*** ERDEM BEYAZIT ***

* SAVAŞ RİSALESİ - 1
.
" 1400'üncü yıla armağan"
Güneşin
Mızrakların ucuna takılıp

kaldığı

bir vakitte

Diriliş erlerinin yüreklerinden

yayılan

Bir depremle sarsılıyordu arz.
Gerilmişti altımızda atlarımız
Fırlayıp kopacakmış gibi

baldırlarından

kasları

Ve tarıyordu bir projektör gibi

bakışları

üç kıtayı

Yeni bir vakte eriyordu yürekler
Yayılıyordu o muştu

O coşku

O haber.

Bir gelen var
emin haberciden
emin olana
Ondan da sıddık olana ve sadık olanlara
sohbete erip

halkada duranlara

yürekten yüreğe

yol bulanlara.

Bir gelen var
Bütün kıtalarda beklenmekte

olana

ayarlanmış

kulaklar

İlkin çobanlar duyuyorlar
Sonra ağaçlar

kurtlar

kuşlar

Çünkü onlar bilirler dinlemeyi
Onların elindedir toprağın nabzı
İlk onlar sezerler yeni olanı
Rüzgarlarla geleni
Bulutlardan ineni.
Bir dağın tepesinde
Yeni doğan bir ay gibi
Veysel Karani
Evreni
Kuşatan bir yay
Gibi
Açılmıştı
Kolları.
Selman
Bir şehrin kapısında
Bir kapının
Arkasında.
Ey savaşmakla emrolunanlar
Yürekleri Kevser suyu ile yıkananlar
Alacakaranlıkta bir seher vaktinde
Ayrılırken yurtlarından

yuvalarından

Bahçe köşelerinde kapı önlerinde sofalarda

odalarda

Bir bir çıkıp gelen yolumuzu kesip duran anılar
Yatak odamızın penceresinden
Uyandığımızda ilk görülen o tepe
O tepede o kayanın değişmeyen konumu
Güneşi bir muştu gibi her gün yeniden
Doğuran o dağ

elveda

Kadınlarımızın kirpiklerinde sıralanan
Adanmışlık ve bağlılık yazıları

elveda

Çocuklarımızın göğsümüze

yüzümüze

saçlarımıza

Sokulan alınları titreyen dudakları

kaçamak bakışları

Cennetten bir koku ölümsüzlükten bir pay olarak
Çektiğimiz ciğerlerimize
İnen yüreklerimize
Damla damla
Elveda....
O ki meydanın ortasında durmuştu
Elini kılıcının kabzasına koymuştu.
Dedi savaşçı :
" Ben gidiyorum
Hicret ediyorum
Varsa ağlatmak isteyen anasını
Dul koymak isteyen karısını
Ve istiyorsa çocukları yetim kalsın
Arkamdan gelsin."
Yeryüzü yeni bir güne hazırlanıyordu
Zaman devrini henüz tamamlıyordu.
O konuştu:
"Ey eti etimden olan
Bu dünyada ve öbür dünyada
Kardeşim olan!
Bu gece yatağımda

sen yatacaksın

bana vekillik

yapacaksın.

Biz gidiyoruz
Hicret ediyoruz
Sen sonra geleceksin
Ama önce emanetleri
sahiplerine
vereceksin."
Sonra o dağda
Maveranın kapısı olan
Bir mağara
Orada ikisi
O ve
İkinin ikincisi
sonra çöl:
Çölde tepeler..
Çölde develer..
Çölde geceler
Ve çöle serpilen
Mucizeler.
Medinede bekleyenler var
Damların üstünde, yollarda

çocuklar

kadınlar

Elleri alınlarında, gözleri ufukta

delikanlılar

ihtiyarlar..

Dediler. " Veda tepeleri üstünden
Üzerimize ayın ondördü doğdu
Şükürler olsun, şükürler olsun
Bize vacip oldu, şükretmek
Şükürler olsun..."
Ankara, 1979
Hosted by www.Geocities.ws

1