şakacı diyanete şaka yaptık mı ?


C    A    H   İ   L

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
üstelik
Y     A   L   A  N    C    I

DİNDEN SORUMLU DEVLET MÜESSESİMİZ
 CAHİLLİKTE SINIF ATLAYARAK GENE BİRİNCİ OLDU

HALKA YANLIŞ BİLGİ VERME VE HEDEF GÖSTERME SAPLANTISI
VE MODASINI
TAKİP EDEN BU KURUM
BU ÜLKENİN YETİŞTİRDİĞİ HEAVY METALCİLERİ YİNE HEDEFE KOYDU

DEĞERİ PAHA BİÇİLMEZ YAZARIMIZ ENGİN ARDIÇ'IN BAŞLATTIĞI
BU SALDIRILARA  DİYANET BİR DEVLET KURUMU OLARAK
SON DARBEYİ VURDU

Y  A  Ş  A  S  I  N
VURUN
BİZİ ÖLDÜRÜN
S İ Z S İ N İ Z
S A T A N İ S T

(tıkla)

ÜLKEDEKİ GENÇLERİ BİLE TANIMAYAN
ZİHNİYET SİZLERİ ESEFLE KINIYORUZ

DİYANET İN DUYURUSU BUYURUN OKUYALIM
MAAŞLARINI CEBİMİZDEN ÖDEDİĞİMİZ
ADAMLAR DAHA PENTAGRAM YAZMASINI BİLMİYOR
YADA BUNUN DİYANETCESİ
Pendagram

D A H A S I

İŞTE DUYURU
 KOMİK Mİ KOMİK
YANLIŞ BİLGİLERLE  DOLU

 

 
DUYURULAR

SATANİZM

           Özel olarak Hıristiyanlığa, genel olarak da bütün dinlere karşı “alternatif din” olarak sunulmak istenen yeni din arayışlarından birisi de Satanizm’dir.

           Kelime olarak Şeytan’a inanma, tanrı diye tapınma anlamlarına gelen Satanizm; Şeytan’a tapınma faaliyeti adı altında Yahudi- Hıristiyan geleneğine, Yahudi-Hıristiyan din tahakkümüne ve özellikle de Hıristiyanlığa karşı başlatılan bir reaksiyonun adı olmuştur. Buna “Modern Protesto Hareketi” demek de mümkündür. Bu hareket başta Hıristiyanlık olmak üzere, bütün dinlere ve dinlerin ortaya koymuş olduğu kutsal değerlere karşı bir başkaldırıyı temsil etmektedir. Dolayısıyla, başta İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde ve özellikle de Amerika’da ortaya çıkan, oradan diğer ülkelere yayılan Satanizm; Şeytan’ın en önemli özelliği olan muhalefet ve başkaldırıyı esas alarak, dinin ve dini olan her şeyin karşısında, fakat Şeytan’ın ve onun temsil ettiği şeyin yanında yer alma hareketidir.

        Satanizm’in temelinde, geleneksel düşman olarak Hıristiyanlık dini görülmekte, toplum tarafından kabul gören temel ahlak kuralları reddedilmektedir. Cinsel sapıklıklar, cinayetler, kara büyü ve cadılık Satanistlerin bizzat yaptıkları olaylardır. Satanizm’de bazı sayıların özel bir anlamı ve önemi vardır. 13 sayısının kutsallığına inanılır. 666 sayısına da özel bir önem verdikleri bilinmekte olup, bu sayının kutsal kitaplarda (Tevrat, Zebur, İncil) geçen Şeytan ile ilgili ayet sayısına denk olduğu düşünülmektedir. Kedinin dünyada Şeytan’a en yakın hayvan olarak kabul edildiği, bu sebeple âyinlerinde kedi kurban edilerek ruhi anlamda Şeytan ile birleşmenin kabul gördüğü düşünülmektedir.

          Satanizm günümüzde ağırlıklı olarak Norveçte görülmektedir. ABD’de göçmen olarak dünyaya gelen Anton Szandor Lavey isimli Macar asıllı bir şahsın öncülüğünde kurulmuş ve bu kişi Satanist Kültüre birçok taraftar kazandırmıştır. LAVEY’in yazmış olduğu “ SATANİST BİBLE” (Şeytanın Not Defteri), isimli kitap, Satanist guruplarca Şeytan’ın kutsal kitabı olarak kabul edilmektedir.

        Bu kitapta;

        1-Sonsuz kişisel tatmin için çalış, 2) Hayatı canlı yaşa, 3- Düşmanından nefret et, sana vuranı yok et, 4) Basit bir hayat yaşa, hayvanlar gibi ol. 5) Şeytan, günah adı verilen düşünsel ve duygusal yücelikleri savunur. 6) Şeytan bir öcü gibi kullanıldığı takdirde, tüm dinlerin en iyi dostudur. 7) İstenmedikçe kimseye akıl verme 8) Kendini sakın kandırma, şefkat gibi duygulara sakın kapılma... ilkeleri, Satanizmin temel öğreti ve felsefesi olarak açıklanmaktadır.

        Satanizm olgusu günümüzde düşüncede kalmayıp, bir inanç tarzına dönüştürülmüş, bu inancın öğretisi bazı sembolik tören ve ayinler olarak ortaya çıkmıştır. Satanist törenler, ortaya konulan pentagram işareti etrafında mumların yakılması, baltaların elde tutulması, ters haç işaretin çizilmesi veya tahta bir haç’ın yakılması, Şeytan’a dua edilmesi ve kurban olarak bir kedinin kesilerek kanının içilmesi ile gelişip, genellikle burçları aynı olan veya birbirine yakın kız ve erkeklerin cinsel ilişkiye girmeleri ile biter. Kedinin kurban edilmesinin sebebi ise kedinin Şeytan’a en yakın havyan olarak görülmesidir. Ayrıca törenlerinde civcivleri de ayak altında ezmek suretiyle öldürmektedirler. Yabancı ülkelerde yapılan ayinlerde ise Şeytan’a bakire kızlar da kurban edilmektedir.

           Satanizmin kendine has bazı özelliklerinin bulunduğu, bunların başında da büyük bir gizliliğin geldiği, grup üyelerinin aile ve yakın çevrelerinden bile Satanist olduklarını gizledikleri, buna sebep olarak herhangi bir açıklamada bulunmaları halinde, Şeytan’ın lanetine uğrayarak başlarına kötü olayların geleceğine inanmalarıdır.

        Satanist olaylar ülkemizde Ataköy’de meydana gelen iki gencin intiharı olayı ile ilk defa adını duyurmuş olup, günlerce tartışılmıştır. İntiharın seçilme sebebi; bütün semavi dinlerin kişilerin kendi hayatlarına son vermesini kesin bir şekilde yasaklamasından dolayıdır.İntihar eden şahıslar veya bazı gurup elemanları tarafından yapılan telkinlerle buna zorlanan şahıslar bir an önce ölüp Cehenneme giderek Şeytan’a hizmet etmeyi düşünmektedirler.

         Nasıl Satanist olduğunu anlatan bir yurttaşımızın ifadeleri çok dikkat çekicidir;

         “Ailemden kopmuş, sevgi bağım kalmamıştı. Maddi açıdan durumum ailem sayesinde oldukça iyiydi, zengin aile çocuğuydum kısacası. Değişik arayışlar içindeydim, macera arıyordum. Beyoğlunda takılıyorduk. Satanist bir grupla tanıştım ve Ataköy’de oturduğumu öğrenince benimle yakından ilgilendiler. Bana okumam için Satanizmle ilgili kitaplar verdiler. Okuduğum zaman oldukça ilgimi çekti. İşte aradığım şey dedim hemen. Mistik şeyler vardı kitapta, kıyamet gününden bahsediyordu, ölümsüzlükten falan bahsediyordu. Daha sonra beni Ataköy’de oturano gruptan diğer kişilerle tanıştırdılar. İlk başta benim oyun olarak baktığım ayinler yapıyorduk. Kendimi tutamayıp gülüyordum ama onlar çok ciddiydiler, sanki uçuyorlardı. İlk başlarda korktum gerçekten, ama sonra ben de onlardan biri oldum. Heavy Metal türü müzikler dinlerdik. Bu müzikleri yapanlara tapardık. Kedi kanına bayılırdık.

          Kedi öldürmeye, kanlarını akıtıp kurban etmeye bayılırdık. Akla hayale gelmeyen sapık zevklere sahiptik. Aklıma geldikçe kendimden utanıyorum. Kedi kanını içip ölümsüzlüğe ulaşmaya çalışanlar bile vardı içimizde. Ben de buna inanmıştım. Kanı içmek için içimden büyük bir istek geliyordu. Fakat midemin bulanması bunu engelliyordu. Kandırdıkları gençlere ölümsüzlüğü ve dünyayı ele geçirmeyi vadediyorlardı. Bir oyun oynuyorduk sanki. Şeytan’a tapar gözükecektik fakat asıl amacımız Şeytan’ı yok edip dünyayı ele geçirmekti. Şimdi tüm bunlara gülüyorum.”

