http://www.geocities.com/lordunuz

Haftanın Yazısı Önceki Yazılar Gidin, okuyun, seyredin, dinleyin Sesinizi Duyurun Asparagas Haber Çeşitleri Lordunuz Kimdir, Ne Yer, Ne İçer? Yazın Bakalım Başkaları Ne Düşünmüşler, Ne Demişler?


Yollayın Bakalım!

GOLDFRAPP - FELT MOUNTAIN

"It's a strange day… No colours or shapes, no sound in my head. I forget who I am when I'm with you…"


1994 senesinde Dummy albümünü ilk kez cd-player'a koyup, play'e bastığımda albüm bitene kadar yerimden kıpırdayamamıştım. Daha önce hiç böyle bir soundla da karşılaşmamıştım o güne dek. Tam anlamıyla vurulmuştum. İlk dinleyişimde aşık olmuştum ben Portishead'e. Şimdi, benzer duyguları Goldfrapp'e karşı besliyorum.

Sanırım Bristol'un havasında, suyunda birşey var. Bodrum gibi. Bodrum'a gidenler nasıl daha oraya basar basmaz aşık bakmaya başlıyorsa (en azından ben şahsen öyle oluyorum), Bristol kökenli sanatçılar da benzer etkiyi bırakıyor insanda (yani, en azından bende). Alison Goldfrapp ise Bristol Sound diye adlandırılan ekolü bir değil, birkaç adım ileri götürüyor bu debut albümüyle. Zaten Alison'un geçmişi bile bana oldukça sürreal görünüyor: Önce bir partide Orbital'ın üyeleriyle tanışıp, onlarla çalışıyor. Ardından Tricky'e bazı sample'lar gönderiyor ve onun vokalistliğini yapmaya başlıyor. Hatta PJ Harvey ile turneye çıkıyor. (Hayır yani, bunun bana sürreal gelen tarafı şudur: Ben tut ki böyle yetenekli bir hatun olsam, bulunduğum koşullarda bir partide Orbital ile tanışma, Tricky'nin vokalisti olma ya da PJ Harvey ile turneye çıkma olasılıklarımın toplamı %0'dan ne kadar daha da azdır, sorarım size.) Ve en sonunda da Will Gregory ile biraraya gelerek, Felt Mountain albümünü ortaya çıkarıyor. Üstelik de, dağ başında! Evet, ıssız bir dağda 50'li yıllardan kalma harap bir bungalowda altı ay boyunca kalarak bu albümü kaydediyorlar… Oranın havasını bütün şarkılarına sindirerek.

"As the sun when it shines all over the world, we're pilots watching the stars. Ice & clouds, shimmer outside, rain just falls at magic hour… It's just the sound of you & me. The world is pre-occupied."


Çok-çok karanlık, dumanlı, baştan çıkarıcı, karşı konulmaz, büyüleyici ve tabir yerindeyse oldukça da sinematik. Hem aşırı duygusal, hem de ayartıcı bir tarafı var. Neredeyse deliliğin sınırında. Sadece kalktığınız anda hatırladığınız ama sonradan ne gördüğünüzü tam olarak bilmemenize rağmen güzel hisler bırakan bir rüya gibi. Yani, yaşamadan anlatılması çok zor olan bir deneyim. Herhangi bir zamana veya mekana ait kılınamayan bir müzik. Dramatik bir filmin soundtrack'i gibi. İnsan kendini Enjoy The Silence'ın klibinde kafasında tacı, şezlongunu açıp zirvede uçurumun kenarına oturan Dave Gahan'ın yerinde hissediyor. Ya da titrek bir ışıkta, karanlıkta "almost dreamlike" bir mooda hapsolmuş gibi. Her dinleyişinizde müziğin içinde yeni bir ses daha keşfediyorsunuz. Enstrumanlar dışında, Alison da sesinin perdesini sürekli olarak değiştiriyor. Tamamen epik. Çok, çok güzel. Çok ama çok farklı.

"I am deliciously wired, I am falling in a cloud. Shoot a thousand stars over me, say my name - whisper it…"


Kesinlikle 2000'in en iyi albümlerinden biri. Ve yine kesinlikle, kelimeler yetersiz. Dinleyin ve içinde kaybolun…

Lady Witchcraft





This page is hosted by

Hosted by www.Geocities.ws

1