I. BÖLÜM
AİLESİ VE TAHSİL HAYATI
Mehmet Şükrü Saraçoğlu, 1887 (Rumi 1302) yılında İzmir'in Ödemiş kasabasında doğdu. Babası, Saraç Mehmet Tevfik Usta, Annesi Şerife Hanımdır1.İlk çocuklu yılları Ödemişte geçen Saraçoğlu'nun ailesi Ödemiş'in köklü ailelerinden biridir. Aslen Polathanelidir. Babası buradan Ödemiş'e hicret etmiştir2.Annesi Şerife Hanım ise Ödemişin Kazan köyündendir. Saraçoğlu 4 kardeşin en büyüğü olup sırayla kendisinden sonra Hafız Hüseyin, Rüştü ve Hamid gelmektedir3.
İlk tahsilini Ödemişte yapmış ve 1899'da Ödemiş Rüştiyesine girmiştir. Burayı bitirdikten sonra 1901 yılında İzmir İdadisine girmiştir4. Tatil aylarında Ödemişte Aşar Muharrirliği yapmıştır. 1909'da Mülkiye Mektebinden diploma almıştır5.
II. BÖLÜM
B- GÖREVLERİ
Şükrü Saraçoğlu Mülkiyeden mezun olduktan sonra aynı yıl Aydın ili maiyet memurluğuna atandı. İkinci yılında Muharrirliğini sürdürüp aynı zamanda İzmir sultanisi matematik öğretmenliğini sürdürdü. Bu sürede idare meclisi Müstantikliği görevini de üstlenmiştir.1912'de İzmir İttihat ve Terakki ticaret okulu müdürlüğüne getirildi6. Bu görevde iken ocak 1914'de burs alarak öğrenim için Belçika'ya gitti. 4-5 ay sonra I. Dünya harbinin başlaması üzerine İzmir'e döndü. Harbiye'de 2 ay yedek subay olarak eğitim gördükten sonra yeniden İzmir İttihat ve Terakki Ticaret okulundaki görevine başladı7.
1915 Mayısında İzmir vilayeti adına, o zaman ki İzmir Valisi Rahmi Arslan beyin yardımı ile İsviçre'ye dolaysı ile Cenevre'ye gönderildi.Cenevre Üniversitesi Siyasal ve İktisat bölümlerini bitirdikten sonra 1919 yazında Türkiye'ye döndü. Cenevre'de bulunduğu dönemde yakın arkadaşlarından olan Mahmut Esat Bozkurt ile Cenevre Türk Talebe Cemiyeti'ni kurdu. Bir yıl kadar bu cemiyete başkanlık etti. Bu sıralarda ise Mondros Mütarekesi imzalanmıştı.Saraçoğlu, cemiyetin adına yayınlanmasına öncülük ettiği Fransızca dergide mütarekenin koşullarını eleştirir. Ayrıca bu dönemde Lozan Hukuk Yurdunda, Türk İstihbarat Dairesini başarıyla idare eden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır8. Dönüşünde doğduğu kasabanın Yunanlılarca işgal edildiğini öğrendi. Kuşadası'na gelerek milli harekette ki yerini aldı. Bir süre sonra Nazillide ki efeler cephesine katıldı. Bu sırada İzmir'den meclis-i Mebusan'a üye olarak seçildi. İstanbul'a gönderildi. Meclisin dağıtılmış olması nedeniyle yeniden İzmir'e dönüp çeteler arasındaki yerini aldı.
İzmir'de bulunduğu süreçte Şükrü Saraçoğlu'nun bir dönem tutuklanma hadisesi vuku bulmuştur. Bu olayın içeriği hakkında bilgi vermek gerekirse şu şekilde ifade edebiliriz; Yunan işgali sırasında General Milne ( İngiliz Donanma komutanı) bölgede uygulanan mezalimi sözde kontrol ve gözlem amaçlı bir heyet gönderir. Kuva-yı Milliyemizin çok değerli münevveri olan Celal Bey ve Şükrü Saraçoğlu bu grupta temasa geçecektir. 27 Ağustos 1919.