        Bu kişi tanıdığı bir Satanistin bazı davranışlarını şöyle anlatıyor:

        “Sürekli Pendagram’ı dinleyen Serdar isimli arkadaşımız, gizli güçlerle bağlantısı olduğunu iddia ederdi, evine gittiğimizde bazen aklını kaçırmış gibi delilikten öte hareketlerde bulunurdu. Kur’an yapraklarının üstüne oldukça sapık eylemlerde bulunduğuna bizzat şahit oldum. Hepimiz tambir din düşmanıydık, özellikle İslamiyet’in. Kur’an-ı Kerim yapraklarına, cami duvarlarına ve cami bahçesindeki musalla taşlarına akla gelmedik sapıkça eylemlerde bulunur ve kendimizi tatmin ederdik. Böyle yaparak Şeytan’a hizmet edeceğimiz şeklinde beynimiz yıkanmıştı. “Eminim Şeytan bizi seyrederken kıskanıyordur” diye onunla alay ederdik. İnternetten Şeytan’la sohbet ederdik. En çok onu yaparken heyecanlanırdık.”

        Genç bir nufusa sahip olan ülkemizin gelişmesini istemeyen bazı odakların, gençlerimizi ya sapık düşünce ve örgütlerin maşası haline getirmek istedikleri, ya da sigara, alkol ve uyuşturucu gibi zararlı maddelere alıştırabilmek için gayret sarfettikleri bilinmektedir.

          Dini çoğulculuğun ve çeşitli dini inanç ve kültüre mensup insanların karşılıklı anlayış ve hoşgörü içerisinde bir arada yaşamasının giderek önem kazandığı günümüz dünyasında, Satanizm gibi, yeri geldiğinde şiddet ve teröre de başvurabilen bir hareketi “din” olarak kabul etmek mümkün olmadığı gibi “din” kisvesi altında ortaya konulmak istenen ve bir anlamda –İslam da dahil- bütün dinleri ve mensuplarını ilgilendiren bu harekete karşı ilgisiz kalmak da mümkün değildir.

 

 

BUNLAR
VE BENZERLERİ
KURUM VEYA ŞAHISLAR
BİZLERLE UĞRAŞIRKEN
MEDYA SOYTARILIĞINA
DURMAKSIZIN DEVAM EDERKEN
VE GENÇLER İNTİHAR EDERKEN
BUNLAR


BUNLAR
HEAVY METALCİLERİ SATANİST
HER GÖRDÜKLERİ SAKALIYI DA  BABALARI ZANNETTİLER

 BU ZİHNİYETİN KARŞISINDA
GERÇEĞİ HAYKIRAN TEK BİR YAZAR OLDU


BU ARADA DİYANETCİLER
HZ MUHAMMED  ŞEYTANI YAKALAMIŞTI DA NE YAPMIŞTI
ANLATSANIZA

 

 
İntihar tarikatları 5 yıldır Türkiye’de
  
     e-posta
 

Bundan 20-25 sene önce ‘‘Satanist’’ olduklarını söyleyen bazı kişilerle tanışmış, ne yapıp ettiklerini merak etmiş ve bu sayede inançlarını bir yere kadar öğrenmeye fırsat bulmuştum.

Şimdi, zamanın beni haklı çıkartacağına inanarak söylüyorum: Türkiye'de günlerdir tartışılan intihar salgınının gerisinde varolan kavram ‘‘Satanizm’’ değil, Batı'nın ‘‘suicide cults’’ dediği Amerikan kökenli ‘‘intihar tarikatları’’dır. Satanizm ‘‘hayatta olmayı’’, intihar tarikatları ise 'ölümü' isterler. Bu tarikatlardan biri veya birkaçı şu anda Türkiye'de! Nihayet bunları da ithal ettik ve okullarımızda bir ‘‘ölüm kültü’’ kol geziyor! İşte bu tarikatların ve marifetlerinin bir listesi...

Satanizm, genç çocukların kendi canlarına kıymaları üzerine Türkiye'nin gündemine hüzünlü bir şekilde, girdi. Günlerdir Lara'nın, Ceylan'ın, Aslı'nın ve Cenan'ın acı kaderlerini, dolayısıyla da Satanizm'i yani ‘‘şeytana tapma’’yı tartışıyoruz.

Tartışmalar devam edip giderken yetkili ne kadar kişi ve kuruluş varsa önce canlarına kıyan çocukların ‘‘bunalımda olduklarını’’ ileri sürdüler, daha sonra polis İstanbul'da ‘‘Satanist avı’’na çıktı. Sokakta rastlanan koyu renk elbiseli, sivri sakallı, dövmeli yahut halkalı gençler toplandı, böylelikle ‘‘şeytani tarikatın önünün alındığı’’ zannedildi ve birkaç saat sonra da hepsi serbest bırakıldı.

Şimdi bir anlığına, bundan yıllar öncesine dönmem gerekiyor: Ben, 1970'lerin sonundan itibaren, Türkiye'de Satanizm'e meraklı bazı kişileri yakından tanıdım. Okumuş, etmiş, sosyal bir mevkiye sahip, en azından iki yabancı dile hakim olan, modern bir hayat süren ve dışarıdaki dünyayı yakından takip eden insanlardı. Zannedildiğinin aksine hiçbiri ruhunu şeytana satmamış, su yerine kedi kanı yudumlamamış ve beş köşeli yıldızın ortasında iblisin gelmesini beklemekle vakit geçirmemişlerdi. Aslında şeytana değil, ‘‘dünya dışı’’ işlere meraklıydılar ama söz dönüp dolaşıp ‘‘Satanizm’’ üzerinde düğümleniyordu ve kendi akıllarınca bazı sembolik merasimleri yapmalarının şart olduğuna inanırlar ve herşey bittikten sonra bu çocukluklara bizzat kendileri kakahalarla gülerlerdi.


ANUBİS’E TAPANLAR


Mısır'da yaşadığım senelerde de, fantazik bir şekilde de olsa, eski Mısır inançlarına yani Firavunlar döneminin tanrılarına meraklı kişilerle birarada oldum. Ortak özellikleri en büyük tanrı Ra'ya değil, onun rakiplerine, meselá ölüler tanrısı Anubis'e bağlı olmalarıydı. Hepsi mevki sahibi koca koca adamlardı ama vücudu köpeği andıran Anubis için senenin belli günlerinde ayin yapmadan duramazlardı. Derken aradan seneler geçti, bu kişilerin hemen hepsi dünyaya veda ettiler ama uğurlanmaları şeytani değil, İslami ádetlerle oldu.

Ben, şimdi ‘‘Satanizm’’ dediğimiz konularla işte bu kişiler vasıtasıyla karşılaştım. Ama aralarına girip onlarla aynı şeylere inandığımı falan zannetmeyin, sadece ne yapıp ettiklerini merak ettim ve bu merakım sayesinde böylesine garip bahislerde birçok şeyleri öğrenmeye fırsat buldum.

Bunları yazmamın tek bir sebebi var: Bütün bu işlerin temeli iyi ile kötünün, siyah ile beyazın mücadelesinde ‘‘kötü’’ ve ‘‘siyah’’ diye bilinen tarafı tutmak, o taraf için çalışmaktır ve bu çalışmanın ilk şartı da ‘‘dünyevi iktidar’’a sahip olmak, yani hayatta kalıp elde edilecek olan gücü bu dünyada kullanmaktır. Ölüm, güce sahip olmanın önündeki en büyük engeldir; ‘‘şeytan’’ kendisine ölmüş değil, ‘‘hayatta olan’’ müridler arar.

CALIFORNIA MALI TARİKATLAR

Dolayısıyla, çocukların canlarına kıymalarından sonra başlayan tartışmada herşeyi ‘‘Satanizm’’e bağlayıp bir başka ihtimali gözardı ediyoruz: Amerikalılar'ın ve İngilizler'in ‘‘suicide cults’’ dedikleri ‘‘intihar tarikatları’’nın varlığını, bu tarikatların Türkiye'ye de gelip seçkin okullara sızmış olabileceğini...

Bilmeyenler için, bu tarikatların ne olduklarını kısaca anlatayım: Genellikle Amerikan kökenlidirler ve California tarafından çıkarlar. Hepsinin bir peygamberin, genellikle de Hazreti İsa'nın reenkarnasyonu yani yeniden bedenlenmiş hali olduğuna inandıkları bir lideri vardır. Yüksek bir varlığı rehber edinmişlerdir, ortak düşüncelerinin başında öldükten sonra bir yıldızda yeniden hayata dönmek gelir. Dolayısıyla bu dünya onların gözünde ‘‘hiçbirşey’’dir, yıldızlarda yeniden doğabilmeleri için bu hayattan kurtulmaları gerekir ve kurtulmanın tek yolu intihardır ve işin kesin olan tarafı da, bu garip inançların hiçbir şekilde Satanizm olmadığıdır.

Yandaki kutuda bazı intihar tarikatlarının marifetleriyle beraber bir listesini veriyor ve zamanın beni haklı çıkartacağına inanarak söylüyorum: Bu tarikatlardan biri veya birkaçı yaklaşık beş seneder beri Türkiye'de! Canlarına kıyan çocukların anne ve babaları da şimdi bir ‘‘ölüm kültü’’nden sözediyorlar. En nihayet bu tarikatları da ithal ettik ve gençler ‘‘Satanizm’’ gibi saçmalıklara değil, daha da saçma olan bu intihar tarikatlarına kurban gidiyorlar.

Bu işin gerisindeki ‘‘yıldızı’’ ve tarikatın ithalátçısını hakikaten merak ediyorum!


Yeni Zelanda’da intiharcı turist avı


Yeni Zelanda'da, 1999 Mayıs'ında bir ‘‘intihar tarikatı’’ teláşı yaşandı. Polis, böyle bir tarikatın mensuplarının toplu halde intihar etmek maksadıyla ülkeye turist olarak geldiklerini belirledi ve Interpol'ün de desteğiyle hemen geniş bir soruşturma başlattı.

