Yeni ve çok kısa bir tanışıklığım olmasına
rağmen satırlarında bulduğum sıcaklığı siz-
lerle paylaşmak ve şuan rahatsızlığı nede-
niyle zor günlerinde manen de olsa yanında
bulunmak istedim. Acil sifa dileklerimle...
Saygılarımla...
Ferda____18 EKİM 2000


YAŞLI BİR DENİZCİNİN ANILARI
-son devin çöküşü-
A.Vehbi TANILMIŞOĞLU

"BİR DENİZCİNİN DUYGULARINI ANCAK DENİZCİLER ANLAYABİLİR.
DENİZCİLER DÜNYASI DUYGU SELİDİR. AMA ONLARLA UZUN YILLAR
AYNI ORTAMI PAYLAŞMA FIRSATINIZ OLMUŞSA,FARKINDA OLMADAN
ONLARIN SEVECEN, YARDIMSEVER, BARIŞ DOLU DÜNYALARINA GİRER
VE DÜNYAYI BAMBAŞKA BİR PENCEREDEN GÖRMEYE BAŞLARSINIZ.
YAŞAMI BİR PAMUK İPLİĞİNE BAĞLI, HER AN HER TÜRLÜ OLAYA
AÇIK, DÜNYANIN EN ZOR MESLEKLERİNDEN BİRİ OLAN DENİZCİLİĞİN
İÇİNDEKİ BU İNSANLAR, ZAMANLA SEFER YAPTIKLARI GEMİLERİ
İLE BÜTÜNLEŞİRLER. ONLAR KENDİ YAŞAMLARINDAKİ EN UFAK CANLI
PARÇADAN FARKSIZ HALE GELDİĞİNİ HİSSEDER. GEMİLERİNİ BİR EVLAT
GİBİ DÜŞÜNMEYE BAŞLARLAR. " diye önsözle başlıyor kitap;
Kitaba adını veren öyküden parçalar...;
Ölümüne muhakkak gözü ile bakılan samimi dostuma son ziyaretini yapmaya giden
bir insanın ruh haliyle, onu görmeye gittim.Beş senedir Haliç'in kirli sularında
kıçtankara, meyus bir şekilde,ölüm fermanının tasdik edileceği günü bekliyordu.
Yirmibeşyıl önce aynı türün daha basiti olan, kömürle çalışan gemilerde mesleğime
başlangıç yapmış ve denizle mücadeleyi bu tür gemilerde öğrenmiştim. Onların son
çocuğu olan bu gemi, fuel_oil ile çalışani türünün en gelişmişiydi. Çağın yakıt
ekenomisine ayak uyduramadığı için "ölümcül hasa" ilan edilmişti. kadavra olarak
parçalanacağı günü bekliyordu. Evvela römorkörlerle otopsinin yapılacağı Aliağa
tersanesine götürülmesi planlanmaştı. ama onun son sulbünün amblansla taşınmasına
gönlüm razı olmadı.
YÜZ ELLİ YILDAN FAZLA TÜM DÜNYA DENİZLERİNE HÜKMETMİŞ,
TABİATIN DEĞİL, KADER BİRLİĞİ ETTİĞİ İNSANOĞLUNUN ARZUSUNA UYMUŞ,
İNSANIN İLK SANAYİİ ÜRÜNÜNÜN BU SON SİMGESİ ,ÖLÜM YOLCULUĞUNA
MAKINASİYLE DİMDİK VAKUR BİR ŞEKİLDE GİTMELİYDİ.
Son olaak Turk bayrağı taşıyan DOĞAN gemisi ben beş yaşında iken 1935 yılında inşaa edilmişti.
1980 senesinin Şubatı onu canlandırmak için faaliyete geçtim. Alıcı süzgeçlerinin temizlenmesi,
scotch kazanlarının gerekli kontrollerinden sonra, o zamanlar zor temin edilen fuel_oil'in
gelmesini beklendi. İlk kanı, kazanlara ateş koymak suretiyle enjekte ettim.Yıllarca karanlıkta kalmaktan ruhu bunalmış tüm makina aksamı dinamonun çalışmasıyla bütün güzelliklerini ortaya
serdi. Isıtmak için ana makinaya stim açtığımda piston ve sliderod boğazlarından sızan yoğun sularını, ben, geminin sevinç gözyaşları olarak algıladım. Uyuyan son dev yavaş yavaş uyanmış kendine gelmeye başlamıştı. Bana; eski bir baba dostuna bakar gibi sempati, güvenle bakıyordu. Beni dost biliyor ölüm yolculuğuna çıkacağından haberi yoktu. Bense ona ihanetimin vicdan azabı ile kıvranıyordum.
Son yirmi yılım , hertürlü konfora haiz modern gemilerin monoton, sevimsiz kamaralarında geçmişti. Bu gemide kaldığım dört gece süresince steamaram zamanı gemi karanlıkta iken aydınlatmaya yarayan antika iki adet kandilin asılı olduğu sevimli sempatik bir kamarada
huzur içinde idim.

***********

Nihayet gemiyi bozma mahalline oturtacağımız, acı som geldi. Yakıt kifayetsizliğinden dolayı
elde kalan tüm yağların f.oille karıştırılmasıyla geminin karaya oturduğu an, benim onu arkasından hancerlediğimi anladı. Geminin düdüğünü acı ile uzun uzun çalınırken, tokas_
tim olmadığı için, yaş buharın sebep olduğu makineye su yürümesi yüzünden piston ve sliderod boğazlarından sızan suları, ben bunu son 150 yıla damgasını vurmuş devlerin son ahfadının, tarihe karışma gözyaşları olarak algıladım. Son defa, kazan önü,makine dairesi ve şaft yoluna kadar gidip, elimin değdiği tüm makina aksamını sevgiyle okşadım.
AKLIMA TÜM DENİZCİLERİN GEMİDE YAŞADIĞINA İNANDIKLARI GEMİ
ARABI GELDİ. . Bilhassa steamaram zamanı, gemi karanlık iken, makine dairesinde
dolaştığına inanılan gemi arabının endişeli bakışlarını üzerimde hisseder gibi
oldum. Gemi parçalanırken onun ne yapacağını merak ettim.
Eşyalarımı toplamak için kamarama çıkarken, bir çağa damgasını vurmuş son devi parçalamak
için oksijen takımları ile birlikte bir yığın insanın gemiye çıktığını gördüm. Onları;
tefessüh edecek cesedi yemeye hazırlanan ufak kurtçuklara benzettim. Kamarada iki kandil
ile bir gemi saatine gözüm takıldı. Kadavradan nasibini alan bir sırtlan gibi, hatıra onları yanıma aldım ve arkama bakmadan, utanarak gemiyi terkettim. Arkamdan, devlerin son ahfadının
ve onun içinde yaşadığına inandığım gemi arabının kalleş, alçak, hain diyen seslerini duyar gibiydim. Aradan yıllar geçtiği halde hatırladıkça halen o sesi duyarım ve daima
vicdan azabı çekerim.

A.Vehbi Tanılmışoğlu


Ne yazıkki bir seneyi bulan iyileşme umudu dolu
günlerdeki yaşama azmi ve hayat dolu bir ruh ,
hastalıkla başetmeye yeterli olmadı. O kadar çok
seveni var ki hala gönlümüzde ve anılarımızda ya-
şıyor. Ben de çok kısa da olsa değerli kişiliği ile
tanışmış olmanın gururunu taşıyorum. Allah'tan
rahmet , geride kalanlara sabır diliyorum...ağustos 2001

EVİME EMAİL
Hosted by www.Geocities.ws

1