Demirci Mehmet Efe; Kazım Nuri ile Saraçoğlu'nu tevkif edip, Galip hocaya da ( Bayar) izin vermiş ve bunları da İlhami ve Kemal Paşaya yaptırmıştır.
Bunların fikrine göre mücadele işini İttihatçılara bırakmakla yurdu yunanlılara terk etmek arasında hiçbir fark yoktur. Bu arada bu fikri kısmende olsa destekleyen Denizli mutasarrıfı Faik Bey'in olaya yaklaşımı şu şekildedir: Burada Şükrü Saraçoğlu gibi bir münevverden Aydın Kuva-yı Milliyesinin mahrum bırakılmasına sebebiyet verilmiş olmasına destek vermiştir. Karşıt görüşte ki bu kişiler, milli mücadele de particilik hissi ile hareket edilmemesi kanısındadırlar. Bu olay sürecinde Demirci Mehmet Efe'nin Saraçoğlununda içinde bulunduğu bu gruptaki kişileri öldürmeyi düşünmüştür. Ancak İstanbul'dan tepki alacağını düşünen Ali Paşa buna müsaade etmemiştir. Ve nihayet Demircinin nüfuzu kırılmış ve Saraçoğlu ile Kazım Nuri emniyet altına alınmıştır9.
Milli mücadelenin bitiminden sonra Ödemiş'e gelen Saraçoğlu uzun bir süre çitçilikle uğraşırken Ödemiş belediye reisi seçilmiştir (1923). 1 ay kadar bu görevde bulunmuştur. I. İzmir İktisat Kongresine (17 Şubat- 4 Mart 1923) Ödemiş çiftçi murahhası olarak katılır. Ayrıca İktisat kongresinde Türkiye Çiftçiler Birliğinin nizamname esasının müsveddesinin tanzime memur heyette bulunur10. İzmir İktisat Kongresindeki faaliyet ve çalışmaları ile dikkat çeken Saraçoğlu, neticede Ağustos 1923'te İkinci dönem TBMM'ne 807 oyla İzmir milletvekili seçilir. 11 Ağustos'ta meclise katıldı. Ertesi gün mazbatası onaylandı11. Bu konuda, Celal Bayar'ın hatıratında Saraçoğlu'nun mebus seçilmesi için Atatürk'e tavsiyede bulunduğunu ve onu desteklediğini belirtti.
Saraçoğlu TBMM'ne mebus seçilmesi ile birlikte kısa zamanda çalışmaları ve faaliyetleri ile kendisini göstermiştir. II. TBMM'nin genç mebuslarından biri olan Saraçoğlu, hızla yükselen başarı grafiği ile kısa zamanda kendisinin hükümette vekil olarak görmekteyiz12.
Saraçoğlu bu sırada zevcesi, eski maarif nazırlarından olan Zühtü Paşa'nın torunu ve Zahit Bey'in kızı Saadet Hanımla evlenmiş ve Hüseyin Aydın, Ahmet Yılmaz ve Fatma Evin adlarında çocukları bulunmaktadır13.
Bu dönemde siyasi platformda tek bir parti bulunmaktaydı. CHP'ye bir dönem totaliter bir nitelik verme teşebbüsleri olmuştur.Fakat bizzat Atatürk tarafından önlenmiştir. 1924 Anayasası hazırlanırken İsmet İnönü kanunlar ve kararlar üzerinde VETO hakkına sahip olmayı savunmuştur. Bunu, ilerde karşılaşması mümkün olabilecek durumlar için elinde bir koz olarak saklamak istemiştir. Fakat karşısına ona saygıdan başka bir düşünceleri olmayan genç hukukçular çıktı. Saraçoğlu'nu da bunlar arasında zikredebiliriz. Bu grup ona bu hakkın meclis üstünde daima bir Damokles kılıcı gibi sallanacağını ve buna lüzumda olmadığını ısrarla anlatırlar14.
III. BÖLÜM
C- VEKİLLİKLERİ
II. dönem TBMM'ne mebus olarak seçildikten sonra Saraçoğlu kısa zamanda ki gelişmeler neticesinde 22 Kasım 1924-3 Mart 1925 Fethi Okyar hükümetinde Maarif Vekilliği görevine getirildi15. Bu kabinenin çekilmesinden sonra 1926'da Türk-Yunan halkının mübadelesi konusunda kurulan " Muhtelif Mübadele Komisyonu" Türk Murahhas Heyeti başkanlığına tayin edildi16.