Araştırmalar, gelenlerin yeni yılı ülkenin en doğusundaki Gisborne şehrinde kutlamaya hazırlandıklarını ortaya çıkarttı. Geliş sebepleri, yeni milenyumda bir yıldızda doğacaklarına inanmalarıydı ve milenyumun başlangıcı olan 2000 yılına dünyada ilk girecek olan yer Gisborne idi. Diğer yıldıza gitmenin yolu sadece ve sadece intihardan geçiyordu ve tarikatın mensupları kendi canlarına burada kıymayı planlamışlardı.

Toplu intiharlar önlendi ama Yeni Zelandalı yetkililer, bu işin önünü nasıl aldıklarını açıklamadılar. Sadece, ülkeye ileriki aylarda gelen turistlerin bir bölümünün yapılan araştırmalardan sonra hemen sınırdışı edildikleri öğrenildi, o kadar.


İşte, ölüme çağıranlar


HALKIN TAPINAĞI: En büyük toplu intihar olayı, eski bir rahip olan Jim Jones'in kurduğu bu tarikatın Guyan'daki merkezinde, 1978 Kasım'ında yaşandı. Tarikat mensupları, kendileri hakkında soruşturma yapmaya gelen Kongre üyesi Leo Ryan ile beraberindekileri öldürdükten sonra topluca zehir içtiler. İntiharı reddedenler arkadaşları tarafından vuruldu ve tarikata ait olan köyde 914 kişinin cesedi bulundu.

TA HE: Vietnam'da, 1993 Ekim'inde, Hanoi'nin 380 kilometre kuzeyindeki bir köyde yaşayan 53 kişi, hemen cennete gideceklerini vaadeden Ca Va Liem isimli tarikat liderinin talimatıyla çakmaklı tüfekler ve baltalar kullanarak intihar ettiler. Ölenlerin 19'u çocuktu.

GÜNEŞ TAPINAĞI: İntiharın, Sirius yıldızında yeniden dünyaya gelmeyi saylayacağı temeline dayanan tarikat, Luc Jouret tarafından kurulmuştu. Tarikatın 53 mensubu, 1994 Kasım'ında İsviçre'nin ve Kanada'nın değişik yerlerinde aynı anda intihar ettiler. Güneş Tapınağı tarikatına bağlı 16 kişi 1995 Kasım'ında Fransa'da, beş kişi de 1997 Mart'ında Kanada'da kendilerini yaktılar.

ON EMİR: Uganda'nın batısındaki Kunungu bölgesinde yaşayan 470 kişi, 2000 yılının 20 Mart günü kendilerini kilitledikleri ahşap kiliseyi ateşe vererek topluca intihar ettiler. Bir yıl içerisinde kıyametin kopacağına inanıyor ve cennette önceden yer kapmaya çalışıyorlardı. Topluca intiharlarından bir gün önce yüzlerce Coca Cola satın almış ve kilisede birbirlerine bir ‘‘Cola partisi’’ vermişlerdi.

DAVİD'İN YOLU: Tarikat, müridleri tarafından Hazreti İsa olduğuna inanılan David Koresh tarafından kurulmuştu ve Teksas'taki bir çiftlikte toplu halde yaşıyorlardı. Burada kaçak içki yapıldığı ihbarını alan polis, 1993 ilkbaharında çiftliği kuşattı. Kuşatma 51 gün sürdü, David Koresh kafasına kurşun sıkarak intihar ederken 70 müridi binaları yakarak kendilerini ateşe attılar.

CENNETİN KAPISI: Birleşik Amerika'nın Santa Fe şehrinde faaliyet gösteren tarikatın ismi, ancak 1997 Mart'ındaki toplu intiharlarından sonra duyuldu. Ruhlarının ve bedenlerinin dünyadan ayrılıp Hale-Bopp adındaki kuyruklu yıldızda yeniden doğacağına, Hazreti İsa'nın da bu yıldızdan geldiğine ve yıldızın 2 bin senelik bir ayrılıktan sonra yeni milenyuma doğru kendilerini almak üzere dünyaya yeniden yaklaşacağına inanıyorlardı. Marshall Apple white'ın kurduğu tarikatın mensupları, Santa Fe şehrinin dışında geniş bir çiftliğe yerleşip ‘‘yolculuğa’’ hazırlandılar. Bekledikleri an 1997 Mayıs'ında geldi. Valizlerini yapıp en şık elbiselerini giydiler, sonra birbirlerine zehirli içkiler ikram ettiler, yataklarına uzanıp uzay gemisinin gelişini sonsuz bir uykuda beklemeye başladılar. Polis, çiftlikte 39 kişinin cesedini buldu.

03 ŞUBAT 2002 HÜRRİYET

 

P E K İ
ANLAYIŞINIZ BU KADAR VAHİM İKEN
 BAKALIM BİZİM
ASİL ÇOCUKLAR NE YAPMIŞ

15 YILDAN BERİ HEAVY METAL MÜZİK YAPAN PENTAGRAM'IN
 SON İKİ ALBÜMÜ DÜNYA ÇAPINDA SATIŞA SUNULMUŞTUR.

TÜRKİYE'DE
 7 KASIM 1999'DA AGİT ZİRVESİNDE ÜYELERİNE, 62 DEVLET BAŞKANI,
(ARALARINDA CLİNTON'INDA BULUNDUĞU) DÜNYANIN 
ÖNEMLİ İSİMLERİNİN KARŞINA ÇIKMIŞ
VE HALK OZANIMIZ AŞIK VEYSEL'İN
“GÜNDÜZ GECE” İSİMLİ PARÇASINI  KENDİ
TARZINDA YORUMLAMIŞTIR. 

PENTAGRAM
ALMANYA'NIN EN BÜYÜK ROCK FESTİVALLERİNDEN
 "WACKEN"E DE KATILMIŞTIR. DÜNYA'NIN ROCK DEVLERİ ARASIN DA TÜRKİYE'NİN SESİNİ DUYURMUŞTUR



D  A  H  A  S   I
SERTAP ERENER İLE
 BİRİNCİ OLAN PARÇANIN YARATICISI DA
PENTAGRAMIN ESKİ GİTARCISI
DEMİR DEMİRKAN OLMUŞTUR
 

P  E  K  İ

 ŞU TAKTIĞINIZ 5 KÖŞELİ YILDIZ PENTAGRAM NEDİR?
(Kİ TARİHİ OLDUKÇA ESKİLERE DAYANIR)
BİZİM ANLAYIŞIMIZA GÖRE
5 KÖŞE BİRLİKTE YAŞAMI SİMGELER
NEDİR BU KÖŞELER

TOPRAK
ATEŞ
HAVA
SU
f
VE
ÖZGÜRLÜK

İŞTE HEPSİ BUDUR
VE YUVARLAK RUHUN SİMGESİDİR

 

       ÇOK FAZLA
 KONUŞMAK İSTEMİYORUM

BİR
ALBÜMÜNÜ
 BİR KERE
DİNLEYİN ANLARSINIZ
HER ŞEYİ

BİR
 ATEŞ TOPRAK HAVA OLMUŞ
YAĞMUR OLMUŞ HAYAT VERMİŞ SANA
KALBİN OLMUŞ RUHUN OLMUŞ
AKLIN OLMUŞ YOL GÖSTERMİŞ SANA

BİR ÖMÜRLÜK MACERANDA
HİKAYENİ ANLAT BANA
NE ANLAM VERDİN SEN BUNA
RUHUNDA NELER VAR SENİN
 

KORKMA ONDAN BUNDAN
NE ÖLÜMDEN NE HAYATTAN
BU DÜNYADA GÖRDÜKLERİNİN
HEPSİ BİR HEPSİ HAKTAN
 

ATALARINA MALUM OLMUŞ
KİTAP YAZMIŞ ANLATMIŞLAR SANA
İMAM RAHİP REHBER OLMUŞ
YALAN YANLIŞ AKTARMIŞLAR SANA

GÜNÜMÜZÜN DÜNYASINDA
HEPSİ AYNI HEPSİ ALA
İSA MUSA MUHAMMED BUDA
NEYİN VARSA BİLMİŞ SENİN

İNSANOĞLU KENDİNİ ARAR
DÜNYA DÖNER MİLİM MİLİM
EĞER GÖÇÜP GİDERSEN BU GÜN
YARIM KALAN İŞİN VAR SENİN

KORKMA ONDAN BUNDAN
NE ÖLÜMDEN NE HAYATTAN
BU DÜNYADA GÖRDÜKLERİNİN
HEPSİ BİR HEPSİ HAKTAN
 

PENTAGRAM
 böyle diyor
 

 


JANOWAR
NAM_I DİĞER
 DELİ OZAN İSE
 SON OLARAK DİYOR Kİ

TÖRKİŞ KEBAPTAN SONRA
TUrKİŞ SATANİZM İHRAÇ EDELİM

(TIKLA)

KOLLUK KUVVETLERİMİZ DE
ARTIK ŞEYTANI YAKALASIN LÜTFEN


ŞAKA BİR YANA

şeytan bizim neremizde
be adamlar
bu arada sizin nerenizde
NERENİZE kaçmış :)))

O ZAMAN ŞAKAYA DEVAM

akıllı olun biraz
YETER
BİNLERCE PIRIL PIRIL İNSANI
ÖN YARGILARINIZLA KARALAMAYIN
KENDİNİZE BAŞKA UĞRAŞLAR BULUN
MESELA BİLGİ EDİNMEK GİBİ

 

                                                                                                    
 

 

"Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum.
Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir,
adeta halkı bir kapana kıstırırlar.
Benim halkım demokrasi ilkelerini  gerçeğin emirlerini
ve bilimin öğretilerini öğrenecektir.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi
 ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler.
Ama bu davranış ne sağduyulu
 mantıkla çelişmeli ne de başkalarının
 özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır.. "

Atatürk-1926
Andrew Mango, Atatürk Syf.447


 

Evlatlarının ardından
"şeytan aldı götürdü"
diyebilen toplum

Üzülme Türkiye, O satanistti...

