TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI

 

2.DÖNEM

(9 Ocak 1956 – 14 Ocak 1957)

                TMMOB Maden Mühendisleri Odasi’nin 2. Genel Kurulu 9 Ocak 1956 tarihinde, saat 10.00’da Ankara Kizilay Toplanti Salonu’nda gerçeklestiriliyor. Üzülerek belirtmeliyim ki 2. genel kurulumuza ait genel kurul tutanaklari ve yönetim kurulu çalisma programi odamiz arsivlerinde bulunmamaktadir. Ele geçirebildigim bilgiler; genel kurul katibi olarak seçilen Ekrem YAZICI’nin özel arsivinde bulunan kendi el yazisi ile tuttugu notlar, 1. Dönem yönetim kurulunda görev yapan Azmi HALULU’nun odamiz arsivinde bulunan notlari, 10 Aralik 1955 tarihinde Ankara’da gerçeklestirilen Danisma Kurulu tutanaklari ve genel kurula sunulacak istek dilekçeleri dogrultusunda derlediklerimden olusuyor.

Genel kurula 17’si Zonguldak’tan olmak üzere toplam 83 delege katilmasi öngörülmüstür. Eldeki bilgiler dahilinde kaç delegenin genel kurula katildigini net olarak belirleyemedigimden, sadece Ekrem YAZICI’nin notlarindan ve Genel Kurul Divan Baskanligi’na verilen dilekçelerden asagidaki meslektaslarimizin genel kurulda hazir bulunduklari anlasiliyor.

M.Sami ACAR                Dr.Necdet EGERAN         Sebahattin ÖZCANOGLU
Tacettin ATAMAN                Hasan GÖKER                     Osman ÖZDOGAN
Selim AYBAS                       Yusuf HOSOGLU                  Ferda SEKENDIZ
Cihat BARUT                        A.Vehbi KARAHAN            Ihsan SOYAK
Hulusi BARUTOGLU            Halil I.KAYA                        Cevat SÜBERK
Cemalettin BASGÖZE          Cemal KIPÇAK                    Adem SAHIN
Ismail BAYINDIR                Sitki KOÇMAN                    C.Eyüp TASMAN
Hamdi BOZDAG                  Kemal LOKMAN                 Nevzat URUK
Rasit CEYLAN                     Selahattin MALKOÇ             Naci ÜÇER
Ahmet ÇAYCI                      M.Rasim MUTUK                Tahsin YALABIK
Samim DILEKLI                   Haydar OZANGIL                Zeki YERDELEN
Dr.M.Zeki DOGAN              Ihsan ÖKSÜZ                       Kütbi YÜCESÜNBÜL
Abdurrahman DURUKAL

Yukarıda da belirttiğim gibi odamızın 2. genel kurulu hakkında elimizde fazla bilgi bulunmadığından genel kurul hakkında elde edebildiğim bir metin halinde değil de maddeler halinde toplamanın daha doğru olacağını düşündüm.

-                     2. genel kurul divan başkanlığına ve başkan yardımcılıklarına kimlerin seçildiğini maalesef bilemiyoruz. Ancak net olarak okunamamakla birlikte, Sıtkı KOÇMAN ve İhsan SOYAK’ın da aralarında bulunduğu ve İstanbul’da ikamet eden 12 meslektaşımızın İstanbul’da şube açılması konusunda divan başkanlığına verilen dilekçede “Umumi Hey’et Riyaset Divanı’na ...  Sn.EGERAN’ın dikkatine...” denilmektedir. Bu durum karşısında ilk genel kurulumuzda da olduğu gibi Dr.Necdet EGERAN’ın büyük olasılıkla 2. Genel kurulda da divan başkanlığı yaptığı düşünülebilir.

-         Gündemin 2. maddesi (a) fıkrası gereğince;

                     Tasnif Hey'etine Cemal BAŞGÖZE 38 oyla
Hikmet SÖZEN 40 oyla
Aslan ACAR 35 oyla
seçilmiştir.
(b) maddesi gereğince;
Oda Yönetim Kurulu'na Sezai CANKUT 44 oyla
( Asil Üyeler ) Hamza BATUK 32 oyla
Ekrem DURUCAN 30 oyla
Mahmut BAŞBÖLÜK 30 oyla
Ahmet PEKKAN 27 oyla
Kemal ERDEM 27 oyla
Tarık GÖKÇEN 24 oyla
Oda Yönetim Kurulu
( Yedek Üyeler ) Selahattin AĞAN 24 oyla
Ö.Necmettin DANIŞMAN 22 oyla
İsmail BAYINDIR 21 oyla
Muhsin AVŞAR 21 oyla
Turan BAYKAL 20 oyla
Sıddık AKSOY 19 oyla
Kenan OKAN 17 oyla

(c) maddesi gereğince,
Denetleme Kurulu Kemal LOKMAN 31 oyla
( Asil Üyeler ) Vedat ALPDOĞAN 17 oyla
Talat YILMAZ 12 oyla

(Yedek Üyeler) Cemal BAŞGÖZE 11 oyla
Fahri DORUK 11 oyla
Azmi HALULU 11 oyla

(d) maddesi gereğince;
Birlik Yönetim Kurulu'na Sezai CANKUT 51 oyla
Hamza BATUK 47 oyla
Mahmut BAŞBÖLÜK 23 oyla

(e) maddesi gereğince; 30 Ocak 1956 tarihinde Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilecek TMMOB Genel Kurulu için 25 asil, 25 yedek delegasyon seçimi yapılmıştır.
(f) maddesi gereğince; TMMOB genel sekreterliğine odamızca aday gösterilmemesi kararlaştırılmıştır.
(g) maddesi gereğince; TMMOB Denetleme Kuruluna Ekrem DURUCAN, Mümtaz DİZDAR ve Enver ERKMEN öngörülmüştür.
- Gündemin 3. maddesi yönetim kurulunun çalışma raporu okunmuş ve yapılan çalışmalar oybirliği ile kabul edilmiştir.
- Gündemin diğer maddelerinde ise yolluklar, oda bütçesinin oluşturulması ve hakk-ı huzur (temsil giderleri) oda yönetim kurulunun çalışmaları sonucu belirlenmesine karar veriyor. Ayrıca oda tüzüğünün değiştirilmesi ve günün şartlarına uyarlanması hakkında sunulan birkaç öneri oylanıyor.

