KONSERVE ASLAN AVI
Levent Göktem Afrika'daki bir 'hayvan trajedisini' araştırdı ve yazdı:
Zenginin eğlencesi, Afrika'da çitlerle korunmuş bir bölgede aslan avlamak...
Buna, konserve aslan avı deniyor. Çünkü av, etrafı çitlerle çevrili çok
küçük bir alanda gerçekleştiriliyor
Ona “Ormanların Kralı” dedik. Gücün ve egemenliğin
simgesi yaptık. Pençesinin altına küreler koyup cümle aleme, “Bu dünyanın
hükümdarı benim” demeye çalıştık. Oysa o, ne ormanların kralıydı, ne de
gücün ve egemenliğin simgesine dönüştürülmek istiyordu. Gerçek kral, hiç
kuşkusuz fildi. Ama fil; güç, kudret,egemenlik kavramlarını yansıtacak karizmatik
fizikten çok uzaktı. Hortum yeleye mağlup oldu. Kedigillerin en büyük ikinci
üyesi olan aslan, şimdi bu zoraki krallığın acısını çekiyor.
Afrika’da bazı ülkelerde değişik bir aslan avı yapılıyor. Aslanlar, özel
olarak av için yetiştiriliyor. Daha sonra, aslan avlamak için gelen zengin
batılı veya Japon turistlerin önüne çıkarılıyor. Aslanların kaçmalarını
engellemek için etrafı elektrikli çitlerle çevrili bir alanda düzenlenen
av, aslında sadece orta yerde duran, kimi zaman ilaçla yarı uyuşuk bir vaziyetteki
savunmasız bir hayvana ateş etmekten ibaret. İnsanlar bunun için 30 bin
dolara varan paralar ödüyor. Yapılan iş aslında yasadışı. Ama para büyük
olunca hükümetler, “konserve aslan avı” olarak adlandırılan bu zulme açıkça
göz yumuyor. Ve sıkı durun. Bu işin içinde ünlü isimler de var. Bunların
en ünlüsü George Bush. Şimdiki başkanın babası olan, eski başkan Bush. Bu
konuya daha sonra değineceğiz. Önce, Afrika’da aslan avının yasaklanması
için çalışmalar yapan bir örgütün adının açıklanmasını istemeyen bir üyesi
ile yaptığımız söyleşiyi aktaralım. Aslan avı ticareti yapanlardan gelen
ölüm tehditleri nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen bu kişi, e-posta
ile gönderdiğimiz soruları yanıtladı.
Konserve aslan avı nedir?
Konserve aslan avı terimi, ilk defa bir İngiliz TV programında kullanıldı.
“The Cook Report” adlı bu program, Afrika’da sürdürülen bu avı kamuoyunun
gözleri önüne serdi. Temel olarak konserve aslan avı, etrafı çitlerle çevrili
çok küçük bir alanda gerçekleştiriliyor. Avlanan hayvanın kaçması kesinlikle
söz konusu değil. Burada avlanan hayvanların büyük kısmı insanlarca beslenip
büyütülüyor. Bu nedenle de insanlardan çekinmiyor ve kaçıp kurtulmayı denemiyor
bile. Hayvan daha saldırgan bir karakterdeyse o zaman da ilaçla uyuşturuluyor.
Konserve aslan avı, devasa güvenlik çitleriyle korunan ve çoğunlukla
beyazların sahip olduğu özel av çiftliklerinde yapılıyor.
Bu korkunç uygulamanın bir de öncesi var. Soyu tehlikede olan türler
arasına yeni katılan aslanlar, av alanına çıkarılmadan önce çok kötü koşullar
altında tutuluyor. Ölene kadar çok zalimce davranışlara maruz kalıyor.
Küçücük kafeslerde düzinelerce aslan, kelimenin tam anlamıyla balık istifi
gibi yaşıyor.
Yavrular, annelerinden çok küçükken ayrılıyor. Ayrı kafeslerde insan
eliyle besleniyor. Annelerle yavruların tutulduğu kafesler birbirlerine
çok yakın yerlerde bulunuyor. birbirlerini gören ve yan yana gelmek isteyen
annelerle yavruların demir telleri dişleri ile çiğneyip kopartmaya çalıştıkları
sıklıkla görülüyor.
Bu iş yasal mı?
Gerçek sorun da burada. Kesinlikle yasal değil. Fakat, DEAT (Güney Afrika
Yaban Hayatı ve Turizm Bakanlığı yapılan bu zulme göz yumuyor. Dışarıdan
bakılınca, konserve aslan avına karşıymış gibi görünüyorlar. Ancak bunu
durdurmak için hiçbir şey yapmıyorlar. Hatta genel kanıya göre, bu işi yapanlardan
rüşvet aldıkları bile söyleniyor.
Konserve aslan avının en çok yapıldığı ülkeler hangisi?