 

Bir gencin daha, henüz 16 yaşındayken, artık yaşamamaya karar vermesi, 'insanım' diyenlerimizi sarstı. Lara'nın cenazesinde, iki yıl önce aramızdan benzer şekilde ayrılan Ceylan'ın babasının da bulunması, olayı tekil bir trajedi olmaktan çıkarıyor.

Nitekim 18 Ocak günü iki büyük gazetenin genel yayın yönetmenleri, Mehmet Y. Yılmaz ile Ertuğrul Özkök, köşelerinde, müzminleşmeye başlıyor görünen bu meseleyi ele aldılar. Mehmet Yılmaz, gazetesinin manşetini de bu konuya ayırmıştı.

Milliyet, liseli genç intiharları ile Fantasy Role Playing (FRP) oyunları arasında bağ olabileceğini öne sürüyordu. Gazetenin genel yayın yönetmeni, işi bu kadar basit de görmüyor ve her şeyden önce bu intihar hadiselerinin üstünün örtülmemesini, derinlemesine araştırılmasını, böylelikle acılardan dersler çıkarılabileceğini anlatıyordu. Yılmaz'ın özellikle vurguladığı nokta, liseli gençleri intihara sürükleyen sürecin ancak aileler, polis ve okul yöneticilerinin işbirliğiyle, ama hepsinden önce gençlerle sahici bir iletişim kurabilecek uzmanların işe el atmasıyla aydınlatılabileceğiydi.

Ertuğrul Özkök de Hürriyet'te intihar eden gençlerin bıraktıkları izlerdeki birtakım ortak özelliklere dikkat çekiyor ve meselenin "satanizm"le açıklanamayacağını ileri sürüyordu. Doğru dürüst bir yaklaşımla liseli genç intiharlarını aydınlatamadığımız için "çocukların seri intiharı, bizim işlediğimiz seri cinayetlere dönüşüyor", diyordu.

Bu iki gazete yöneticisine de, durum böyleyse, niye Lara'nın intihar haberi ilk defa duyurulurken, bir arkadaşının hatıra defterine yazdığı "melekle şeytanın aynı bedende buluşması" motifinin öne çıkarıldığını sormalıyız. Ama özellikle Milliyet sözkonusu olunca, genel yayın yönetmeninin sağduyulu yazılarını bir yanda, bu yazılarda yanlış bulunan yaklaşımlarla hazırlanmış gazete sayfalarını öbür yanda görmeye alışığız. Yine de iyi niyetli olalım ve Yılmaz ile Özkök'ün yazılarını bir tür "uyanış" kabul edelim. Eğer sahiden dedikleri gibi meselenin üzerine ciddî şekilde giderlerse, koskoca iki gazete, tabiî ki işe yarar sonuçlar ortaya çıkabilir.

Sorumluluktan yırtma çabası

Benim burada dikkati çekmeye çalışacağım nokta, basın dahil, hepimizin, genç intiharlarıyla karşılaşınca gösterdiğimiz ilk tepkinin korkunçluğu. Hemen bu gençlerin "satanist" olduğunu birbirimize dikte etmeye girişiyoruz.

Bu, bizim bazı toplumsal davranış alışkanlıklarımıza pek uygun bir tepki biçimi.

Çünkü bu gençleri "satanist" ilân etmekle, her şeyden önce, onları bu dünyayı terk etmeye zorlayan süreçteki bütün sorumluluklarımızdan sıyrılmış oluyoruz. Tıpkı "onlar terörist" diyerek, dağa çıkmış 16-17 yaşındaki gençleri öldürüp sıra sıra dizerkenki vicdansızlığımız gibi bir musibet bu. "Terörist" ile "satanist" arasında bu açıdan hiçbir fark yok. (Nitekim, ABD'nin Afganistan'ı niya işgal etmek istediğinden, İncirlik üssünün kullanımındaki pürüzlere kadar bir dizi konuda beni aydınlatan bir taksi şöförü kardeşim, hakkını aramak için gösteri yapan ve asla polisle karşı karşıya gelmeyi düşünmeyen Türk esnafının arasına 'sağcı, solcu veya satanist'lerin karıştırıldığını, bunların polise taş atıp olay çıkardığını anlattı geçen gün.)

Faili yakala, sorun bitsin

İntihar eden genç "satanist" ise, meşum ve meçhul bir iradenin etkisine girmiş sayılıyor. Bu, bir başka bağ kurmamızı sağlıyor zihinsel alışkanlıklarımızla: Biryerlerde kötü niyetli birtakım failler birtakım komplolar hazırlıyor, gençleri tuzağına düşürüyor, bir süre sonra bu gençlerin iradesi de artık o meşum iradeyle birleşiyor, bizim, normal insanların oluşturduğu âleme düşman iradenin parçası oluyor. Zaten bu noktadan sonra, intihar etmeseler bile bu gençler potansiyel düşmanlar haline geliyor. İntiharları, bu açıdan, çok da acı duymamız gereken bir olay değildir.

Zaten sorumlu da değiliz olanlardan...

Aslında, zaman zaman korkunç ve acılı sonuçlara yolaçsa da, satanizm türü modalar o kadar büyük toplumsal sorunlar yaratmıyor. Bunların yarattığı özgün âlemler, ancak çok sınırlı sayıda genci cezbedebiliyor. Pek az sayıda genç, kendini bunlara sahiden angaje ediyor, uğruna öldürecek veya ölecek kadar içine düşüyor. Yine de, bir genç bile bu yüzden ölmüşse sorunu "hayatî" saymamız gerekiyor.

Oysa biz, anlatmaya çalıştığım gibi, aksini yapıyoruz. Madem o gençler böyle bir "hayat" tercihi yapmışlar, o zaman onları bizim hayatımızın dışına çıkmış sayıyoruz. Ölümleri artık tâli bir mesele oluyor.

Bu haldeyken asla çözemeyiz

Bizim, şu andaki zihniyetimizle, liseli genç intiharları sorununu çözmemiz ne yazık ki imkânsız. Çünkü, aile düzeyinde, zaten halimiz belli. Üstelik, bilinen intihar vakalarının en azından bazılarında, evlatlarına karşı hayli anlayışlı, düzgün ailelerin sözkonusu olduğunu görüyoruz ki, bu, sorunu çok daha karmaşık hale getiriyor.

Toplumsal ve idarî düzeyde, durum daha kötü. Benzer bir olaydan sonra okulda öğrencilerle bambaşka, sahici bir iletişim kurma yönünde değişik düzenlemeler yapmış, kanallar yaratmış bir okul yönetimi bilmiyoruz. Polis derseniz, acaba o işe hiç karışmasa daha mı iyi olur? Çünkü polisin yapacağı, bilinen koşullarda, gidip satanist örgütün merkez komitesini yakalamaya çalışmak olacaktır. Ve gözleri bağlanıp sorgu odasına sokulacak birtakım gençler ibre 70 volt civarını gösterirken böyle bir suçu üstlenmek zorunda kalacaklar, devlet açısından sorun çözülmüş sayılacaktır. PKK sorunu nasıl 30 bin ölüyle "çözüldü" ise, liseli gençlerin intiharı da alt tarafı 10-20 ölüyle bu şekilde halledilir.

Yine de, şunu gözönüne almalıyız: Okul yönetimleri de polis de bir ölçüde başka türlü, araştırıcı-yapıcı davranmaya zorlanabilirdi. Eğer toplumsal zihniyetimizde azıcık farklı yaklaşımlara yer olabilseydi.

İşte basına bir görev alanı

İşte yine basının pekâlâ önemli rol oynayabileceği bir alandayız. Madem iki büyük gazetenin genel yayın yönetmenleri de bu konuya karşı bu kadar hassaslar, öncelikle kendi gazetelerinden başlayarak, basının gençlere ve gençlik fantezilerine yaklaşımını düzeltmeye çalışsınlar. Meselâ Milliyet'in 18 Ocak'ta yaptığı da epey tehlikeliydi. FRP oyunları oynayan veya gizli gizli chat yapan bütün gençlerin potansiyel satanist olarak görülmesine yolaçabilir öyle bir tam sayfa. Ayrıca, aynı gün Sabah, Lara'nın intiharı ile önceki liseli genç intiharları arasında bağ kurulamayacağına dair de ciddîye alınmaya değer olgular sıralıyordu. Belki de sahiden, 70 milyonluk nüfus içinde kabul edilebilir oranda, tekil, bireysel trajedilerden sözediyoruzdur. Lüzumsuz bağlantılar kurarak hiç âlemi yokken bir toplumsal sorun da yaratıyor olabiliriz. Gençlerin başına yeni çoraplar (bunu yeni kontrol ve baskı mekanizmaları olarak okuyabiliriz) örmemek için işin bu tarafına da dikkat etmeliyiz.