- Gündemin diğer bölümlerinde ise;
Bundan sonraki genel kurulun Zonguldak'ta gerçekleştirilmesine oybirliği ile karar veriliyor. İstanbul'da birçok oda üyesinin bulunmasının yanı sıra İstanbul'un ekonomi ve sanayiinin büyük bir önem taşıması nedeniyle, odamızın İstanbul'da bir şube açmasını talep eden dilekçe, odamızın maddi durumu ve Zonguldak şubemizin yeni faaliyete geçmesi nedeniyle reddediliyor. İktisat ve Ticaret Vekaleti tarafından yürürlüğe sokulan Maden Kanunu'nun 411. maddesi özellikle maden mühendislerine daha fazla yetki verilmesi konusunda bakanlık nezninde girişimlerde bulunulması için yönetim kurulumuza yetki veriliyor.

Maalesef 2. Genel kurulumuz hakkında toparlayabildiğim bilgiler bu kadarla sınırlı kalmaktadır. Odamızın ikinci çalışma dönemini genel olarak incelendiğinde, en önemli olayın yönetim kurulunda sık sık meydana gelen istifalar ve görev değişiklikleri olarak göze batıyor. Bu dönemde oluşan istifalar sonucu 7. Yedek üyenin dahi yönetim kurulunda görev aldığını, 6. Yedek üye Sıddık AKSOY'un yönetim kurulu başkanlığını üstlendiğini görüyoruz.

Ancak daha önce şunu belirtmeliyim ki; o günlerde günümüzde olduğu gibi çarşaf liste yada grup listeleri gibi yönetim kurulu seçimine gidilmediğinden, yönetim kurulunda görev almak isteyen herkes bir dilekçe ile divan başkanlığına başvuruyor ve bu talepler divan başkanlığınca bir panoda duyurularak, üyelerin dikkatine sunuluyor. Gizli oyla yapılan seçimler sonucunda genel kurul tarafından ile belirlenen tasnif heyeti seçim sonuçlarını adayların aldıkları oy sayısına göre divana ulaştırıyor. Eğer aynı sayıda oy alan adaylar varsa, bu adaylar arasında tekrar seçime gidiliyor ve adayların sıralaması belirleniyor. Örneğin yönetim kurulu seçimlerini ele aldığımızda en çok oy alan 7 aday yönetim kurulu asil üyesi olarak belirlenirken, 8-14 arasında sıraya giren adaylar aldıkları oy sayısına göre yedek üye olarak belirleniyor.

Bu açıklama sonucu 2. genel kurulumuzda yönetim kuruluna seçilen meslektaşlarımız, genel kurulun ardından 12 Ocak 1956 tarihinde yaptıkları ilk toplantıda görev dağılımı yaparak;
Başkan Hamza BATUK
Yazman Ekrem DURUCAN
Sayman Tarık GÖKÇEN
Üyeler Sezai CANKUT
Ahmet PEKKAN
Kemal ERDEM
Mahmut BAŞBÖLÜK

O tarihte görev yapan yönetim kurulu üyelerimiz ve meslektaşlarımızdan aldığım bilgilere göre birkaç toplantı sonra başkan Hamza BATUK ve Sezai CANKUT yönetim kurulundan istifa etmeyi düşünüyorlar. Ancak bir önceki yönetim kurulundan üç kişiden ikisinin henüz dönem başında ayrılmasının odamızın geleceği açısından sakıncalar doğuracağı düşünülünce, kendilerine birkaç ay daha görevde kalmaları rica ediliyor ve 19 Nisan 1956 tarihinde istifaları kabul ediliyor.

Başkan Hamza BATUK ve Sezai CANKUT'un istifalarının ardından 1. Ve 2. Yedek üyeler Selahattin AĞAN ve Ö.Necmettin DANIŞMAN yönetim kurulu üyeliği için davet ediliyor. 1956 yılında Selahattin AĞAN Zonguldak EKİ'nde çalışmakta idi. Kendisi görevi kabul ediyor ve toplantılar için Zonguldak'tan gelerek yönetim kurulunda görev yapıyor. Ancak Ö.Necmettin DANIŞMAN işlerini neden göstererek yönetim kurulunda görev alamıyor ve onun yerine İsmail BAYINDIR yönetim kurulunda göreve başlıyor. Hamza BATUK'un istifası ile boşalan yönetim kurulu başkanlığına Mahmut BAŞBÖLÜK oybirliği ile getiriliyor.

Aradan 3 ay geçtikten sonra 25 Temmuz 1956 tarihli ve 40 sayılı yönetim kurulu kararı "Devlet Su İşlerindeki vazifesi, Oda İdare Hey'etinde bulunmasına mani olduğundan bahisle istifa ettiğini belirten Mahmut BAŞBÖLÜK'ün istifasının kabulüne yerine en fazla rey almış olan Diyarbakır Dev.Su İşleri Sondaj Başmühendisliği ile meşgul bulunan Bay Muhsin AVŞAR'ın İdare toplantılarına iştirak etmesinin mümkün olmayacağından mumaileyhten sonra en fazla rey alan Bay Turan BAYKAL'ın vazifeye davet edilmesine" denilerek tekrar bir değişiklik gerçekleştiriliyor. Odamız kayıtlarında bulunan 13 Eylül 1956 tarih ve 735 sayılı yazıda yönetim kurulu başkanımız Mahmut BAŞBÖLÜK'ün uzun bir süre ABD'deki Westinghouse Şirketi'nin davetlisi olarak Amerika'ya tetkik ziyaretine gideceğinden başkanlıktan ve yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş olabileceğini öğreniyoruz.

