SÖYLENTİ / ERSKINE CALDWELL
Sam Billings'i kasabanın yeni hazinedarı yapmak önerisi ilk George Williams'ın aklına gelmişti. Geleneksel kasaba toplantısında bu öneriyi ortaya getirdiğinde coşkun bir tezahürat fırtınası kopmuş, Androscoggin'in tarihinde ilk defa oy birliğiye bir seçim yapılmıştı. Kasabalılar, neden daha önce nasıl olup da hiç kimsenin Sam Billings'i hazinedar yapmayı akıl etmediğini düşünüyordu.
Sam'in hazinedarlığa seçilmesi kasabalıları çok memnun etti. Sam, hem başarılı bir işadamıydı hem de dürüst bir insan. Bundan başka, sahibi bulunduğu Androscoggin Gölü'nün kıyısındaki yazlık otel, kasabanın verdiği vergilerin yüzde onunu tek başına karşılamaktaydı. Üstelik bu otelde mevsimlik olarak seksen-doksan kasabalıya da iş vermekteydi. Sam'in seçilmesinden sonra kasabalılar, yirmi yıldır bu hazinedarlık işini, Sam gibi namuslu ve dürüst biri varken neden üç kağıtçı ve dolandırıcılara verdiklerini düşünmeye başladılar. Sam'den önceki hazinedar, kasabanın 1800 dolarının hesabını bir türlü verememişti. Ondan önceki ise hesapları öyle karıştırmıştı ki işi düzeltmek için tutulan muhasebeciye ikiyüzelli dolar ödemek zorunda kalmışlardı.
Seçimde oy kullanan kasabalılardan Clyde Ballard, toplantının bitiminden sonra kendisiyle konuşmak üzere George'u bir kenara çekti. Clyde'ın köyde bir bakkal dükkanı vardı.
Clyde, George'a "Kasabaya büyük bir iyilik yaptın" dedi. "Sam kasabanın hazinedarı olmaya en layık adam. Daha önce nasıl aklımıza gelmedi, şaşıyorum. Senin aklına nereden geldi?"
"Önümüzdeki belediye seçimlerinde kendisini meclis üyesi göstereceğim."
Clyde kaygıyla sordu: "George, bir meclis üyesi olarak ben iyi miyim? Ne dersin?"
"Doğrusu iyisin de diyemem kötüsün de. Bu konuda karar vermedim henüz. Hemşehrilerimin evimden kasabaya giden bir yol açıp açmayacaklarına bakacağım. Bu günlerde bir otomobil almak isteyebilirim ve alırsam şayet, kasabaya inebilmek için adam gibi bir yola ihtiyacım olacak."
Clyde, George'a hak verircesine başını salladı. Dediklerine göre George, belediye meclisi üyelerinin, sözünü ettiği yol hakkında fen encümenini sıkıştırmaları gerektiğini söylüyordu. George ile el sıkışıp köyüne doğru yola koyuldu.
Yazlık otel, sezonu Eylül'ün ilk haftasında kapattı. Ancak Sam oteli, hafta sonları golf oynamaya gelenler için Ekim'in başına kadar açık tuttu. Daha sonraysa pencere ve kapıları tahta çakıp kapattı ve sezonun yorgunluğunu çıkarmak üzere dinlenmeye çekildi. O yaz ne kadar kazandığını ise ancak üç hafta sonra hesaplamaya başlayabildi. Temmuz ve Ağustos çok bereketli geçmiş, hesap yapmaya imkan bulamamıştı.
O sonbahar, 20-30 yıldan beri ilk defa, hazinedar ve kasabanın parası konusunda tüm kasabalının gönlü rahattı. Sam Billings dürüst bir adam olarak tanınıyor, iyi bir işadamı olması sebebiyle de defterleri doğru tutacağına inanılıyordu. Kasabalının topladığı bütün para Sam'e emanet edildi. Yeni hazinedarın şikayet edilebilecek hiç bir kusuru yoktu.
Yeni hazinedarla ilgili ilk olumsuz sesler, Ocak ayının ilk haftasında, o kışın ilk karı yağıp üç gün yerde kaldığında işitilmeye başlandı. Kasabada dolaşan bir söylentiye göre Sam, Florida'ya kaçmıştı.
George Williams haberi duyduğu günün akşamında atına binip köye gitti. Telefonla konuşurken araya giren iki kişinin Sam ile ilgili konuşmalarını tesadüfen duymasaydı bir haftadan önce kasabaya ineceği yoktu.
Atını telaş içinde köye sürdü ve doğruca Clyde'ın dükkanına girdi. Dükkandakiler Sam'den bahsetmekteydi.
Clyde sordu: "Olanları duydun mu, George?"
"Duydum, duydum. Tanrı'nın yarattığı en büyük dolandırıcı Sam Billings'miş meğer."
