|
Haşmet Babaoğlu - SABAH - 24.04.2001 Canli turizm ve heyecanlarimiz Simdi herkes gözünü turizm gelirlerine dikmis durumda. 12 milyar dolar mi olur gelen döviz, daha çok mu?.. Turistin vazgeçmesine yol açabilecek "tatsizliklari" ne yapmali da acaba, önlemeli?.. Ekonomik krizi turizm yöreleri gerçekten daha mi hafif atlatacak? Kafalar bu sorularla mesgul! Güzel sözler, güzel sloganlar, iyi dilekler ardi ardina geliyor. Akilli çözümler, bir vizyona dayanan fikirler de bunlari izleyecek mi, simdilik pek belli olmuyor! Ancak parlak sözler; hatta parlak rakamlarla bir kez daha gözbagcilik yapip kendi kendimizi kandirmaktan vazgeçtiysek; ilk is olarak turizm sektörünün egrilerini egri, dogrularini dogru olarak ortaya koymaliyiz. Aksi takdirde, gelen döviz ülkenin maliyesini bir parça rahatlatirken turizm sektörü "ayni tas ayni hamam" haliyle sezonu kapattiginda üzülmek kâr etmez... Malum ekonomi yazari filan degilim. (Son gelismeler karsisinda "iyi ki, ekonomi yazari degilim!" diyenler çikmis midir?) Beni toplumsal zihniyetimizin, siyasal kararlarimizin, bireysel inançlarimizin arkaplanlari ilgilendiriyor. Bu yüzden, turizmde önümüzdeki yaz gerçeklesmesi beklenen "patlama" ve gelecek dövizlere bagladigimiz toplumsal umutlar ve heyecan, yeni aldanmalarin kapisini açmasin istiyorum. Bu yüzden dümdüz söylemeliyim: Artacagi simdiden açik olan sey turizm geliridir... Hazinenin kasasina döviz girecektir. Ama turizm sektörünün gelirleri baska bir seydir. Turizmciler girecek paranin gerçek anlamda sektörel bir kazanca dönüsmesi için yapilacak daha çok sey oldugunu vurguluyorlar. Turist devalüasyonun keyfini çikartacaktir. Bunda hiç kusku yok! Fakat ayni keyif konaklama tesisleri için de geçerli olacak mi? Eskimis halilarini, yipranmis havlularini hangi piyasadan alacak bu tesisler? Ulasim sürekli zamlanan benzinle yapilmayacak mi? Restoranlar çipura ve levreklerini üreticiden yeni fiyatlarla almayacaklar mi? Bir otel çalisani tatil günü sevgilisiyle bulusmaya giderken giyecegi tisörtü devalüasyon sonrasi fiyatlarla edinmeyecek mi? Geçen sezon neredeyse bira parasina dört-bes yildizli odalar satan sektör, o sirada kaybettiklerini simdi geri alabilecek mi? Türkiye simdi büyük bir kriz yasiyor. Oysa turizm sektörü geçen sezon ciddi bir kriz yasadi; isçi çikardi, acenta kapatti, kimi oteller kredi borçlarini ödeyemedi... Simdi devalüsyonun yarattigi firsattan da yararlanarak ortaya çikacak turizm canlanmasi, çikan isçilerin geri alinmasina, kapanan acentalarin açilmasina yeter mi? Bunlar yanitlari kolayca olumlu verilebilecek sorular degildir. Artik ne kazandigimizi, ne kaybettigimizi açik seçik bilerek is yapalim; açikça tartisalim; sokaktaki adama da öyle anlatalim. Ne olur! Turizm sektörü (sektör diyorum, dikkat!) bu yil "para kazanmayacak"; ama durmus bir ekonomide canli kalmanin tatlarini çikartacak. Nasil olmussa olmus, ta Niksar'daki bir okulda turizm ögrenimi yapip mezun olan çocuklarin hemen ise alinmasina neden olmayacak bu canlilik... Ama hiç degilse umutlarini ayakta tutacak! Hani, bu kadar samata içinde, bilelim istedim! Turizm geliri günü kurtarir. Devlet bütçesinde "yakisikli" bir kalem olarak boy gösterir. Fakat sektörün gelecegini kurtaracak olan genis görüslü politikalar ve zengin bir kültür birikimidir. (Lafi degil, kendisi!) Yaniliyor muyum? |