Biz ne kadar, ilk anda yapıştırdığımız "satanist" yaftasıyla, gencecik yaşlarında dünyadan kopup gitmeye karar vermiş evlatlarımızı kendi kendilerinin katili ilân ederek sorumluluktan sıyrılmaya çalışıyorsak da, vicdanımızın bizi rahat bırakmayacağını unutmayalım.

Ben Lara'nın da şeytanla buluşmadığından eminim. Belki şimdiden anababasını, arkadaşlarını özlemeye başlamıştır bile. Umarım, bütün bu satanist bahaneleriyle, ona karşı fazlasıyla gecikmiş bir anlayış gösterme çabasından bile kaçınmaya uğraşan bir topluma inat, gittiği yerde saçlarını okşayarak "aldırma sen onlara" diyecek şefkatli birileri vardır yanında.

Şeytanla buluşanlar, intihar eden gençlere satanist diyerek sorumluluktan kaçmaya çalışanlarla, acılı bir ailenin en korkunç anlarını kare kare görüntüleyip gazetelere basanlardır.

 

ŞİMDİ
GELELİM
 NEYMİŞ BU SATANİZM ?
DİYANETE BİLGİ VERELİM DERKEN BURADA
GENE SATANİST OLMAKLA SUÇLANMA RİSKİNİ GÖZE ALIYORUM
ZATEN ALIŞKINIZ
SATANİST DEĞİLİZ AMA DURUMDA BU
OKUMA TEMBELLİĞİNİ BIRAKINDA OKUYUN
 

 

SATANİZMİN 9 BİLDİRİSİ

Anton Szandar Lavey 

  1. Satanizm sana kendini sakinmayi degil, istedigini yapma ozgurlugunu sunar.

  2. Satanizm sana ruhsal boş umutlar, hayaller yerine hayati varoluşu sunar.

  3. Satanizm sana, iki yuzlu bir sekilde kendini aldatmak yerine, lekesiz, tertemiz akli sunar.

  4. Satanizm sana, nankor kişiler icin boşuna harcanan sevgi yerine, hakedenlere incelik gostermeni saglayacak kişilgi sunar.

  5. Satanizm sana, sana vurana obur yanagini donmektense, intikam alicak gucu sunar.

  6. Satanizm sana, vampir olmak icin vakit harcamak yerine, ugrasman gereken daha gercel sorumluluklarin oldugunu hatirlatir.

  7. Satanizm sana derki: insan diğer dört ayak ustunde yuruyen hayvanlardan, bazen daha iyi sik sik daha kotudur. Zekasal gelisimi ve ayird edebilme yeteneginden dolayi, insanoglu butun hayvanlardan daha vahşi olabilir.

  8. Satanizm sana, gunah die tabir edilen hersein aslinda fiziksel, duygusal ve zekasal birer zevkten ibaret oldugunu soyler.

  9. şeytan kilisenin su ana kadar sahip oldugu en sadik arkadaşidir... cunku O, bu işi yilardir yapiyor...

Bilmem dikkat ettinizmi, Satanizm insanlara kedi kesmek icin bicak sunmuyor.. Ya da siyah giyinmeyi ongormuyor.. Hattaa muzik lafi hic gecmiyor.. Saclardanda bahsedilmedi sanirim... Kurallar bunlarmiş işte... Fakat cocuklarinizi da kendiniz gibi cahil ve kultursuz yetiştirme politikaniz yuzunden her uzun sacli satanist, her satanist te potansiyel katil olarak biliniyor. Bence, tecavuzlerin, cinayetlerin sorumlulari, sac sakal yada muzik degil, kultursuz ve cahil beyninizle kurdugunuz carpik otoritenin altinda kişilik kazanamayan hasta evlatlariniz, kompleksli cocuklariniz ve sizsiniz.

Requiem Aeterna

 

Satanizm`in 9 Büyük Günahı

Stupidity(Aptallık) : Satanist günahlarının ilki aptallıktır. Bu çok kötü birşeydir çünkü aptallıkta acı yoktur. Umursamamak birşeydir ama toplumu gittikçe aptallaştırıyoruz(Bazı toplumlarda doğuştan aptal oluyor...). Çünkü insanlar olur olmaz söylenen herşeye inanıyorlar. Medya iyi eğitilmiş aptalları kabullenerek övgüyle yüceltir. Satanist, tuzakların olduğunu bilmeli ve aptal olmamak için elinden geleni yapmalıdır.

Preteniousness (Olmadığın Gibi Gözükmek) : Boş böbürlenmeler çok rahatsız edici olabilir ve Lesser Magic`in Kardinal kurallarına hitab etmez.

Solipsizm : Solipsizm Satanistler için çok tehlikelidir. Bir başkası üzerinde tepkilerini, mantığını ve sorumluluklarını dengele. Çünkü, bu kişi muhtemelen senin yaptıklarına karşılık veremeyebilir(Sana ayak uyduramayabilir). Herkezi kendin gibi değerlendirmek büyük hatadır. Ve herkezden, senin doğal olarak gösterdiğin saygıyı, inceliği, ve anlayışı beklemek hatadır. Bunun yerine Satanizm, kişi sana nasıl davranıyorsa seninde ona öyle dawranmanı öğütler(O sana ayak uyduramayacaxa sen ona uydur). Bu hepimizin bir görevidir. Ve kolaylıkla yanılgı içerisine düşeceğini düşünerek, her zaman tetikte ol.

Self – Deciet (Kendini Kandırmak) : Diğer en büyük Kardinal günahlardan biriside kendini kandırmaktır. Bize sunulan kutsal ineklere saygı göstermemeliyiz(Kutsal inekler... Hiç saygıyı haketmediğini %100 bildiğimiz halde yanlızca bize kutsal oldukları söylenmiş olmasından ötürü birşeye kendimizi kandırıp saygı gostermemeliyiz demek istiyor...). Çünkü bunlar bizi, bize düşürmek için oynanan oyunlardır. Ancak, eğlenirken yada kendinde olmadığın zamanlarda kendini kandırmaya meğilli olabilirsin. Fakat daha sonra bunu asla yapma!

Herd Conformity (Sürüye Uymak) : Bir kişinin, diğer bir kişinin isteklerini yerine getirmesi ona tam olarak fayda getiriyorsa bu kabul edilebilir ve sadece aptallar sürüyü takip eder. Bu da sizin kişiselliğinizi kaybedip emirlere uymanız demektir. Anahtar, birçok kişinin isteklerine uyup, köle olmaktansa, akıllı bir efendi seçmektedir.

Lack Of Perspektive (Perspektif Eksikliği) : Perspektif eksikliği, bir Satanist`i bütün acılara götürebilir. Varlığınızla kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı unutmamalısınız. Hergün tarih yapıyoruz. Herzaman geniş tarihsel ve sosyal görünüm aklınızda olsun. Çünkü bu hem Lesser`in hem de Büyük Büyü (Greater Magic)`nün anahtarı için önemlidir. Bir puzzle ın parçalarını bulmaktan ziyade, o parçaları yerli yerine oturtmak ve onu görmek daha önemlidir. Özgürlüğünüzü kısıtlayacak sürüden etkilenmeyin. Sadece dünyanın geri kalanından farklı bir derece, durum için çalıştığınızı bilin.

Forgetfulness Ortodoksies(Ortodoksları unutamamak) : Gerçekte, önceden yada bir zamanlar kabul edilmiş şey, şimdi yeni paketlerde sunulduğunda, sadece farklı ve yeni olduğu için bunu kabul etmek, beyni yıkanmış insanlar içindir. Bunun her zaman farkında ol. Çünkü bunun farkında olmak bir anahtardır. Bizden yaratıcıyı ovmemizi ve orjinaliteyi unutmamızı beklerler. Bu, kullanılıp bir kenara atılmak istenen bir toplum içindir.

Conterproductive Pride : İlk kelime çok önemlidir. Satanizm`in kuralı “eğer sizin için faydası warsa, yapın”dır. Fakat sizin aleyhinizeyse ve köşeye sıkıştığınızda tek çıkış “Üzgünüm bir hata yaptım, keşke anlaşabilsek” demek ise bunu yapın. Fakat sonra tekrar deneyin.

Lack Of Aesthetics (Estetik eksikliği): Bu fiziksel yapınızın denge faktörüne uyması için bir bildiridir. Bu Lesser Magic için önemlidir. Bu sevimli veya hoş olmanız için istebilen birşey değildir. Ne olduğunuzu göstermek içindir. Estetik, oldukça kişisel bir şeydir. Ve kişinin kendi doğasını yansıtır. Evrensel bir estetiğin ve görünümün olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Fakat yinede kişi, evrenselliği bir kenara bırakarak hissettiği gibi görünme özgürlüğüne sahip olabilmelidir.

Requiem Aeterna

 

YETER BU KADAR ANLAMADINIZ MI HALA

PEKİ O ZAMAN
KOLLUK KUWETLERİMİZ
İZMİR POLİSİNİN RAPORUNA BAKALIM
NELER SAÇMALAMIŞLAR
POLİSE GÖRE SATANLARIN
EYLEM PLANLARINI
 HEMEN BEN ANLATAYIM GERİSİNİ SİZ OKUYUN
 

Ayrıca Ülkemizdeki şimdiki eylem planlan Sultanahmet Camii' nin yıkılması, Taksimde Cami yapılmak istenen meydanın işgali, el yazması bir Kur' an-ı Kerim' in yırtılarak klozete veya denize atılması, Kaşıkçı Elması' nın çalınması, kendilerine muhalif olup zarar verebilecek insanların Şeytana kurban edilmesi, gücü ellerine geçirdikleri zaman ise din ayırımı gözetmeksizin bütün ibadethaneleri tahrip edeceklerini, ayrıca Hitler Faşizmini benimseyerek Türkiye' yi yabancı ırklardan temizleme gibi planları vardır. Faaliyetlerinin yoğun olduğu iller İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, Kayseri’ dir.