Bu meselenin evveliyatı hakkında bilgi vermek gerekirse; 30 Ocak 1923 Lozan antlaşması ile Yunanistan'da bulunan Müslüman-Türk azınlıkları ile Türkiye'de bulunan Rum'ların mübadelesi öngörülmüştür. Ancak uygulama safhasında anlaşmanın 2. maddesinde yer alan "Batı Trakya Türkleri ile İstanbul'da ki Rumların mübadeleden hariç tutulması" iki ülke arasında uyuşmazlığa sebep olmuştur. Mübadeleden İstanbul'da yaşayan Rumları hariç tutmak isteyen Yunanistan'ın bu tutumu iki ülke arasında uzun süre gerginlik yaratmıştır17.
Saraçoğlu başkanlığındaki komisyon Atina'ya gider ve 1 Aralık 1926'da "Ahali Mübadelesi hakkında İtirafname ve ekleri" imza edilmiştir. Ülke azınlıklarının emlak konuları da bu görüşme kapsamında tutulmuştur18. 1926 anlaşması meselenin halli için yeterli olmamıştır. 1930 Ankara ve 1933 Ankara anlaşmaları ile soruna çözüm aramıştır. Bu anlaşmalar neticesinde Kıbrıs sorununa değin ilişkiler iyi bir seyir takip etmiştir19.
Saraçoğlu III: dönem seçimlerine katıldı ve yapılan seçimde 102 oyla İzmir'den milletvekili seçildi. 15 Eylül 1927'de mazbatasını aldı. 1 Kasım 1927'de meclise katıldı. 14 Kasımda mazbatası onaylandı20.
IV. İnönü hükümetinde ( 1 Kasım 1927- 27 Eylül 1930) 2 Kasım 1927'de Maliye bakanlığına getirildi21. Dilekçe komisyonu kararını genel kurulda görüşülmesi önerisinde bulundu. Genel kurulda 62 değişik konuda 150 kez dönem için rekor oluşturan konuşması vardır. 31.12.1928'de ki bir konuşmasına da genel kurulca teşekkür edilmiştir22.
27 Eylül 1930- 4 Mayıs 1931 V. İnönü hükümetinde Maliye bakanlığı yapmıştır23.
22 Aralık 1930'da Maliye bakanlığı görevini yürütürken rahatsızlanmış ve istifa etmiştir. Yerine Abdülhalik Renda Bey tayin edilmiştir24.Viyana'da tedavi olur tekrar yurda döner Osmanlı borçlarını görüşmek üzere Türkiye'ye gelen temsilciler ile görüşme yapan Türk heyetine başkanlık eder. Bazı iktisadi meselelerin tetkiki için kısa bir süre zarfında hükümet tarafından ABD'ye gönderilmiştir. Dönüşünde ABD izlenimlerine ihtiva eden raporunu hükümete sunar.
1923'te Paris'te toplanan Osmanlı borçlarının taksite bağlanmasına ilişkin görüşmelerde Türk heyetine başkanlık eder. 22 Nisan 1933'te anlaşma imzalanır25.
4 Mayıs 1931-1 Mart 1935 VI. İnönü hükümetinde Yusuf Bey'in yerine adliye vekilliği görevine getirilmiştir26. Ayrıca önceki Maliye vekilliği döneminde merkez bankasının kurulmasını sağlayan esasları başarıyla yerine getirmiştir. Adliye vekilliği döneminde hakimler tasarısı kanunun gereğini önemle vurgulamıştır. İnkılapların sosyal hayatta meydana getirdiği değişikliklerin büyüklüğünün Türk adliyesine düşen vazifeyi arttırdığı görüşündedir. Yeni kanunların hayata sağlıklı olarak geçirilmesinde önemli vazifesi olan hakimlerin göreve getirilmesinde belirli şarların aranması ve yetenekli kişilerin vazifelendirilmesinin gerekliliğini belirtmiştir27.