Fakat 1 Ağustos 1956 tarihinde gerçekleştirilen 41. Yönetim kurulu toplantısında, istifa eden Mahmut BAŞBÖLÜK'ün yerine oybirliği ile Sıddık AKSOY'un başkanlığa seçildiğini görüyoruz. Gerek 41 nolu toplantıda gerekse de daha sonraki yönetim kurulu toplantılarında Turan BAYKAL'ı yönetim kurulu üyesi olarak göremiyoruz. Başkan Sıddık AKSOY'un aktardığı bilgiye göre; Turan BAYKAL o tarihlerde görev ile yurtdışına gitmek üzere olduğundan, ardından gelen Sıddık AKSOY yönetim kuruluna çağrılıyor ve yapılan seçim sonucu başkanlığa getiriliyor.

Yönetim kurulunda bu istifalar ve görev değişiklikleri olurken, ilk istifa sonucu 1. Yedekten yönetim kuruluna giren Selahattin AĞAN Ereğli'den 15 günde bir yapılan yönetim kurulu toplantıları için Ankara'ya geliyor. İlk dört toplantıya katıldıktan sonra EKİ ile odamız arasında Selahattin AĞAN'ın yönetim kurulu üyeliği için sorunlar yaşanıyor. Edindiğim bilgilere göre Selahattin AĞAN katılabildiği yönetim kurulu toplantılarına senelik izninden kullanarak katılmak zorunda kalıyor ve nihayetinde odamıza gönderdiği 27 Temmuz 1956 tarih ve 645 sayılı yazı ile "iş yerinin uzaklığı ve vazifesinin ehemmiyeti bakımından" denilerek yönetim kurulundan affını istiyor. Fakat geride bir yedek yönetim kurulu üyesi kalması ve yönetim kurulumuzun o dönemlerde sık sık istifalarla karşılaşması sonucu bu istifa kabul edilmiyor.

Yine yönetim kurulu içinde yapılan bir görev değişikliğine de 23 Ağustos 1956 tarihinde rastlıyoruz. Genel sekreter Ekrem DURUCAN mazereti dolayısıyla genel sekreterlik görevinden istifa ederek yönetim kurulu üyeliğine devam ediyor. Genel Sekreterliğe ise Ahmet PEKKAN getiriliyor. Yönetim kurulumuzdaki bu değişikliklerin fazla karmaşık olduğunu düşünerek 23 Ağustos 1956 tarihi itibariyle yönetim kurulumuzu tekrar hatırlatmak isterim.
Başkan Sıddık AKSOY
Yazman Ahmet PEKKAN
Sayman Tarık GÖKÇEN
Üyeler İsmail BAYINDIR
Ekrem DURUCAN
Kemal ERDEM
Selahattin AĞAN (27/6/56 tarihinden itibaren toplantılara katılmamıştır.)
1956 yılının sonuna doğru genel kurul sürecine giriliyor ve yönetim kurulumuz 3. Yönetim kurulun 14 Ocak 1956 tarihinde önceki genel kurul kararları doğrultusunda Zonguldak'ta yapılması için karar alıyor. Fakat 7 Aralık 1956 tarihinde sayman üye Tarık GÖKÇEN'in istifa ettiğini görüyoruz. Karar defterinde de"Muhasip âza Tarık GÖKÇEN'in istifası Umumi Hey'et Toplantısı'nın pek yakın olması dolayısıyla toplantı anına kadar vazifesinde kalması rica edilmesi üzerine mumaileyhin yapılacak seçimlere kadar vazifesinde kalmasına" denilerek istifa geri çevrilmiştir.

Yine genel kurula bir ay kala 16 Aralık 1956 tarihli yönetim kurulu kararında ise "İdare Hey'eti üyesi Selahattin AĞAN'ın 25/7/1956 tarihinden itibaren İdare Hey'eti toplantılarına iştirak etmemesi dolayısıyla oda talimatnamesinin 28. Maddesine istinaden İdare Hey'etinden otomatikman müstafi addedilmiş ve yerine sene sonu olması dolayısıyla İdare Hey'etimizin sık sık toplanması icabettiğinden ekseriyetide temin maksadıyla yedek üyelerden Bay Kenan OKAN'ın İdare Hey'eti toplantıları için çağrılmasına karar verilmiştir." Böylece Yönetim Kurulu son yedek üyesini de kadrosuna dahil ederek 2. dönemi tamamlamıştır.

Yönetim Kurulu'ndaki bu gelişmelere paralel olarak TMMOB Yönetim Kurulu üyeliklerinde de odamız adına değişiklikler olmuştur. 2. Genel Kurul'umuzda Birlik Yönetim Kurulu için seçilen Sezai CANKUT, Hamza BATUK ve Mahmut BAŞBÖLÜK 22 Ağustos 1956 tarihinde üyeliklerden topluca istifa etmelerinin ardından dönem sonuna kadar Sıddık AKSOY, Ahmet PEKKAN ve Ekrem DURUCAN Birlik Yönetim Kurulu üyeliklerine devam ediyorlar.

Bir yıllık bir dönemde 7. Yedeğin dahi Yönetim Kurulu'nda görev aldığı başka bir Yönetim Kurulu odamız tarihinde bulunmamaktadır. Sizinde dikkatinizi çekmiştir; oda tarihimizde 2. dönem görev yapan Yönetim Kurulu üyelerimiz ile yaptığımız sohbetler ve 50'li yılların Türkiye konjüktürünü incelediğimizde şöyle bir sonuç çıkarmak olası görünüyor. 1955 yılında DSİ Genel Müdürlüğü'nün Demokrat Parti iktidarı ile birlikte Anadolu'da büyük atılım ve yatırımlar yaptığını ve özellikle taşra teşkilatında büyük gelişmeler görüyoruz. 1955 yılında TDÇİ Genel Müdürlüğü'nün kurulması, 1957 yılında TKİ Genel Müdürlüğü'nün de kurulmasıyla sektörel bazda da büyük bir atılım yapılmıştır. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti yönetimi Marshall Planı doğrultusunda makinalaşma ve yoların yapımına paralel olarak madencilik sektöründe özel sektörün canlanması ve büyük yatırımlar yapmasını sağlamıştır. Bu gelişmeler ışığında o yıllardaki maden mühendislerinin sık sık iş ve kariyer değişikliklerine rastlıyoruz. Kesin olmamakla birlikte 2. Dönem Yönetim Kurulu'muzda görev yapan meslektaşlarımızın işleri ve işyerlerini sizlere bildirmekte fayda görüyorum.
Sıddık AKSOY ( Etibank Maden Etüd ve Tesis Şubesi )
Mahmut BAŞBÖLÜK ( DSİ - Daha sonra ABD'ye görevle gitmiştir.)
Ekrem DURUCAN ( MTA Enstitüsü )
Ahmet PEKKAN ( Amerikan Yardım Heyeti Sanayi Şubesi )
Tarık GÖKÇEN ( İktisat ve Ticaret Vekaleti Maden İşleri Umum Müdürlüğü )
İsmail BAYINDIR ( Yük.İzabe Müh. - Sümerbank Umum Müdürlüğü - ANKARA )
Kemal ERDEM ( Dodurga Kömür İşl.Müdürü - ÇORUM )
Selahattin AĞAN ( EKİ Müessesesi - ZONGULDAK )
Ö.Necmettin DANIŞMAN ( T.Petrolleri A.Ş. Umum Müdürlüğü - ANKARA )