Sobanın arkasında oturan adamlardan biri söze karıştı: "Sen, Sam'in en büyük destekçilerinden biriymişsin diye duydum. Meclis üyesi adayın hakkında böyle şeyler söylememelisin, George."
Clyde ellerini ısıtmak için sobanın yanına gelip bir sigara yaktı. Sobanın yanındaki diğer adamlara göz ucuyla bakarak "George," dedi. "Bana Sam'i, belediye meclisi için aday göstereceğini söylemiştin ama adam at hırsızı olmaya daha layıkmış."
Dükkandakiler hep birden bağırmaya ve dizlerine vurmaya başladılar. George'un bir şeyler söylemesini bekliyorlardı.
George ciddi bir tavırla söze girdi: "Sam'in namuslu, dürüst bir insan olduğuna yemin edebilirdim. Ama böyle yapacağını, cebinde kasabanın parasıyla Florida'ya kaçacağını aklımın köşesinden geçirmemiştim. Gelecek seçimlerde, kasabanın parasını benim ihtiyar, siyah ineğin boynuna bağlamayı teklif edeceğim. Arka iki ayağı üzerinde yürüyen bir hayvana dünyada inanmam artık."
Clyde araya girdi: "George, bilmediğin bir şey daha var. Dayanabilecek misin; söyleyeyim mi?"
George daha iyi duyabilmek için ayağa kalktı. "Daha başka ne yapmış ki?"
"Jenny Russell'ı da yanında götürmüş. Jenny'yi tanıyorsun herhalde; Arthur Russell'ın büyük kızı. Kim bilir şimdi Sam onunla Florida'da nasıl eğleniyordur? Gençliğimde kimsenin benim kadar eğlenmemiş olduğunu düşünürdüm ama Sam bu yaptığıyla bana fark attı."
George tekrar yerine oturdu. Purosuna tütün doldurup bir kibrit çaktı.
"Demek yanında bir de kadın götürmüş. İnsanlar kendilerine ait olmayan paralarla kaçarken genellikle işte böyle yaparlar. Bu ikisi hep yanyanadır: Çalıntı para ve kadınlar."
George küçümseyici bir tavırla homurdanıp elindeki ateşi piponun kafasına daldırdı. Bir zamanlar Jenny Russell'a göz koyduğu günleri hatırladı.
Clyde tezgahın arkasından lafa karıştı: "Dediklerine göre Sam, sigortadan para alabilmek için kendi otelini kundaklayacakmış. Eğer böyle bir şey yaparsa vah halimize. Ne yolları onarmaya ne de okulları açık tutmaya yetecek kadar vergi toplayabiliriz."
Bir-iki dakika boyunca kimse konuşmadı. George, sobanın etrafında oturan adamlara tek tek göz geçiriyordu. Vergilerin yükseltilme ihtimali herkesin canını sıkmıştı.
Clyde tekrar sobanın başına gelip ellerini ısıtmaya koyuldu.
"Karım birilerinden bir şeyler duymuş" diye konuşmaya başladı. Dükkanda bulunanlar Clyde'ın söyleyeceklerini daha iyi duyabilmek için öne eğildiler. "Dediklerine göre Sam, geçen yaz, otelinde kalan zengin bir New Yorklu müşterisini öldürmüş. Mutlaka parasını almak için yapmıştır. Onu durdurabilecek bir şey yok gibi gözüküyor."
George sesinde tiksinti dolu bir ifadeyle "Ben zaten hep, Sam'in bu kasabanın tarihindeki en alçak adam olduğunu söylemişimdir" dedi. "Sam'i en son gördüğümde kendi kendime, ne demeye kasabanın parasını bu herife emanet ettiğimizi düşündüm. Görülüyor ki böyle düşünmekte haklıymışım. Onu yakalamalı ve ömür billah çıkamayacağı bir kodese tıktırmalıyız."
Clyde "Onun gibileri yakalamak kolay iş değildir" dedi. "Sam gibiler planlarını aylar önceden, en ince ayrıntıları hesaplayarak yaparlar. Allah bilir, şimdi her neredeyse, halimize kahkalarla gülüyordur."
George "Federal hükümetin adamları böylelerini nasıl enseleyeceklerini bilirler" dedi. "Peşine düştükleri takdirde onu mutlaka bulurlar. Fakat Sam için kendilerini sıkıntıya sokacaklarını sanmıyorum. Ama onu en azından eyalet hapisanesine tıktırabiliriz."
Sobanın etrafındaki adamlar George'u onayladılar. Sam'i ellerine geçirdikleri takdirde yasaların elverdiği en ağır cezayı almaları için uğraşacaklarını söylediler.
Bir kaç gün sonra George, yolda karşılaştığı bir belediye meclisi üyesine Sam'i sordu. George'un eylem planı, Florida polisinin Sam'in yerini saptaması ve kasaba şerifinin bir yardımcısını gönderip kaçağı geri getirmesi temeline dayanıyordu. Meclis üyesi ise, Arthur Russell'ın, Federal Hükümet'e başvurup Sam Billings'in kızı Jenny'yi kaçırdığını bildirmesini savunuyordu. Böyle yaparlarsa kasabalının cebinden beş kuruş para harcanması da gerekmeyecekti.
