Avatar's Pub

I) Toplantı...

Saçları birbirine karışmış, yüzü gözü yara bere içindeki 30 yaşlarındaki savaşçı han kapısını aralayarak içeri girince içerdekiler bir anda sessizleşerek ona döndü. Kalın paltosunun altından her zaman yanında taşıdığı ağır gürzün parlayan ucu zorlukla seçilebiliyordu. Barın hemen yanında duran parlak zırhlara bürünmüş şövalye yılların verdiği tecrübe ile rekleks olarak elini yavaşça kılıcının sapına götürmüştü. Yorgun Absolut bunu fark etmiş fakat bir zarar gelmeyeceğine inandığı için kapının en yakınındaki masaya sessizce ilişivermişti. Hancıya bir şişe şarap ve biraz et sipariş ettikten sonra son haftalarda yaşadığı olayları bir daha gözden geçirmeye karar verdi. Orclara karşı yapılan savaş daha yeni bitmişti. Bütün ırkların beraber savaçması sayesinde Orc imparatorluğuna son bir darbe vurulmuştu. Yıllardır her gördükleri canlıya saldıran Orclara artık bu dersin verilmesinin zamanı çoktan gelmişti. Yaklaşık 1 ay kadar once ordular şövalyelerin kenti olan Trinsic yakınlarında toplanmış ve son saldırı için planlarını yapıyorlardı. Her grubu temsilen bir şövalye vardı. Elfler kendilerini temsilen yıllardır sayısız Orc avlamış olan ve her savaşta gümüş başlıklı okları sayesinde ünlenen eski kralları Zantar’ın oğlu Afex’i seçmişlerdi. Afex ile Absolut’un dostlukları çok uzun yıllar öncesine dayanıyordu. Genç Absolut bir gün yakınlardaki bir şehir olan Yew’e giderken yolda daha ne olduğunu dahi anlamadan 2 Orc ve bir Troll’ün saldırısına uğramış ve silahını çekmeye dahi vakit bulamadan Troll’ün bir yumruk darbesiyle kendinden geçmişti, uyandığında ise kendini bir ağaca bağlanmış, çaresiz bir halde bulur. İri olan Orc ve Troll bir konu hakkında tartışıyorlardı, 2. Orc ise ortalarda gözükmüyordu, herhalde ya karanlık yuvasına uykuya gitmişti yada ateş için odun arıyordu. Orcların ve Trollerin derileri çok kalın olduğu için pek üşümezlerdi o zaman ateş tek birşey için olabilirdi. Bu fikir midesinin bulanmasına ve nerdeyse çıkarmasına sebeb oldu. Daha hiç savaşa girmemiş, Orc kesmemiş iken onlar tarafından yenmek fikri bütün benliğini kapladı ve tarifsiz bir korku her yanını sardı. O sırada 2. Orc ağaçların arasında elinde odunlarla çıkageldi ve yavaşça odunları Absolut’un ayağının yanına bırakarak diğer yaratıkların yanına gitti. Tartışma daha da alevlenmiş ufak çapta bir kavgaya dönüşmek üzere idi. Havada salyalar ve tehditler uçuşuyor, yalnız kalan Troll’ü bastırmaya çalışıyorlardı. Fakat Troll cüsse olarak 2 Orc’uda rahatça yenebileceği için kimse birbirine saldıramıyordu. Birdenbire keskin bir ıslık sesi duydular Absolut hariç herkes aynı anda sesin geldiği yöne döndü. Bağlı olduğu ağaç sesin geldiği yönü görmesini engelliyordu. Orcların yüzünde bir anda tarifi imkansız bir nefret ve korku belirdi. Ufak olan daha silahına davranamadan tiz bir sesle ortalık tekrar çınladı ve Orc’un vucudu daha yere düşmeden ölmüştü. Troll’ler genelde daha aptal olduklarından olayı kavrayamamış yerde yatan cansız Orc’a bakarak anlamaya çalışıyordu. Iri Orc o sırada silahına davranmış ve birkaç büyülü söz mırıldanmaya başlamıştı bile. "Uus Sanct" ve ardından gelen parlama büyüye yabancı olmayan Absolut’a bu Orc’un üstünde güçlü bir zırh olmadığı ve kendine büyü ile zırh yaptığını anlamasına yetti. Orc şimdi çılgınca okun geldiği yöne doğru koşmaya başlamıştıki tiz ok sesi çevreyi 2. kez inletti. Bu Orc’un vucudu da yere değmeden ölmüştü. Absolut bu yaman savaşçının kim olduğunu görmek istiyordu ki o anda Troll’ün olayı kavradığını ve kendisine doğru geldiğini farketti. Bir anda ellerin tutan iplerin üçüncü bir ok darbesi ile