| Sixteen Horsepower Denver’dan çıkmış,
çoğunlukla ‘Apalaş Gotik’ diye bilinen -ki onlara etiket yapıştırmak
yapılacak en boş iştir- karanlık ve düşündürücü müzik yapan bir grup.
Kullandıkları enstrümanlar (banço, çello, akordeon) genellikle bir rock
grubunu çağrıştırmıyor ama kuşkusuz bu bir rock grubu. Günümüz müziğinin
tüm yanlış imajını düşününce, David Eugene Edwards’ın İncil, cehennem ve
Tanrı korkusu dolu şarkı sözlerinin dürüstlüğü konusunda kuşkularım var.
Bununla beraber onunla geçmişi ve şarkılarının yeni bir sürümü olarak
nitelendirilebilecek olan ‘Low Estate’ hakkında konuştuktan sonra
sanırım fikrimi değiştirdiğimi düşüneceksiniz.
Express:
Sizin müzik ve şarkı sözü stiliniz şimdiye kadar dinlediklerimden
tümüyle farklı. Böyle bir müzik yapmak ve şarkı sözü yazmak için
nelerden ilham aldınız?
David Eugene Edwards: Çaldığım müzik
sevdiğim dinlediğim ve birlikte büyüdüğüm müziktir. Şarkı sözleri de
aynen...
EX: Bunu söyleşiyi okuyacak birçok
kişi söz ettiğiniz tür müziği bilmiyor. En çok dinlediğiniz gruplar
kimler?
DE: Çoğunluğu, hayatımın ilk on-on iki
yılında dinlediğim kilise müziğidir. Büyükbabam ilahileri, kilise orgu
veya piyano çalan kadını yönetirdi ve tüm dinlediğim müzik buydu, bir de
onun Johnny Cash plağı vardı. Devamlı onu dinlerdim; zaten başka plağı
da yoktu. Sonra… biz daha liberal olan başka bir kiliseye gitmeye
başladık. Radyo ve Bob Dylan , Woody Guthrie ve Larry Norman adından
Hıristiyan müziği yapan bir adamı dinlemeye başladım. Böylece
köklerimize inen bir müzik türünün içine girmiş oldum. Büyükbabam ve
büyükannemden Bill Monroe ve ona benzer müzikleri öğrendim. Sonra punk
rockı duyar duymaz onu dinlemeye başladım, yıllardır da o şekilde
çalarım. Yine de aynı zamanda Bob Dylan , Woodie Guthrie ve Leadbelly
dinlerim. Sonuçta beni bulunduğum noktaya getiren, bütün bu müzik
cinslerinin harmanladığı bir çeşit evrimdir. Şarkı sözleri de aynen.
EX: Şarkı sözlerinizde dini etkiler
görülüyor. Bu nereden geliyor?
DE:
Günlük yaşamdan geliyor. Doğru şeyi yapma çabamdan, kendi isteklerimi
Tanrınınkilere teslim etmekten, bunu kendi isteğimle başarabileceğime
inanmadığım için, iyi bir insan olmaya çalışmamamdan ve Tanrının beni
kendi istediği gibi bir insan yapacağına dair inancımdan ve güvenimden
geliyor. Sonuçta bu uğraşlarım hakkında şarkı söylüyorum. Benim
çevremdeki, küçük çocuklardan yaşlı adamlara insanların çevresindeki her
şey için şarkı yazıyorum. Herkeste ortak olan şeyler hakkında şarkı
söylüyorum.
EX: Low Estate’deki birkaç parça
hakkında sorularım var. ‘For Heaven’s Sake’ mesela. O şarkıda neler
oluyor?
