BİR KİŞİ YETER
Dünya güzelliklerle dolu, hayat yaşamaya
değer... sen?
Sen(en azından bence) güzelsin
Senin, en azından bence güzel olman hiçbirşey ifade etmiyorsa sana
sevin... Çünkü bu harika... Çünkü o zaman, sen sandığım kadar yanlız ve
sıkıntıda değilsin
Yani seni yeterince önemseyen insan var...
Ama senin en azından benim için özel oluşun kıpırdatıyorsa içini;
Sen önlenemez bir selsin...
Tutulmaz bil zıpkınsın.
farkında ol bunun
Çünkü bir kişiye onu önemseyecek bir kişi yeter... diğerleri ikramiye!
Seni önemseyecek bir kişi... Bu bir kişi; kim olursa olsun... Dünyanın
neresinde olursa olsun farketmiyor
Bir kişi için değerliysen... Bir kişi bekliyorsa seni... Bir kişi
seviyorsa önemsiyorsa;
Kaybetmiyorsun.
Çünkü vazgeçmiyorsun! Binlerce örneği var bunun
Kaybetmenin, dünyanın bütün lügatlarında bir tek soyadı var:
Vazgeçmek!
Gemin batsa okyanusta, en yakın karaya doğru kimin için kulaç atardın?...
Kimi eli olsun isterdin ıslak saçlarını okşayacak?...
Kin sarsın isterdin titreyen bedenini?
Issız bir dağ başında kalsan kimin için yürürdün gittikçe uzayan yolları?
Kimin hayali çağırırdı seni?
Kim sana; hadi derdi: Hasta olsan kim tutsun isterdin?
Kim alsın dilerdin başından ateşini?...
İyi bak; Var O!
İyi bak; Yar O!
Görmüyor olman, onun olmadığı anlamına gelmez ki!...
Görmüyorsan şu an görmüyorsun.
Sen aynalar yokkende varsın aslında!
Ama kendini tanıman için aynaları bulmalısın
Dünya güzelliklerle dolu, hayat yaşamaya değer...
Ve sen, en azından benim için güzelsin.
Bu mühim değilse çok güzel ve önemliyse; MÜKEMMEL
Var sayalım, gerçekten kimsen yok...
Varsayalım umurlarda değilsin...
Peki ya ben?...
Beni neden varsaymıyorsun?
Neden duyduğuna inan mıyorsun ki çağırışlarımı?
Ben seni onemsiyorum...
Ben seni bekliyorum...
Ben seni seviyorum...
Ve sana inanıyorum.
Sende bana yok kadar uzaktın!...
Aynen benim sana uzak olduğum kadar ...
Bulduysam seni, ulaştıysam sana; Bulabilirsin seni, ulaşabilirsin bana...
Dünya güzel ve hayat yaşamaya değer...
Sen; En azından bence GÜZELSİN ve ÖZELSİN .
ve her kişiye onu önemseyecek bir kişi yeter!
SEVDA SOKAĞI
İSTİKBAL MARŞI
GÖRMEDEN SEVMEK
O BENİM
Ararsa ellerin
ellerimi,
Gözlerinde yağmurlar,
Üzülme...
Yum gözlerini usuldan.
Bak yüreğindeyim.
Estirme hüzün rüzgârlarını,
Kov sahilinden deli dalgaları.
Sakın, serin pınarlarda
.............çağlar damlalarım.
Dağlardan esen meltemlerde,
Akan çeşmende benim.
Yıka yüreğini temiz sularımda,
Gönlünde melankoli kalmasın,
Şifalıdır damlalarım,
Ben yağmurum,
Yağmur,
Benim...
SEN? NEDEN SEVDİM
RÜZGAR
bir
gün bir rüzgar
eserse oralara
sana olan sevgimi
fısıldarsa kulağına
unutma;
sende o rüzgarla
bana bir tutam sevgi yolla
FUNDA ERKAN
Özlemlerim
Sensizliğim
Senliliğim
Sevgim
ve
Nihayetinde
Ben
Hepimiz seni bekliyoruz
Gel artık..
Her
anı zamansız yaşanmış bir aşkın,
İpe sapa gelmez sözlerinden
Bir yüz çizdim kendime!