George, Sam'i geri getirecek her plana destek vermeye hazırdı.
O kışın ilerleyen günlerinde birisi George'a Sam'in Jenny ile birlikte Küba'ya kaçtığını söyledi. Tüm kasabanın bu haberi duymasından sonra artık hiç kimse Sam'den söz etmez oldu. Adam kasabanın tüm parasını alıp kaçmıştı. Yapılabilecek hiç bir şey yoktu.
George, Clyde ile dükkanında konuşuyordu. "Sam denilen o alçağa ben zaten hiç güvenmemiştim" dedi Clyde'a. "Otelinden tonla para kazandığı yetmiyormuş gibi bir de kasabanın parasını yürüttü. Arthur Russell'ın yerinde ben olsaydım Federal Hükümet'e gider, o alçağın kızımı kaçırdığını ihbar ederdim. Jenny benim kızım olsaydı ve Sam onu alıp Florida'ya götürseydi, onu öyle çabuk tutuklattırırdım ki feleğini şaşırırdı."
Clyde "Ona kasabanın tüm parasını emanet etmemiz büyük bir aptallıktı" dedi. "Kaybımızı telafi etmek en azından on yılımızı alacak. Aşağı yukarı bin dolarımızı götürdü alçak."
"Sen de ona oy veren aptallardan biriydin Clyde. Eskiden oyunuzu daha dikkatli kullanırdınız."
Clyde altta kalmadı:"Yanlış hatırlamıyorsam, onu aday gösteren sendin George."
George dışarı çıkıp atını çözdü. Clyde'a yanıt vermeden evine gitmek üzere yola koyuldu.
O kış boyunca bir daha Sam'e dair yeni bir haber duyulmadı. Kasabanın ödenecek borçlarının vadesi henüz gelmemişti. Bu yüzden kasabanın sıkıntılı günleri daha başlamamıştı.
İlkbaharın ilk günlerinde, yani Sam'in, gelip otelinde yeni sezon hazırlıkları yapmaya başladığı zamanlarda herkes Sam'in kasabaya geldiğini söylemeye başladı. Bir sabah kendisini maragoz ve amele tutarken görmüşlerdi. Sam, her zaman aynı günlerde gelip otelinin bakım-onarımını yaptırırdı.
Jenny Russell da dönmüştü. Bir gün içinde kasabada bunları duymayan bir Allah'ın kulu kalmamıştı.
Pazartesi sabahı otelin çevresinde 20 işçi yeni sezon için gereken tamirata başlamıştı. Kapı ve pencerelere çakılan kalasları söktüler; otelin göle bakan tarafına yeni bir kayıkhane inşa ettiler. Kasabadaki tüm işsizler otelin onarım işlerinde çalışmaya başladılar. Sam gerçekten de iyi bir patrondu. Çalıştırdığı adamlara hem iyi para verir hem de bu parayı geciktirmeden, her Cumartesi akşamında muntazaman öderdi.
Sam, her baharda yaptığı gibi o baharda da işine dönmüştü. Kimse ona, o kış alehinde konuşulanlardan söz etmedi. George ve Clyde ile birlikte tüm kasabalının kendisine yöneltmiş olduğu suçlamaları da öğrenemedi.
George, Sam'in döndüğünü öğrenince Clyde'ın dükkanına gitti.
Clyde'a "Sanırım kasabanın parası şu anda en emin yerde" dedi. "Sam geri döndü. Jenny de gelmiş."
Clyde "Duyduğuma göre Sam geçen sonbahar, Florida'da büyük bir otel almış" dedi. "Jenny'yi yanında, otelin içine çeki-düzen vermesi için götürmüş. Jenny Russell iyi bir elemandır. Sam ondan daha iyisini bulamayacağını biliyor olmalı. Buradaki oteli de derli toplu tutan Jenny'dir."
"Jenny gerçekten de işini iyi bilen bir otel müdiresidir" dedi George. "Bir zamanlar ben de Jenny'yi benim eve çeki-düzen vermesi için tutmayı ve hatta bir gün kendisine evlenme teklif etmeyi düşünmüştüm. Diğer taraftan Sam Billings de, ihtiyaç duyduğu nitelikteki elemanı nereden bulacağını gayet iyi bilen, başarılı bir işadamdır."
Clyde "Kasabanın parası için endişelenmeye hiç gerek yok" dedi. "Sam güvenilir bir insandır."
"Elbette; şu yeryüzünde Sam'den daha namuslu daha dürüst bir insan bulamazsın. Sam'i ben çok eskiden beri tanırım. Kasabanın parası onun elinde, bende olabileceği kadar emniyettedir.Sam çok dürüst bir insandır, Clyde; çok dürüst."