Macera Dolu Amerika...
26 Aralık akşamüstü Amerikaya doğru uzanan yolculuğuma başlarken içimde tatlı bir heyecan vardı. Kolay değil tabi bir zamanlar çok özel bir ilişkim olan Sir Ork’u, asabiyetini çoktan unutmuş olduğum Anticore’u ve Efe the Boxer ‘ı görecektim. Otobüs ile İstanbul’a gittim ve birkaç saat İçki denizinde balık olmuş Bolubeyi’nin evinde nefeslendikten sonra yola çıktım. Saat farkından dolayı sadece 6 saat süren ama reel anlamda 13-14 saat süren bir yolculuğun sonunda Atlanta havaalanına iniş yaptım.
Pasaport kontrolünden çıktıktan hemen sonra Sir Ork karşımda duruyordu. Aman Tanrım. Bu Spectre neler yapmıştı ona... Güzelim saçlarını kesmiş ve onu kabak gibi bir kafayla bırakmıştı, ve tahmin ettiğim gibi sanki kendisi bunu istemiş gibi konuşup yorumlar yapmaya zorlamıştı. Ona bu kötü anıları tekrarlatmak istemediğim için bu konuyu çok fazla deşmedim.
Sir Ork’un Limoya atladığımız gibi Norcross yakınlarımdaki şatosuna gittik. Şatoya girince bizi avluda Efe the Boxer karşıladı. Beni görünce o Boxer karizmasıyla selamladı. Onun o asil halini görünce benim de tekrar gözlerim doldu.
İlk gecemizde Sir Ork ile beraber bir Türk arkadaşımızın vermiş olduğu Rakı denilen içkiden içtik. Sir Ork’un Uzaylı Kanı bu içkiyi çok fazla kaldırmadığı için biraz A.G.D. oldu. Sağlam bir muhabbetin ardından istirahat için odalarımıza çekilirken Atlanta Şehri çılgın bir 12 günün hazırlığı içinde idi...
Sabah kalkıp sağlam kafa sağlam vücut ilkesi ile yaptığımız kallavi kahvaltıdan sonra kendimizi Atlanta sokakları ile kazan ve kepçe ilişkisi içerisinde bulduk. Belli bir süre gezdikten sonra eve dönerek gece için hazırlık yapmaya başladık. Eee kolay değil tabi gece hayatına giriş yapacaktık.
Sir Ork’un eve gelen arkadaşı Arda ile beraber Chamber adı verilen nezih gece klübüne gittik. Burası romahtik atmosferi ile boğaz kıyısındaki çay bahçelerini anımsattı bana. Sahnede birbirini bağlayıp kırbaçlayan kadın ve adamlar ( Boys and Girls do not try this at home, it might be very dangerous ), vücudunda ateş gezdiren dansçılar gibi enteresan showları izleyip hoşça vakit geçirdikten sonra eve döndük.
Ertesi gün Ardalar’ da, Doruk ile rakı sofrasını kurduktan sonra havaalanına gidip Anticore’u karşıladık. Fakat o da ne bir de gördük ki Lady Janice’ in elinde maymun olmuş. Bağrımıza taş basıp onu da alarak mükellef Rakı sofrasına gittik ve eski günleri andığımız hoş bir gece yaşadık.
Bir sonraki akşam Little 5 Points’te Vortex adı verilen hayvani boyutlarda yemek verilen bir yerde yemeğimizi yiyip sakin bir gece geçirerek kendimizi yılbaşı gecesine hazırladık.
