YAŞASIN TÜRK-KÜRT BİRLİĞİ
TÜRK İLE KÜRDÜN ET İLE TIRNAK OLDUĞUNU, TÜRKİYE HALKININ AYRILMAZ İKİ PARÇASI OLDUĞUNU ZİYA GÖKALP'İN ŞU SÖZLERİ ÇOK GÜZEL ANLATMAKTADIR: TÜRK'Ü SEVMEYEN KÜRT,KÜRT DEĞİLDİR;KÜRT'Ü SEVMEYEN TÜRK,TÜRK DEĞİLDİR.
KÜRT SORUNU'NA ÇÖZÜM BULABİLMEK İÇİN DOĞU PERİNÇEK'İN "KÜRT SORUNUNA ACİL KARDEŞLİK ÇÖZÜMÜ" ADLI KİTAPÇIĞINI OKUMAK YETERLİ OLACAKTIR.
Doğu Perinçek çözüm önerilerini sıralarken Kurtuluş Savaşı'nda sınanmış anayasal ilke ve politikaları göz önünde bulundurmuştur.
Kürt sorunu Türk sorunudur.
Kürt sorunu açısından en önemli gelişme, sorunun "küreselleştirilmesi"dir.Körfez Savaşı'ndan bu yana yaşanan süreç bunu göstermektedir.Irak'taki kürt sorunu,daha Körfez savaşı sırasında, başta ABD olmak üzere emperyalist devletler tarafından bir dünya sorunu haline getirilmişti.Çekiç Güç bu olay sonucu uluslararası bir askeri kuvvet olarak bölgeye yerleştirildi.
Türkiye'deki Kürt sorunu da, bu süreçle bağlantılı olarak, ülkemizin iç sorunu olmaktan çıkarılsı.Bugün ne yazık ki, dünyanın emperyalist devletlerinin parmakları Kürt sorununun içindedir.Böylece sorun, büyük bir hızla Türkiye zeminindeki kuvvetlerin insiyatifinden çıkmakta ve büyük dünya kuvvetlerinin müdahale alanı içine kaymaktadır.
Hal böyle iken, Türkiye Devleti, Batı'nın Kürt sorununa niçin müdahale ettiğini belirlemiş değildir.
*********** *********** **********
Türkiye Cmhuriyeti kurulurken Kürt gerçekliği kabul edilmiştir.İsmet Paşa Lozan'da TBMM'yi Türk ve Kürtlerin ortak meclisi ve hükümeti diye tanıtmıştır.Meclisin ve hükümetin Türkleri ve Kürtleri temsil ettiği İsmet Paşa tarafından açıklanmıştır.Ayrıca Türkiye için Türklerin ve Kürtlerin ortak vatanı tanımlaması yapılmıştır.
Mustafa Kemal, Türkiye halkını oluşturan milli unsurların birden çok olduğunu saptamış ve bu unsurları "Türkiyeli" kimliğinde birleştirmiştir.Mustafa Kemal milleti, "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkı" olarak tanımlamaya özen göstermiştir.
Sonuç olarak, Kürt gerçeği tanınmalı, üniter devlet yapısını bozmayacak şekilde Kürt kardeşlerimize kültürel hakları verilmelidir."Cehennemde tek bir Kürt kalsa Türk'ün cennete girmeye hakkı yoktur" anlayışı benimsenmelidir.
Mustafa Kemal de yaptığı konuşmalarda Kürt gerçekliğini ortaya koyar.Örneğin ülkemiz, Amasya Mülakatı Tutanağı'nda "Türk ve Kürtlerin oturduğu arazi diye tanımlanmaktadır.Mustafa Kemal'in yaptığı diğer konuşmalarda da Türkiye için:Türk ve Kürt unsurların oturduğu vatan kesmi, kardeş milletlerin hududu millisi, Türklerin ve Kürtlerin oturduğu yerler tanımları yer almaktadır.
**********
Türkiye, KURTULUŞ SAVAŞI'NDA saptadığı Kürt gerçekliğini daha sonra inkar etmiştir.Bu inkar sonucunda Kürt sorunu ortaya çıkmış ve emperyalist dünya devletleri bu gerçeklik zemininde politika üreterek Türkiye'ye müdahale hakkı elde ettiklerini sanmışlardır.
Gerçekten de Türkiye'nin önüne sürekli olarak Kürt sorunu çıkarılmakta ve Türkiye'nin iç işlerine müdahale edilmektedir.Bu yüzden Kürt sorunu küreselleştirilmekten kurtarılmalı, kapitalist devletlerin müdahalesine izin verilmeden ülke içinde kardeşlik esasına dayanılarak çözülmelidir.
**********
Gerçekliğin inkarı, kaçınılmaz olarak realiteye karşı şiddet poitikasını getirmiştir.Kürt halkının ulusal-demokratik talepleri devlet terörüyle karşılaşmıştır.Özellikle sağcı hükümetler, sorunu askeri yolla çözme yolunda direnmişlerdir. Bu direnme sonucunda da yabancı müdahale için uygun ortam yaratılmıştır.OHAL'in kanunsuz ve baskıcı karakteri, ÖZEL HARP KUVVETLERİ'nin yani kontrgerillanın devlet içinde devlet oluşturmasını yansıtan uygulamaları, özel timlerin başı- bozuk bir kuvvet olarak halk kitlelerini hedef alan terörü(özellikle "ülkücü" timlerin köy basarak -bozkurt işaretleri yapıp- halka kötü davranmaları),"sözde faili meçhul cinayetler", köy ve orman yakmalar, insansızlaştırma politikası vb. eylemler emperyalist devletlerin "İNSAN HAKLARI" yalanı için gerekli olandan fazla bir malzeme vermektedir.