1 Mart 1935 - 1 Kasım 1937 VII. İnönü hükümetinde adliye vekilliği görevini sürdürmüştür. 1 Kasım 1937 -11 Kasım 1938 I. Bayar hükümetinde de aynı görevi sürdürmüştür. 11 Kasım 1938 -25 Ocak 1939 II. Bayar hükümetinde ise Hariciye vekilliği görevinde bulunmuştur. 25 Ocak 1939 - 3 Nisan 1939 I. Refik Saydam hükümeti ve 3 Nisan 1939 - 8 Temmuz 1942 II.Saydam hükümetinde Hariciye vekili olarak icra vekilleri heyetinde yer almıştır28.
Bu dönemde II. Dünya Harbinin vuku bulmaya başladığını görmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti bu dönemde pek çok önemli iç ve dış sorununu çözümlemiş ve büyük bir kalkınma hareketini başarıyla gerçekleştirmeye başlamıştır. Dış siyasette "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi temel alınmıştır. Savaşın başladığı yıllarda ilk başta tarafsızlığın korunduğunu görmekteyiz. Fakat Türkiye'nin jeopolitik ve öneminden dolay, savaş sürecinde Mihver ve Müttefik devletler Türkiye'yi kendi yanlarında savaşa sokmak için büyük çabalar harcadılar. Ve baskılarda bulundular. Ancak iki taraf ta başarılı olamadı ve Türkiye savaşın sonuna kadar tarafsızlığını korumayı başardı. Bununla beraber Türkiye savaşın başlarından itibaren güvenliğini sağlamak üzere her iki tarafla çeşitli diplomatik ilişkilerde bulunmaktan geri kalmadı. 1939 yılında İngiltere ve Fransa ile bir yakınlaşma vardır ve buna karşı Almanya ve İtalya'nın sert tepkisi ile karşılaşılmıştır29.
Bu gelişmeler içerisinde Sovyetler Birliğinin daveti üzerine bir dostluk antlaşması yapmak üzere Türk dış işleri bakanı Şükrü Saraçoğlu yanında gelen sekreter yardımcısı Cevat Açıkalın ve siyasi işler genel müdürü Feridun Cemal Erkin olduğu halde 22 Eylül'de Rusya'ya hareket etti ve 25 Eylül 1939'da Moskova'ya vardı. Moskova'da heyet garda Potemkin tarafından karşılandı. 15 Eylül sabahında Kremlin'de hariciye komiseri ve o sırada aynı zamanda kabine reisi olan Molotof ziyaret edildi. Öğle yemeği Kremlin'de yenildi. Her şey iyi başlamış görünüyordu. Fakat 27 Eylül'de Tass ajansı görüşmelerin sekteye uğradığını ilan eden tebliğ yayınladı30. Rusya tarafından boğazlar konusunda bir takım değişikliklere gidilmesi önerildiyse de bu kabul edilmedi. Türkiye'nin amacı Batı ile olan ittifak çerçevesinde Sovyetlerle de bir ittifak antlaşması yapmaktı. Bu sırada Alman dış işleri bakanı Won Ribbentrop da Moskova'ya geldi. Bu gelişme de görüşmeleri sekteye uğrattı.
1 Ekim'de görüşmelere yeniden başlandı. Saraçoğlu, Stalin ve Molotof'un katılımı oldu. Sovyetler boğazlar da geçiş statüsünü kendi lehlerine değiştirmek istemekte idi31. Bütün bunlar ise Türkiye'nin güvenliğini bağımsızlık ilkesini yakından ilgilendiren hususlardı. Türk heyeti bu önerileri kabul edilmedi. 17 Ekim 1939'da Saraçoğlu başkanlığında ki heyet yurda döndü.
Şükrü Saraçoğlu bu düşünceler etrafında hariciye vekilliğini yürüterek, Türk dış politikasını en iyi şekilde yönlendirmiştir. II . Dünya savaşının en zor günlerine gelindiği sırada baş vekil Dr. Refik Saydam'ın ani bir şekilde vefatı ( 7 Temmuz 1942) üzerine hariciye vekilliği gibi zor bir görevi yürüten Saraçoğlu'na bu sefer daha ağır bir görev niteliği taşıyan kabineyi kurma, baş vekillik görevi verilmiştir32.