En çok Güney Afrika’da yapılıyor. Güney Afrikalılarca Namibya’da da yapıldığını
söyleyebilirim. Doğu Afrika’ya da yayılmasından endişe ediyoruz. Güney
Afrika’da moda olan ne varsa eninde sonunda Doğu Afrika’ya sıçrıyor çünkü.
Avcılar nereden geliyor?
Çoğunlukla İngiliz ve Amerikalı. Japonlarla yerel avcılar da bu işin
içindeler.
Av için ne kadar ücret ödeniyor?
10 bin dolar ile 30 bin dolar arasında ücretler ödendiği söyleniyor.
Konserve av işiyle uğraşan kaç tane çiftlik var? Sayı verebilir misiniz?
Bu konuda kimsenin net bir bilgisi olduğunu sanmıyorum. Ancak bir hayli
çiftlik olduğunu söyleyebilirim.
Konserve aslan avlarında beyaz aslanlar da hedef oluyor mu?
Beyaz aslanlar özellikle hedef seçiliyor. Bunun tek nedeni, çok nadir
bir tür olmaları. Sadece avlanarak öldürülmek için beyaz aslan beslendiğine
şahit olduk.
Aslandan başka hayvanlar da konserve avlarda hedef oluyor mu?
Zor bir soru. Öncelikle konserve avdan ne anladığımızı netleştirmek gerek.
Ancak fil, bufalo ve her tür antilop benzer şekillerde avlanıyor. Hatta
ulusal koruma parklarının etrafındaki çitlerin kasten yıkılarak içerideki
fillerin komşu av parklarına sokulduklarını bile gördük. İş bu boyutlarda.
Muhalefet yok mu hiç?
Büyük bir muhalefet var. Hem Güney Afrika basını, hem de İngiliz basını
bu konuda çok destek verdi. Ancak, bu kesimlerde çıkan haberlerin önemli
bir kısmı sadece bir çiftliği ya da kişiyi ele alıyor. Konserve aslan avının
bir daha yapılmayacağına dair sözler veriliyor ve olayın üzerinden kısa
bir zaman geçince avlar yeniden ve yetkililerin gözleri önünde yapılmaya
başlıyor. Tabii bu arada hedef alınmayan av çiftlikleri de eskisi gibi faaliyetlerini
sürdürüyor.
Bu adamlara karşı bir şeyler yapmaya çalışanların ise canları tehlikede.
Sürekli olarak ölüm tehditleri alıyorlar. Sorun artık sadece aslanları
ilgilendiren bir sorun olmaktan çıkıp daha da önemli bir boyut kazandı.
O nedenle ben de adımın gizlenmesini istemek durumunda kaldım.
Sorularımızı cevapladığınız için teşekkür ederiz.
***
Bu konuda yaptığım araştırmalar sırasında ilginç
bir haberle karşılaştım. Guardian gazetesinin Güney Afrika muhabiri Chris
McGreal imzasını taşıyan haber, eski ABD Başkanı George Bush’un ve General
Norman Schwarzkopf’un aslan avı ile ilgisini gözler önüne seriyor. Aşağıda
haberin bir özetini bulacaksınız.
Eski ABD başkanı George Bush ile Körfez Savaşı’nda sağ kolu General Norman
Schwarzkopf, Botswana hükümetine baskı yapıyor. İstedikleri, aslan avının
serbest bırakılması.
Bush, kendisini dünyanın en büyük avcılık örgütü olarak ve yaptıkları
işten hoşlanmayanları hayvan hakları militanları olarak tanımlayan Safari
Club International’ın (SCI) seçkin üyelerinden biri. Bush, safarilerde aslanların
avlanmasını yasaklayan Botswana hükümetine bir mektup yazarak bu yasağın
kaldırılmasını istedi.
Bush'un başkan yardımcılığını yapan Dan Quayle de mektuba imza atanlar
arasında yer alıyor. O ve Schwarzkopf birlikte 2000’de Botswana’ya safariye
bile gittiler. Ancak bu safaride aslan avlayıp avlamadıkları bilinmiyor.
Zengin Amerikalılar, Avrupalılar ve Japonlar Botswana’da aslan avlamak
için 30 bin dolar civarında para ödüyor. Hükümet daha önceleri yılda 50
aslan avlanmasına izin veriyordu. Ama 2001’de aslan avına yasak getirildi.
Bunun nedeni, Amerikalı avcıların evlerindeki duvarlarda daha güzel durması
için sürekli olarak yetişkin, büyük yeleli erkek aslanları vurmalarıydı.
Bu da aslan nüfusunda kaygı verici bir dengesizlik oluşmasına yol açtı.