1956 yılında Oda çalışanlarında da değişiklikler meydana geliyor. Yönetim Kurulumuz dönem başında işlerinde yoğunluğunu düşünerek Oda çalışanları, Oda Katibi Nurettin BÜKÜLMEZ, Muhasip Lütfi ÖZELCİ ve Daktilograf İsmet BÜKÜLMEZ'in ücretlerine 25'er lira net zam yapılmasına ve Odacı Mustafa KALDIRIM'ın ücretinin 10 liradan 15 liraya çıkarılmasına karar veriliyor. Bu dönem içinde oda katibi Nurettin BÜKÜLMEZ'in iki önemli işle uğraştığını görüyoruz. Bunlardan birincisi odamıza kayıtlı olan her üyeye bir dosya açılarak üyelere ait kimlik, işyerleri ve adreslerine yönelik tüm bilgilerin bir düzen halinde odamızda muhafaza edilmesidir. Diğeri ise; odamızı, madenciliği ve maden müesseselerini içine alan bir duvar takvimi yaptırılarak ücreti karşılığı üyelerimize ve isteklilere göndermek. Bu konuyla ilgili, 1957 yılbaşında hazır olabilecek şekilde Etibank, MKE, Sümerbank gibi müesseselere yazı yazılarak şirketlerine bağlı maden ocaklarının resimleri isteniyor. Ağustos ayında bu girişimlere başlanılması ve istenilen resimlere karşı müesseselerin duyarsız kalması üzerine dönem sonuna doğru takvim hazırlama girişimlerinden vazgeçiliyor.

Oda katibi Nurettin BÜKÜLMEZ yine bu dönem içerisinde yönetim kurulu kararı doğrultusunda odamız üyesi mühendislerden oluşturulacak ve Ankara-Küçükesat (1956 yılında kırsal olarak gözüküyor) cıvarında bir arsa üzerinde yapı kooperatifi kurmak için Mahen İnşaat Komandit Şirketi'yle sözleşme imzalanmasına rağmen istekli üyelerimizin yeterli sayıya ulaşmaması nedeniyle bu girişimde sonuçsuz kalıyor.

Odamızın ikinci çalışma döneminde, oda çalışanlarının da istifaları ile karşılaşıyoruz. Oda hizmetlisi Mustafa KALDIRIM bir devlet dairesinde iş bulması nedeniyle odamızdan istifa ediyor. Yerine Ferhat BEŞTAŞ 1 Haziran 1956 tarihinde iş başı yapıyor.

Yine bu tarihlerde emekli olmasına rağmen odamızda çalışan Nurettin BÜKÜLMEZ'de sağlık nedenleri dolayısıyla odamızdan istifa etmek zorunda kalıyor. Oda katipliğinin yönetim kurulu için çok önemli bir konum arz etmesi dolayısıyla, Yönetim Kurulu'muz derhal harekete geçerek Ulus ve Zafer gazetelerine ilan verip istedikleri niteliklerde eleman aranıyor. Aradan geçen 15 gün içinde iş için başvuruda bulunan 18 adaydan nitelikleri uygun Cavidan KOLOĞLU ile Muzaffer GÜL mülakat için odamıza davet ediliyor ve Muzaffer GÜL 400 lira net aylıkla oda katibi olarak 19 Aralık 1956 tarihinde görevlendiriliyor.

Yine bu dönemde Yönetim Kurulu'muz odamıza ait bir bülten hazırlamak için genel kurul kararları doğrultusunda çalışmalarını hızlandırıyor. Buna karşın geçen dönemden başlayarak Birlik'in çıkarmaya çalıştığı bülten için girişimleri hızlanınca, yönetim kurulumuz öncelikle Birlik bülteni için yapılan çalışmaların, odamız bültenine de ışık tutacağı kanısıyla Birlik'çe oluşturulan komisyona Odamız adına Kasım ÖNDER'i görevlendiriyor. O tarihlerdeki tanımı "Mecmua Komitesi" yada "Neşriyat Komitesi" olarak belirlenen komisyon çalışmaları sonucunda, üyelerimizin gerek Birlik Mecmua'sına gerekse MTA Mecmuası'na yazı ve teknik bilgileriyle katkıda bulunmaları için yazı ile bilgi gönderiliyor. Bu konuda matbu bir yazı hazırlanarak tüm üyelerimiz bu konuda bilgilendiriliyor.

Yine bu kapsamda Oda'mızda da bülten için bir Neşriyat Komisyonu kurularak, bu komisyonda çalışmak üzere Vedat ALPDOĞAN, Sadrettin ALPAN, Kasım ÖNDER ve Ekrem DURUCAN'ı görevlendiriyor. Kararda "...bu komisyonun kısa bir müddet zarfında bir mecmua çıkarılmasını teminen, icap ediyorsa, bir veya iki Oda'mız üyesini de aralarına alarak faaliyete geçmelerine..." denilerek ilk bülten kurulumuz oluşturuluyor.