Kaldı ki sorun, Türkiye halkının barış içinde özgün ve mutlu olarak yaşaması sorunudur.
Terör, terörü doğurur.Bu yüzden devlet, sorunu ekonomik ve sosyal açıdan çözümlemeye çalışmalıdır.Zaten Genelkurmay Başkanlarımız da kendilerinin askeri çözüm için ellerinden geleni yaptıklarını, sorunun tamamen çözülmesi için, hükümetlerin ekonomik ve sosyal çözümler üretmesi gerektiğini söylemektedirler.
Kürt gerçekliğini yok etmek için özümleme (asimilasyon) yoluna gidilmiştir.Bütün ulusların çok sayıda etnik grubu yutarak oluştuğu bir gerçektir.Örneğin Fransa;Fransızlar,Korsikalılar ve Britonlar'dan oluşmaktadır.Örneğin Hindistan;Hintliler,Çinliler,Sihler,Müslümanlar gibi yüzlerce kavimden oluşmaktadır.
Türkler ve Kürtler tek bir ulus içinde birleşmelidir.Bunun da yolunun özümleme değil; eşitlik,özgürlük ve kardeşlik temelinde gönüllü birleşmekten geçtiği artık belli olmuştur.
Devlet, halk kitlelerini toprak ağalığı,şeyhlik ve aşiret reisliği gibi Ortaçağ kuvvetleriyle denetim altında tutmaya çalıştı.Yani Kürt feodalizmini destekledi.Bu bağımlılık ilişkileri Türkiye halklarının eşitlik,özgürlük ve kardeşlik temelinde bütünleşmesini engelledi.Ayrıca "koruculuk" uygulaması feodalizmin korunmasına destek oldu.
Batı'da şirket patronlarının halka yaptığının doğu illerindeki versiyonunun adı koruculukla desteklenen feodalizmdir.Bu yüzden koruculuk kaldırılmalı, toprak ağalarının geniş arazileri halka dağıtılmalıdır.Kürt sorununun ekonomik yönü bu yolla çözülmelidir.Ayrıca batı illerinde yoğunlaşan "sanayi" doğu illerine kaydırılarak iş imkanları artırılmalıdır.
Türkiye'deki milliyetçi söylemin yılmaz savunucusu MHP'nin Türk Milliyetçiliği, Kürdü dışladı,kucaklayamadı;Türkiye halkını bölen bir rol oynadı.Türk Milliyetçiliği, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Milliyetçiliği olamadı.MHP'nin emri altına girdi.Kürt Milliyetçiliğinin gelişmesi için elverişli zemini yarattı.
Çözüm olarak hemen Atatürk'ün altı okundan biri olan Milliyetçilik benimsenmelidir.Bu milliyetçilik faşist bir milliyetçilik değil "TÜRKİYE MİLLİYETÇİLİĞİ" olmalıdır.
Devlet, Türk milliyetçiliği temelinde ortak bir kimlik yaratamayınca Türk-İslam sentezi politikasını ortaya çıkardı. Fakat bu politika da ters teperek, Kürtlerin yaşadığı illerimizde "KÜRT-İSLAM" sentezine dönüştü.
Devlet daha doğrusu derin devlet, milyonlarca ayetli,hadisli bildiri dağıttı;dinci propaganda yaptı.Medreseler, Kur'an kursları ve imam hatipler açarak laikliği yok etti.PKK'YE karşı kullandığı Hizbullahı destekledi ve Hizbullah ile işbirliği yaptı.Fakat bu işbirliğinde Mustafa Kemal'in ordusunu değil kontrgerillayı ve derin devleti suçlamak lazımdır.
Çözüm ne Türk-islam ne de Kürt-İslam sentezindedir.Çözüm Kemalist-Sosyalist ittifaktan geçer.Bu süreçte açılan bütün şeriatçı okullar kapatılmalı, bölge insanını sömüren tarikatlar yok edilmelidir.
Bölgeler varasında ekonomik açıdan büyük uçurumlar olduğu bir gerçektir.OHAL bölgesinde kişi başına düşen ortalama yıllık gelir 382 dolardır yani Bangladeş düzeyindedir.Özelleştirme programı ise bölgeler arasındaki uçurumu daha da büyütecektir.Piyasa sistemi; Koç,Sabancı gibi kapitalist kuruluşları güçlendirirken, Türkiye'yi bölüp; kardeşliği ve barışı yıkıma uğratmaktadır.
Çözüm devletin kapitalist ekonomiden vazgeçip, şirketleri değil halkı zengin etmeye başlamasıyla mümkün olacaktır. Sanayi bir bölgede değil Türkiye genelinde yaygınlaştırılmalıdır.Böylece batı-doğu arasındaki ekonomik fark gittikçe azalacak, artık şirketler değil, HALK kazanacaktır.
DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN:WWW.ONCUGENCLİK.ORG veya WWW.İP.ORG.TR