http://www.geocities.com/lordunuz

Haftanın Yazısı Önceki Yazılar Gidin, okuyun, seyredin, dinleyin Sesinizi Duyurun Başkalarının Sayfaları Lordunuz Kimdir, Ne Yer, Ne İçer? Yazın Bakalım Başkaları Ne Düşünmüşler, Ne Demişler?


Yollayın Bakalım!



KÜÇÜK ama ŞİRİN ŞEYLER - Fethiye


Tatilimizin Köyceğiz kısmı bitmişti ve yeni hedefimiz olan Fethiye’ye doğru yola çıkıyorduk. Fakat bu sefer sabah erken kalkan tekne turlarını yakalamak için biz de erkenden yola koyulmuştuk. Şansımıza, yollarda tek bir polis çevirmesine veya radara yakalanmıyorduk. Bu herhalde meskun mahaller dahil trafik kurallarını aşmıyor olmamızdan kaynaklanıyordu.

Yola koyulduktan yaklaşık 2 saat sonra Fethiye’ye varmıştık ama bizim amacımız Ölüdeniz’e yakın bir yerde konaklamaktı, bu yüzden başladık ölü denizi aramaya fakat adamlar o kadar iyi saklamışlar ki , doğru yolu bulmak bize yaklaşık 25 değerli dakikaya patladı. Yolu bulduktan sonra saat 11’e çeyrek vardı ve biz daha otel bulup, soyunup, daha sonra üstümüze rahat birşeyler giyip tekne turu ayarlamamız gerekiyordu. Yol üstünde ilerlerken bir anda Orca isimli bir otel gördük. Girişinde de 3 tane orca vardı. Orca nedir derseniz büyük balık ama çok büyük. (Şimdi Discovery Channel bebeleri ona Katil Balina derler aaa cahil diyecek ama olsun genede büyük balık bence esasında memeli bir hayvan olduğunu ve aileler arasında çok sıkı bağlarla birbirlerini kolladıklarını başlıca besin kaynaklarının fok yavruları olduğunu ve bazen foklarla tenis oynadıklarını da biliyorum) Neyse önemli diil olur bölee şeyler. Benim tatil boyunca aramızdaki adım Orca olduğu için bir anda kanım kaynadı ve “Hadi len gel girip bir fiyat soralım belki fiyaları normaldir” dedim. Eşim Ashley ise “evimin direğisin, kaptanısın, sen nerede demir atmak istersen ben orada yüzerim” dedi. Bende “Helal sana” diyip alnından öptüm, fakat o sırada az kalsın oteli kaçırıyorduk. Alelacele (yani jet hızında) resepsiyona (bundan sonra recep dicem) girdik ve yer var mı dedik.

Recep’teki hanım bize yerlerinin müsait olduğunu uygun bir miktar karşılığında otellerinde kalabileceğimizi buyurdu. Bizde burada kalmaya karar verdik. Recep’teki hanıma turların saat kaçta kalktığına sorduğumda gene hüsrana uğramıştım. Yaklaşık 5 dakika ile kaçırıyorduk turları. Yeter artık ulan diye bağırmaya başlamadan önce Ashley (ilişkide mantıklı olan taraf) “Acaba arayıp beklemelerini söyleyebilir misiniz lütfen” dedi. Recep’te olur demez mi. Neyse biz gene apar topar odaya yerleşip sıcak arabamıza bindik ve ölüdeniz sahiline indik. Buranın kordonu da aynı Köyceğiz; anayol geliyor cart diye bir sağ yapıyor devam ediyor. Bu carttan önceki paralı park gayet uygun bir yerde, hem de tekne turuna buradan rezervasyon yapılabiliyor. Yaptık. Amca bize teknemizi gösterdi ve koşun kalkar valla dedi(Burada tekneyi kastettiğini ümit ediyorum – lordunuz). Biz de aynen ceylan gibi sıcak kumlar üzerinden seke seke tekneye yetiştik ki ne görelim. Bizim teknede sanki sünnet düğünü var. Adamlar doldurmuş 100 kişiyi Yunan’a çıkartma yapmaya gidiyor. Allahtan biz en son geldiğimiz için en kötü ama halktan en uzak yere oturtulduk.