Fakat bu dönem içerisinde bültenimizin yayınlanmadığını görüyoruz. 2.döneme ait defterler, kayıtlar yazışmalar incelendiğinde bültenin neden yayınlanmadığına dair bir bilgiye rastlayamıyoruz. Ancak TMMOB'nin 1956 yılı sonuna doğru yayınlamaya başladığı "Teknik Haber" adlı bültende üyelerimize ait birçok yazının yayınlandığını ve üyelerimizin Birlik bültenine oldukça ilgili olduğunu görüyoruz. Bu yazılar arasında benim oldukça ilgimi çeken ve hala geçerliliğini taşıdığını düşündüğüm Dr.Ekrem GÖKSU'nun Teknik Haber'de yayınlanan bir makalesini bu bölümün sonunda bulabilirsiniz.

TMMOB'nin 15 günde bir yayınladığı Teknik Haber bültenini yayınlamakta büyük sıkıntılarla karşılaşıyor. Her sayısı 25 kuruş olan bülten 6 lira senelik abone sistemi ile satılmaya çalışılıyor, ve üyelere ödemeli olarak gönderiliyor. Ancak ödemeli olarak gönderilen bu bültenlerden 4.000 cıvarı çeşitli nedenlerle geri iade olunuyor. Bu ise mali durumu zaten kötü olan Birliği iyice sıkıntıya sokuyor. Birlik bu konuda Oda'lardan yardım istiyor. Odalara gönderilen yazıda oda üyelerinin bültene abone olma rakamlarını birinci sıradaki Harita ve Kadastro Müh.Odasını (%59), ikinci sırada Maden Müh.Odası (%51) ile takip ediyor. En az abone ise (%18) ile İnşaat Müh.Odası'nda bulunuyor.

TMMOB'nce başlatılan ve tüm odalar tarafından kendi ilgi alanları ile ilgili olarak "Mesleki Terim Standardizasyonu" konusunda çalışmalar başlatılması isteniyor. Bunun üzerine odamızda İstanbul'da yaşayan Hadi YENER'e bir mektupla müracaat ederek, bu konudaki yardımlarını istiyor. Bu konuda özellikle madencilik mesleğinde ülkemizin çeşitli yerlerinde, çok değişik terimler kullanılıyor. Bu konuda Oda genel sekreteri Ahmet PEKKAN imzası ile Hadi YENER'e gönderilen mektupta "Sayın Bay Hadi YENER, Odamız, mesleğimizde kullandığımız muhtelif kelimelerin bugün ki kullanıldığı manayı tarif etmek ve karşılık olan en yakın İngilizce, Fransızca ve Almanca kelimeleri de sıralamak esasa dahildir. Bu işin kolay olmadığı,tam ve eksiksiz olmayacağı ve arada görüş farklılıkları bulunabileceği İdare Hey'etimizce göz önünde tutulmaktadır. Herşeye rağmen yapılabildiği kadarının yapılması karar altına alınmıştır."deniliyor. Ayrıca yine bu kapsamda, o tarihlerde yeni kurulan Türk Standartları Enstitüsü'nün de maden ve madencilik alanlarındaki standartları hazırlamak üzere Oda'mızdan yardım istemesi üzerine Tahsin YALABIK, Sadrettin ALPAN ve Ömer ESKİCİ'den oluşan bir kurul görevlendiriyor.

Bu dönem içerisinde faaliyetlerini Yüksek Maden Mühendisleri Cemiyeti'nde sürdüren Oda'mız Cemiyet'e bazı masraflara ortak olabilmek üzere ayda 125 lira bağışta bulunuyor. Yaklaşık 2 yıldır aynı mekanda bulunmaktan dolayı gitgide artan bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Bunun üzerine Ekrem DURUCAN ve Tarık GÖKÇEN en azından gelecek dönemde Oda'mıza yeni bir mekan hazırlayabilmek için çalışmalar yapıyor.

Bu arada sizlere Oda'mızın mali durumundan da söz etmek istiyorum. Kuruluş döneminde de oldukça detaylı olarak aktarıldığı gibi üyelerimizden iki parçadan alınan gelirler 2. Genel kurulumuzda da muhafaza ediliyor ve 1. Dönemde olduğu gibi aylık Oda aidatı 2,5 lira ve TMMOB hissesi brüt maaşın ‰ 5'i olarak toplanıyor. Özellikle taşrada bulunan meslektaşlarımızın Oda'mıza karşı gittikçe artan talepleri karşısında Etibank, Vakıflar Bankası, Ziraat Bankası ve Denizcilik Bankası'nda ayrı ayrı hesaplar açılarak üyelerimizin daha rahat ödeme yapabilmeleri sağlanıyor. Ayrıca PTT havaleleri içinde Oda'mıza ait olan posta hesap numarası tüm üyelerimize duyuruluyor.

2. dönemin başında 15 Şubat 1956 tarihinde Oda kasa mevcudu olarak bankalarda 3.000 TL. olduğu görülüyor. Yine aynı tarihlerde genel kuruldan aldığı yetki ile Oda bütçesini belirleyen yönetim kurulu (muhasebe bölümüne bakın) Oda bütçesini realize edebilmek için çalışmalarını hızlandırıyor. Bu kapsamda çeşitli müesseselerden teberru (bağış) temini için sayman üye Tarık GÖKÇEN ve Genel Sekreter Ekrem DURUCAN çalışmaları başlatıyor. Yazı ile müracaat edilen müesseseler arasında EKİ, Filyos Ateş Tuğlası Fab., Paşabahçe Şişe Fab., Krom ve Demir Federasyonu (Sümerbank'a bağlı Karabük Demir-Çelik Fab. Ve MKE Kurumu), Garp Linyitleri, Ergani Bakır, Guleman, Murgul, Keçiborlu Kükürt, Kömür Satış ve Tevzii Müessesesi (TKİ'nin ilk adı) ve Devlet Demiryolları Çeltek İşletmeleri'de bulunuyor. Oda'mız özellikle serbest çalışan maden, jeoloji, jeofizik ve izabe mühendisleri için TMMOB'nçe başlatılan ve 1956'dan itibaren Oda'mızca da yürürlüğe sokulan asgari ücret tarifesi de tüm üyelerimizle birlikte ilgili devlet kuruluşlarına da gönderiliyor.