DE: Aslında biraz kendi içinde
açıklayıcı bir şey. Söylemek istediğim iyi ve doğru bir şey yapmaktan
dolayı acı çekmek kötü bir şey yapmaktan dolayı acı çekmekten çok daha
iyi. Yani eğer birini öldürdüğünüz için hapse girerseniz… İyi bir şey
yaptığımda hapse girmeyi tercih ederim… İyi bir şey yaptığınız için acı
çekmek kötü bir şey için acı çekmekten çok daha iyi bir acı yolu. Yani
acı çekeceksiniz, herkes çeker, ve iyi bir nedenle acı çekmek daha
iyidir. Şarkıda temel olarak bunu anlattım.
EX: ‘Ditch Digger’ ilk dinlediğimde
neşeli ve mutlu bir şarkı gibi gelmişti. Öyle mi?
DE:
Evet öyleydi. Karım hakkındaydı. Ben onun mezarını kazmakla ilgili bir
şey söylemiyordum, daha çok aramızda geçen sembolik bir şeyler
hakkındaydı. Bizim için ruhani değil de açık bir ilişki olsun diyeydi.
İlişki için uğraş vermekle ilgiliydi. On iki yıldır evliyiz ve iki
çocuğumuz var. Bu şarkı iki insan arasındaki gurur ve bencillik gibi
bütün pisliklerin yok edilmesi ve gerçek bir aşka ulaşmak hakkındaydı.
EX: Ve albümün son şarkısı, ‘Hang my
Teeth on Your Door’; bu şarkı hakkında da sorularım var. Sanki albümdeki
diğer şarkılardan çok farklı gibi geldi bana.
DE: Bu benim yazdığım bir şarkı değil.
Yazılmasına yardım ettim. Müziği ben yazdım ama şarkı sözleri grupta
keman ve çello çalan Jeffrey Paul’a ait. Bu şarkıyı belki de on yıl önce
yazdık ve albüme koymaya yeni karar verdik. Temelde şarkı onun o
zamanlarda karısı ile olan ilişkisi hakkındaydı. Sanırım… Gerçekte ona
sormadım.
EX: Gruba son albümün ardından yeni
bir eleman katılmış.
DE:Grupta
şu an beş kişiyiz.
EX: Beş?
DE: Albüm kapağında dört kişi var.
Steve Taylor bizim şu an tam gün gitaristimiz, Low Estate’de de ‘Phyllis
Ruth’ Parçasında çalıyordu. Şu an tam gün bizle. Dolayısıyla beş
kişiyiz.
EX: Bu kasıtlı mıydı yoksa bunlar
sadece sizin tanıdığınız kişilerdi ve işler böyle mi yürüyordu?
DE: Evet. İkisi de doğru sayılabilir.
İlk albümü yaptığımızda daha çok kişiyle yapmak istemiştik ama işi basit
tutmak da istiyorduk. Zaten diğer insanlara ödeyecek paramız da yoktu.
Şu an hala onlara ödeyecek paramızın olmadığı bir noktadayız. Bu ekstra
üyelere zar zor ödeme yapıyoruz, ama onlar çok az para kazandıkları
halde bu işi müziği çok sevdikleri için yapıyorlar. Bunu yapabildiğimiz
kadar yapacağız. Belki bir noktaya geliriz, daha çok elemanımız olur ya
da daha az. Bu plakta yapmak istediğimiz müzik o kişilerin
enstrümanlarıyla birlikte bizimle olmalarını zorunlu kılıyordu.
EX:
Gelecek albüm için planlarınız var mı? Belki başka bir yön, ya da o
albümde ne yapacağınız hakkında bir düşünceniz var mı?
DE: Bazı şarkılar yazdık, ben az
yazdım, iki ya da üç tane. Bir cd’nin yarısı kadar müziğimiz var; o
yüzden çabucak bitirebiliriz. Hangi yöne gideceği hakkında düşünmedim.
Bu müzik benden çıkıyor. Bazıları bunun gereksiz olduğunu, eski albümü
andırdığını söylerse buna hiç aldırmam. Yapmak istediğimi yapıyorum ve
hiç kaygılanmıyorum. |