Zeynep Gürcanlı - STAR - 24.04.2001

Acizlik...

Aralik ayinda gündemin en önemli maddesi cezaevleri idi. Ölüm oruçlari ile gündeme oturan cezaevleri, güvenlik güçlerinin gerçeklestirdigi ‘Hayata Dönüs’ Operasyonu’nun ardindan gündemden düstü.

Gerçi operasyonun adi ‘hayata dönüs’ konmustu, ama sonuçlari ‘ölüme gidis’ oldu.

Acizlik daha operasyon yapilmadan baslamisti. Çünkü ‘Hayata Dönüs’ Operasyonu’nun amaci, cezaevlerinde kontrolü devletin ele geçirmesiydi; sanki bir savastan bahsediyor gibi ‘ele geçirmek...’

Bize cezaevleri, devlete ya da vatandasa karsi suç isleyenleri cezalandirmak için, bizzat devlet tarafindan olusturulan kurumlar olarak ögretilmisti.

Ancak nedense bizim devletimiz, kendi kurdugu ve kendisine karsi suç isleyenleri kapattigi kurumlarin kontrolünü elden kaçirmisti.

Ilk acizligi, ikincisi izledi.

Cezaevlerini ‘Hayata Dönüs’ Operasyonu ile ‘ele geçiren’ devlet, mahkumlari Bati standartindaki F-tipi Cezaevleri’ne yerlestirdi.

F-tipi Cezaevleri gerçekten Bati standardinda. Ancak, dogru yönetilirse...

Oysa, acizlik burada da kendini gösterdi.

Devlet, mahkumlari F-tipi Cezaevleri’ne yerlestirdi. Ancak, toplu kullanim alanlarini mahkumlara açmadi.

Hükümetin, cezaevi operasyonlari sirasinda Türkiye’ye davet ettigi Iskenceyi Önleme Komitesi Üyeleri’nin raporunda bile bu acizlik açikça yer aldi.

Komite hazirladigi raporda, F-tipi Cezaevleri’nin ‘Avrupa standartlarinda’ oldugunu vurguladi. Ancak hükümetin, ortak yasam alanlarini kullanima açmakta gecikmesini açikça elestirdi.

Komite raporunda, F-tipi Cezaevleri’nde, ölüm orucuna giren mahkumlarin disinda, hiçbir protesto eylemine girmeyen mahkumlarin da bulundugu, ortak yasam alanlarinin açilmamasi ile tüm mahkumlarin cezalandirildigi özellikle vurgulandi.

Iskenceyi Önleme Komitesi raporunu 16 Mart’ta açiklamisti. Ancak Nisan ayinin sonlarina gelmemize ragmen, Adalet Bakanligi ortak yasam alanlarinin açilmasi konusunda hiçbir adim atmadi.

Ölüm oruçlarindaki mahkumlar birbiri ardina ölmeye basladi.

Bu bile Adalet Bakanligi’ni harekete geçirmeye yetmedi.

Devlet bir türlü, kendince ‘yeterli’ güvenlik önlemi alip da, ortak kullanim alanlarini mahkumlara açamadi.

Neden? Sadece acizlik...

Balik bastan kokar derler.

Hükümette ‘acizlikle’ elestirilebilecek tek bakan, Adalet Bakani degil.

Basbakan Bülent Ecevit de, Adalet Bakani’ndan pek de farkli bir görüntü çizmiyor ne yazik ki.

Bürokratlari, Basbakan Ecevit’in ‘itirazlarina ve çekincelerine’ ragmen, onun imzasiyla genelgeler yayinlamaya basladilar.

Örnek mi istiyorsunuz?

‘Türkçe Anlatim ve Kullanim Kilavuzu’ basligini tasiyan genelge tüm kamu kurum ve kuruluslarina, Basbakan adina, gönderildi.

Genelgede, Türkiye’deki tarihi yer adlarinin ‘Türkçelestirilmesi’ de yer aliyordu.

Ancak genelge basina sizinca, Basbakan Ecevit açiklama yayinladi;

‘Türkiye’nin tarihi zenginlikleri’ olarak nitelendirdigi yerlerin adlarinin degistirilmesine karsi çiktigini, kendisine sunulan ‘genelge taslagina’ da bu itirazini not düstügünü tüm kamuoyuna açikladi.

Ancak bürokrasi çarki içinde ne olduysa olmus, bürokratlar Basbakan Ecevit’in bu itirazlarini hiç dikkate almamisti.

Genelge, Basbakan’in talimatlari dogrultusunda degil, bürokratlarin hazirladigi sekilde çikmisti.

Ve Türkiye’nin Basbakani da, açiklamasi ile bunu itiraf etti.

Tam bir ibret öyküsü.

Ya da tek kelimeyle;

Acizlik...

 

Hosted by www.Geocities.ws

1