| . |
| Dirilmek yeniden |
| Yerin uyanması gibi kımıldaması gibi toprağın |
| Bulutları yarması gibi gün ışığının |
| Yağmurun ansızın boşanması |
| Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması |
| Erimesi gibi karların ve buzulların |
| Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların |
|
| Dirilmek yeniden |
| Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi |
| Kandan kinden öfkeden |
| Üstümüze bir sağnak boşanmış gibi |
| Sürekli lekelendiğimiz çözülmeye terkedildiğimiz |
| Bir bataktan çıkar gibi. |
|
| Yürürken otururken yatarken |
| Hep çürümek durumunda kalmış |
| Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız |
| Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz |
| Dokunduklarımız için ellerimiz. |
|
| Belli bir bozgun yaşamışız |
| Her şeye ölüm dadanmış sanki |
| Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar |
| Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar |
| Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar |
| Çocukluk kalkmış dünyadan gibi |
| Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı
sanki. |
|
| Aşkın son saltanatını yaşamak içinmi ey kalbim |
| Ruhun serüvenine bir kale olmak için mi? |
| Bu başkaldırma kanatlanma. |
|
| Durmadan geçiyordu o zamanlar |
| Üstümüzden tanklar toplar binler tonluk arabalar |
| Boğuk bir ses madeni bir böğürme |
| Bir metropol devinin içimiz titreten iniltisi |
| Ta uzaklarda şehirlerin üstünde kımıldayan |
| Bir korkunun yüreğimizde biriken tedirginliği |
| Bir sam yeli gibi bedenimizi yüzümüzü
saçlarımızı |
| Yalayarak |
| Çekiyordu bizi ve herkesi. |
|
| Ama sen uzaklardaydın ey kalbim |
| Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı |
| Ayın ve yıldızların çağlayarak |
| Berrak şelaleler yaparak |
| Coşku içinde aktığı |
| Bir yerlerdeydi. |
|
| Hani bir gün bir çobana rastlamıştık |
| Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu |
| Adı ferhat mıydı neydi |
| Koyunların kurtların böceklerin ve çiçeklerin |
| Sadakatten mest oldukları |
| Her birinin gözlerinde |
| Kaybolur gibi kayar gibi |
| Dalıp gittiğimiz o saadet evreni |
| Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç |
| Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan. |
|
| Yaslan göğsüme sevdiğim |
| Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir |
| Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir toprak gibidir |
| Sen ki bulut gibisin |
| Ay gibisin güneş gibisin bazan. |
|
| Usul usul inen |
| Yağmur tıpırtılarını |
| Dinler gibi |
| Dalıp gitmiştik |
| Sen konuşuyordun |
| İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun |
| Onlar ki konuklarımızdı |
| Adları Keremdi Yusuftu Kaystı |
| Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu. |
|
| ( Ara Çağrı ) |
| Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım |
| Her gelişin bir taze haberdi unutmadım |
|
| Aşktı alıp verilen altın bir vakitti
yaşadığımız |
| Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki |
| unutmadım |
|
| Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda |
| Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım |
|
| Sen uyurdun uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi |
| Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki unutmadım |
|
| Ah sevgili ! Hayat görünürdü kapından, bir
çırpınış |
| yüreklerimizde |
| Sen evinden çıktığında güneşler doğardı
içimizde |
| unutmadım |
|
| Toprağa düşen tohum onda gizlenen renk şekil koku |
| Senin için biçimlenirdi renklenirdi kokardı senin
için |
| unutmadım |
|
| Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri |
| İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah |
| unutmadım |
|
| O dirildi O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar |
| Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım |
|
| Ey aşk ey dirilik soluğu ey evrenin hareket kaynağı |
| Nasıl unuturum nasıl unuturum hiç unutmadım. |
|
| Haydi gel sevgilim |
| Uzanalım toprağın altına |
| Çiçekler mayalansın göğsümüzde |
| Bu akıp giden bu kör gidip yol giden |
| Kalabalıkları bu insanları |
| Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan |
| Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine |
| Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları |
| Uyarmak için bir an durdurmak için |
| Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük |
| İçimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini
taşıdığımız |
| Ama şimdi kendimizi zorlasak da |
| anımsayamadığımız tasarlayamadığımız o
kırlangıçları |
| Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz ? |
| Uzansak yerin altına ve toprak olsak. |
|
| Haydi gel sevgilim |
| Bir daha deneyelim |
| Bir kere daha kesmek için yolunu kalabalıkların |
| Yüreğimizden gönlümüzün derinliğinden |
| Vermek hep vermek için |
| Çünkü dağıttıkça çoğalır bizim zenginliğimiz |
| Aşkın bir adı da berekettir |
| En iyi anlatandır o |
| Hirada bir mağarada |
| Gözden döküleni |
| Gönülden geçeni. |
|
| Ah hep o kelimeyi bulmak için bütün bu |
| Çabalarım |
| Seni çağıracak olan. |
|
| Nasıl da unuttuk |
| Oysa daha anar anmaz adını |
| Ansızın patlayan bahara bir pencere açmışız gibi |
| Kış ortasında çıkıveren güneş gibi |
| Birden sıyrılıverip bulutlardan |
| Üryan görülen can gibi |
| Doldururdun içimizi |
| Ve eviçlerimizi. |
|
| Ah oruçlu bir ağustos vaktinde |
| Bir kayanın dibinden kaynayan |
| Soğuk ve berrak sulara |
| Uzanıp kana kana |
| Avuç avuç alıp |
| Yüzümüzde içimizde |
| Duyduğumuz |
| Gibi |
| Aşk. |
|
| Ah bir yalnızlık vaktinde |
| Herkesle birlikte olduğumuz |
| Gene de yalnız olduğumuz |
| Bir parkta |
| Ta uzaklardan gelir gibi |
| Bir tamburdan bir ezginin |
| Bizi bizden ve herşeyden |
| Alıp götürdüğü gibi |
| Aşk. |
|
| Haydi gel sevgilim gene arayalım |
| Makam-ı İbrahimde rastlanan ayak izlerini |
| Dedesinin elinden tutup Kubays dağına götürdüğü |
| Yüzüsuyu hürmetine yağmur istediği |
| Yeryüzünün bereketlenip çiçeklerle bezendiği |
| Develerin coşarak çöllerde |
| Ayak sesleriyle şiirler bestelediği |
| O vakitleri. |
|
| Haydi gel bir daha bir daha |
| Arayalım |
| Herkesin ve herşeyin uykuya vardığı |
| Bir vakitte |
| Gürül gürül |
| Bardaktan boşanır gibi |
| Yeryüzünü ve gökyüzünü |
| Dünyanın bu yüzünü ve öbür yüzünü |
| Geceyi ve gündüzü |
| Dolduran |
| Yüreğimizi kuşatan |
| O kitaptan |
| Okunanı. |
|
| Yaşamak, avını gözleyen |
| Sessiz gergin |
| Soluk soluğa |
| Bir atmaca |
| Sağ elimin |
| Parmakları ucunda. |
|
| Ve ölüm |
| Bir güvercin |
| Beyaz |
| Süzülen masmavi gökten |
| Berrak sulara. |
|
| Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor |
| Bir dal uzuyor uzuyor |
| Bir gül kanıyor bir seher vaktinde |
| Yanıyor bir ateş için için |
| İçimde içimin de içinde |
| Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor |
| Bir ney eriyor dudaklarımda |
|
| Aşkın bir adı da yorulmamaktır. |
|
| Ankara, 1979 |
|