koptuğunu farketti. Bu sırada troll yanıbaşına gelmiş ve çift taraflı baltasını havaya kaldırmıştı. Yana doğru ani bir atak yaparak ilk darbeden zorda olsa kurtulmayı başardı ve yeni ölmüş olan Orc’un cesediyle göz göze geldi. Dev gibi topuz hala Orc’un elinde duruyordu. İşte bu kullanmayı iyi bildiği bir silahtı hızla topuzu sağ eline aldı ve sol eliyle kendini yerden kaldırdı. Kalkanı yoktu ama artık Troll’le savaşacak haldeydi. İlk atağı Absolut yaptı ve darbesi tam yerine patladı Troll’ün sağ kolunun olması gereken yerde sadece kan ve yırtık kumaş vardı artık. Troll daha ne olduğunu anlayamadan Absolut ikinci darbesin yaptı ve Troll’ün kafasını ikiye ayırdı. Artık kurtarıcısı görme vakti gelmişti arkasını döndü ve çalıların arasında zorlukla seçilebilen, ok torbasındaki son ok yayda sonuna kadar gerilmiş genç bir Elf ile karşılaştı. Elf’lerin genelde insanlarla bir sorunu olmazdı onlar Orcların amansız avcıları ve ormanın koruyucularıydı ama genede tedbirsiz davranmak istemedi. Elf’e doğru ufak bir adım atarak gürzü kalbine yakın bir noktada tutup konuşmaya başladı. Konuşurken Elf’in ok başının parıltısından gözlerini alamıyordu. Genç Elf karşına biraz daha çıkmıştı ve artık onun genç değil gayet yetişkin bir Elf olduğunu anladı. Hayatını kurtardığı için teşekkür edecekken Elf bir anda hızlı adımlarla üzerine doğru atak yaptı. Elf biraz daha yakınlaştığı için Absolut’un güveni yerine gelmişti. Artık kozlar onun elindeydi çünkü sadece ok ve yayla savaşan Elflerin yakın savaşta zayıf olduklarını iyi biliyordu. Elf Absolut’un yanından geçerken o kadar sessizdi ki eğer arkası dönük olsa duymasına imkan yoktu. Elf cansız vücütlardan okları toplayıp ok çantasına yerleştirerek Absolut’a döndü ve hala teşekkür etmedin dedi. Bu ne küstahlıktı, şaşkınlıktan dona kalmıştı Absolut. Elf’lerin kompleksi olduğunu duymuştu hatta özellikle insanları aşağılarcasına konuşmaktan zevk aldıklarını da biliyordu ama bu kadarı bir anda fazla gelmişti. "Teşekkür edecek vakit mi bıraktın" dedi Absolut. Elf hafifce bir güldükten sonra arkasını dönerek yavaşca uzaklaşmaya başladı. Absolut bu hayatını kurtaran şımarık Elf’in daha adını bile soramamıştı. Yüksek sesle arkasında adınızı söylemeyecekmisiniz dedi. Elf’de bunu bekliyormuş gibi döndü ve teşekkür etmesini bilmeyenlere adımı söylemem dedi. Absolut bu çocukça oyunda sıkılmıştı. "Hayatımı kurtardığın için sağol" dedi. Elf bir anda kendisine madalya verilmiş edasıyla tekrar Absolut’a doğru yürümeye başladı, 2 adım kala durdu ve "Adım Afex’tir. Bu orman ve nicelerinin sahibi ve koruyucusu Ulu Elf Kralı Yenilmez Zantar’ın oğluyum" dedi. Absolut Zantar ismini defalarca duymuştu. Yaman bir savaşcı ve onurlu bir askerdi ama bu şımarık onun oğlu olabilir miydi? "Şimdi sen adını söyle insan" dedi. Absolut insan kelimesindeki aşağılamayı farketmiş ama umursamamıştı. "Benim adım Absolut. Hiçbir malım hele ormanım yok ama birgün herkes beni ve yaptıklarımı konuşacak." dedi. Elf elinde olmadan bu cevaba gülmeye başladı. Karşısındaki yaşıtı ne diyeceğini bilmemiş ve komik bir cevap vermişti, normalde insanlarla sadece ihtiyaç için konuşan Afex bu insandan hoşlanmıştı. Aralarında laf yarışı yaklaşık 2 saat daha sürdü ve ayrılırlerken ikiside birbirlerini bir ömür boyu koruyacak olduklarını bilmiyorlardı. O günden sonra sık sık ormanda buluşup savaş yeteneklerini geliştirdiler. Artık Absolut bir Elf gibi ok atabiliyor ve büyü yapabiliyordu. Afex ise yakın dövüş konusundaki gelişmesi sayesinde defalarca hayatta kalacaktı. Trinsic halkını ve şövalyelerini temsilen Lord Nar gelmişti. Lord insanlara karşı olan