Şimdi aynalara bakınca
Utanıyorum!
Hiç
bir dilek
Bu kadar içten dilenmedi!
Ve hiç bir ten
Bir öpüşe bu denli bilenmedi...
Sendeki güzellikleri
Nüfusuma geçirmek için
Yanında olmaktansa,
Uzandığım her tenin
En güzel yerlerini
Çirkinleştiriyorum bir bir...
Bir
deniz atını gemledin sen!
Mavisiyle oynadın bir denizin,
Dalgasını zincirledin...
Bir kılıcı kınladın sen!
Yeminini bozdurdun bir bileğin,
Tövbesini bildirmedin...
Bir ışığı demledin sen!
Gündüzünü söndürdün bir yüreğin,
Gecesine demirledin...
Şimdi boş kalan yerinde koynumun
İzahsız bir günahı büyütüyorum...
Yoksun...
Yoksul bir evin sobasıyım
Su verilmiş acıdan!
Lanet olsun duman değil
Can çıkıyor bacadan...
Tebessüm yok odun kadar
Kan geliyor geceden!
Oysa benim başucumda
Masmavi bir rüzgar vardı,
Orada,dipsiz uçurumda
Yer bilmez bir sevda kaldı!...
Geceydi;
İyi geceler alkollü beş heceydi!
Belli değil kaç kişiyle çıktım yola,
Daldım uykuya...
Şimdi Gün erdi,
İyi günler dudaklarımda geberdi...
Sekizin bile yanında onbeşi,
Benim yanımda yoktan bir hiç!
Ve yalnızlığım tam saatler kadar yakın sıfıra...
Şeytan Verdi Getirdi
Gözlüğüm,kitaplarım,
Kalemim, kağıtlarım,
Uğur param, jölem,
Diş fırçam, telefonum,
Üzerine geleceğin günleri işaretlediğin takvimim,
Genelde başımla muhattab olan ağrım dahi
Sürekli yer değiştirmekte...
Bu günlerde yerinden kıpırdamayan tek şey
Sen’ im...!
bir
gün bir rüzgar
eserse oralara
sana olan sevgimi
fısıldarsa kulağına
unutma;
sende o rüzgarla
bana bir tutam sevgi yolla
Bu şehrin üç yerinde
üç damla gözyaşı var
BİRİ seni ilk gördüğüm yerde
BİRİ seni ilk öptüğüm yerde
BİRİ dilim varmıyor söylemeye
BANA git dediğin yerdi!!!!!!!!!!!!!!!
Seni unutmayı düşündüm bu gece.
Bir sigaranın üstüne adını yazdım.
Sigara bittiğinde unutacaktım seni.
Duman duman atacaktım,seni içimden.
Rüzgar savuracaktı, küllerini fakat...
Seni unutmayı düşünürken.
Nerden bilebilirdim ki.
Seni her nefeste içime çektiğimi!
Seni unutmayı düşündüm bu gece.
Bir sigaranın üstüne adını yazdım.
Sigara bittiğinde unutacaktım seni.
Duman duman atacaktım,seni içimden.
Rüzgar savuracaktı, küllerini fakat...
Seni unutmayı düşünürken.
Nerden bilebilirdim ki.
Seni her nefeste içime çektiğimi!
Biliyormusun bu gece senin için neler
neler yazacağım..
Biliyormusun senin için gönlümde bu gece bir sayfa açacağım..
Ömrümün son baharında, çıkmaz sokaklarında seni arayacağım...
Bulmak için anılarımı bir bir yırtacağım..
Ey meçhul sevgili bu gece saatlerimi seninle paylaşacağım...
Sen yanımda olmasan da, adını bilmesem de,
Seninle yaşayacağım...
Sen anlamasan da..
Bu gece bir başka olacak bende
duygular...
Öldüreceğim içimdeki yalnızlıkları,
Seninle yaşayacağım dakikaları, mutlu anları..
Mazideki aşklarıma izin vereceğim bu gece, seninle olmak için
Gönlümün zincirlerini kıracağım yanında olmam için..
Bu gece yağmurları dinleyeceğim göz yaşlarıma inat..
Yürüyeceğim kalbimin sahillerine, umursuzca..
Orkideler takacağım saçlarına, bahçelerimden..