En sonunda tekne demir aldı va ağır ağır ilk gideceğimiz koy olan Kelebenk vadisine yola koyulduk. Vadiye geldiğimizde ben her yerde kelebekler olacak, bikinili kızlar koşup beni omuzlarında taşıcaklar falan sanıyordum ama en irileri 2 gün önce belini incittiği için sadece “Ahaa Kelebek vadisi 45 dakka durcaz kaybolmayyn “ diyen bir şeyle yetindik. Vadi hakkaten çok ilginçti. Dev gibi iki tane birbirine yakın dağ arasında kalıyordu (malum vadinin sözlük anlamıda buna yakın birşey). Esas Kelebekler vadisi bu yarıklardan devam edince yaklaşık 30 dakikalık bir yoldan sonra ulaşıyormuş ama dedik ki madem buradan görülüyor yürümeyelim. O sırada bir düdük sesiyle irkildik ve İstanbul maratonundaki gibi herkes bir anda teknelere koşmaya başladı. Ben önce “Hah s.çtık şimdi kelebekler bir oldu herkesi kovalıyor” dicektim ki Ashley galiba tekne kalkıyor yorumu ile duruma netlik getirdi.

İkinci durağımız balıklı koy idi. Aynı zamanda burada yemekte yicektik. Burada da demir attık ve yemekleri beklemeye başladık. Buranın özelliğini siz tahmin edin. Evet bildiniz. Bir sürü balık var çevrenizde hemde bizim kıllı amcalar onların üstüne bomba atlarken bu balıklar kaçmıyor bile. Yemeğimizi yedik kalktık başka koya gittik. Bu koydaki tek fark teknenin bebeleri artık balıklamanın bir öncesindeki aşama olan göbeklemeye geçmiş olmalarıydı. Teknede ne kadar çocuk varsa hepsinin karın bölgesine kına yakılmış gibi geziyorlardı. Ama bu olay Türklerin Çanakkale’de neden yenilmediğini de öğretti. Çünkü çocuklar ne kadar pişerlerse pişsinle asla vazgeçmeden tekrar tekrar atlıyorlardı düşmanın üstüne.

En son koyumuz soğuk su adındaki koydu. Ben adından şüphelendiğim için denize önce Ashley’i yolladım. Ha HA HA HOOO. Buranın suyu çok ilginç dibi resmen hamam suyu gibi fakat suyun üstü resmen buz. Malum Ashley narin yapılı olduğunda hep suyun üst atarafında kalıyordu donuyordu. Ben ise hafif balık eti olduğumdan (Orca olan adım buradan geliyor) genelede nefes almak için suyun dışına çıkıyordum.

En sonunda tur bitti ve sahile geldik hemen bir koşu arabamıza binip otle gittik, duşlarımızı aldık ve gene aynı hızla ölüdeniz kordona indik. Arabamıza gene aynı yere ama bu sefer beleşe park ettik. Eğer “Biz sabahta buradaydık 10 dakka gittik hemen geldik bakk yerimiz bile hala boş” derseniz adamlar para almıyor. Neyse yemek yiyecek yere karar verdikten sonra yedik. Ama en öenmli şey bu arada ertesi sabah saat 9’da paragliding için yaşlı bir amcanın bizi kandırmasına izin verdik. EE zaten bundan sonra o gece daha başka pek birşey konuşulmadı. Birde kordonun sonunda bir otelin bahçesinde Karaoke yapılıyordu acayip eğlendik tavsiye ederim.

Sabah saat 8 olmuştu Ashley’den cayma sesleri gelmeye başlamıştı. “Ya o kadar parayı neden verelimki sen zaten beni mutluluktan uçuruyorsun ne gerek var”. Ama olmadı ikna edemedi ve biz uçtuk. Paragliding hakkaten çok zevkli süper birşey ama düşmece yok tamam mı? Havada yaklaşık 25-30 dakika ağırlığınızla ilgili olarak kalınıyor. Benim bindiğim bayaa hızlı şekilde irtifa kaybedince örttmenim ağırlık atmamız lazım esprileri yaptı. (esas o çok kiloluydu bence). Neyse ben Ashley nerede diye ararken bir anda tepede ufak bir noktanın giderek yükseldiğini zar zor görebildim. Herhalde Ashley’in yanındaki örttmen hafif biriydi de o yüzden o kadar yükselmişlerdi. Yere iniş hakkaten insanı ürkütüyor ama arkadaşlar bunu yaklaşık günde 3 kez yaptığından artık pro olmuşlar ve size yapıcak tek birşey kalmıyor. Paraşütleri bırakıp, kritikleri bitirdikten sonra artık Kaş yoluna çıkma vakti geldi deyerek arabamıza döndük.

Esas amacımız olan Ölüdeniz’de nerede yüzüleceğini bilmediğimizden yüzemedik yani denedik ama bizim bulduğumuz yerler hep balçıktı. Kaş’ta tekrar görüşmek üzere hemde bu sefer tam tamına 2 günlük macera. Cam dipli tekne, Ankaralı Turgut melodili cep telefonu, Ashley’in alışveriş krizi .......

Sir Absolut





This page is hosted by

Hosted by www.Geocities.ws

1