Kanımca Oda'mızın 2. döneminde göze batan çalışmalarına böylece değinmiş oldum. Bu dönem içindeki çalışmaların bir kısmını da maddeler halinde sıralamak gerekirse;
- İşletmeler Vekaleti tarafından hazırlanan Sanayi, Maden ve Enerji Vekaleti kanun tasarısı hakkında gerekli teklifleri hazırlamak üzere Sezai CANKUT, Sıddık AKSOY, Ali KIRAÇ, Cevdet AKARSUN, Ahmet PEKKAN, Enver ERKMEN, Kasım ÖNDER, Vedat ALPDOĞAN, İsmail BAYINDIR ve Ekrem DURUCAN'dan oluşturulan komisyon kurulmuştur.
- 24 Eylül 1956 tarih ve 737-738 sayılı yazılarımız ile Türkiye Madenciler Derneği Türkiye Krom Müstahsilleri Komitesi Başkanlıkları'na (o yıllarda özel sektör adına örgütlenmiş sadece bu iki örgüt bulunuyor) müracaat edilerek, yeni kurulan Oda'mızın çalışmaları hakkında bilgi veriliyor ve bu iki kuruluşla ortak çalışmalar yapmak için davet ediliyor.
- 14 Kasım 1956 tarih ve 928 sayılı TMMOB'ye gönderilen yazımızda;
"TMMOB'ye
Odamız Maden Mevzuatı Komisyonu ecnebi memleketlerin maden kanunları ile memleketimizin maden kanunu arasındaki müşabehet ve farkları tespit etmek maksadıyla çalışmaya başlamıştır. Mezkür komisyonun halen elinde ABD ve Japonya maden kanunları vardır.
6309 sayılı maden kanunu hazırlanırken İktisat ve Ticaret Vekaleti Maden Umum Müdürlüğünce bazı ecnebi memleketlerden maden kanunlarının getirtilmiş olduğu Odamız üyelerince bilinmektedir. Bu memleketlerden maden kanununu istemek uzun süreceğinden Umum Müdürlükten iade edilmek üzere ecnebi maden kanunlarının istenilmesine" denilerek bu konuda da girişimler başlatılıyor.
- Sanayi, Maden ve Enerji Vekaleti'nin kurulması ile ilgili Oda'mız görüşü (sayfa 00) tartışmalara açılmış ve bu görüş hakkında Sezai CANKUT Birlik Yönetim Kurulu ile birlikte Bakanlık yetkililerine brifing vermiştir.
- Genel kurulumuzca yönetim kurulumuza verilen yetki doğrultusunda "Maden Nizamnamesi" nin bazı maddeleri hakkında oluşturulan komisyonca Oda'mız görüşleri belirlenerek Birlik aracılığı ile yetkili makamlara gönderiliyor.
- Yine genel kuruldan aldığı yetkiye dayanarak Oda üyelerimizden öğrenci olanlardan üyelik aidatı alınmamasına, yedek subay olan üyelerimizin eskiden olduğu gibi üyelik aidatlarını ödemelerine karar veriliyor.
- Dünya Enerji Konferansı Türk Milli Komitesi'ne Oda'mızın etkin üye olarak katılması için Tarık GÖKÇEN çalışmalar yapmak için görevlendiriliyor.
- Oda'ya kayıt olmadan mesleğini sürdüren Maden Mühendis'leri için İktisat ve Ticaret Vekaleti'ne yazı yazılarak, bu şahısların "meslekten men'i" isteniyor.
- Oda'mızca belirlenen ve Oda üyelerimizin branşlarına göre belirlenen asgari ücret tarifesi üyelerimizin adreslerine gönderiliyor.

2. dönemi tamamlarken TMMOB Teknik Haber Bülteni'nde yer alan odamız üyesi Dr. Ekrem GÖKSU'nun 1956 yılındaki ülkemiz madenciliğini anlatan bir yazısını sunuyorum.

1956 SENESİNDE TÜRKİYE MADENCİLİĞİ HAKKINDA BAZI DÜŞÜNCELER*
Yazan : Dr.Ekrem GÖKSU
Maden Fakültesi Doçenti
*(TMMOB Bülteninden)

Maden Jeologu ve prospektör olarak memleketin maden sahalarında bilfiil çalışmalarımızın onuncu yılını ikmal ettikten sonra, tekrar, kış mevsimine mahsus olmak üzere, Maden Fakültesindeki vazifemiz başına dönmüş bulunuyoruz.