IV. BÖLÜM
D- BAŞ VEKİLLİK DÖNEMİ ( 1942-1946)
a- I. SARAÇOĞLU HÜKÜMETİ (9 Temmuz 1942-8 Mart 1943)
XIII. icra vekilleri heyetini kurmakla görevlendirilmiştir.
İCRA VEKİLLERİ HEYETİ
Başbakan : Şükrü Saraçoğlu ( İzmir) Adliye Vekili : Hasan Menemencioğlu (Mardin) Milli Müdafaa vekili :Ali Rıza Artunkal (Manisa) Dahiliye Vekili :Ali Fikri Tüzer ( Erzurum) (vefat) : Recep Peker ( Kütahya) 17.8.1942 Hariciye Vekili : Şükrü Saraçoğlu (İzmir) :Numan Menemencioğlu (İstanbul) 14.08.1942 Maliye Vekili :Fuat ağralı (Elazığ) Nafıa Vekili :Ali Fuat Cebesoy (Konya) Maarif Vekili :Hasan Ali Yücel (İzmir) İktisat Vekili : Sırrı Day (Trabzon) Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili :Hulusi Alataş (Aydın) Gümrük ve İnhisarlar Vekili :Raif Karadeniz (Trabzon) Ziraat Vekili :Şevket Raşit Hatipoğlu (Afyon Karahisar) Münakalat Vekili : Fahri Engin (Samsun) Ticaret Vekili :Behçet Uz (Denizli)33 Şükrü Saraçoğlu'nun baş vekilliğe getirilmesi iç ve dış basında yankılar uyandırdı. Saraçoğlu'nun kurduğu yeni hükümetin programı önce parti meclis grubunda okunarak kabul edildi. 5 Ağustos 1942'de TBMM'de yeni hükümetin programını Saraçoğlu sundu ve güvenoyu alındı34.Bu hükümet programının içeriği şu şekilde idi.
GENEL AMAÇLARI
Yeni hükümetimizde önceki gibi CHP programını dikkatle uygulayacaktır. Büyük şef olarak nitelendirilen İsmet İnönü!nün etrafında yaratılan birlikten söz edilmektedir. İnönü Türk milletine,Türk millet de İnönü'ye çok yakışıyor ifadesini kullanmıştır. Demokratik ve halkçı yapı hakkında bilgiler verilmektedir.Türk milletinin hakimiyeti önemle vurgulanır.
MİLLİ SAVUNMA POLİTİKALARI
Ülkenin savaşın dışında tutulmaya çalışıldığı vurgulanır. Ancak topraklarımız ve istiklalimize tecavüzler olduğu takdirde son ferdimize kadar çarpışacağız ifadesi yer alır. Bundan dolayı ordu her an hazırlıklı tutulacaktır.
İKTİSADİ POLİTİKALARI
Politikalarının en önemli köşesini iaşe meselesi olduğu ifade edilmektedir. Savaşın ve ortamın getirdiği sebepler nedeniyle bu sıkıntının normal olduğu ve aşınacağı ifade edilmiştir. İktisadi buhranlarında uygulanacak olan politika ile aşılacağı ifade edilmiştir. Mevcut hububat açığını kapatmak için ABD'den 15000 ton buğday tedarik edilecektir.
DIŞ POLİTİKALARI
Lozan'dan bu güne kadar ülkemiz bir çok sınavdan başarı ile geçmiştir ve gün geçtikçe daha istikrarlı bir seyir göstermektedir. Tamamen savaşın dışında kalınamayacağı ve İngiltere, Almanya devletleri ile olan ilişkilerin kimseyi endişeye düşürecek tarzda olmadığı belirtilir.
EĞİTİM VE KÜLTÜR POLİTİKALARI
"Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız bizim için Türkçülük bir vicdan ve kültür meselesidir. Üniversite ve yüksek mekteplerdeki gençlerin çıtayı daha da yükselteceği inancındayız." Ayrıca Köy Enstitülerinin'de hızla yükselmeye başladığı ifade edilmektedir. Politikalarının ana hatları bu şekildedir35.
