Can Dündar - MİLLİYET - 24.04.2001

Avrupa "Ya sev, ya terk et" diyor

Liberation gazetesinden bir karikatür:

Zengin Avrupalilar AB bayrakli sofrada nese içinde kadeh kaldiriyorlar. Hemen yanlarindaki yer sofrasinda, büyük masaya atlayabilmek için sira bekleyen umut yüklü adaylar var. Onun yaninda ise özlemle büyük sofraya bakarak yerdeki sahandan yemek kasiklayan yoksul aday adaylari...

Ve pencerenin disinda, yagmur altinda biyikli fesli bir Türk... Biraz merak, bolca öfkeyle camdan içeri bakiyor ve bir eliyle, diger kolunu pazu hizasindan tutarak içerdekilere küfrediyor.

Yaklasik 20 senedir Türkiye'nin Avrupa macerasini izleyen Zeynel Lüle'nin bürosunun duvarinda asili bu karikatür bir "uzun yürüyüs"ün özeti aslinda...

Türkiye, saganak altinda küfrederek, içeri alinmayi bekliyor.

* * *

Avrupa Konseyi çalismalarini izlemek üzere Strasbourg'dayiz.

Türkiye'nin disaridan görünüsü korkunç:

Fransa'nin itibarli gazetelerinde son bir haftada çikan yorumlara söyle bir göz atmak bile durumun vahametini özetlemeye yeter:

"Tükenmis bir rejim" baslikli Le Figaro, "Ekonomik krize, cezaevlerindeki direnis ve siyasi çikmaz eklendi" diyor ve bu gidisle Türkiye'nin daha uzun süre aday olarak kalacagini duyuruyor.
Türkiye'yi "yari laik, yari demokrat bir yari diktatörlük" diye tanimlayan Liberation'un 1. sayfadaki basligi daha da agir:

"Türk iflasi!.."

Nihayet Le Monde, "Türk cezaevlerinde..." baslikli yorumunda "Herhalde AB'nin cezaevlerindeki durum ve ölüm oruçlariyla ilgili Türkiye'ye söyleyecek çok güçlü bir sözü olmali" diye yaziyor.

Her biri birbirinden agir ifadelere yer veren tüm bu yorum ve haberlerin sonunda bir "Ama..." bölümü var. O bölümde de "Bütün bunlara ragmen Türkiye'nin neden vazgeçilmez oldugu" anlatiliyor.

Le Figaro, "Türkiye kendi haline, hatta sadece IMF'ye terk edilemeyecek kadar önemli bir ülke" diye uyariyor.

Liberation daha da net:

Avrupa, ne bu sorunlara gözünü kapatmali ne de bunlardan dolayi Türkiye'yi dislamalidir. Avrupa, Türkiye'nin dönüsüm çabasina destek olmalidir."

* * *

Avrupa ve Türkiye, birbirinden hazzetmeyen, ama birbirine muhtaç iki melankolik sevdali gibi...

Türkiye arabesk makamda "Beni böyle sev seveceksen" sarkisi söyledikçe Avrupa da "Ya sev, ya terk et" diye bastiriyor.

Bu hafta insan haklari yükümlülüklerini yerine getirmedigi gerekçesiyle 6 yillik Ukrayna'nin üyelikten atilmasini görüsecek olan Avrupa Konseyi, Türkiye'nin ihlallerine 52 yildir tahammül ediyor.

Türkiye ise daha geçen ay büyükelçisini çekerek cezalandirdigi Fransa'nin kapisinda dis destek için bekliyor.

Dün bu "ask - nefret" iliskisinin bir örnegi daha yasandi:

Liberation, "Süper Bakan" Kemal Dervis'in "Türkiye kuralsizligin bedelini çok agir ödedi" demecini yayimlarken Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Baskani Lord Russell - Johnston "F tipi konusunda bize verdikleri sözleri tutmadilar" açiklamasini yapti.

Fransizlar, "ekonomiden sorumlu Devlet Bakani"ni överken, "ölümlerden sorumlu Adalet Bakani"nin Türkleri oldugu gibi, kendilerini de kandirdigini belirtiyorlar.

* * *

Le Monde'dan bir baska Avrupa karikatürüyle bitirelim:

Üzerinde "Avrupa" yazan kapi üç kilitle simsiki kapatilmis.

Ecevit elde bavul, kapiya dayanmis, öfkeyle bagiriyor:

"Israr etmeyin lütfen... Girmeyecegim!.."

Hosted by www.Geocities.ws

1