Sürü halinde yaşayan aslanların lideri olan büyük erkek aslanlar öldürülünce,
sürüdeki genç erkekler sürüyü terk etmiyor. Normal koşullarda erkek aslanlar,
büyüyen yavru erkekleri sürüden atarlar. Oysa erkek aslanın yokluğunda
genç erkeklerin sürüden ayrılmalarını sağlayacak bir unsur kalmıyor. Durum
böyle olunca da kendi kız kardeşleri ve anneleri çiftleşiyorlar ve bu da
genetik açıdan sağlıksız nesiller oluşmasına neden oluyor.
Botswana hükümetinin yasağından sonra cüzdanı kabarık avcılar artık büyük
yeleli erkek aslan bulmakta öyle sıkıntı çekiyorlar ki ABD’de aslan kafalarına
peruk yeleler yapan firmalar bile türedi. Bu firmalar, genç erkek ya da
dişi aslanların kafalarına, duvarlara asılmadan önce heybetli sahte yeleler
yapıyor.
Kralın Soyu Yok Olmak Üzere
Afrika’daki aslan nüfusu hakkında kesin bir rakam yok. Ama çevre koruma
örgütleri ve hükümetlerin üzerinde anlaştıkları bir nokta ürkütücü bir gerçeği
ortaya koyuyor. Son 10 senede aslan nüfusu 50 binden 15 bine düştü. Hayatta
kalan aslan sürüleri ise güney ve doğu Afrika’da 4 grup halinde yaşıyor.
Botswana’daki yasağa rağmen Güney Afrika, konserve aslan avı hizmeti
sunuyor. Hiçbir şekilde kaçma şansı olmayan aslanlar, çevresi çitlerle çevrili
alanlarda öldürülüyor. Bu avlar sırasında gizlice çekilmiş bir filmde, bir
anne aslanın yavrularının yanından uzaklaştırılarak birkaç metre ötede vurulduğu
görülüyor. Aslanın kanı, yavrularını beslediği sütle birlikte toprağa karışıyor.
Bazı durumlarda avcıların son derece acemi oldukları ve bir tek aslanı öldürmek
için 10’dan fazla sayıda kurşun sıkmak zorunda kaldıkları gözleniyor.
Kimi zaman bu avlar, turistlerin koruma merkezleri sandığı yerlerde
düzenleniyor. Parklar, “Biz burada aslan yetiştirip onların soylarının
devamını sağlıyoruz” deseler de, tepelerin arkasındaki alanlarda avcılar,
aslanları gözlerini kırpmadan öldürüyor.
Türkiye’nin Kedileri
Anadolu bir zamanlar aslan, kaplan, çita ve leoparın birlikte yaşadığı
bir diyardı. Bugün bu kedilerden sadece leoparın daha yaygın adıyla Anadolu
parsının varlığı biliniyor. En az bir, en fazla iki leopar Karadeniz’de
bir yerlerde yaşıyor. Bu, Cemal Gülas tarafından kanıtlandı. Ancak, yaşadıkları
yeri, hayvanların güvenliği açısından gizli tutmak en doğrusu.
Son aslanın 1890’da, son kaplanın ise 1973’te öldürülmüş olduğu tahmin
ediliyor. Çitaların da 19.yy’ın sonlarında neslinin tükendiği sanılıyor.
Her türlü hayvanı canavar ilan edip öldürmek gibi kötü bir alışkanlığımız
var. Sadece kediler değil, toy kuşları, telli turnalar, kelaynaklar, su
samurları, Türkiye'ye özgü birçok bitki ve hayvan türü de ya yok oldu, ya
da yok olmanın eşiğinde. Sadece bu tür hayvanları değil, ekmeğimiz olanları
bile yok ediyoruz. İşte bir yıl öncesinden bir haber:
“Nesli Tükenen Balıklar Müzelik Oldu"
Karadeniz'in sularına has olan, bilinçsiz avlanma ve deniz kirliliği
sebebiyle nesli tükenen balıklar için Samsun Tarım İl Müdürlüğü Su Ürünleri
Şubesi tarafından Balık Müzesi oluşturuldu. Yıllar önce Karadeniz sularından
çıkıp sofraları süsleyen ve lezzetine doyulmayan balıklar, Samsun Tarım
İl Müdürlüğü'ne bağlı Su Ürünleri Şubesi tarafından tanzim edilen Balık
Müzesi'nde cam fanusların içinde yerini aldı. Her türlü balığa ev sahipliği
yapan ve balıkçılık denilince, ilk akla gelen Karadeniz'de nesli tükenen
mersin, yılan, pisi, iskine ve karagöz gibi balıklar müzede yerini alırken,
Karadeniz'e özgü 40 çeşit balığın sergilendiği müzeyi ziyâret eden vatandaşlar,
şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar.”
***
Her yok oluş, bir kıyamettir. En sonunda kendi ipimizi
çekecek ve dünyamızı yok edeceğiz. O, son kıyamet olacak.
Levent Göktem
17/07/2003 11:31