Seni koklayacağım güllere inat..
Sen bilmem hangi kentin akşamlarındasın..?
Sen bilmem şimdi kimin yanındasın..?
Ama nerede olursan ol kanımdasın, yanımdasın..
Sabahı aydınlanmayan akşamlarımdasın...
Bir sır gibi saklayacağım seni duygularımda..
Duyuramam sesimi sana oysa..
Sana yürüyeceğim yollara inat, sana inat..
Sana koşacağım sensizliğe inat...
Bu gece senin olacağım kullara inat..
Seni canım gibi seveceğim kendime inat..
Anlamasan da!
şimdi sevda türküleri söylüyorum
Yağmurlu İstanbul ikindilerinden...
şimdi sensizliğe ağlıyorum
Yüreğim paramparça!
şimdi seni arıyorum
Hasret sana sahildeki kumsal, parklar ve masamız...
Hasret sana yağmurlu eylül ikindileri...
Gelde bitsin bu özlem, bu yakarış
Gelde bitsin sana olan hasretim...
Sen sevmenin ne olduğunu bilir misin?
Düşünürmüsün bir an olsun beni
Şarkıları dinler misin benim için
Gece yıldızlar tutar misin aşkımıza
Karanlıkları yırtarcasına koşarmısın bana
Ağlarmısın ara sıra da olsa
dikermisin gözlerini bir noktaya
Görürmüsün o noktada beni
nurlanırmı gönlün beni görünce
Sen sevmenin ne olduğunu bilir misin?
Yaşanmışlığın anısına içermisin bir duble rakı,
viski ya da bir bira
Sarhoş olurmusun beni düşünüp içerken
Yanlızlığını paylasırmısın, konuşurmusun hayalimle
Beni sevip okşadığın gibi okşarmısın hayalimi
Fotoğrafımda, bir buse kondururmusun dudağıma
Haykırırmısın beni sevdiğini yanlızlıklarda
Sen sevmenin ne olduğunu bilir misin?
Takvimleri koparırmısın bir bir; beni görmek için
Saniyeleri dakikaları hatta saatleri sayarmısın
telefonun çaldığında sarılırmısın ben diye
Ya da kapının zili caldığında
Açarmısın kapıyı bir anda
Sen sevmenin ne olduğunu bilir misin?
Yazarmısın kağıtlara kafiyeli 2-3 kıtalık şiir
Beni anlatan
Çizermisin kara kalem calışması resmimi
Özlemlerimi, arzularımı, umutlarımı
Sen sevmenin ne olduğunu bilir misin?
Benim sana duyduğum tüm duyguları
Ve
Sunduğum bir avuç mutluluğu
Sunabilir misin bana?????
Sana bir eylül ikindisinde seslendim, ta
uzaklardan.
Gözümde yaşlar, gönlümde özlemlerle...
Bu kalp, bu gözler ağlamaklı
Susuz topraklar misali hasret sana...
Sana hasret yarınlarım.
Sen çölde yağan yağmur, sen dal üstünde açan çiçek.
Sen gülücükler dağıtan hayalimdeki sevgili.
Miniminnacık dudaklarınla söylemezsin sevdiğini.
Beni hasret bırakırsın sevdalarıma.
Hazan getirirsin yaşanmamış yarınlarıma.
Beni esir etmişsin tavırlarına...
Uykularım yarım kalmış gecelerde....
Masamda kırık dökük anılarım
ve ben...
Sana şiirler yazmış bu yürek...
Kahrolsun bu eylül ikindileri, çekilmez oldular!
Aklıma bile gelmezdi böyle ayrılıklar
şimdi mazi oldu o güzel anılar, hatıralar...
Öyle ansızın, öyle habersiz gittin ki
Ardından iki damla yaş dökmek bile nasip olmadı!
şimdi her yağmur damlası seni hatırlatıyor.
Ve ben eylül yağmurlarından da nefret ediyorum.
Gözlerim dalıyor her yağmur damlasına
Yüreğim ıslanıyor,
Üşüyorum...
Tam Duygularda Toplama İşlemi
Daha on altısındasın...