dürüstlüğü, içtenliği ve tabiki en önemlisi savaşlarda aldığı başarılarla tanınırdı. Zaten bu toplantıyı yapmayı da gene Lord ayarlamıştı. Bu ünvanın kendisine ne zaman verildiği kimse tarafından bilinmemekteydi, o her zaman Lord olarak vardı. Geçmişteki ülkeler savaşında oda Absolut ve Afex’le beraber birçok savaşa katılmış ve onların en yakın dövüş arkadaşlarından biri olmuştu. Lord her zaman dış görünüşe önem veren biriydi ve savaşa dahi altın zırhıyla giderdi. Kadınların ona olan düşkünlüğü sayesinde ününe ün katmıştı. Savaş meydanlarında her zaman en önde ve ilk atılanlardan olurdu. Lord’dan bahsedipte atından bahsetmemek olmazdı. Lordun atı büyücüler diyarı Magincia’da özel olarak yetiştirilmiş ve sadece az sayıdaki şövalyenin hakim olabileceği Nightmare denen bir türdü. At kendi başına bile birçok usta savaşçıyı birkaç saniyede yok edecek güç ve büyüye sahipti. Nar ile tanışması ise apayrı bir olaydı Absolut’un. Artık usta bir savaşçı olmuş, ünü tüm ülkede yayılmıştı Absolut’un. Bir gün şövalyelerin şehri Trinsic’te bir turnuva yapılacağı haberi gelmiştir kulağına ve oraya gidip gücünü göstermek istemektedir Absolut. 11 günlük yolculuktan sonra geldiği şehirde uyuyacak yer ararken yanına gelen dev gibi bir atın üstündeki şövalye kendisine Trinsic’te ne aradığını sormuştur. Şövalyenin kıyafetinden gözünü alamadığı için cevap vermesi birkaç saniye sürmüştü. "Sana, ne aradığını sordum" der şövalye tekrar. Absolut gereksiz heyecan ve bela aramadığı için düzgün bir dille neden buraya geldiğini ve yatacak yer aradığını bildirir. Şövalye baştan aşagı onu süzüp kocaman bir kahkaha atar ve "Bu halinle mi dövüşlere katılacaksın önce bir banyo yapta rakiplerin sana dokunmaya iğrenmesin." Bu olay hayatında ikinci kez oluyordu. İlkinde bir Elf tarafından aşağılanmış ve sonra çok yakın dost olmuşlardı ama şimdilik bu adam pek dostça davranmıyor aksine sorun istiyor gibiydi. Biraz bağırarak “Benim kirim yıkanınca geçer esas önemli olan zırhların altında saklanan pisliklerdir.” Dedi ve gene sinirinden manasızca konuştuğunu fark etti. Aynı anda çevresine 3 tane daha zırhlara bürünmüş genç şövalye geldi ve emir beklercesine adama baktılar. Adam durun dercesine elini kaldırdı ve atından kolayca indi. "Yabancı; hayatını bağışlarım ama bir şartla dedi." Oysa Absolut o ana kadar bu 4 savaşçıyı zorlanmadan yenebileceğinden emindi. Bu lafın üstüne kafasını biraz daha kaldırınca çevredeki surların üzerinde de kendine doğrultulmuş oklar olduğunu farketti. Yavaştan kalkanını vucuduna yaklaştırdı ve boştaki elini büyü kesesine sokarak gerekli bir kaç otu içinden savaşçılara farkettirmeden çıkardı. Başkanları olduğunu anladığı adama dönerek "Bayım tekrar söylüyorum sizinle kozumuzu yarın paylaşalım şu an yorgunum" dedi. Fakat o sırada askerlerden biri adama Lord Nar diye hitap edince dondu kaldı. Kendisinin namını duymuştu ve Lord’da bunu farketti. "Artık benim kim olduğumu biliyorsun sende kendini tanıt ki bizler de öğrenelim kimsin?" "Ben Britt kentinin WarLord’u Absolut’um" dedi ve üstündeki pis örtüyü bir yana atarak alttaki Order Kalkanını ve siyah Bloodrock’tan yapılma zırhını gözler önüne serdi. Kalçasınını tam yanından yere kadar uzanan savaş gürzünde normal olmayan bir parıltı vardı. Bu herkesin duyduğu ama bugüne kadar çok az insanın elde edebildiği büyülü bir gürz idi. Vurduğu rakibine ekstradan bir zarar verip aynı anda dokunduğu zırhıda kumaş gibi keserdi. Bir anda ortam rahatlamış ve yerini fısıltılar almıştı. Şaşkınlığı ilk atlatan Lord oldu ve koca bir kahkaha patlatı. Ardındanda "Az kalsın koca Absolut’la dövüşecekmişiz HAHAHA" bu kahkaha ortamı