Bu dönemde yapılan uygulamalardan bahsetmek gerekirse her ne şekilde olursa olsun savaş zenginlerinin servetlerinden büyük oranda devlet payı yani vergi alma amacı güden " Varlık Vergisi Kanunu" 11 Kasım 1942'de memleketin iktisadi vaziyeti ve alınacak tedbirler hakkındaki 4305 sayılı kanun olarak kabul edilmiştir. Varlık Vergisi Kanunun kabul edilmesi üzerine yabancılar cephesinde elçiler derhal harekete geçti. Bu kanunun gayrı Müslim azınlıklara yönelik bir baskı aracı olarak uygulandığı ileri sürülerek eleştirildi. Varlık Vergisi bir defaya mahsus olmak üzere servet ve fevkalade kazançlardan alınacak bir vergidir.
Topraksız köylülere bazı arazileri dağıtmaya yönelik" Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu" da bu dönemde yürürlüğe konmuştur36. Çiftçiyi topraklandırma kanunu görüşmeleri TBMM'de tartışmalar da yol açmıştır. Etkin bir muhalefet bu dönemde belirmeye başlamıştır.
b- II. SARAÇOĞLU HÜKÜMETİ (15 MART 1943- 5 AĞUSTOS 1946)
XIV. İCRA VEKİLLERİ HEYETİ
Başbakan : Şükrü Saraçoğlu ( İzmir) Adliye Vekili : Ali Rıza Türel (Konya) Milli Müdafaa vekili :Ali Rıza Artunkal (Manisa) Dahiliye Vekili : Recep Peker ( Kütahya) (istifa) :Hilmi Uran (Seyhan) 20.5.1943 Hariciye Vekili : Numan Menemencioğlu (İstanbul) :Hasan Saka (Trabzon) 13.09.1944 Maliye Vekili :Fuat Ağralı (Elazığ) Nafıa Vekili : Sırrı Day (Trabzon) Maarif Vekili :Hasan Ali Yücel (İzmir) İktisat Vekili : Fuat Sirmen (Rize) Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili :Hulusi Alataş (Aydın) : Sadi Konuk (Bursa) 19.01.1945 Gümrük ve İnhisarlar Vekili :Suat Hayri Ürgüplü (Kayseri) : Tahsin Coşkan(Kastamonu) 19.02.1946 Ziraat Vekili :Şevket Raşit Hatipoğlu (Afyon Karahisar) Münakalat Vekili : Ali Fuat Cebesoy (Konya) Ticaret Vekili :Celal Sait Siren ( Bolu) : Raif Karadeniz (Trabzon) Çalışma vekili : Sadi Irmak (Konya)37Genel amaçları ve iç politikaları I. Saraçoğlu hükümetinin aynıdır. Dış politikaları;bu platformda türkün haklarını ve menfaatlerinin korunacağı belirtilmektedir. İngiliz Türk dostluğu ifade edilmektedir. Ayrıca bu dostluk ABD nezrinde de coşku ile karşılanmıştır. İktisadi politikaları, harbin 4. yılında ülkemizin iaşe sıkıntısı ve para sıkıntısı önemle vurgulanır. Enflasyona da dikkat çekilmiştir. Varlık vergisi ve köylüyü topraklandırma kanunun gereğine işaret edilmiştir. Eğitim ve kültür politikaları ise şu şekildedir: " En büyük ilaveyi maarif de yaptık buraya konan para geçen seneye nazaran 14.5 milyon lira fazladır. II. Saraçoğlu'nun programı bu ilkelerden oluşmaktadır38.