BİRDE ŞUNA ÇOK GÜLDÜM
Kedi kanı içerler ve bununla ölümsüzlüğe ulaştıklarını iddia ederler. Satanistlerin nihai hedefi şeytanı da yenerek sonuçta dünyayı ele geçirmektir. 7, 13, 666 sayıları, keçi, şarap ve ekmek onlar için kutsal sayılır.

İŞTE KOSKOCA EMNİYETİN RAPORU
VAH KOLLUK KUVVETLERİM VAH
OKUYALIM
yakında satanizm yazmayı öğrenecek kollukcularımız abisi üzülme

İZMİR EMNİYET RAPORU

SATAİNİZM

Fransızca bir kelime olan "SATAN" kelimesinin Türkçe karşılığı "ŞEYTAN"'dır.Satanizm ise şeytana ve kötülüğe gösterilen bağlılık ve onları yüceltme demektir. Geniş anlamda "Hristyanlık dininin kurallarının değiştirilmesi" anlamına da gelir. Ayrıca Satanizm diğer anlamıyla da Tevrat' tan gelir ve " Karşı Çıkan" anlamındadır.

Satanizm akımını kuran ve onu bir doktrin olarak empoze eden ve onu bir din olarak ilan kişi ABD de Kara Papa lakaplı Sandor Anton LAVEY isimli bir şahıstır. LAVEY 11 Nisan 1930 yılında ABD de doğmuştur. Kafkas kökenli bir aileden gelen LAVEY önce aslan terbiyeciliği, polis fotoğrafçılığı, kriminoloji uzmanlığı, oyunculuk ve hipnotizörlük yapmıştır. 5 yaşından itibaren müzikle uğraşmış, yıllar sonra Elektronik müziği seçerek Synthesizer teknolojisi üzerinde çalışmalar yapmıştır. Majikal müziği ararken Okült müzik adını verdiği parçalar besteliyordu. Ona göre insan; egoist, çirkin, habis ve korkulması gereken bir varlıktı. Kötü olan şeytan değil, aksine insanın kendisi idi ve kötülüklerini şeytan adının ardına gizliyordu.

Lavey 30 Nisan 1966 tarihinde ABD nin San Fransisco kentinde Şeytan Kilisesi'nin (Satanik Kilise) açılışını yaptı. Örgüt; Seçkin, zengin, eğitimli, üretken, eksantrik kişilerden oluşuyordu. Şahsın 1997 de 67 yaşında ölmesinden sonra şu anki liderliğini Amerika' lı bir kadının yaptığı bilinmektedir. Ayrıca Satanistler LAVEY' in yazmış olduğu "THE: SATANİK BİBLE: (Satanik İncil)" ve "SEVEN GATE(Şeytanın Ayetleri)" isimli kitaplara inanırlar. En son olarak bilinen ABD' de bir Kiliselerinin ve yaklaşık 20 bin üyelerinin olduğu bilinmekledir.

Lucifer, Beelzebub, İblis ve Karanlıklar Prensi gibi isimler ile tanımlanan Şeytan' ın çeşitli sembolleri bulunmaktadır. Fakat sembollerin en önemlisi Pentagram adı verilen beş uçlu yıldızı, kollarını açmış bir adam olarak ifade etmek mümkündür. Satanizmi benimseyen ve sempati duyan şahıslar canlı ve cansız alemde yegane gücün şeytanda olduğunu bir kişinin ne kadar çok kötülük yaparsa şeytana o kadar yakın olunacağına ve derecesinin de o alanda büyük olacağına Şeytana yakın olanların ise öbür alemde Cehennemde fazla ceza çekmeyeceğini ve şeytanın hizmetlerinde olacaklarından dolayı rahat bir ortamda zebanilik yapacaklarına inanırlar.

Ayrıca LAVEY "SATANİZMİN TEMEL İLKELERİ" isimleriyle yazdığı kitabında şeytanı tanımlamış ve onun müsamahayı, realiteyi, duru ve temiz bilgeliği, nezaket ve kibarlığı temsil etliğini söylemiştir.Burada LAVEY' in şeytanı sevimli hale getirme uğraşısı açıkça hissediliyor. Lavey' in şeytanı bu şekilde yorumlaması ilginçtir. O, kötülüğün ve şerrin kaynağı olarak bilinen şeytana, başka bir urba giydirerek sevimli hale getirme uğraşısı içinde gibidir. LAVEY Şeytana sadece güzel olan şeyleri layık görmemiş, bazı olumsuzlukları da nispet etmiştir. O nazik olduğu yerde aşırı serttir, hoş gördüğü anda baş kaldırıcı ve asidir. LAVEY, etrafındakilere; Allah' ın iyi Şeytanın kötü olduğunu dikte eden bir çevrede yetiştiklerini, iyi ve kötüyü, insanların kendi amaçlarına uydurup kullandıkları, rotatif terimler olduğunu söylemektedir. İşte Şeytan bu seçim gücünün sembolüdür.

SATANİSTLERİN BELİRLEYİCİ ÖZELLİKLERİ :

Satanistlerin ortak özelliği giyimlerinde siyah ve kırmızı renkleri tercih ederler.

Deri pantolon,başlıklı tişörtler.abartılı gümüş takılar. Yaz kış bot.postal ve çizme giyerler.

Kiliselerde yapılan ayinlere katılırlar.Çünkü Satanistler kiliseyi Şeytan için En iyi arkadaş görürler.

Çoğunluğu yukarıda da belirtildiği üzere Satanistliğin Hıristiyanlık kurallarının değiştirilmesi amacını taşıdığından ters haç takarlar.

Kıyafetlerinde Satanist amblemleri taşırlar. Bu amblemlerin en önemlisi çift daire içerisindeki yıldızdır.Diğerleri ise hayali çizilmiş insan ve hayvan karışımı yaratıklardır.

Özellikle geceleri metruk yerlerde ve mezarlıklarda toplanıp ayin yaparlar.

Satanistler lider olarak kabul ellikleri Anton Sandor LAVEY' in kitaplarını okurlar.

Metal Müzik satan kasetçilere ve kafelere takılırlar.

Kedi kanı içerler ve bununla ölümsüzlüğe ulaştıklarını iddia ederler. Satanistlerin nihai hedefi şeytanı da yenerek sonuçta dünyayı ele geçirmektir. 7, 13, 666 sayıları, keçi, şarap ve ekmek onlar için kutsal sayılır.

Bütün dinler ve bütün kutsal kitaplara karşı aşırı bir saldırganlık içerisinde olurlar.

Guruba dahil her üyeye bir Mitolojik isim verilir. Özellikle Yunan tanrı ve tanrıçalarının isimleri ile mitolojik kahramanların isimleri verilir.

Satanistler kendileri dışındaki herkesi, bilinçsiz, bilgisiz ve aptal görürler.

SATANİZME GÖRE ŞEYTAN:

Şeytan yasaklayıcılığı değil, affediciliği temsil eder.

Şeytan boş hayallerin değil, asıl gerçekliğin temsilcisidir.

Şeytan ikiyüzlülüğü, hilekarlığı değil, bilgeliği temsil eder.

Şeytan nankörler için boşuna harcanmış sevgiyi değil, hak edenlere gösterilen şefkati temsil eder.

Şeytan kötülere karşı öbür yanağı dönmeyi değil, intikamı simgeler.

Şeytan bazen insanı, bazen de hayvanı temsil eder. Bazen daha farklı bir yaratık olarak dört ayak üzerinde yürüdüğü farz edilir.

Şeytan günah diye nitelendirilen fiziksel, akli ve duygusal zevklere neden olan tüm zevklerin simgesidir.

Şeytan kilisenin şimdiye dek sahip olduğu en iyi arkadaşıdır.

Şeytan barışçı değil savaşçıdır.

Kötülüklere karşı suskun kalmak yerine, intikam almayı öngörür.

Günah diye nitelendirilen, fiziksel, akli ve duygusal tüm zevklerin simgesidir

SATANİZM' İN İLKELERİ:

LAVEY’ in yazmış olduğu THE SATANİK BİBLE isimli kitabında Satanistlerin hayat kurallarını şu 11 madde şeklinde sıralamıştır;

Size sorulmadığı sürece fikirlerinizi kimseye söylemeyin.

İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.

Bir başkasının evinde misafirseniz ev sahibine saygılı olun veya daha işin başında oraya gitmeyin.

Sizin kendi evinizdeki misafir sizi rencide eder, canınızı sıkarsa sizde ona karşı zalimce davranın,

Karşı cins açıkça davet etmedikçe karşınızdaki insanı taciz etmeyin ve cinsel ilişkiye girmeyin

Problemi çözüp birini derdine çare olmak gibi bir mesuliyetin haricinde siz ile ilgisi olmayan hiçbir işe burnunuzu sokmayın.

Kendi emel ve arzularınızı gerçekleştirmede, şayet sihrin gücünü kullanarak başarılı olduysanız mutlak suretle sihrin hakkını verin. Onun gücünü kabul edin.