rahatlatmış ve Absolut otları tekrar yerine keselerine koymuştu. Lord kabalığını affetmesini ve bu hareketlerin nedeninin günlerdir şehirde birçok cinayet işleyen bir katil olduğundan kaynaklandığını söyledi. Yaklaşık bir hafta içinde 23 kişiyi öldürmüştü ve sadece öldürmekle kalmayıp bazı yerlerinide yemişti. Lord daha sonra Absolut’u kendi yerine çağırdı ve af ettirmek için yemeği onunla yemesini istedi. Sofra belkide bügüne kadar hazırlanan en güzel yemeklerle doluydu. Masanın etrafında ise gene birbirinden güzel kızların bazıları servis yapıyor bazıları ise erotik figürlerle dans ediyorlardı. Fakat Absolut’un şu an Britt’te kalan eşi Lady Ashley dışında kimseyi düşünecek hali yoktu, hem zaten bir Lord evliyse nasıl başka bir kadına bakabilirdi ki. Gece Lord ve Absolut uzun uzun konuştular sabaha karşı herkes artık uykularının en derin yerlerinde iken Absolut bir anda içinde bir ürperti hissetti. Bu yakınlarda bir yerde çok güçlü bir büyünün yapıldığını gösteriyordu. Birden oturduğu yerden kalkarak kalkanı ve gürzünü eline aldı. Lord bunun ilk anda ne anlama geldiğini anlamadı fakat daha sonra bahçedeki silüeti farkedince oda silahını ve kalkanını eline aldı. Birbirlerini kollayarak kapıdan dışarı yavaşta ve sessizce çıktılar. Absolut gene elini keseye götürdü ve 2 farklı otu çıkarak büyülü birkaç kelime söyledi. Ortalık bir anda gündüz olmuşcasına aydınlandı ve tam karşılarına elinde dev gibi bir kılıç olan bir Titan belirdi. Bu yaratıklar ufak savaşçı gruplarını tek başlarına yok etmeleriyle tanınırlardı. Ve bunlar yetmezmiş gibi bir haylide çok büyü bilirlerdi. Absolut artık refleks halini almış elini keseye sokarak en güçlü büyüleri için az kalan otundan çıkardı. Lord ve kendisine hızlıca zırhın gücünü arttıran bir büyü yaptıktan sonra yaratığın önüne alevden bir duvar çıkardı. Lord’da bu sırada boş durmuyor ve daha az olan büyü bilgisi ile yaratığın üstüne yıldırımlarını yağdırıyordu. Titan alev duvarını yararak geçti ve Absolut’a insanın kanını hayatına malolucak birkaç saniyeliğine donduran bir büyü yolladı. Absolut büyünün çok az kısmından etkilendi fakat genede refleklerini yavaşlatmayı başarmıştı Titan’ın büyüsü. Tam titan Absolut’a doğru bir hamle yapacakken Lord araya girdi ve kılıçını Titanların en zayıf yeri olan dizine acımasızca indirdi. Fakat Titan aldığı darbeye rağmen bir anda Lordun üstüne sıçradı ve ikisi birden yerde yuvarlanmaya başlarlar. Bir Titan’la yakın dövüşün ölüm anlamına geldiğin herkes bilirdi fakat Lord Titan’a karşı inanılmaz şekilde direniyordu. Bu sırada Absolut kendine gelmiş ve çoktan kendisine yapılan büyüden Titan’a bir tane yollamıştı. Bir anda hareketsiz kalan Titan’ın altından kaçmak bile Lord için zor oldu. İkiside hemen silahlarına sarıldı ve son saldırısını yapmaya hazırlanan yaratığın karşısına dikildiler. Titan büyü yapmasına gerekecek otu bittiğinden olsa artık büyü falan yapmıyordu. İki tarafta derin bir nefes aldı ve ilk darbeyi vuran Titan oldu. Darbesi Absolut’un zırhında gökgürültüsü gibi yankılandı ama zarar veremedi. Lord, Titan’ın bu darbe sonrası anlık beklemesini affetmedi ve uzun kılıçını yaratığın kalbinin tam üstüne sapladı. Yaratık daha ne olduğunu anlayamadan Absolut ters bir manevra ile gürzünü hayvanın kanlar akan dizine bütün gücüyle indirdi ve dizini bacağından ayırdı. Titan yerde cansız yatıyordu ve bu iki savaşcı ilk beraber girdikleri dövüşü çok başarılı bir şekilde kazanmışlardı. İkisinin Büyücü bir Titan’ı yenmeleri uzun yıllar anlatılacak bir hikaye ve dostluğu doğurmuştu.

Sir Absolut

Devamı Pek Yakında...

[email protected]



Hosted by www.Geocities.ws

1