Bu dönemde ekonomide liberalleşme söz konusudur. Savaş yıllarında Türkiye'yi yöneten Refik Saydam ve Saraçoğlu hükümetleri savaş ekonomisi sorunlarına iki farklı yaklaşımı temsil eder. Sorun azalan üretim ve ithalat koşullarında oluşan darlıkların ve önlenemeyen enflasyonist baskıların halk yığınlarının tahammül sınırın aşmasını önlemek ve büyük kentlerin ihtiyaçlarını sağlayabilmek...Saraçoğlu sıkı denetim mekanizmalarını kaldırma ya da gevşetme yoluna gitti. İlk olarak hububat alım fiyatları yükseltildi ve ürünün %25'inden fazlasının piyasa fiyatlarından satımı çiftçi için serbest bırakıldı. Diğer gıda maddelerinde de fiyat denetimleri kaldırıldı veya hafifletildi. Saraçoğlu hükümetinin bu süreçler sonunda oluşan aşırı kazançlara ve enflasyona karşı getirdiği savunma mekanizması iki olağanüstü vergiden oluşmuştu;Varlık vergisi ve toprak mahsulleri vergisi. II. Dünya savaşında Refik Saydamın piyasa kontrollerine Şükrü Saraçoğlu'nun piyasa serbestisine dayalı ekonomik yönetim seçenekleri arasındaki yalpalamalar 46 sonrasının siyasi iktidarlarına egemen olan Liberalizm ile 60 sonrası planlanmasına egemen olan ithal ikameci ve devletin denetiminde iktisadi politikalar arasında dalgalanmalar ve nihayet 80'lerde yeniden içe ve dışa karşı piyasa ekonomisine dönüş ve dışa açılma iddiası ile yürürlüğe giren 24 Ocak kararları etrafındaki çalkantılar, iktisat politikalarında durmadan tekrarlanan senaryoların varlığını göstermektedir39. Bu şekilde iktisadi ortam hakkında bilgi verdikten sonra dönemin siyasi hadiseleri hakkında açıklama yapmak gerekirse şunları belirtebiliriz :
Bu dönemde çıkarılan kanunlardan biri de seçim kanunudur. Tek dereceli seçim usulü kabul edilmiştir. Kanun uyarınca milletvekili seçimleri bu dönemde yenilenmiştir40.
Saraçoğlu'nun :" Biz Türküz daima Türkçü kalacağız bizim için Türkçülük bir vicdan ve kültür meselesidir." Sözleri "1944 Türkçülük Olayı" olarak adlandırılan vakaya sebep olmuştur. Bu sözler Türk'çü çevrelerce şükran duyguları ile ve coşku ile benimsendi. Bu dönemde görülen Türkçülük ve Komünizmin mücadelesinin ana nedeni Nihal Atsız'ın Orhun dergisinde Saraçoğlu'na hitaben yayınladığı iki açık mektup olmuştur. I. Mektubundan kısaca alıntı yapmak gerekirse;"Sayın başvekil, Hem Türkçü hem de başvekil olduğunuz için size bu mektubu yazıyorum. Yalnız baş vekil olsaydınız,bunları yazmak emeğine katlanmazdım. Çünkü Türkçü olmayan bir baş vekile hitap etmenin ne kadar boş olduğunu bilirim.yalnız bir Türkçü olsaydınız yine yazmaya lüzum görmezdim, çünkü faydasız kalacak olduktan sonra sizden daha eski Türkçülerle yurdun dertlerini her zaman konuşabilirdim. Fakat Türkçü olarak idare makinesinin başında olduğunuz için sizinle konuşmaktan faydalar doğabileceğine inanıyor onun için size hitap ediyorum." İfadesiyle başladığı iki açık mektubunda hükümeti eleştiren ve ithamlarda bulunan ifadelerde bulunur41. Bu mektuplar neticesinde 3 Mayıs 1944'de Nihal Atsız mahkemece mahkum edilmiş ise de sonra cezası tecil edilmiştir. Mahkeme sefası bitmiş iken siyasi tarafı henüz yeni başlıyordu. Herkes ırkçılık ve Turancılık tehlikesini konuşuyordu.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 19 Mayıs 1944 günkü gençlik bayramında ki yaptığı konuşmada, bu iddialar hakkındaki görüşünü ağır bir ithamla belirtince,polis ülke çapında Türk'çü avı başlatmıştır. Bir çok kişi Irkçı ve Turancı olarak hapislere yollanmıştır42.
Eğitim politikasında büyük umutlar bağlanan gençlerden de bu ortam içerisinde tepkiler alınmıştır.Faşizm ve vurgunculuk aleyhine geniş cephe birliği adlı sol grup üniversite gençliği içerisinde ileri gençlik birliği adlı teşkilatı kurar. Bu teşkilat 1944'de Süleymaniye camiinin iki minaresi arasına mahya gibi üzerinde "Saraçoğlu Hükümeti Faşisttir, Vurguncularla Savaş Cephesi" yazılı bir bandı asmaya çalışmışlardır. Bu da tepkiyi gösteren açık bir örnektir43.