Her sene, her etüt mevsiminde olduğu gibi, bu sene de sahadan bir çok bilgi ve tecrübelerle mücehhez olarak merkeze dönüyoruz. Bunlar arasında kıymetli, faydalı bulunanlar olduğu kadar meslek adamı sıfatiyle bizleri üzen, memleket madenciliği için zararlı olanları da mevcuttur. İşte bu husustaki görüşlerimizi, kendi. zaviyemizden mütalaa ederek, meslektaşlarım arasında bir münakaşa mevzuu açmağı ve meslek yararına her türlü faaliyetten geri kalmayan Birlik mensuplarını, yani kendi kendimizi de tenkit etmeği, mesleğimiz ve dolayısıyla memleket menfaatine uygun buluyoruz.
Türkiye'nin yer altı servetleri, hiç şüphe yoktur ki, memleket ekonomisinde, bugünkü anlamıyla "döviz getirme" babında hatırı sayılır bir yer işgal etmektedir. Fakat bu yer, mesela ziraî mahsullerin işgal ettiği mevkiden ne kadar mesafededir. Bugün ve yarın için: bu sorulara açıkça cevap verecek bir merci her halde yoktur. Hiç bir devlet müessesesi ve hiçbir resmi vazifelinin bu soruya, tesir altında kalmadan cevap vermesi mümkün görülmemektedir. İstihsal rakamlarının tetkiki de, memleketin o devre için maruz kaldığı ekonomik şartları, piyasa hareketlerini ilh... gösterir, memleketin maden zenginliği hakkında malumat değil, ipucu dahi vermez. Bahusus, "memleketin yeraltı servetleri henüz el sürülmemiş halde bulunuyor" edebiyatının geniş münevver kitlelerini dahi tesiri altına aldığı hesaba katılırsa :
Halbuki memleketimizde madenciliği bilfiil tatbik eden, yani madeni arayan, bulan ve işleten biz teknik elemanların, memleket madenciliği konusunu açıkça münakaşa ve tenkit etmemiz ne kadar yerinde olurdu; evvela bizzat kendimiz için, sonra da kendilerinden bir çok şeyler beklediğimiz merciler için...
Memleket madenciliğinin pek çok mevzuları, dertleri, problem ve değişik yönleri mevcuttur. Nereden başlasak, ne kadar geriye gitsek yine de aynı yere geleceğiz; içinde bulunduğumuz duruma; o halde 1956 senesi yaz mevsiminde yaptığımız etütler esnasında gördüklerimizden ve büyük tesirleri altında kaldığımız müşahedelerden bahsedelim.
Son senelerde "stratejik mineraller" adı verilen wolfram, molibden, uranyum gibi madenlerle iştigal ederken bu yaz, bir de krom ve manganezi bunlara ekledik. Malum ya, wolfram deyince akla bilhassa Bursa - Uludağ ve Balıkesir vilayetleri gelir. Bu vilayetler dahilinde, hatta bütün Ege bölgesinde wolfram ve kısmen de uranyum ruhsatı almamış hiçbir granit bölgesi kalmamıştır. Halk dilinde "nar taşı" adıyla maruf Skarn (içinde şeelit bulunduğundan dolayı) wolfram taşı olarak, mezkur vilayet sakinlerinin ve bahusus kahvehane müdavimlerinin cebinden eksik olmamaktadır. Jeep'iniz böyle bir kahvehane önünde durur durmaz, ekserisi köylü vatandaşlardan mürekkep bir imtihan hey'eti hemen oracıkta, masa başında kuruluverir. İçlerinden birisinin ısmarladığı kahve-çay gelinceye kadar, mühendisin hakikaten maden anlayıp anlamadığı da tahkik olunur. Bunun için evvela kurşun, demir, manganez gibi klasik madenlerden azami 1 - 2 santim ebadındaki numuneler önünüze sürülür ve "Mühendis bey benim tarlada çift sürerken şu parıldayan taşları buldum, bunlar acep nedir diye lafa başlanır. Derhal o numunelerin ne olduğunu söylemezseniz veya söyleyemezseniz, kahveyi içtikten sonra yolunuza devamınız daha münasip olur. Fakat doğru cevap verirseniz, beldeki kuşaktan, cepteki para torbasının dibinden yeni, ve tâyini daha güç numuneler çıkar "acep bunlar nedir ki" hiç tereddüt etmeden wolfram veya uranyum diyebilirsiniz. Fakat bunların hakikaten o maden parçaları olduğunu görerek değil de, o ümitle alınıp sizin önünüze sürüldüğünü düşünerek... Ve sakın heyecan gösterip de "bunu nereden buldun" demeyiniz, çünkü wolfram için lamba (ültraviyole ışık) ve uranyum için de "tıkı tıkı âleti" (Geiger cihazı) lâzım olduğunu, her iki madenin de gözle pek kolay tanınamayacağını gayet iyi bilirler. Bu karşılıklı ilk tanışma - deneme faslı sona erdikten sonra masa sakinlerinin ekserisinin cebinden sırasıyla wolfram, molibden, uranyum - toryum ruhsatları veya hakkı takaddüm kâğıtları ve ekserisi yanlış ve gayri ilmi analiz raporları, harita ve krokiler çıkarılarak önünüze konur. Bu hale hiç şaşmamalısınız, çünkü o vatandaşlar "maden hastası" dırlar. Köy ve kasabalarındaki bir veya bir kaç sözde madencinin sözüyle iğfal edilmişler, tarla, çift çubuk, varsa dükkân veya çoluk çocuğun rızkı o kâğıt parçalarına bağlanmıştır. İstanbul veya Ankara'daki akıl vericisi maden simsarının, mensup bulunduğunuz müessese veya şirkete yaptığı parlak ve % 99 yalan tekliflere inanan veyahut da inanmak isteyen müdürleriniz sizden, o sahaların gezilmesini istemiştir. İşte kahvehanede, o anda kalbi birden zengin olmanın tatlı hülya siyle çarpan ve ağzınızın içine bakan ve bütün ümidi, varı yoğu siz olduğunuzu size telkin eden zavallı vatandaş ile karşı karşıyasınız. Çok geçmeden onu da yanınıza alıp maden sahasına doğru hareket edersiniz. Evvelâ jeep, sonra varsa at ve nihayet az veya çok yaya gidersiniz. Jeep'ten itibaren yürüyecek mesafe azami bir saatlik olduğu için yanınıza öğle yemeği almazsınız. Fakat öğleden sonra 3-4 saat sularında açlıktan ve yorgunluktan bitkin halde geri döndükten sonra anlarsınız ki "ihicik" denilen mesafenin kısa olmadığı onlarca da malum bulunuyordu. Fakat sizin yolu göze alamayacağınız hesaplanarak kasten bir saatlik yol diye söylenmiştir. Üstelik ne uranyum gördünüz, ne de wolfram. Zaten hepsi kâğıt üzerinde idi. Çünkü milyoner namzedi vatandaşın komşusunun komşusu tarlasında wolfram bulduğunu söylemişti, halbuki mumaileyhin tarlasının toprağı da onlara benziyordu. Ve üstelik manzarası daha da güzeldi. Gülüp, ağlamağa karar vermeden önce vermeden önce, veda esnasında öğreneceğiniz acı hakikatı da hesaba katınız. O hiçbir şey bulunmıyan sahaya gelen ve aynı şahıslar tarafından refakat olunan yegane mühendis siz değilsiniz. M.T.A. Enstitüsü de dahil, müteaddit maden mühendisleri gelip gitmiştir...
Eminim ki, hepimizin başından buna benzer yüzlercesi geçmiştir. Bütün bunlara sebep nedir! Eskiden 16 kuruşluk istidayı sebep olarak gösterirdik. Acaba yeni Maden Kanunundaki mali müeyyideler de mi kafi gelmiyor? Daha doğrusu, mali külfetle spekülasyonun önüne geçilebilir mi! Maden ruhsatı verilecek şahısta başkaca evsafların da aranması doğru olmaz mıydı ?
On binlerce suçsuz, günahsız vatandaşın maden sari hastalığına tutularak millî sermayenin taşa-toprağa ve bir yığın kağıt parçasına yatırılmasına, çiftin çubuğun ihmal olunmasına ve yüzlerce maden simsarının türemesine mani olunamaz mıydı? Şans nispeti millî piyangonunkinden farksız olan "madenden derhal zenginleşme" hülyasının bu kadar yaygın olmasına acaba sebep ne olabilir? Kanun mu, biz mühendisler mi, yoksa kumar oynama zevki mi ?... Gerçi madencilik bir nevi şans işi, belki de hakiki bir kumardır. Fakat cepte para olmadan, "kare as"ın "kare dam" dan büyük olduğunu bilmeden poker ma- sasına nasıl oturulur? Madencilikte üstelik bir de piyasa meselesi var;
Gerçi bugünlerdeki krom fiyatlarına bakacak olursak, ancak Ağrı dağının veya Hakkari'nin her hangi bir yerinden krom işletilemez, sair yerlerden para kazanır gibi bir netice çıkarabiliriz. Nitekim kromculuk artık Kayseri-Sivas'tan da öteye, Erzincan-Aşkale'ye varmıştır. İskenderun'a 890 küsur kilometre, ton başına yine de şu kadar kar. Bakalım Süveyş meselesi ne kadar sürer, Amerika'nın stoklarını ikmal de ne kadar zaman alır? Mamafih bunların hiç birisine lüzum da yok, zaten oralarda tıpkı daha berilerde olduğu gibi, madencilik yalnız kazma-kürek ve mahalli amele ve çavuşla yaz aylarında yapıl maktadır. Nezaretçi teknisyen bavulunu alıp da trene bindi mi, maden de kapanmış demektir. Evet tam manasıyla kaptı-kaçtı madencilik, zaten para kazanmasının sebebi de bu. Yüzünün kaymağı alınıyor, 10 metreden derini de, tekrar bulunması ve çıkarılması masraflı, ekseriya gayri mümkün şekilde kapatılıp, tekrar arza iade olunur. Erzincan ile Sivas arasında 150 den fazla maden ocağı ziyaret ettim. Bunların hepsi 2000 küsür ruhsatlı, imtiyazlı sahalarda idi. Fakat ruhsat sahiplerinin adedi 3-4 tane, bunlardan üç tanesi de, birincinin müracaat esnasında yaptığı kanunî hatalardan istifade ederek elde edebilmiş. Yani bir kişiye veya gruba ait 2000 ruhsat imtiyaz sahası; sanki Türkiye jeoloji haritasının serpantinli kısımlarına 16 kuruşluk pul yapıştırılıp Vekalete sunulmuş ve kabul olunmuş; bir tane müracaatın muamelesini yatırmakta güçlük çekenlerin kulakları çınlasın. 2000 adet, bu da son kanundan sonra, 9000 den tavuklama yapılarak geri kalanlar; ne muazzam madencilik, ne muazzam organizasyon ve zeka. Para tabii lazım ama Erzincan ile Sivas arasında bir tek işler kompresör bulamazsınız. 5 metre arama galerisi sürülmez. Ne lüzum var, sahanın birisinde 48-50'lik krom tükenirse, diğerine geçilir. 38 - 45 lik malları bazı şirketler mesela 160 metre derinden çıkarıp, üstelik de yıkadıktan sonra konsantre haline soktuktan sonra sevkederlermiş. Akılsızlıklarına doymasınlar. Hem satıhta görülen 100 metrelik bir mostra, derine doğru da 40-50 veya daha fazla metre inebilirmiş; bunu hocalar talebelerine okutsunlar. Hakiki krom açık yarmadan ve azami 10-15 metre derinden çıkar. Gerisi palavradır. Çünkü kar getirmez. Hem de bugünkü krom fiyatlarıyla. İşte bütün bu faaliyetler bizde, dünyanın en zengin krom memleketinde oluyor. Bereket ki, zenginiz ve har vurup harman savurabiliyoruz, ama daha ne kadar?

