|
|
|
Kosla Sıvı Çamaşır Suyundan Çok Öte...
Son günlerde Benckiser'in çeşitli kanallarda yayınladığı öğretici,
bilgilendirici, bir o kadar da sinir edici reklam kuşağına takılmış
durumdayım.
Bendeki ilk sinirsel belirtiler "Kosla Sıvı-Çamaşırsuyundan Çok Öte"
sloganlı reklamla baş gösterdi. Reklamımızda bir kadın elindeki lekeli
renkli çamaşıra benzeyen şeyin üstüne muhteşem ürünümüzü yakın planda
boca etmeye başladığı anda, bir diğer hanım kızımız "Yapma!!" diye
bağırıyor. Elinde Kosla Sıvı olan kızımızın eylemine saygısızca müdahale
etme girişimini tasvip etmeyen, babacan ve güven verici sesiyle muhtemelen
yaptığı iş için haddinen fazla para kazanan, yüzü görünmeden olaylara karışan
üçüncü kişi yetkisini kullanan bir adam "Yapın yapın! Kosla Sıvı Çamaşır
Suyundan Çok Öte" diyor. Bu reklam
yeterince sevimsizken bir de Calgon reklamları başladı. Bu reklamları uzun
zamandır dikkatle izliyorum, bünyelerinde Bay Yanlış ve Doğru Ahmet
zihniyetini biraz daha komplike bir boyutta barındırıyorlar. Bu reklamları
komplike yapan, iki tane olmaları. Bu reklamlar son derece stratejik olarak
yayınlanıyor. İlk reklamdan sonra araya iki adet değişik temalar işleyen,
hatta mümkünse çamaşır temizlik malzemeleriyle uzaktan yakından
alakası bulunmayan reklam giriyor. Bu iki reklamdan sonra Benckiser Pazarlama
Departmanı bombayı patlatıyor, ikinci reklam...
Bu muhteşem reklamların ilkinde İngiltere Kraliçesinden herkesi
azarlamaya yetki belgesi almış bir kadın kapıyı çalıyor. Kapıyı ortadirek grubuna mensup,
her halinden ev hanımı olduğu anlaşılan bir kadın gülerek açıyor.
Belli önceden haber verilmiş, prova yapılmış, ama doğallık bozulmasın diye
senaryo ve koreografiye yer verilmemiş. Hanım kızımız azarlamacı ağzını
açıp soruyor:
- Siz Calgon kullanıyor musunuz?
- Sanane be kardeşim ister kullanırım ister kullanmam, sen kimsin de beni
sorguluyorsun.
demiyor da teyzemiz, o
zavallı boynunu büküp mahkus kaderine yenik bir şekilde:
- Yok, kullanmıyorum.
Ve ev hanımı teyzemiz yanlış cevabı verip azarlama yetkisi olan kızımızı
gerçekten çok kızdırıyor. Azarlamacı hemen ikinci soruyu indiriyor:
- Peki makinanız çalışırken garip sesler çıkarıyor mu?
Artık dizginleri hırçın rakibinin eline vermiş olmasının çaresizliğiyle,
ama en azından bu sefer doğru cevabı verdiğini sanmanın gururuyla gözleri
parlayarak:
- Çıkır çıkır, tıkır tıkır diye sesler çıkarıyor.
diyor. Ama bilmiyor ki bu ilkinden daha yanlış bi cevap. Azarlamacı kızımız
zıvanadan çıkarak derhal her çamaşır makinasının yetkili servisi İlyas
Usta'yı çağırıyor. Kızımızın azarlamacılığından mı yoksa İlyas Usta'nın
görünüşünden mi korktuğu meçhul teyzemiz gık demeden makinasının parçalara
ayrılıp kireç kaplı rezistansının milyonların gözlerinin önüne serilmesini
yaptığı eşekliğin farkına varmış, boynu bükük bir şekilde izliyor. İlyas Usta
elindeki kocaman kireç kaplı rezistansı sallayarak:
- İşte Calgon kullanmazsanız, makinanızın aksamları böyle kireçlenir, ömrü de
önemli ölçüde azalır.
şeklinde öğreten adam öğütleri veriyor. Hemen arkasına da ekliyor:
- Her yıkama ve her ısıda Calgon kullanın...
***Eğlenelim Öğrenelim***
Ben burada devreye girmek istiyorum. Bir bilim adamı olmamama rağmen kısa kimya
bilgilerime dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yıllardır her
deterjan reklamımızda bu hata yapılır. Onların kastettiği ısı değil
sıcaklıktır. Isı, enerjinin açığa çıkmasıyla oluşur ve ölçü birimi kaloridir, ve
konumuzla maalesef direkt olarak alakalı değildir.
Sıcaklığın ölçü birimi ise santigrat, Fahrenheit, Celcius ya da Kelvin'dir.
Halk arasında "DERECE" olarak bilinen santigrat ya da Celcius, çamaşır
makinası fenomeniyle direkt olarak ilgili olanıdır.
(Witchcraft, senin konularına girip ukalalık yaptım, umarım kızmassın...)
Yıllardır içimde kalan ukteyi de sizlere aktardıktan sonra konumuza geri dönelim.
Teyzemiz artık Calgon kullanmaya ikna olmuştur ama Benckiser Pazarlama
Departmanının aklında ciddi soru işaretleri vardır. Acaba seyirci ikna olmuş
mudur? Olmadığına karar veren biri olacak ki, aynı zamanda ilk reklamla da
yakın alakası olduğundan şüphelendiğim bu insan ikinci reklamın da çekilmesine
karar vermiştir.
Doğru Ahmet zihniyetini gördüğümüz bu reklamda azarlamacı kızımız aynı ilk reklamdaki
gibi kapı çalma, hoş geldin, beş gittin seremonilerini bitirikten sonra
makinayı İlyas Usta'ya bir daha eski haline getirilememesi ihtimaline rağmen
söktürür. O da ne? Bu ev hanımımız Calgon kullanmaktadır (ya da makinasını yeni
almıştır). Rezistans pırıl pırıldır. İlyas Usta'dan ve azarlamacı kızdan
aldığı takdir onun için büyük onurdur ve mikrofona şöyle der:
- Çok mutluyum...
Sizin mutluluğunuz bizim mutluluğumuz hanım teyze, ama Calgon ekibinin gözüne
girmek için takla
atmanız karakter grafiğinizin ne kadar yüksek olduğunu ortaya döktü. Çok merak
ediyorum, bu insanlar bu reklamlara çıkmak için kaç para alıyolar. Alıyorlardır
herhalde yoksa niye böyle bişey yapsınlar. Hoş, yurdum insanında popülarite
uğruna ruhunu satabilme gibi bir eğilim de yok değildir ama yine de... Yok
yok, mutlaka para almıştır bunlar, almıştır, almıştır...
|
|
This page is hosted
by 
|
|
|