Bu dönemde mecliste muhalefet ortaya çıkmıştır. Ve neticesinde DP' nin kurulduğunu görmekteyiz. Tek parti idaresi uzun bir süre bazı çevrelerde hoşnutsuzluk yarattı. CHP için ilk ciddi muhalefet kadrosunun; Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü, Emin Sazak oluşturmuştur. Daha sonra bu kişiler 7 Haziran 1945'de "Dörtlü Takrir " olarak anılan parti tüzüğünde değişikliğe gidilmesini istedikleri önergeyi sunarlar. Bu süreç neticesinde CHP'den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü 7 Ocak 1946'da DP'yi kurdular. Böylece tek partili hayata geçiş tekrar gündeme gelmiş oluyordu44.
Ayrıca bu dönemde II. Dünya harbi seyrini sürdürmektedir. Saraçoğlu ise tarafsızlığımızı korumakta ve denge politikası uygulamaktadır. Bu politika çerçevesinde gerçekleşen Adana görüşmesi hakkında bilgi vermek gerekirse; İngiltere başbakanı Churchill, "Türkiye'yi modern silahlarla güçlendirme yollarını araştırmak ve bu ülkenin savunma gücü hakkındaki sorunları görüşmek için" Türkiye'ye gelmek istediğini bildirir. Bunun kabul edilmesi üzerine de 30 ve 31 Ocak 1943 günlerinde Adana'nın yenice istasyonunda Cumhurbaşkanlığı treninde İsmet İnönü ve Başbakan Saraçoğlu ile Churchill arasında toplantı yapılır. Görüşmeler sonunda Türkiye'nin savunması için gerekli görülen silah ve savaş araç gereçlerinin listesi hemen hazırlanarak İngiltere'ye verildi. İngiltere Türkiye'yi savaşa sokma konusunda ise başarılı olamamıştır45.
V. BÖLÜM
E- BAŞVEKİLLİKTEN AYRILMASI (1946)
21 Temmuz seçimlerinin ardından istifa eder. Yerine İstanbul milletvekili Recep Peker atanmıştır. Saraçoğlu ise CHP genel başvekili olarak kalmıştır. Ali Fuat Cebesoy'un ölümü üzerine 1 Kasım 1948'de TBMM başkanlığına seçilmiştir. Meclis başkanlığı görevine 1 Kasım 1949'da ikinci kez seçilirken bu görevi 14 Mayıs 1950 seçimleri sonuna kadar sürdürmüştür. Bu seçimlerle CHP iktidarı sona ermiştir. Bu seçimler neticesinde siyasi hayata veda etmiştir.
VI. BÖLÜM
F- ÖLÜMÜ (27 ARALIK 1953)
G- SONUÇ
Şükrü Saraçoğlu dönemin olumsuz şartlarına rağmen iyi bir eğitim görmüş ve harp kapsamında milli mücadeledeki yeri ise en ön saflarda olmuştur. Milli mücadelemiz ardından ise yapılanma sürecimizin ve dönemin şartları uyarınca vekilliği döneminde bütün dış etkilere rağmen ulusumuzu savaş dışında tutma yolunda önemli roller oynamıştır. Yine vekilliği döneminde, Nüfus Mübadele Komisyonu, Varlık vergisi kanunu, Çiftçiyi Topraklandırma kanunu gibi önemli oluşumlar içinde yer almıştır. Başvekilliği döneminde de çizgisini korumuştur. Demokrat bir Türkçü olarak karşımıza çıkmıştır. Dönem dönem bu yönü nedeniyle eleştirilere hedef olmaktan kaçınamamıştır. Yine de dönemin şartlarına göre yerinde kararlar vermekte başarı göstermiştir.
Sonuç olarak Saraçoğlu önemli başarılarına karşı fazla ön planda olmamıştır. Belki bir çok arkadaşımız tarafından da ne yazık ki bilinmemektedir.