Ve yılbaşı günü geldi ve çattı. Sabah aynı yatağı paylaştığımız ( Şatonun belli bir bölümü restorasyonda olduğu için ) Anticore’ un elini karnımda hissetmem ise benim için gerçekten çok büyük bir sok oldu. Anticore Mormon olmasının yanısıra Homo da mı olmuştu??? Kendisi beni bu olayı kimseye anlatmamam konusunda rüşvetle bile kandırmaya çalıştıysa da ben gerek önerilen tutarın azlığı, gerek araştırmacı Sörlüğün bir sonucu olarak size bildirmeyi bir görev saydım. Her neyse, Waffle House da ettiğimiz sağlık püsküren kahvaltıdan sonra biraz Circuit City ve Best Buy türü beni kendimden geçirten dükkanları gezip, alışverişi yılbaşı sonrasına bırakmaya karar verdik. Gidip geçen günkünden daha mükellef bir sofra kurmak için gerekli bilimum yemekleri aldık. Ardaların eve girip gerekli hazırlıkları yaptıkatan sonra Anticore, Sir Ork, bendeniz, Arda ve Doruk olarak içmeye başladık. Tahmin edilebileceği gibi çok içtik ve ben o gece 26 senedir istediğim bir olayı gerçekleştirdim. İçime helyum çekerek komik sesle konuştum. Gerçekten de bunun bu kadar hoş bir şey olacağını tahmin bile edemiyordum. Sesimin o haldeyken Serdar Ortaç sesine benzer bi halde çıkması tahmin edersiniz ki Sir Ork’un hiç de hoşuna gitmeyen bazı benzetmeler yapılmasına neden oldu. Gece kör bir saatte orada sızdık.
Sabah uyanıp yeni yıla çılgın bir başlangıç yapamadık tabi. Ayılıp kahvaltı edip eve gittik ve gece ile birlikte kendimizi sokaklara attık. Bu seferki hedefimiz Amerikalı çıtırların takıldığı bir bowlingciydi. Burada çılgın bir eğlenceden sonra eve gidip yattık zira ertesi gün Orlando yolu bizi bekliyordu. ( Ki bu yol kimsenin bilmediği maceralara gebeydi.)
Ertesi sabah evde Çamlıcanın 3 Sörü olarak neşe içinde uyandık. Duşlarımızı aldıktan sonra Doruk’u da alarak Orlando’ya doğru yola koyulduk. Tabi yolda Waffle House’da kahvaltı etmeyi ihmal etmedik. Şenlikli ve neşeli bir yoldan sonra Orlando’ya girdik. İyi fiyata temiz bir otel bulduk ama Sir Ork nedense kişibaşı 2,5 $ daha ucuz bir otel bulmak için 20 $lık benzin harcama çabası içine girdi. Onu bu hevesinden vazgeçirdikten sonra otele yerleştik ve acıkan midelerimizi doldurmak üzere yola çıktık. Nerde yiyelim diye tartışırken yolda görmüş oluğumuz ve bize çok nezih görünen Hooters’a girmeye karar verdik. Hooters oldukça şirin, nezih bir aile lokantasıydı. Bize servis yapan Heather hanımkızımız da aynı adı gibi Heather’dı. Yemeğimizi yedikten sonra otelimize gittik ve büyük gün öncesi erken uyuyalım diyip yattık. Ancak bir türlü uyku tutmadı ve biz de dünya tarihinin en kapsamlı ( ama gerçekten en kapsamlı ) Quantum Fiziği sohbetlerinden birine başladık. Neyse, 2 saat bu tip bir muhabbet yaptıktan sonra uyuduk.
3 Ocak büyük gündü ve biz sabah saat 9 da kalktık. Otelin 4 gramlık çörek ve kahveden oluşan muazzam kahvaltısını ettikten sonra Brezilyalı ( Sir Ork kendisine uzun süre güvenmedi, biz de epey bi dolandırılıyoruz diye kıllandık ) bir kadından bir park fiyatına 2 park bileti aldık ve çılgın eğlenceye doğru yola koyulduk. Bu arada Anticore, kendisinin hiç bir güç ile Roller Coaster’lara binmeyeceğini belirtmişti ama biz buna inanmak istememiştik. Önce Universal Studios’ a girdik. Buarada ilk olarak Twister filminin varyetesine girdik. Buarada fimin yapımı ile ilgili bir takım bilgiler verdikten sonra bi odada bi hortum olayı yaşatıyorlar ama ilk gördüğüm varyete olmasına rağmen pek etkileyici bulmadım. Oradan çıkıp Earthquake’ e girdik, o gene diğerine göre biraz daha iyiydi, bir trene binme olayı olduğunu duyunca Anticore’un suratını çok hoş bir hal aldı ama tabi bu da orta halli bi varyete oldu. Ondan sonra oldukça uzun bir sıra bekleyip girdiğimiz MIB ( Men In Black ) de bir hayal kırıklığı olmaktan öteye geçemedi. Ondan sonra ise gerçekten çok uzun bir sıra bekleyip girdiğimiz Back to the Future inanılmaz başarılıydı, hatta bir ara benim gibi Braveheart’ın torunu asil bir Sir’ü bile az daha roller’dan vazgeçirecekti ( Ama tabi ki ben tavuk olmadığım için öyle birşey yapmadım ). Universal Studios’ da en son T2 ( Terminator 2 ) ye girdik ve o da gerçekten çok başarılıydı.