Sizinle alakalı olmayan hiçbir şeyden şikayette bulunmayın.

Küçük çocuklara zarar vermeyin.
Vahşi hayvanlara zarar vermeyin.

Açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin. Eğer birisi sizi rahatsız ederse ona, bunu yapmamasını söyleyin, eğer hala buna devam ederse onu ortadan kaldırın.

SATANİZMİN YAYILMA STRATEJİSİ :

1-SEMPATİZAN: Bu tür işlere ve eylemlere meraklı tipler zaten birer satanist adayıdır. Bunlar belirli bir şahısın etrafında toplanmaya başlarlar. Onun gibi giyinme, onun gibi konuşma, benzeri hareket ve tavırlar takınmaya başlarlar.

2-ADAYLIK: Satanist guruba takılan bir kişi onlarla birlikle hareket etmeye başladıktan sonra bu gurup içinde bulunan ve gurubu gözaltında bulunduran kişi, belirli kıvama gelen kişileri seçmeye ve onlarla ilgilenmeye başlar. Kendisi ile ilgilenildiğini anlayan kişi kendisini daha fazla önemsemeye başlar, eğitimci tabir edilen gurupla ilgilenen şahıs ilgilendiği kişilerin sosyal ve ekonomik durumları ile yapabileceği işlerin hangi derecede olduğunu anlamaya çalışır. Yani gruplarına katılmaya çalışan şahısları kendilerine bir kötülük amacıylamı yoksa bilerek ve isteyerek mi girdiğini sınamaya başlar.

4- KÖLELİK: Grup içerisindeki lider konumunda bulunan şahıs artık kurbanı etkisi altına almaya başlamıştır. Bu kişinin her dediği yapılır ve o örnek alınır,sözünden dışarı çıkılmaz, maddi ve manevi yönden gurup lideri beslenmeye başlanır. Örnek olarak bu şahıs sizi birisinin kötülüğünden koruyorsa sizde ona yemek söylersiniz veya hediye vermeye başlarsınız.

4– EĞİTİM: Şahıs yavaş yavaş Satanist olmaya başlamıştır, fakat bu hiçbir zaman karşı tarafa söylenmez, ilgilenen kişi kurbanın fiziki yapısına göre savaşçı, düşünce yapısına göre filozof, her iki özellik bir arada varsa yaylımcı kadroya dahil eder veya büyü ve ayin işlerine meraklı bir kişiliğe sahipse büyücü veya ayinci olarak yetiştirirler. Zeka ve kabiliyetlere göre tüm faaliyetlere katılıp eğitimci olunur.

5- EĞİTİM SÜRECİNİN TAMAMLANMASI: Vampirlikte denilebilir. Artık şahıslar güneş ışığından sıkılmaya, güneşe çıktığında vücudunun yandığını hissetmeye başlamıştır. Bundan böyle şahıslar kötülük yapma derecesini yükseltmeye başlarlar. Hoşlanmadığı veya kendisine zarar verebileceğini düşündüğü kişilerin enerjisini çekmeye çalışır. Kendisine gönderilen kötü enerjileri geri göndermeye ve karşı tarafa savaş açmaya başlanır. 16 ve 17. kademeye kadar bu eğitim ve kendini geliştirme çabaları bu şekilde devam eder. 32. derecede artık bir Cadı veya bir Vampir derecesine gelmiş şahıs gelebileceği en üst makamda bulunmaktadır. 33 ve en son derece olan Şeytanın Oğlu olabilme en nihai derecedir.

SATANİST AYİNLERİ :

Satanist ayinleri her ayın 13. de genellikle metruk binalarda, mezarlıklarda ve ormanlık alanlarda tam gece yarısı ve genellikle yedi kişinin katılımıyla KARATEKE ismini verdikleri gurup liderlerinin öncülüğünde yapılır. Karateke üzerine Satanist amblemi taşıyan siyah bir cübbe giyer. Bir masa üzerine ters haç veya pentagram işareti çizilerek ortasına gümüş bir kupa konur. Dünyada yaşayan iki canlı olan kedi ve keçinin kanının sadece negatif iyonu taşıdığı, keçinin kendileri için kutsal sayılması, kedinin ise nankör olduğu için düşman olarak görürler ve kedinin boğazını keserek kupanın içerisine akıtırlar. Önce gurup lideri ardından da üyeleri kanı içerler. Pozitif iyon taşıyan insan kanı, kedi kanı ile birleşince insanda rahatlama olur ve bu rahatlama devam edene kadar ayin devam eder. Bazen de Black Metal veya Death Metal müziği eşliğinde toplu ve bir arada seks yapılır.

Bu ayinlerde gön, kedi kanı, kara ip, şarap, kılıç, zil ve mum gibi bazı ritüelleri kullanırlar. LAVEY' in Satanik incil' de bahsettiği bütün argümanların mutlaka bulunması zorunluluğu yoktur. Bir miktar para, şilte, gonlar siyah cübbe, kadeh ve kılıçların konulabileceği özel bir şey olmayabilir. İhtiyaç duyulan şey sadece sessiz bir yerdir. Satanist kilise bu durumdaki bir sataniste şu tavsiyede bulunur. Mumu yakın ve önünüze koyun. Dik oturun derin nefes alın ve sakinleşin. Şuurunuzu, tüm dış düşüncelerden temizleyin. Aleve bakarken içinizden veya yüksek sesle "KARANLIĞIN EFENDİSİ! BEN HAZIRIM, SENİN GÜCÜNÜ HİSEDİYORUM, BEN ŞEYTANIN SAHİPLENDİKLERİNDEN BİRİSİYİM, SELAM ŞEYTAN" deyin.

Yapılan ayinlere yabancılar katılamaz. Ayin esnasında olanlar başkalarına anlatılmaz. Anlatanlar ise cezalandırılır. Bu cezalar vücutta sigara söndürme, elleri ve ayakları arkadan bağlanarak kafaya boş bir teneke geçirilir ve şahıs çıldırana kadar tenekeye su damlatılır. Diğer bir ceza ise kadınlar tarafından uygulanan hadım etmelerdir.

TÜRKİYE' DE SATANİZM

Satanizm, Türkiye'de ilk olarak internet' le yayılmaya başladı. Daha sonraları Heavy Metal grupları vasıtasıyla ilk adımlarını atarak özellikle gençler arasında yayıldı. Şeytana tapanların çoğunluğunun gelir seviyesi yüksek vatandaşların çocukları olduğu, bu çocuklarında din ve öteki Kutsal değerlere karşı oldukları bilinmektedir. Gençlerin bu işe başlaması önce bu müzikleri dinlemesi ile başlar, sonra ise masum görünümlü arkadaş gurupları içerisinde satanist inancı yavaş yavaş empoze edilir.

Ülkemize bir başka giriş şeklide İnternet’ in dünyada sonraları da Türkiye de yaygınlaşması ile birlikte iyice taraftar topladı. Özellikle maddi durumu iyi olanların bu iş içinde olmasının nedeni evlerinde bilgisayarı ve kendisine ait bir odası olan gençler eğlence için internete bağlanarak "Chat" denen karşılıklı sohbetler yaparlar. Chat' Ieşme esnasında Satanistlerin ilginç chatları ile karşılaşır ve sohbete başlarlar. Bu ilk adımdır. Sonra Satanistler bu şahsa çeşitli bilgiler verir. Mesela; Satanizmin geçmişi ve geleceği, bulunduğu ildeki kendilerine yakın müzik marketler, şahıslar ve adreslerini vererek bunlarla bağlantı kurmalarını isterler ve böylece hedeflerine ulaşırlar.

Türkiye'deki Yayınları: Non Serviam, Şebek (Köprüaltı), Ölüm ve Cenaze, Mahşer, Aşk ve Şarap, Shamain, Kadavra Zine, Piramit Zine, Mazine, Sombre, Toprak, Rockline, Mat gibi dergiler.

Türkiye'deki Müzik Gurupları: Satanic Werses, Ehrimen, Witctrap, Pagan, Shamain, Asceraus, Sarkofokos, Sagu, Hezzihill, Mopheus, Death Out gibi yerli Heavy Metal gurupları.

Ayrıca Ülkemizdeki şimdiki eylem planlan Sultanahmet Camii' nin yıkılması, Taksimde Cami yapılmak istenen meydanın işgali, el yazması bir Kur' an-ı Kerim' in yırtılarak klozete veya denize atılması, Kaşıkçı Elması' nın çalınması, kendilerine muhalif olup zarar verebilecek insanların Şeytana kurban edilmesi, gücü ellerine geçirdikleri zaman ise din ayırımı gözetmeksizin bütün ibadethaneleri tahrip edeceklerini, ayrıca Hitler Faşizmini benimseyerek Türkiye' yi yabancı ırklardan temizleme gibi planları vardır. Faaliyetlerinin yoğun olduğu iller İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir, Kayseri’ dir.

 

 

Asıl suçlu Led Zeppelin!