Madenciliğimizin bu derece soysuzlaşmasındaki sebep acaba yalnız döviz noksanlığı mı? Lastik fıkdanı mı? Yoksa Biz Mühendisler bu durumu bizzat teşvik etmiyor muyuz? Mesela içimizde 20-30 madenin aynı zamanda fenni mesuliyetini üzerine alanlar varmış diye işitiyoruz. Her halde ümit ederiz ki doğru değildir. Ama doğru olduğunu kabul etsek, buna mâni olacak bir müeyyide var mı? Hatta maden yerine gidip görmeden ve bilmeden mesuliyetini üzerine alan bir mühendis bulunsa, buna kim ve nasıl bir ceza verebilecek ve neye müsteniden ?

İşçi Sigortaları ve Çalışma Vekaleti memur ve müfettişlerinin mahallinde tetkik ve teftişlerine sahne olmayan bir maden ocağı var mıdır? Buna mukabil her hangi bir madenin madencilik ilim ve tekniğine mugayir şekilde işletildiğinden dolayı ve millî yeraltı servetinin heder edildiği esbabı mucibesiyle kaç tane maden ocağında tatili faaliyet ettirilmiştir ? Bunlardan hangisi bu memlekete döviz temin edecek? Sigorta teşkilatımı, yoksa yokluğu her gün daha şiddetle hissolunan mesela bir maden dairesi mi?

Görülüyor ki, madenciliğimizin henüz inkişaf devresindeki aksaklıklar, bütün inkişafa tesir edecek, onu köstekliyecek mahiyet almıştır. Bundan on sene sonrakileri, daha da sonra gelecekleri düşünerek ve bu memlekette elbette bir gün modern madenciliğin ekseriyetle yerleşeceğini kabul ederek şimdiden tertibat alalım. Çok fazla şeylere lüzum yok; üstelik tahripkar olmıyalım, kendi kendimizi sabote etmiyelim kafidir.

                                                                          

                                                                 

                                            

index

Hosted by www.Geocities.ws

1