Sıra Islands of Adventure’ a gelmişti. Girdik ve hemen ilk olarak Hulk’un yeşil roller’a bindik. Anticore o sırada telefonda konuştuğu Lady Janice’in onu tavuklukla suçlamasına rağmen “ Benim o trenden ölüm iner “ bahanesiyle binmedi. Biz de tabi inince ona tavuk yapmayı ihmal etmedik. Muazzam bir eğlenceden sonra Spider Man’a girdik, ve o da muazzamdı. Oradayken hepimiz Sir Absolut’u anmadan geçemedik. Sırada bağlı olduğun kulede seni önce yukarı fırlatan sonra da free fall yaptıran alet vardı. Anticore buna zorla bindi , yanyana oturduk ve “ Ulan beni buna bindirdiniz “ diye ettiği küfürler ise bu sayfanın nezaketine kesinlikle yakışmıyacak boyutta olduğu için yazmıyorum. Son olarak da 2 kere o parkın en psikopat rollerına bindikten ( tabi ki Anticore hariç ) sonra parktan ayrıldık ve direk dönüş yoluna çıktık.Yol boyu böyle bir parkta ( özellikle çok bağırılan roller’da ) Türkçe küfredebilmenin mutluluğundan bahsettik. Sir Ork tam bir kamyoncu edasıyla hiç yorulmadan o günün üstüne bizi Atlantaya geri götürdü. Akşam tabi aynen zıbardık.
4 Ocak günü kalkıp kahvaltı falan etmemiz ve evden çıkmamız gene geceyi buldu. Arda ile buluşup 3 $ adı verilen bir yerde öküz porsiyonlu yemekleri yedikten sonra Arda’yı eve bırakıp sosyolojik bir araştırma yapmak üzere Pink Pony adı verilen ve içerisi Leydi dolu olan bir Lap Dancing klübüne gittik. Orada meşhur Vivid Girl Summer Daze ve çeşitli Leydiler hakkında bilgileri bana mail atan arkadaşlara private olarak verebilirim.
5 Ocak günü feci hasta halde uyandım, evden dışarı zor çıkıp Sir Ork’un hobi olarak çalıştığı Pizza House’a gittim. Orada Sir Ork bana ; böyle hamuru havalara falan atarak bir pizza yaptı ki yanımda, parmaklarımı da yedim. Tabi bu pizza acı olduğu için Arda pek hoşnut kalmadı. Anticore ise abisinde olduğu için bu ziyatfetten mahrum kaldı. Daha sonra Doruk’ un evinde buluşup hastalıktan mütevellit sakin bir muhabbet gecesi geçirdik.
6 Ocak günü gündüz evde hastalık vakit öldürmesi yaptıktan sonra akşam Sir Ork, Anticore, Arda ve ben, MJQ denem oldukça hoş, ve bi sürü güzel leydi olan bir klübe gittik. Baradan sonra gene sosyolojik bir araştırma yapmak için Backstreet denilen bir Gay Klüp’e gidicektik ama kapının önündeki sırayı görünce bundan caydık.
7 Ocak günü Anticore sabah erkenden ayrıldı. Sir Ork okula gitti, ben de Arda ile son alışveriş fırsatımı değerlendirdim. Akşam ise Sir Ork’la oturup son olarak güzel bir Türk içkisi rakı muhabbeti yaptık. Bu sırada belimi ne yaptıysam inanılmaz şekilde ağrımaya başladı. Ben bu halde yola nasıl çıkacağımı bilemediğim için bir ara Lordumu arayıp private jet’ini mi istesem diye düşündüm. Akşam bel ağrısından zar zor uyudum.
8 Ocak günü ağrım artmış bir halde uyandım. Sir Ork’un gidip bana aldığı bilimum takviye ilaçları aldıktan sonra biraz rahatladım ve yola koyuldum. Bu kadar güzel ve keyifli bir seyahatin dönüşünü ise güzel kılan tek şey Lady Witchcraft ( a.k.a. Aeon Flux ) a kavuşmaktı.
Sir Afex
|