On altı sene evvel ben;
Annemi, babamı,
Arkadaşlarımı, akrabalarımı,
Bakkal Fehmi amcayı,
Komşu Saim amcayı, Nezihe teyzeyi,
Arabalarımı,tabancalarımı,
Evimizi, bahçemizi,çekirgeleri,köpekleri,
Büyütecimi, sapanımı,çikolatayı,şekeri,
Sakızı,gazozu,okulumuzu,andımızı,
Saklambacı,futbolu, kovboyları, kızılderilileri,
Milliyet Çocuk dergilerini,
Atatürk’ü,
-“Ben büyüdüm artık”-demeyi,
Daha niceyi
Seviyordum...
Annemin,babamın bakışından,
Büyütecimin yakışından,
Kanımın akışından,şimşeğin çakışından,
Kırklareli’nin kışından,
Zilimizin çalışından,
Ramazan’da top atışından,
Karanlığın çöküşünden,
Arıların sokuşundan,
Pazaryeri yokuşundan,
Ve daha nicelerden
Korkuyordum...
On altı sene evvel ben;
Babamdan annemi,
Annemden babamı,
Daha iyi top oynayanları,
Daha güzel oyuncakları olanları,
Ortaokullu,liseli,üniversiteli abileri,
Daha hızlı koşanları,sobelenmeyenleri,
Çekirgelerimi yakalayanları,
Ve daha niceleri
Kıskanıyordum...
Evine ekmek giremeyenlere,
Çikolata,muz yiyemeyenlere,
-“Baba bana da”- diyemeyenlere
Kapüşonlu palto giyemeyenlere,
Çocuklarını sevemeyenlere,
Aç gezen köpeklere,çekirgelerime,
Vurduğum kuşlara,ezdiğim karıncalara,
Adile Naşit’e, Münir Özkul’a
Dayak yiyen figüranlara,
Hastalara,öksüzlere
Daha nicelere acıyordum...
Şimdi sen varsın,
Ben büyüdüm...!
Sevdiklerimi,korktuklarımı,kıskandıklarımı
Topla!
Acıdıklarıma
Seni tanımayanları,
Yüreğini bilmeyenleri ekledikten sonra
Bulduğuna kat...
Anlıyor musun?
Daha on altısındasın
Seviyor musun?
Üç Şehrin Sonesi
Üç şehirdir emziriyorum aşkını,
Üç şehirdir süt annesiyim özlemin...
Sen bembeyaz rüyalarında
Sırça salıncaklarda sallıyorken beni,
Pembe konfetileri süpürüyorken nefesin,
Masmavi yağmurlarla oynaşıyorken tenin,
Ben kan kırmızı bir aşkın saçlarını tarıyorum,
Kara kaşlı, kara gözlü bir özlemi yatırıyorum yanıma!
Çocuk da değiller artık, büyüyüp serpildiler...
Artık memeye, suya,
Sıcak bir döşeğe kanmaz oldular...
“Aşkın” on yedisinde şimdi,
Kızıl saçlı bir afet ki sorma gitsin...
Önceleri parmaklarım okşuyordu saçlarını
Şimdi dokunsam kor olacağım!
Eskiden ‘şşştt’ dedin mi suspus olur
Kızarırdı benzi,
Şimdi bağlasan durmuyor yerinde...
Bir şarkı tutturmuş kimden öğrendiyse;
“Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor”muş!
“Özlemin” desen “aşkın” dan bir zaman küçük,
Esmer, yiğit bir delikanlı...
Ablası gibi
O da, içi içine sığmaz oldu.
Önceleri bir masal kafiydi rüyalarına,
Şimdi ne desen boş yetmiyor uyutmaya...
Seni anlatıyorum ‘biliyorum’ diyor,
‘Ben’ diyorum, doluveriyor gözleri...
Bir şarkı pelesenk olmuş diline;
“Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor” muş...
Sen
Cümle anlamları gözbebeğinde hapseden!
Varlığın ta kendisi,
Varlığımın efendisi...!
Sen bembeyaz rüyalarında,
Sırça salıncaklarda sallıyorken beni,
Pembe konfetileri süpürüyorken nefesin,
Masmavi yağmurlarla oynaşıyorken tenin,
Ben
Kendi rengindeki bu iki dünyayı büyütüyorum...!
Üç şehirdir emziriyorum aşkını,
Üç şehirdir süt annesiyim özlemin...