 12 kez çan çalacak. Her çan bir ayı götürecek. 12 adet üzüm alacağız her çanda bir üzüm atacağız ağzımıza. 23.30'da hazırlığımız tam olarak meydana geldik. Saat 0.00 oldu ne çan çaldı nede bir numara oldu. Bizde grup olarak şampanyalarımızı patlattık. Üzümlerimizi yedik. Oda ne millet delirdi havaya şampanya şişesi atılıyor. Hemen olay mahallini terk ettik. Yürüyerek 40 dk'da otelimize geldik. Lobide oturduk. Saat 2'de falan yattık.
6.Gün
Sabah geç kalktık. Kahvaltıdan sonra Alfonso XII parkına gittik. Ördeklere ekmek attık resim çektik. Buradan Alcala kapısına gittik resimlerimizi çektik. En sonundada Cybelles çeşmesine gittik. Burada panayır vardı. Gece atılmayan havai fişekler gündüz 12'de atıldı. Dönüş saatimiz yaklaşıyordu. Yağmurda başlamıştı. Taksiye atlayıp otelimize geldik. Uçak saatini beklemeye başladık. Saatimiz gelince Otobüslerimize binerek Madrid Barajas havaalanın transfer olduk. Uçağımız Palma De Mallorca'dan rötar yaparak geldi. Nihayet bindik ve sabahın bir saatinde İstanbul'a indik.
Mutlaka görün veya katılın
La Sagrada Familia
Flamenko Gecesi
Kraliyet Sarayı (Royal Palace)
Prado Müzesi
Reine Sofia Müzesi
Thyssen Bornzemia Müzesi
Paillo Pilavı
Scala Kabare
Toledo
Görmesenizde olur
Andorra
La Rambla Caddesi
Akvaryum (görenler için)
Plaza Mayor
Alcala Kapısı - Madrid
Alfonso XII Parkı - Madrid
Barcelona Olimpiyat Stadı
La Sagrada Familia - Barcelona
Monjuic Tepesi - Barcelona
Royal Palace - Madrid
2001'e girerken Puerta De Sol Meydanı - Madrid
Puerta De Sol Meydanı - Madrid