http://www.geocities.com/lordunuz

Haftanın Yazısı Önceki Yazılar Gidin, okuyun, seyredin, dinleyin Sesinizi Duyurun Başkalarının Sayfaları Lordunuz Kimdir, Ne Yer, Ne İçer? Yazın Bakalım Başkaları Ne Düşünmüşler, Ne Demişler?


Yollayın Bakalım!



Kosla Sıvı Çamaşır Suyundan Çok Öte...

Son günlerde Benckiser'in çeşitli kanallarda yayınladığı öğretici, bilgilendirici, bir o kadar da sinir edici reklam kuşağına takılmış durumdayım.

Bendeki ilk sinirsel belirtiler "Kosla Sıvı-Çamaşırsuyundan Çok Öte" sloganlı reklamla baş gösterdi. Reklamımızda bir kadın elindeki lekeli renkli çamaşıra benzeyen şeyin üstüne muhteşem ürünümüzü yakın planda boca etmeye başladığı anda, bir diğer hanım kızımız "Yapma!!" diye bağırıyor. Elinde Kosla Sıvı olan kızımızın eylemine saygısızca müdahale etme girişimini tasvip etmeyen, babacan ve güven verici sesiyle muhtemelen yaptığı iş için haddinen fazla para kazanan, yüzü görünmeden olaylara karışan üçüncü kişi yetkisini kullanan bir adam "Yapın yapın! Kosla Sıvı Çamaşır Suyundan Çok Öte" diyor. Bu reklam yeterince sevimsizken bir de Calgon reklamları başladı. Bu reklamları uzun zamandır dikkatle izliyorum, bünyelerinde Bay Yanlış ve Doğru Ahmet zihniyetini biraz daha komplike bir boyutta barındırıyorlar. Bu reklamları komplike yapan, iki tane olmaları. Bu reklamlar son derece stratejik olarak yayınlanıyor. İlk reklamdan sonra araya iki adet değişik temalar işleyen, hatta mümkünse çamaşır temizlik malzemeleriyle uzaktan yakından alakası bulunmayan reklam giriyor. Bu iki reklamdan sonra Benckiser Pazarlama Departmanı bombayı patlatıyor, ikinci reklam...

Bu muhteşem reklamların ilkinde İngiltere Kraliçesinden herkesi azarlamaya yetki belgesi almış bir kadın kapıyı çalıyor. Kapıyı ortadirek grubuna mensup, her halinden ev hanımı olduğu anlaşılan bir kadın gülerek açıyor. Belli önceden haber verilmiş, prova yapılmış, ama doğallık bozulmasın diye senaryo ve koreografiye yer verilmemiş. Hanım kızımız azarlamacı ağzını açıp soruyor:

- Siz Calgon kullanıyor musunuz?

- Sanane be kardeşim ister kullanırım ister kullanmam, sen kimsin de beni sorguluyorsun.

demiyor da teyzemiz, o zavallı boynunu büküp mahkus kaderine yenik bir şekilde:

- Yok, kullanmıyorum.

Ve ev hanımı teyzemiz yanlış cevabı verip azarlama yetkisi olan kızımızı gerçekten çok kızdırıyor. Azarlamacı hemen ikinci soruyu indiriyor:

- Peki makinanız çalışırken garip sesler çıkarıyor mu?

Artık dizginleri hırçın rakibinin eline vermiş olmasının çaresizliğiyle, ama en azından bu sefer doğru cevabı verdiğini sanmanın gururuyla gözleri parlayarak:

- Çıkır çıkır, tıkır tıkır diye sesler çıkarıyor.

diyor. Ama bilmiyor ki bu ilkinden daha yanlış bi cevap. Azarlamacı kızımız zıvanadan çıkarak derhal her çamaşır makinasının yetkili servisi İlyas Usta'yı çağırıyor. Kızımızın azarlamacılığından mı yoksa İlyas Usta'nın görünüşünden mi korktuğu meçhul teyzemiz gık demeden makinasının parçalara ayrılıp kireç kaplı rezistansının milyonların gözlerinin önüne serilmesini yaptığı eşekliğin farkına varmış, boynu bükük bir şekilde izliyor. İlyas Usta elindeki kocaman kireç kaplı rezistansı sallayarak:

- İşte Calgon kullanmazsanız, makinanızın aksamları böyle kireçlenir, ömrü de önemli ölçüde azalır.

şeklinde öğreten adam öğütleri veriyor. Hemen arkasına da ekliyor:

- Her yıkama ve her ısıda Calgon kullanın...

***Eğlenelim Öğrenelim***

Ben burada devreye girmek istiyorum. Bir bilim adamı olmamama rağmen kısa kimya bilgilerime dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yıllardır her deterjan reklamımızda bu hata yapılır. Onların kastettiği ısı değil sıcaklıktır. Isı, enerjinin açığa çıkmasıyla oluşur ve ölçü birimi kaloridir, ve konumuzla maalesef direkt olarak alakalı değildir. Sıcaklığın ölçü birimi ise santigrat, Fahrenheit, Celcius ya da Kelvin'dir. Halk arasında "DERECE" olarak bilinen santigrat ya da Celcius, çamaşır makinası fenomeniyle direkt olarak ilgili olanıdır.
(Witchcraft, senin konularına girip ukalalık yaptım, umarım kızmassın...)

Yıllardır içimde kalan ukteyi de sizlere aktardıktan sonra konumuza geri dönelim. Teyzemiz artık Calgon kullanmaya ikna olmuştur ama Benckiser Pazarlama Departmanının aklında ciddi soru işaretleri vardır. Acaba seyirci ikna olmuş mudur? Olmadığına karar veren biri olacak ki, aynı zamanda ilk reklamla da yakın alakası olduğundan şüphelendiğim bu insan ikinci reklamın da çekilmesine karar vermiştir.

Doğru Ahmet zihniyetini gördüğümüz bu reklamda azarlamacı kızımız aynı ilk reklamdaki gibi kapı çalma, hoş geldin, beş gittin seremonilerini bitirikten sonra makinayı İlyas Usta'ya bir daha eski haline getirilememesi ihtimaline rağmen söktürür. O da ne? Bu ev hanımımız Calgon kullanmaktadır (ya da makinasını yeni almıştır). Rezistans pırıl pırıldır. İlyas Usta'dan ve azarlamacı kızdan aldığı takdir onun için büyük onurdur ve mikrofona şöyle der:

- Çok mutluyum...

Sizin mutluluğunuz bizim mutluluğumuz hanım teyze, ama Calgon ekibinin gözüne girmek için takla atmanız karakter grafiğinizin ne kadar yüksek olduğunu ortaya döktü. Çok merak ediyorum, bu insanlar bu reklamlara çıkmak için kaç para alıyolar. Alıyorlardır herhalde yoksa niye böyle bişey yapsınlar. Hoş, yurdum insanında popülarite uğruna ruhunu satabilme gibi bir eğilim de yok değildir ama yine de... Yok yok, mutlaka para almıştır bunlar, almıştır, almıştır...





This page is hosted by

Hosted by www.Geocities.ws

1