Depremden sinirleri gerilmiş insanlara uzun saçlı gençlerin hedef gösterilmesine şaşmamak gerek. Tenine Arapça 'Allah' yazdırdı diye insan katledilen bir yerde 'sorgulamadan' yaşamanın yolu bu

Turgut Berkes
Türkiye'de gündem saptırmanın yeni bir adı 'satanist avı.' Bu ülkede yaşayan birçok genç insanın bunalması, delirmesi, intihara ya da sapkın davranışlara yönlendirilmesi için başka hiçbir neden olmadığı için suçun Led Zeppelin vb'de olduğu anlaşıldı! Karşımızda duranlar ise şunlar: Hem suçlu, hem de mağdurlardan biri olan o zavallı ruh hastası oğlunun idamını isteyen,
böylece dünyaya getirdiği insanın sorumluluğunu bir silkinişte omuzlarından atmayı başaran bir baba, laik ve demokratik bir cumhuriyet olduğunu iddia ettiğimiz Türkiye, anlatıla anlatıla bitirilemeyen söz konusu suç sanki tecavüz ve cinayet değil de, 'normal' ya da sapkın, herhangi bir inanca sahip olmakmış; hem de bütün rock müzik dinleyen ve çeşitli modaları takip eden gençler de söz konusu inancın takipçileriymiş gibi düşünen; bu gençliğin hatırı sayılır bir bölümünü diğerlerine hedef göstererek cadı avı başlatan sansasyonalist medya!

Sansürden de beter
48 yaşındayım ve 35 senelik bir rock dinleyicisiyim. Bu ya da başka bir müzik türünün küllen sansürlenmesi bir yana, küçümsenmesinin bile çok geçmişte kaldığını sanıyordum. Ancak son birkaç gündür gazete ve TV'de görüp duyduklarıma inanamıyorum. Gerçek şu ki, peş peşe gelen felaketler herkesin sinirlerini bozmuş durumda. Zaten nesnel ve bilimsel
akıl yürütme yeteneği alabildiğince geri bırakılmış bu toplum, depremle gelen acıların üstüne yöneticilerin umursamazlığı ve medyanın saldırgan sapıklığı da eklenince, her türlü akıldışı varsayımı benimsemeye hazır hale gelmiş durumda. Bunun bir diğer adı da kitlesel histeridir. Bu böyle sürerse bir sabah bu gazetelerden birinde depreme de satanistlerin / rock'çıların (ya da mesela zencilerin) neden olduğunu okursam şaşmayacağım.
Milletçe delirdik mi? Bu ülkede yıllardır neler oluyor; çeteler memlekette istediği gibi fink atıyor, kentler sokak çocuklarıyla dolup taşmış, yıllık bütçeye eşit meblağlarda eroin ihracatı yapılıyor, binlerce aydın taciz ediliyor, hapse tıkılıyor, yakılıyor, 45 saniyede insan ölüveriyor, binlerce insan trafik kazaları ve cinayetler sonucu yaşamını yitiriyor. Bunlar tamam, ama üç tane yoldan çıkmış psikopat cinayet işleyince 'tüm ülke kırmızı alarma' geçiyor! Polis barlarda siyah giyen, dövmeli ve uzun saçlı gençler'!.. Üstelik de diyelim ki bu tanıma uyan genç 'satanist' olduğunu 'ikrar' etti. Ee?.. Satanist olmak hangi kanuna göre suç? Özgür, laik bir demokraside kişinin kimseye zarar vermediği, yasalara ters düşmediği sürece istediği 'Yüce Manitu'ya inanmakta serbest olduğunu sanıyordum. Asıl suç kamuyu yanlış bilgilendirmek, toplumun bir kesimini açıkça hedef göstermek, insanları tiraj uğruna anlamsız bir paniğe, kuşkuya ve nefrete yönlendirmektir sanıyordum.
Zaten gayet iyi bildiğiniz bu konuları uzun uzun anlatmak isteğim, bu ülkede aklı selim sahibi kaç kişi kaldığını merak etmemden kaynaklanıyor. Böyle bir durumda ciddi basının konuyla ilgili haberleri sansasyonalizmden uzak, nesnel bir tavırda yansıtmasının yeterli olmadığını düşünüyorum. Tüm bu hengâme içinde asıl haber niteliği taşıyan ve toplumsal önem içeren unsur; ne işlenen hunhar cinayet, ne de satanizm; asıl incelemeye değer olan medyanın sınır tanımaz hunharlığıdır.

'Gıcık kaptığını öldür'
Daha dün kimseye bir zararı dokunmamış bir insanı tenine Kuran'dan kelam yazılı olduğu için alçakça katleden zihniyet, yarın gözüne kestirdiği, 'gıcık kaptığı' uzun saçlı, siyah giymiş vs (yani 'satanist') bir başka insanı gönül rahatlığıyla öldürdüğü zaman bu suça sadece bu gençleri toptan hedef gösteren 'medya' değil, bu gelişmeleri önemsemeyen aydınlar da ortak olmuş demektir.
Turgut Berkes: Bir rock dinleyicisi

 

 

SON OLARAK BİR ALBÜMÜ İLE İLGİLİ BİR YORUM
VATANDAŞ YAZMIŞ
ALO SİZE DİYORUM UYANIN ARTIK

Pentagram - Bir
 

 

Bu ölümlü dünyada çok da yalnız değiliz, bağlanmışız biz bize. Dört bir yan karanlık olsa da; bu yalnızlık bölünmüş herkese. Düğün olur; bayram gelir, arada Pentagram albüm çıkartır ve milim milim döner dünya yine. Arkada bırakılanlar her ne kadar uzun bir dikilişin izlerini taşısa da, bu dünya sahte! Doğru yanlış! Gerçek yalan! Kalbin, ruhun yada aklın alabileceği bir şey olsaydı hayatın anlamı, fark edebilirdik bu süslü yalanlarla bezeli iki kapılı hanın geçiciliğini...


İşte, bu alemde misafir olduğumuzu anlatan bir albüm bu, şu an betimlemeye çalıştığım ve inanarak söylüyorum; adını dilimize dolayacağımız yıllarca...


Derin bir felsefenin ürünü tasavvufi sözlerin, terörize gitarlarla süslenmiş sert bir soundla buluşmasına öncülük eden Anadolu mistizmi, Pentagram’ın “Bir” adını verdiği bu eserin reçetesi olarak sunulabilir. Bu albümün yayınlanmasından dolayı rahatlıkla söyleyebilirim ki, Pentagram artık kendi müziğini yapan ilk Türk grubu olmaktan çıktı, onlar artık yeni bir “akım” ın öncüleri. Buna belki de birkaç yıl içinde, kendini müzik eleştirmeni zannedenler tarafından değişik isimler konulacak; “Anadolu Metal”, “Türk Metal”, kıl tüy...:) Her ne derlerse desinler onlar artık birer halk ozanı gibi, müzik dünyasında Kristof Kolomb’ busçuluk oynayarak yeni bir kıta bulmaya çıktılar. Rotalarını bu şekilde değiştirmeden devam ettirirlerse yakın bir zamanda, şu anda gemilerinin menziline giren büyük kara parçasına ayak basacaklar ve bir çok insanın “yeni dünyasını” oluşturmasına yardımcı olacaklar; bir çoklarını etkileyerek, gerek dinleyici gerekse de müzisyen bazında...


Tigris’le dümen alan gemi, [pardon albüm:p] kendini saklamayı beceremiyor bir türlü. Orta doğu yaşantısının fon müziğini anımsatan sound daha baştan bas bas bağırıyor: “Bu gemi bir ömürlük maceramızın kırıntılarıyla oluşturulmuş bir omurgaya sahip, bu yüzden bizi anlatıyor, Pentagram bu toprakların, bu denizlerin felsefesidir” diye...


Tigris’in son bölümünde ki ney partisyonları, Unspoken albümünde ki “We Came From Nowhere” adlı parçayı anımsatıyor ve o parça gibi bir köprü görevi görüyor albümün bombası “Bir” e.


Herkesin görüşü farklıdır, doğal; hepimizin ruhu, organizması yada ne bileyim DNA sı farklı en azından. Ama bana göre “Bir”, bir Türk grubunun yaptığı gelmiş geçmiş en iyi parça. Kendine özgü, buram buram Anadolu kokan melodisi, cesaretle yazılmış sözleri ve mükemmel soundu (prodüktöre tebrikler!) diğerlerinden önde olmasını sağlıyor. Fakat bana öyle geliyor ki, parçanın sözleri oldukça tartışmaya yol açacak. Çünkü bir tarafta 80’lerin ortasında kurulan ve 80’lerin sonlarına doğru verdiği konserlerde “In Satan We Trust” çığlıkları atan gençliğin göz bebeği Pentagram, diğer tarafta ise; son yıllar da, grubun “Popçular Dışarı!..” albümünde de ifade ettiği gibi “4. güç” olarak tanımlanan boyalı medyanın, saldırmasıyla bir anda potansiyel satanist konumuna düşen gençliğin, ilahı Pentagram... Birbirine benzer yönleri de olsa, iki farklı kuşağa hitap eden bir grup olarak, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendi vicdanlarıyla ifade ettikleri için yorum yapmakta zorlanıyorum. Aslında bir bakıma “Bir” in sözlerinde din tüccarlığı yapanlara çok güzel göndermeler de var:


“Atalarına malum olmuş, kitap yazmış, anlatmışlar sana.
İmam, rahip rehber olmuş, YALAN YANLIŞ aktarmışlar sana.
GÜNÜMÜZÜN DÜNYASINDA HEPSİ AYNI, HEPSİ ALÂ;
İSA, MUSA, MUHAMMED, BUDA,
NEYİN VARSA BİLMİŞ SENİN.”


 

 
 
 

SON SÖZ
HADİ İŞİNİZE

 

Hosted by www.Geocities.ws

Z
 

 

MASAL BEKCİSİ
BABA SAYFA İÇİN TIKLA
 

 

 
 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1