Roger WATERS ile THE WALL üzerine...

lunaticsite


röportajlar
anasayfa
yazılarım
gitarcılar için...
fotoğraflar
şarkı sözleri




S. "Wall"u yaratmak için ne kadar çalıştınız?

RW. 1977 yazında bir turne sırasında yazmaya başladım. 1978 Temmuz'unda 90 dakıikalık bir müzik bandı oluştu. '78 yılı Eylül-Ekim aylarında üzerinde ortak çalışma yapmaya başladık. '79 Nisan-Ekim ayları arasında stüdyoda çalıştık. Oldukça uzun sürdü ama biz zaten yavaş çalışmaya eğilimliyiz.

S. Albüm 'In the Flesh'le başlıyor...

RW. Doğru. Bu isim Pink Floyd 'In The Flesh' isimli '77 turnemize dayanıyor. Gösteri sırasında bu parçada hala tamamen gizemimizi koruyoruz.

S. Sonra 'Another Brick in the Wall' geliyor...

RW. Benim okul dönemim böyleydi. Kokunç, iğrenç. Kötü öğretmenler gerçekten çocukları bozabilir ve benim gittiğim okulda da çocuklara gerçekten kötü davrananları vardı.

S. 'Mother'a geçelim. Orada nasıl bir annenin şarkısını söylüyorsunuz?

RW. Olağanüstü koruyucu, herkesi esirgeyici. Benim görüşüme göre bütün anneler için geçerli olan bir tek suçlama olabilir; çocukları çok uzun süre ve çok fazla korumaları. Onların üzerine çok düşmeleri. Şarkı, bazı ifadeler uysa da benim annemin portresini oluşturmuyor.

S. Daha sonra 'Young Lust' geliyor. Yaşamınızda böyle bir dönem var mı?

RW. Evet, tabii. Şarkı, okuldan sonra şehirde serserilik etmekten veya porno sinemaların ve seks dükkanlarının önünde takılmaktan söz ediyor. Artık seksle ilgilenilmeye başlanan ama gerçek birşeyler yapmaktan hala korkulan devre.

S. Sonra 'One of my Turns'.

RW. 6 yıldır evli olmasına rağmen bir kadınla ilişkisini kıvıramayan Pink'in hayatındaki bütün kızgınlığa cevap oluşturuyor. Gayet kolayca karısından ayrılıyor ve başka bir kızla odasına çıkıyor. Ama bu kızla bir şey beceremiyor.

S. 'Don't Leave Me Now'da kendini saldırgan, yıkılmış ve korkak hissediyor. Yalnız ve intiharın eşiğinde.

RW. O kadar kötü değil ama yıkıcı bir şarkı. Onu seviyorum.

S. 'GoodBye Cruel World'de ne oluyor?

RW. Kahramanımız bir amerikan otel odasında oturuyor. Birazcık rahatlamak için televizyonu sembolik olarak parçalıyor. Kendini izolasyonunun gerçekten kendi isteklerine göre olduğuna ikna ediyor. Sembolik olarak çevresi duvarla örülü.

S. Hayatının sonraki bölümünde ne olacak?

RW. 'Hey You' şarkısı onun dünyadan yardım çağrısı. Şöyle diyor: "Duvar çok yüksekti / Ne kadar uğraştıysa da kavuşamadı özgürlüğüne / ve solucanlar yediler beyninin içini." Burada ilk kez solucanlardan söz ediyorum, onlar yıkımın sembolleri. Çünkü bu herşeyin temel fikri, eğer izole olursan bozulacağını söylüyor. Sonra tekrar yardım istediği son mısrayı söylüyorum, ama artı çok geçtir...

S. Çünkü hala çevresi duvarla örülü.

RW. Evet, yalnızca kendisi için şarkı söylüyor. Eğer kişi yalnızca kendi kendisiyle konuşuyorsa, yardım çağırmanın anlamı yok. O zaman bu, kendi kendine oynanan bir oyun olur ki şahsen benim iin çok yararlı bir oyun.

S. Sonra 'Nobody Home' geliyor.

RW. Burada sadece TV seyretmiyor, karısına da telefon ediyor ama o başka birisiyle çıkmış. Sonra odaktaki parça geliyor, 'Bring the Boys Back Home'.

S. Neden odaktaki?

RW. Çünkü benle en ilgili olanı. Bu çok kısa parçayı seviyorum. Aslında onunla ilgili düşüncelerimi herkesin okuması yazık. Ama bu röportajı bütün öykünün çok karmaşık ve yeterince iyi yapılmış olmadığını düşündüğüm için yapıyorum. Aslında okurun herşeyi kavramasını sağlayacak kadar iyi değil.

S. 'Comfortably Numb'da ne oluyor?

RW. Biri kapıya vuruyor ve "Haydi gitme vakti geldi." diyor. Çıkış sırası geldiği için onu almaya geliyorlar ama birşeylerin yolunda olmadığını fark ediyorlar. Bunun için doktor çağırıyorlar... Şarkı araştırmayı sergiliyor.

S. Şimdi Pink yine sahnede ama bir faşist gibi davranıyor?

RW. Evet, burada gerçekten de toplumdaki azınlıklara karşı kötü tavır alıyor. Eşcinselleri, yahudileri ve siyahları İngiltere ve ABD'de en kolay ayrımsanabilecek azınlıkları oluşturdukları için sayıyorum.

S. 'Waiting for the Worms'da sıra. Pink rüyalar alemindeki yaşamından sonra artık yıkımın eşiğinde.

RW. Şimdi çıkışı sırasında ilaçların etkisini yitirdiği ve ve gerçek duyguların tekrar ortaya çıktığı noktasına geliniyor. Böylece kendini zıtlaşmış görüyor. Gösteride çekici maddi baskının sembolü olarak kullanıyoruz ve solucanlar da baskı güçlerinin düşünen bölümünü temsil ediyorlar.

S. Yani sağcılara karşı bir tavır alış mı söz konusu?

RW. Evet, tamamen. Çünkü eğer solcular kalkıp da insanları kırıp geçirseydiler bile, bu şiddeti hissi olarak sağcıların kinden daha anlayışla karşılardım. Bana sağcılar şeytani planlar yapmaya daha eğilimliler gibi geliyor. Ve bu da tamamen duvarın arkasındaki izolasyonun muazzam duygusunun ve kötü muamelelerin bir sonucu. Sonunda Pink kendini mahkeme ediyor ve yaptıkları için kendini kötü buluyor. Kendi seçtiği izolasyonu yıkmaya karar veriyor ve gösterinin burasında duvar gerçekten yıkılıyor.

S. Son parça 'Outside the Wall' albümün ana fikrini içeriyor. Dışarda, kendi etrafına ördüğü duvarı yıkmak için hep uğraşmış olan arkadaşları ve diğer insanlar onu bekliyorlar...

RW. Bunu daha kesin olarak açıklamak niyetinde değilim.

S. Zaten kendisi konuşuyor... Ama bütün öyküyü bir özetler miydiniz?

RW. Asla..........Önemli olan herşeyi konuştuk.

Hosted by www.Geocities.ws

1